• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #639001
    Anonim

      ne zaman,
      hasretin vuslatına erişse yaralı yüreğimiz,
      ne zaman kesişse yolu kalemimizle kara sevdamızın,
      sarı, kirli, kırışık defterler yapraklarına,
      hep gitmeleri yazarız

      ne zaman,
      bir fırça tutuştursa elimize kader ve
      hadi anlat kendini dese o alaylı tebessümünü yerleştirip dudaklarına,
      kazara üç beş tane de rengini derlesek günümüzle hayatın,
      hep gitmelerin o mahzun, o mazlum resmini çizeriz tuvalimize

      ne zaman,
      dalıp gitsek yaşamak dediğimiz be engin denizin gizemli ufuklarına,
      ne zaman kulak vermeye kalksak notaların o ilahi yansımalarına,
      bir hüzünlü melodi çıkar gelir ruhumuzun bilinmezliklerinden,
      yakılır kalır dudaklarımıza,
      gitmeleri söyler, gitmeleri fısıldar kulağımıza mütemadiyen usulca

      ne zaman,
      yangınları alevlense kalbimizin,
      göz yaşlarımızla söndüremeyiz de,
      bir uzak diyarda, bir uzak zamanda kovalarız onu söndürecek bahar yağmurlarını

      ne zaman,
      aşinası olduğumuz acı, başını kaldırsa derin uykusundan yüreğimizde,
      hep yol çeker gözümüz, alıp başını gidesi gelir duygularımızın, bunca yaşanmışlığımızla
      sırrını çözmeye muvaffak olamadığımız bir meçhul istikametinde

      ne zaman,
      yaşlar birikse gözlerimize, yağmur toplayan bahar bulutları misali,
      ne zaman doyasıya ağlasak hazan yağmurları mahcubiyetinde,
      alıp başımızı,
      öylesine uzaklara gidesimiz gelir, Eylül hüzünlerinde yola koyulmuş göçmen kuşlar misali
      Doldurup dertleri, çileleri, özlemleri, acıları velhasıl tüm ağlamaları bir küçük valize,
      Tutup elinden sıkıca, bir küçük, bir mazlum, bir üzgün, bir öksüz kız çocuğu gibi ümidin,
      Çekip gitmek gelir içimizden, içimizdeki masum kendimize
      Acılarımızı,
      çaresizliklerimizi,
      ümitsizliklerimizi,
      ve yaşanmamışlıklarımızı dökerek her adımda ardımıza ceplerimizden,
      öylesine gitmek isteriz işte

      hasretin vuslatına erişse yaralı yüreğimiz,
      ne zaman kesişse yolu kalemimizle kara sevdamızın,
      sarı, kirli, kırışık defterler yapraklarına,
      hep gitmeleri yazarız

      ne zaman,
      bir fırça tutuştursa elimize kader ve
      hadi anlat kendini dese o alaylı tebessümünü yerleştirip dudaklarına,
      kazara üç beş tane de rengini derlesek günümüzle hayatın,
      hep gitmelerin o mahzun, o mazlum resmini çizeriz tuvalimize

      ne zaman,
      dalıp gitsek yaşamak dediğimiz be engin denizin gizemli ufuklarına,
      ne zaman kulak vermeye kalksak notaların o ilahi yansımalarına,
      bir hüzünlü melodi çıkar gelir ruhumuzun bilinmezliklerinden,
      yakılır kalır dudaklarımıza,
      gitmeleri söyler, gitmeleri fısıldar kulağımıza mütemadiyen usulca

      ne zaman,
      yangınları alevlense kalbimizin,
      göz yaşlarımızla söndüremeyiz de,
      bir uzak diyarda, bir uzak zamanda kovalarız onu söndürecek bahar yağmurlarını

      ne zaman,
      aşinası olduğumuz acı, başını kaldırsa derin uykusundan yüreğimizde,
      hep yol çeker gözümüz, alıp başını gidesi gelir duygularımızın, bunca yaşanmışlığımızla
      sırrını çözmeye muvaffak olamadığımız bir meçhul istikametinde

      ne zaman,
      yaşlar birikse gözlerimize, yağmur toplayan bahar bulutları misali,
      ne zaman doyasıya ağlasak hazan yağmurları mahcubiyetinde,
      alıp başımızı,
      öylesine uzaklara gidesimiz gelir, Eylül hüzünlerinde yola koyulmuş göçmen kuşlar misali
      Doldurup dertleri, çileleri, özlemleri, acıları velhasıl tüm ağlamaları bir küçük valize,
      Tutup elinden sıkıca, bir küçük, bir mazlum, bir üzgün, bir öksüz kız çocuğu gibi ümidin,
      Çekip gitmek gelir içimizden, içimizdeki masum kendimize
      Acılarımızı,
      çaresizliklerimizi,
      ümitsizliklerimizi,
      ve yaşanmamışlıklarımızı dökerek her adımda ardımıza ceplerimizden,
      öylesine gitmek isteriz işte


      alıntı

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.