- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
28 Mayıs 2008: 05:45 #639001
Anonim
ne zaman,
hasretin vuslatına erişse yaralı yüreğimiz,
ne zaman kesişse yolu kalemimizle kara sevdamızın,
sarı, kirli, kırışık defterler yapraklarına,
hep gitmeleri yazarızne zaman,
bir fırça tutuştursa elimize kader ve
hadi anlat kendini dese o alaylı tebessümünü yerleştirip dudaklarına,
kazara üç beş tane de rengini derlesek günümüzle hayatın,
hep gitmelerin o mahzun, o mazlum resmini çizeriz tuvalimizene zaman,
dalıp gitsek yaşamak dediğimiz be engin denizin gizemli ufuklarına,
ne zaman kulak vermeye kalksak notaların o ilahi yansımalarına,
bir hüzünlü melodi çıkar gelir ruhumuzun bilinmezliklerinden,
yakılır kalır dudaklarımıza,
gitmeleri söyler, gitmeleri fısıldar kulağımıza mütemadiyen usulcane zaman,
yangınları alevlense kalbimizin,
göz yaşlarımızla söndüremeyiz de,
bir uzak diyarda, bir uzak zamanda kovalarız onu söndürecek bahar yağmurlarınıne zaman,
aşinası olduğumuz acı, başını kaldırsa derin uykusundan yüreğimizde,
hep yol çeker gözümüz, alıp başını gidesi gelir duygularımızın, bunca yaşanmışlığımızla
sırrını çözmeye muvaffak olamadığımız bir meçhul istikametindene zaman,
yaşlar birikse gözlerimize, yağmur toplayan bahar bulutları misali,
ne zaman doyasıya ağlasak hazan yağmurları mahcubiyetinde,
alıp başımızı,
öylesine uzaklara gidesimiz gelir, Eylül hüzünlerinde yola koyulmuş göçmen kuşlar misali
Doldurup dertleri, çileleri, özlemleri, acıları velhasıl tüm ağlamaları bir küçük valize,
Tutup elinden sıkıca, bir küçük, bir mazlum, bir üzgün, bir öksüz kız çocuğu gibi ümidin,
Çekip gitmek gelir içimizden, içimizdeki masum kendimize
Acılarımızı,
çaresizliklerimizi,
ümitsizliklerimizi,
ve yaşanmamışlıklarımızı dökerek her adımda ardımıza ceplerimizden,
öylesine gitmek isteriz iştehasretin vuslatına erişse yaralı yüreğimiz,
ne zaman kesişse yolu kalemimizle kara sevdamızın,
sarı, kirli, kırışık defterler yapraklarına,
hep gitmeleri yazarızne zaman,
bir fırça tutuştursa elimize kader ve
hadi anlat kendini dese o alaylı tebessümünü yerleştirip dudaklarına,
kazara üç beş tane de rengini derlesek günümüzle hayatın,
hep gitmelerin o mahzun, o mazlum resmini çizeriz tuvalimizene zaman,
dalıp gitsek yaşamak dediğimiz be engin denizin gizemli ufuklarına,
ne zaman kulak vermeye kalksak notaların o ilahi yansımalarına,
bir hüzünlü melodi çıkar gelir ruhumuzun bilinmezliklerinden,
yakılır kalır dudaklarımıza,
gitmeleri söyler, gitmeleri fısıldar kulağımıza mütemadiyen usulcane zaman,
yangınları alevlense kalbimizin,
göz yaşlarımızla söndüremeyiz de,
bir uzak diyarda, bir uzak zamanda kovalarız onu söndürecek bahar yağmurlarınıne zaman,
aşinası olduğumuz acı, başını kaldırsa derin uykusundan yüreğimizde,
hep yol çeker gözümüz, alıp başını gidesi gelir duygularımızın, bunca yaşanmışlığımızla
sırrını çözmeye muvaffak olamadığımız bir meçhul istikametindene zaman,
yaşlar birikse gözlerimize, yağmur toplayan bahar bulutları misali,
ne zaman doyasıya ağlasak hazan yağmurları mahcubiyetinde,
alıp başımızı,
öylesine uzaklara gidesimiz gelir, Eylül hüzünlerinde yola koyulmuş göçmen kuşlar misali
Doldurup dertleri, çileleri, özlemleri, acıları velhasıl tüm ağlamaları bir küçük valize,
Tutup elinden sıkıca, bir küçük, bir mazlum, bir üzgün, bir öksüz kız çocuğu gibi ümidin,
Çekip gitmek gelir içimizden, içimizdeki masum kendimize
Acılarımızı,
çaresizliklerimizi,
ümitsizliklerimizi,
ve yaşanmamışlıklarımızı dökerek her adımda ardımıza ceplerimizden,
öylesine gitmek isteriz işte
alıntı -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.