• Bu konu 16 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 16 ile 18 arası (toplam 18)
  • Yazar
    Yazılar
  • #790747
    Anonim

      İşte, gel, belâhet ve hamâkatin nihayetsiz derecelerine bak ki, yüz sahife ile tarif edilse ve hikmetleri beyan edilse ancak tamamıyla bilinecek derin ve geniş bir hakikat-i meçhuleye bir nam takar; malûm bir şey gibi, “Bu budur” der. Meselâ, “Güneşin bir maddesi, elektrikle çarpmasıdır.”

      Hem birer irade-i külliye ve birer ihtiyar-ı âmm ve birer hâkimiyet-i nev’iyenin ünvanları bulunan ve “âdetullah” namıyla yad edilen fıtrî kanunların birisine, hususî ve kasdî bir hadise-i Rububiyeti ircâ eder. O ircâ ile, onun nisbetini irade-i ihtiyariyeden keser; sonra tutar, tesadüfe, tabiata havale eder, Ebu Cehil’den ziyade muzaaf bir echeliyet gösterir. Bir neferin veya bir taburun zaferli harbini bir nizam ve kanun-u askeriyeye isnad edip kumandanından, padişahından, hükûmetinden ve kasdî harekâttan alâkasını keser misillü, âsi bir divane olur.

      Hem meyvedar bir ağacın bir çekirdekten icadı gibi, bir tırnak kadar bir odun parçasından, çok mucizatlı bir usta, yüz okka muhtelif taamları, yüz arşın muhtelif kumaşları yapsa, bir adam o odun parçasını gösterip dese, “Bu işler tabiî ve tesadüfî olarak bundan olmuş”; o ustanın harika san’atlarını, hünerlerini hiçe indirse, ne derece bir hamâkattir. Aynen öyle de…

      Yedinci sual: Bu hadise-i arziye, bu memleketin ahali-i İslâmiyesine bakması ve onları hedef etmesi neyle anlaşılıyor? Ve neden Erzincan ve İzmir taraflarına daha ziyade ilişiyor?

      Elcevap: Bu hadise hem şiddetli kışta, hem karanlıklı gecede, hem dehşetli soğukta, hem Ramazan’ın hürmetini tutmayan bu memlekete mahsus olması, hem tahribatından intibaha gelmediklerinden, hafifçe gafilleri uyandırmak için o zelzelenin devam etmesi gibi çok emarelerin delâletiyle, bu hadise ehl-i imanı hedef edip, onlara bakıp, namaza ve niyaza uyandırmak için sarsıyor ve kendisi de titriyor.

      Biçare Erzincan gibi yerlerde daha ziyade sarsmasının iki vechi var:



      Ebu Cehil: (bk. bilgiler) Erzincan: (bk. bilgiler)
      ahali-i İslâmiye: Müslüman halk (bk. s-l-m) arşın: yaklaşık 68 cm’lik bir ölçü birimi
      belâhet: aptallık beyan edilmek: açıklanmak (bk. b-y-n)
      biçare: çaresiz delâlet: delil olma, işaret etme
      divane: deli, akılsız echeliyet: son derece cahillik
      ehl-i iman: iman edenler, mü’minler (bk. e-m-n) emare: belirti, işaret
      fıtrî: yaratılıştan gelen, doğal (bk. f-ṭ-r) gafil: duyarsız, sorumsuz, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranan (bk. ğ-f-l)
      hadise-i Rububiyet: herşeyi terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah’ın gerçekleştirdiği hadise (bk. r-b-b) hadise-i arziye: yerle ilgili olay
      hakikat-i meçhule: bilinmeyen gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ) hamâkat: ahmaklık
      harb: savaş harekât: hareketler
      hikmet: herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması (bk. ḥ-k-m) hâkimiyet-i nev’iye: bir sınıfın üstün olduğu egemenlik (bk. ḥ-k-m)
      hürmet: saygı (bk. ḥ-r-m) icad: var etme, yaratma (bk. v-c-d)
      ihtiyar-ı âmm: Allah’ın herşeyi kuşatan iradesi, seçme ve tercih gücü (bk. ḫ-y-r) intibah: uyanış
      irade-i ihtiyariye: hür tercih, hür seçim (bk. r-v-d; ḫ-y-r) irade-i külliye: Allah’ın herşeyi kaplayan iradesi (bk. r-v-d; k-l-l)
      irca: döndürme, yönlendirme isnad: dayandırma (bk. s-n-d)
      kanun-u askeriye: askerlik kanunu (bk. ḳ-n-n) kasdî: isteyerek (bk. ḳ-ṣ-d)
      mahsus: özel meyvedar: meyveli
      misillü: gibi (bk. m-s̱-l) muhtelif: çeşitli
      muzaaf: kat kat mu’cizatlı: mu’cizeler gösteren (bk. a-c-z)
      mâlum: bilinen (bk. a-l-m) nam: ad
      nefer: asker, er nihayetsiz: sonsuz
      nisbet: bağ (bk. n-s-b) niyaz: dua, yalvarma
      nizam: düzen (bk. n-ẓ-m) okka: 1.283 grama karşılık gelen ağırlık ölçüsü
      taam: yiyecek tabiat: doğa, canlı cansız varlıklar, maddî âlem (bk. ṭ-b-a)
      tabiî: tabiat gereği, kendiliğinden (bk. ṭ-b-a) tahribat: yıkımlar, bozulmalar
      vecih: yön, taraf ziyade: fazla, çok
      âdetullah: Allah’ın tabiatta yürürlükte olan kanun ve kuralları âsi: isyan eden, başkaldıran
      İzmir: (bk. bilgiler)
      #790749
      Anonim

        Biri: Hataları az olmak cihetiyle, temizlemek için tâcil edildi.

        İkincisi: O gibi yerlerde kuvvetli ve hakikatli iman muhafızları ve İslâmiyet hâmileri az veya tam mağlûp olmak fırsatıyla, ehl-i zındıkanın orada tesirli bir merkez-i faaliyet tesisleri cihetiyle, en evvel oraları tokatladı ihtimali var. Lâ ya’lemu’l-ğaybe illâllahblank.gif1.

        سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ blank.gif2

        endOfSection.gifendOfSection.gif

        [NOT]Dipnot-1 Gaybı Allah’tan başkası bilemez.

        Dipnot-2 “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin.” Bakara Sûresi, 2:32.[/NOT]



        ehl-i zındıka: dinsizler hâmi: koruyucu
        mağlûp olmak: yenilmek merkez-i faaliyet: faaliyet merkezi (bk. f-a-l)
        tâcil edilmek: çabuklaştırılmak
        #790763
        Anonim

          Abİ allah razi olsun İnŞ..bu rİsaleler Çok Önemlİ bİlgİler İÇerİyor her zaman okuyup İstİfade etmemİz gerekİyor..İnŞ…selametle ve dua İle….

        3 yazı görüntüleniyor - 16 ile 18 arası (toplam 18)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.