• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #657541
    Anonim

      M. Fedai Bey: “Risâle-i Nur’da Yirmi Dokuzuncu Lem’a’nın İkinci Babının Yedinci Noktası’nda insanın nefsi rahmaniyetin cilveleriyle,
      kalbi de rahimiyetin tecellileriyle nimetlendiği,
      aklı da hakîmiyetin letâifiyle zevk aldığı bildiriliyor.
      Bu cümleyi açıklar mısınız?”


      Nefsin Rahmaniyetin cilveleriyle nimetlenmesi: Nefsin lezzet aldığı cismânî gıdaların ve bedensel lezzetlerin tamamı Rahmaniyetin hediyesidir.
      Nefis beden diliyle bu gıdaları ve lezzetleri tadarak şükür görevini unutmamakla,
      nankör olmamakla,
      her bir tadışta şükretmesi gerektiğini hatırlamakla mükelleftir.

      Kalbin Rahimiyetin tecellileriyle nimetlenmesi: Allah’ın verdiklerine karşı Allah’ı bilmek ve tanımak,
      O’na şükretmek,
      O’nu zikretmek,
      O’nu fikretmek,
      O’na muhabbet duymak,
      O’ndan korkmak,
      O’nu istemek,
      O’nun rızasını aramak,
      O’na yönelmek,
      O’nun için yaşamak ve
      bütün bunlardan derece derece zevk almak birer Rahimiyet tecellisidir. Allah’ın, dilediğinin kalbine koyduğu hidayet, feyiz ve rahmet bir Rahimiyet tecellisidir.

      Aklın, Hakîmiyetin letaifiyle (incelikleriyle) zevk alması: Pozitif bilim olarak bilinen müsbet ilimlerin ilgilendiği bütün alanlar Hakîm isminin incelikleriyle doludur.
      Tabiat kanunu, bilimsel kural denilen herbir şey, Hakîm isminin sadece bir nüktesidir, bir noktasıdır, bir cilvesidir, bir eseridir.
      Akıl bunları kavramakla mükelleftir ve bunlardan zevk alır.

      Süleyman KÖSMENE
      23.10.2009
      Yeniasya
      #758194
      Anonim

        Risale-i nur latifelere ne güzel hitap ediyor değil mi.
        Allah razı olsun…

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.