- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
3 Eylül 2012: 18:53 #678059
Anonim
Ölümler ve ayrılıklar…Rabbimiz bize “İnne lillah ve inne ileyhi raciun” diyor yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’de. Yani Allahtan geldik ve dönüş yine ancak Ona olacaktır.
Rabbimizin bizi sevmesi ile vücud giyip bu dünya hayatına gönderildik ve tekrar ölüm vasıtası ile Rabbimize döneceğiz.
Ölüm hakikatine bu pencereden baktığımız zaman ölümün karanlıklı görünen yüzünün aslında ne kadar nurlu olduğunu görürüz. Nurani âlemlere giden yol kabir kapısından geçer diyor üstadımız. Kabrin yüzünün soğuk ve karanlık görünmesi de aslında Cenab-ı Hakk’ın merhametindendir.Ölümün hakikatini anlayan büyük insanlar daha ölüm gelmeden ölmek istemişler ama ölmek için ne dua etmişler nede çabalamışlar. Çabaları sadece Allahın rızasını kazanmak olmuş. Çünkü âlemler onun için yaratılan büyük peygamberimiz (s.a.v),
“Allahtan ölüm istemeyiniz” diyor bizlere. Ama eğer kabrin yüzü karanlıklı olmasaydı ve herkes arkasındaki nihayetsiz neticeleri görseydi belki herkes Rabbimizin verdiği en kıymetli cana kıymaya teşebbüs edeceklerdi ve her şeyi tamamen kaybedeceklerdi.
Ayrılıkları netice verdiği için çok acı geliyor bize ölüm. Evet, ölümle bu dünyadan ve sevdiklerimizden ayrılık var ama fark edebilene geçici ve çok kısa bir ayrılık. Sonuçta Rabbimiz bize ebedi bir kavuşmayı vaat ediyor. Hem de öyle bir kavuşma ki dünyadaki kavuşmalarla kıyas bile edilemez.
Çünkü bu dünya hayatında Rabbimizi hep tarif edicileri ile bildik, zatını görmedik ama öldükten sonraki ebedi hayatımızda Rabbimizin Cemali ile müşerref olacağız. O öyle bir Cemal ki bin sene mesudane dünya hayatına kâfi gelmeyen bir saat cennet hayatı ve cennet hayatının dahi bin senesinin karşılık gelemeyeceği bir Cemal. Kısacası iman ile kabre girersek dönüşümüz muhteşem olacak.Çürümeye gitmiyoruz toprağın altına. Cansız bir tohum bile toprağın altına gidince hayat sahibi olarak geliyor.
Sadece hayat sahibi iki sıvının buluşması ile şuur sahibi bir varlık olan insan dünyaya geliyor. O zaman düşünün; kainatta her şey mükemmele giderken şuur sahibi olan insan toprağa gidince nasıl döner. Dönmemek üzere toprakta kalır mı?
Bir şiir yazdığınızı düşünün o şiiri biri katlayıp çöp sepetine atmak isterse nasıl bir tepki verirdiniz. İşte kainatın en büyük şiiri ve alemin özeti olan insanı da toprak altında çürümeye bırakmayacaktır. Bundan isminizden daha emin olun, çünkü bakın bir etrafınızdaki bir ineğe; yediği saman ama Allah ondan süt yaratıyor, et yaratıyor, tırnak yaratıyor ve nihayet olarak hayvanın pisliği, yakıt olarak kullanılıyor, ağaçların sağlıklı gelişimi için kullanılıyor. Allah yarattığı hayvanın dahi pisliğini zayi etmiyor. Yarattığı hayvanın pisliğini zayi etmeyen Hakimi Ezeli Ahsen-i Takvim suretinde yarattığı insanı zayi etmeyecektir.
Yeter ki farkında olalım. Madem ister istemez gireceğiz kabre. Bakalım ölümün bizden ne isteği var. İstediği de Rabbimizin rızası yolunda olmak için çabalamak. Bu yolda çabalarken gelen bir ölüm de insanı sadece günah cihetinden öldürür. Sevap cihetinden dava arkadaşları adedince yaşamaya devam eder.
ÖLÜMLER VE AYRILIKLAR… – | Evren SELÇUK |
[HR][/HR] -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.