• Bu konu 3 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
  • Yazar
    Yazılar
  • #653614
    Anonim
      OTİZMİN TEDAVİSİ
      Bugün için otizmin kesin bir tedavisi yoktur. Hastalık hayat boyu süren kalıcı bir rahatsızlıktır. Ancak gerek yaşla, gerek erken müdahale ile belirtilerin sıklığında ve şiddetinde değişiklikler görülür. Belirtilerin bir kısmı kaybolur, bazı yeni belirtiler açığa çıkabilir. Bugün için en temel tedavi şekli özel eğitimdir. Gelişmiş ülkelerde otistik çocuklar için hazırlanmış özel eğitim programları mevcuttur. Ülkemiz henüz bu açıdan hazırlık aşamasındadır. Eğitim programlarının esasını davranış ve konuşma terapileri oluşturur. Son zamanlarda her bir otistik çocuğun özelliklerine ve gereksinimlerine uygun bireysel terapiler geliştirilmektedir. Tüm bu tedavilerde amaçlanan çocuğun öz bakımını kendi kendine gerçekleştirmesi, öğrendiklerini karşılaştığı yeni durumlarda da kullanmayı öğrenerek sosyal yaşama uyumunun artmasıdır. Son çalışmalar göstermiştir ki, son 10 yılda tanı konan otistik çocuklar öncekilere oranla daha iyi durumdadır, çünkü bunlara daha erken yaşta eğitim tedavisi başlamıştır. Bu nedenle otizmin erken yaşta tanısı önemlidir. Özellikle küçük çocuklarda kesin bir tanı koymak her zaman olanaklı değildir, normal çocukların dahi bazen gelişimleri sırasında geçici olarak otistik belirtiler gösterebildikleri bilinmektedir. Dolayısı ile bazen tanı konmadan da eğitim açısından hazırlıklı olmak, bu tip çocukları kısa aralıklarla izlemek ve değişik disiplinlerden gelen uzmanların bir arada değerlendirilmeleri gerekebilir.
      TEDAVİ YAKLAŞIMLARI
      Otizmde var olan çeşitli tedavi yöntemlerini ve bu yöntemlerin alt başlıklarını şu şekilde sıralayabiliriz:
      A. Aile Eğitimi: Otistik çocukların tedavisinde koterapist olarak aile kullanılabilir. Ayrıca otistik çocukların özellikleri ve ailenin tutumları konusunda aile eğitilir.
      B.Davranış/Psikososyal Yaklaşımlar:
      1.Davranışın değiştirilmesi: Davranışın değiştirilmesi hem bazı davranışları artırma hem de bazı davranışları azaltma yaklaşımlarını içerir. İstediğimiz davranışları artırma yaklaşımlarında ödüllendirmelerden faydalanılır. Burada önemli olan uygun ödülün seçilmesi, zamanlama, sıklık ve süredir. Davranışları azaltmada yaklaşımlar: ceza verme ve dikkatini kaydırmadır.
      2.Sosyal Beceri Kazandırma Eğitimleri
      3.Kişisel Psikoterapi:Kısıtlı uygulanışı vardır.
      4.Kurumda Yatırarak Tedavi:Ülkemizde uygulanmamaktadır.
      C.Biyokimyasal Tedaviler:
      1. İlaç Tedavisi :Otizm belirtilerinin ortadan kaldırılmasında etkili değildir.Ancak otizme özgü davranış problemleri için kullanılır.Örneğin; hiperaktivite, anksiyete, depresyon, saldırganlık, uyku ve yeme problemleri gibi.
      2.Diyet tedavisi :Bazı araştırmacılar kazein (süt)ve gluten(tahıl)miktarının otistik davranışlara neden olduğunu ileri sürmektedirler.Bu diyette süt ve tahıl içeren gıdaların verilmesi yasaktır.Uzman kişiler bu maddelerin bağırsakta çözünerek peptitlere dönüştüğünü ,kana karışarak beyne ulaşarak ciddi hasarlar yol açtığını öne sürerler.Henüz kuram kesinlik kazanmamıştır.
      3.Vitamin Tedavisi : Otistiklere uygulanan başlıca vitamin tedavisi ;aşırı dozda B6 vitamininin magnezyumla birlikte verilmesidir.Ayrıca Otistikler için hazırlanmış bazı özel vitaminler de vardır.Ancak bilimsel olarak vitamin tedavisi de çok ciddi bulunmamaktadır
      D.Duygusal ve Algısal Tedaviler:
      1-Duyu Entegrasyonu Tedavisi:Otistik çocuklar dış dünyadan aldıkları çeşitli duyguları ayırt edememe problemi ile karşı karşıyadırlar.Bu tedavi onlara duygusal ayrım yapmayı öğretmeyi hedefler.
      2-İşitsel Entegrasyonu Tedavisi:Otistik çocuklarda görülen sese aşırı duyarlılık probleminin bir işitme bozukluğundan kaynaklandığına inanılmakta, bu nedenle işitme tedavileri ile bu problemin şiddeti azaltılmaya çalışılmaktadır.
