• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #682025
    Anonim

      O Seni Mutlaka Görüyor

      Cenâb-ı Hak buyuruyor:
      “Doğrusu senin Rabbin hep gözetlemektedir.” (Fecr, 14)

      Rasûlullah (sav) buyuruyor:
      “İhsan, Allah’a onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor…” (Müsim, Îmân 1,5. Buhârî, Îmân 37;)

      Günlük hayatımızda bir çift gözün kendisini gördüğünü sezen bir insan, yapacağı nice yanlışlardan el çekiyor, üstelik bu, kendisine cezâ veremeyecek bir çift âciz göz bile olsa… Bu insan, ihsân duygusuna sâhip olup Yaratıcı’sının murâkabesini hakkıyle idrâk etse, o ilâhî kudretin hilâfına bir iş yapabilir mi? Aslâ! İşte asr-ı saâdetten bu hâle muhteşem bir misâl:

      Bir gece vakti Halîfe Hz. Ömer (ra), mûtâdı olduğu üzere Medîne sokaklarını gezmekteydi ki, ansızın durakladı. Önünden geçmekte olduğu evden dışarıya kadar taşan bir ana ile kızının tartışması dikkatini çekmişti. Ana, kızına:

      “–Kızım, yarın satacağımız süte biraz su karıştır!” demekteydi. Kız ise:

      “–Anacığım, halîfe süte su karıştırılmasını yasak etmedi mi?” dedi. Ana, kızının sözlerine sert çıkarak:

      “–Kızım, gecenin bu saatinde halîfenin süte su kattığımızdan nasıl haberi olacak?!.” dedi. Ancak gönlü Allâh sevgisi ve korkusu ile diri olan kız, anasının süte su katma hîlesini yine kabûllenmedi ve:

      “–Anacığım! Halîfe görmüyor diyelim, Allâh da mı görmüyor? Bu hîleyi insanlardan gizlemek kolay, ama her şeyi görüp bilen kâinâtın Hâlık’ı Allâh’tan gizlemek mümkün mü?..” dedi.

      Rabbânî hakîkatlerle dolu temiz bir vicdan ve diri bir kalbe sâhip olan bu nezîhe kızın, derûnî bir Allâh korkusu içinde annesine verdiği cevap, Hz. Ömer (ra)’ı son derece duygulandırdı. Onu, gönlündeki takvâsı ile müstesnâ bir nasip bildi ve oğluna gelin olarak aldı. Beşinci halîfe olarak zikredilen meşhur Ömer bin Abdülazîz, işte bu temiz silsileden doğdu.

      Bu îtibarla bütün mesele, Cenâb-ı Hakk’ın murâkabesi altında olduğumuzu bilerek yaşayabilmektir. Âyet-i kerîmede buyrulur:
      “…Nerede olursanız olun, O sizinle berâberdir…” (el-Hadid, 4) (Osman Nûri Topbaş, Altınoluk Dergisi, 2004-Şubat)

      Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)
      er-Rahîm: Bağışlayan, esirgeyen, ahirette merhametini, nimetlerini sadece mü’min kullarına hasreden zatın ismidir.

      Kısa Günün Kârı
      Hiç şüphesiz, ihsân ve murâkabe hâlini yaşayıp yaşatma hususunda en ulvî misâl, Peygamber Efendimiz (sav)’dir. O’ndan sonra da o Varlık Nûru’nun veresesi olan ehlullâh hazarâtı gelir ki onların her hâlleri ayrı bir güzellik, letâfet, incelik ve yücelik ihtivâ eder.

      Lügatçe
      ihsân: Allah’ı görür gibi ibadet etmek. Güzel bilmek. Güzel eylemek.
      murâkabe: Sözlük manası, kontrol etmek demektir. Istılah manası ise, kulun, bütün hâllerinde, Allahü teâlânın kendini gördüğünü bilmesi ve Onu unutmaması demektir. Bir diğer manası da nefsi kontrol etmek, ondan gâfil olmamaktır.
      derûnî: Gönülden, içten.

      “İki Gün Bir Değil” mail servisi bir ALTINOLUK hizmetidir.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.