• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #658119
    Anonim

      Öfkenin ardına gizlenenler
      Öfke de tıpkı üzüntü ve mutluluk gibi bir duygu. Bu yüzden inkâr edilmeyi yada kabul
      edilmemeyi hak etmiyor. Olumlu yada olumsuz her duygu gibi öfkenin de bir ömrü var;
      Bu ömür tamamlandığında kayboluyor. Ancak öfkenin, bu tatsız süreyi kısaltmak ve
      onu daha iyi anlamak açısından “tüketilmesi” gerekiyor.


      Duygular doğaldır ve varlıkları, davranışların gözlenmesiyle yada sözel ifadelerin verdiği
      mesajlarla anlaşılabilir. Duygular hakkındaki yanlış yorumlar onların sorgulanmasına yol
      açabilir. Oysa, duyguların sorgulanması, insanın doğal olan diğer özelliklerinin
      sorgulanmasıyla eşdeğerdir. “Neden karnın acıkıyor?”, “Neden üzülüyorsun?”, “Neden
      boyun uzun?”, “Neden bu kadar kızıyorsun?”, “Neden seviniyorsun?”, “Neden
      düşünüyorsun?”.

      Temel gereksinimler önceliklidir
      Duygular, insanın kendisini iyi yada kötü hissetmesine yol açarlar, ancak bir insanı iyi
      yada kötü diye değerlendirmeye yetmezler. Olumlu duyguların hissedilebilmesi için
      insanın öncelikle yemek, barınmak ve korunmak gibi temel gereksinimlerinin karşılanmış
      olması gerekir. Temel gereksinimleri karşılanamayan insanlarda olumsuz duygular hızla
      harekete geçer.
      Bu yüzden aile ve toplum içinde olumsuz duygulara kulak vermek
      gerekir. Öfke de olumsuz duygulardan biridir. Öfkenin duygusal yönünün yanında,
      fizyolojik ve bilişsel bileşenleri de vardır.
      Öfkenin fiziksel açıklaması
      Bir başka deyişle öfke, düşünce ve davranışlarla da ilgilidir. Böyle bir duygu vücudun
      kendini olumsuz durumlardan korumaya yönelik bir tepkisi olabilir. Vücut stres altında
      kaldığında, böbreküstü bezlerinden adrenalin adı verilen bir hormon salgılayarak alarm
      durumuna geçer. Kandaki miktarı böylece artan adrenalin kan basıncının yükselmesi,
      kalp atışlarının hızlanması gibi fizyolojik değişikliklere yol açar. Sonuç olarak da vücut
      kendini tehdit eden uyarana karşı koruma gücünü bulur. Kaçar, kovalar, saklanır,
      bağırır, dövüşür. Öfkelendiğimizde yüzümüz kızarır, bağırırız, sert davranışlarda
      bulunabiliriz. Tüm bunlar aslında fizyolojik kökenleri olan davranışlardır ve bu
      davranışları kendimizi olumsuz duyguların yükünden kurtarmak için gerçekleştiririz.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.