• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #683025
    Anonim

      İ’lem Eyyühel-Aziz!

      Senin önünde çok korkunç büyük mes’eleler vardır ki, insanı ihtiyata, ihtimama mecbur eder.

      Birisi:
      Ölümdür ki, insanı dünyadan ve bütün sevgililerinden ayıran bir ayrılmaktır.

      İkincisi:
      Dehşetli korkulu ebed memleketine yolculuktur.

      Üçüncüsü:
      Ömür az, sefer uzun, yol tedariki yok, kuvvet ve kudret yok, acz-i mutlak gibi elîm elemlere maruz kalmaktır. Öyle ise, bu gaflet ü nisyan nedir? Devekuşu gibi başını nisyan kumuna sokar, gözüne gaflet gözlüğünü takarsın ki Allah seni görmesin. Veya sen Onu görmeyesin. Ne vakte kadar zâilat-ı fâniyeye ihtimam ve bâkiyat-ı daimeden tegafül edeceksin?

      Said Nursi

      İ’lem Eyyühel-Aziz: Ey saygıdeğer şerefli bil.
      İhtiyat: Tedbirli olmak, ileriyi düşünerek önlemler almak.
      İhtimam: Özen gösterme, çok dikkat etme.
      Ebed: Ebedilik, sonu olmamak, sonsuzluk.
      Kudret: Güç.
      Acz-i mutlak: Sonsuz güçsüzlük.
      Elîm: Acı veren.
      Elem: Acı, dert, kaygı.
      Maruz: Uğrayan, uğrar durumda, uğramış, hedef.
      Gaflet ü nisyan: Allah’ı(cc) ve ahireti unutmak ve düşünmemek, Allah’ın emir ve yasaklarına alakasız olma.
      Nisyan: Unutmak, hatırdan çıkarmak.
      Gaflet: Düşüncesizlik ve ihmal sebebiyle, içinde bulunduğu gerçeklerden habersiz olma.
      Zâilat-ı fâniye: Gelip geçici olanlar, kaybolup gidenler.
      İhtimam: Özen gösterme, çok dikkat etme.
      Bâkiyat-ı daime: Daima devam edenler, sürekli kalıcı olup devamlı olanlar.
      Tegafül: Anlamazlıktan gelmek, bilmez görünmek.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.