• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #644950
    Anonim

      olmaz mı?

      yön yön sarılmışım ne yana baksam,
      sarılan olur da saran olmaz mı?
      kim bu yüzü çizen sanatkar ressam?
      geçip de aynaya soran olmaz mı?

      bir parçacığım ben, bütüne hasret;
      zaman dönedursun , o güne hasret.
      ruhumsa zamanın üstüne hasret
      ebediyet boyu bir an…olmaz mı?

      DUA

      Bende sıklet , sende letafet

      Allah’ım affet..

      Latiften af bekler kesafet

      Allah’ım affet..

      Etten kemikten kıyafet

      Allah’ım affet..

      Şanındır fakire ziyafet

      Allah’ım affet..

      Acize imdadın şerafet

      Allah’ım affet..

      Sen mutlaksın,Ben ise izafet

      Allah’ım affet..

      Ey kudret, Ey rahmet, Ey ef’et

      Allah’ım affet..

      NECİP FAZIL KISAKÜREK

      Yattığım Kaya..
      Bu akşam o kadar durgun ki sular
      Gömül benim gibi kedere diyor
      İçimde maziden kalma duygular
      Ağla geri gelmez günlere diyor

      Ey gönül ! Gidenden ümidini kes
      Kaçan bir hayale benziyor herkes
      Sanki kulağıma gaipten ses
      Buluşmalar kaldı mahşere diyor

      Enginden engine koşarken rüzgar
      Bende bir yolculuk heyecanı var
      Yattığım kayaya çarpan dalgalar
      Çıkıver bir sonsuz sefere diyor….

      NECİP FAZIL KISAKÜREK

      Alemin küfre göre hem başı hem sonu hiç
      İki yokluk arasında varlık olur mu hiç?!..”

      Ben bende değilim ki ben sendeki beni sevdim
      Bana senden gelen acıyı gönlüme zikreyledim..

      Biz bu ilden gider olduk kalanlara selam olsun
      Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun..

      Göğsü yakut ve safir
      Kapıda bir misafir
      Sordum : Kimsin,nesin sen?
      Dedi:şeytandan sefir!
      Nefs isimli o kafir
      Yüzü kapkara zifir
      Elinde kös ve nefir
      Sabit fikir burgusu
      Dili çözülmez cifir
      Nefs isimli o kafir

      NECİP FAZIL KISAKÜREK Sermaye

      Ne var ki pazarlığa girişecek ecelle
      Sermayem tek kelime ALLAH azze ve celle

      NECİP FAZIL KISAKÜREK

      #710265
      Anonim

        ZİNDANDAN MEHMED’E MEKTUP

        Zindan iki hece. Mehmed’im lâfta!

        Baba katiliyle baban bir safta!

        Bir de, geri adam, boynunda yafta…

        Halimi düşünüp yanma Mehmed’im!

        Kavuşmak mı?.. Belki… Daha ölmedim!

        Avlu… Bir uzun yol… Tuğla döşeli,

        Kırmızı tuğlalar altı köşeli.

        Bu yol da tutuktur hapse düşeli…

        Git ve gel… Yüz adım… Bin yıllık konak

        Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!

        Bir âlem ki, gökler boru içinde!

        Akıl, almazların zoru içinde.

        Üstüste sorular soru içinde:

        Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?

        Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

        Bir idamlık Ali vardı, asıldı

        Kaydını düştüler, mühür basıldı.

        Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı

        Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;

        Bahçeye diktiği üç beş karanfil…

        Müdür bey dert dinler, bugün “maruzât”!

        Çatık kaş… Hükûmet dedikleri zat…

        Beni Allah tutmuş, kim eder azat?

        Anlamaz; yazısız, pulsuz dilekçem…

        Anlamaz! ruhuma geçti bilekçem!

        Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;

        Sayım var, maltada hizaya dizil!

        Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!

        İnsanlar zindanda birer kemmiyet;

        Urbalarla kemik, mintanlarla et.

        Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;

        Zift dolu gözlerde karanlık kat kat…

        Yalnız seccademin yönünde şefkat

        Beni kimsecikler okşamaz mâdem;

        Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!

        Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!

        Dakika düşelim, senelik paydan!

        Zindanda dakika farksız aydan

        Karıştır çayını zaman erisin;

        Köpük köpük, duman duman erisin!

        Peykeler, duvara mıhlı peykeler;

        Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,

        Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler…

        Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!

        Kanla dolu sünger… Beynimi içtin!

        Sükût… Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;

        Tek nokta seçemez dünyada nazar.

        Yerinde mi acep, ölü ve mezar?

        Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?

        Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

        Ses demir, su demir ve ekmek demir…

        İstersen demirde muhali kemir,

        Ne gelir ki elden, kader bu, emir…

        Garip pencerecik, küçük daracık;

        Dünyaya kapalı, Allah’a açık

        Dua, dua, eller karıncalanmış;

        Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.

        Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış…

        Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu

        İplik ki incecik, örer boşluğu

        Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;

        Karanlığında nur, yeniden doğuş…

        Sesler duymaktayım; Davran ve boğuş!

        Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!

        Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

        Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte!

        Ölsek de sevinin, eve dönsek de!

        Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

        Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!

        Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

        BU DA BENDEN OLA HASRET KARDEŞ 😀

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.