      E.Psikolojik Tedaviler:
      Psikoterapi:Özellikle Dr.Kanner’in üzerinde durduğu bir yöntemdir; çünkü Dr.Kanner’e göre hastalığın temel sebeplerinden biri bireyin sahip olduğu psikolojik geçmişti. Ancak sonraki yıllarda yapılan araştırmalar Kanner’in haklı olmadığını ortaya çıkarsa da psikoterapi halen otizmin tedavisinde kullanılan bir yöntemdir.
      F.Diğer Tedaviler:
      Müzik terapisi, deneme yanılma öğretisi, uğraş tedavisi, etkileşimi kolaylaştırmayı hedef alan terapiler, kaba-ince motor beceri artırmayı hedefleyen terapiler uygulanmaktadır.
      G.Eğitsel Tedaviler:
      Otizmin tedavisi konusunda yapılan birçok çalışma sonucuna göre,en iyi tedavinin eğitim olduğu anlaşılmıştır.Bu nedenle otistik çocukların eğitimine olabildiğince erken yaşta başlamak çok önemlidir.Eğitimde öncelikle öğrenmeye hazırlık(göz kontağı,oturma,dikkat süresi),iletişim ve öz bakım becerileri olacak şekilde kolaydan zora doğru bir sıra izlenmelidir.
      Beceri öğretiminde süre;becerinin her bir basamağında,otistik birey beceriyi kendi kendine yardımsız yapabilene kadar devam edilir.
      Beceri öğretiminde ortam;öğreteceğimiz beceriye uygun olmalıdır.(Örn diş fırçalama becerisi öğretilirken,bunu her zaman dişini fırçaladığı banyo ortamında gerçekleştirmek daha uygun olacaktır.)Ayrıca beceri öğretimi yapılacak ortamın, çocuğun dikkatini dağıtacak materyal ve oyuncaklardan arındırılmış olması gerekmektedir.
      Beceri öğretiminde tutarlılık;çocuğun yakın çevresindeki diğer kişilerin de planlanan beceri öğretiminden haberdar edilmesi ve onların da eğitimci gibi davranması sağlanmalıdır.
      Beceri öğretiminde öncelik;öğretimi yapılacak becerinin günlük yaşamdaki yeri ve önemi,o becerinin öncelikli olarak seçilmesinde belirleyici bir ölçüt olmalıdır.(Örn:Öz bakım becerileri:tuvalet,yemek yeme,vb) günlük yaşamda daha sık karşılaşılmasından ve kazanılmadığında büyük problemlere yol açabileceğinden dolayı öncelikli olmalıdır.
      Beceri öğretiminde uygunluk;öğretilecek beceriler çocuğun yaşına ve performansına uygun olmalıdır.Örn;3 yaşında olan ve el becerisi yeterince gelişmemiş olan çocuğunuza ayakkabısının bağcığını kendi başına bağlamasına yönelik eğitim vermek uygun değildir.
      Beceri öğretimin de önkoşullar;öğretimi yapılacak beceriler birbirinin önkoşul becerisi olabilmektedir.Örn:tuvalet becerisini kazandırmadan önce,önkoşul beceri olarak uygun oturma becerisinin kazandırılması gerekmektedir.
      Beceri öğretiminde ödüllendirme;bir becerinin yeni öğretilmeye başlandığı zamanlarda çocuğu beceriyi her tamamlayışında ödüllendirmek gerekir.Beceriyi tam olarak yapmaya başladığında ödüller seyrekleştirilir.Ancak sözel övgüler sürekli kullanılmaya devam edilir.
      Eğitim programları yapılandırılmış ortam olarak adlandırdığımız,bir yetişkin ve bir çocuğun birlikte olduğu,çeşitli öğretim tekniklerinin kullanıldığı,uyarıcısız ortamda uygulanır. Çocuğun yapılandırılmış ortamda kazandığı becerileri,başka ortamlarda da kullanabilmesi için uygulanan genelleştirme programları da eğitimde temel taşlardır. Çocuklarımıza olabildiğince erken yaşta teşhis konması,eğitime erken başlanması,çocuklarımız hazır oldukları zaman normal eğitim kurumlarına devam edebilmeleri temel amacımız olmalıdır.
      OTİSTİK ÇOCUKLARIN EĞİTİMİNDE DİKKAT EDİLECEK ÖNEMLİ YAKLAŞIMLAR:
      Otistik çocuklarda sinir sistemine giren uyarıcıların yorumu bir nedenden dolayı yapılamamaktadır.Bu çocukların zekası yerinde olabilmekte,işitebilmekte ve okuyabilmektedirler.Ancak işittiklerini ve okuduklarını anlayamamaktadırlar.Dili algılamada bir nedenden dolayı yetersizlikleri bulunmaktadır.
      Dili algılayamadıkları için dikkatlerini konuşulana ve konuşan kişiye verememektedirler.Birisi konuşurken o kişinin yüzüne bakmamakta ve bunun sonucu olarak diğer insanlardan ve çevreden kopmaktadırlar.Diğer insanların yorumlarını sözel olarak alamadıkları için yüz ifadelerini de yorumlayamamaktadırlar.;Dolayısı ile hem konuşma gelişmemekte,hem de duygularını ifade etmeyi öğrenememektedirler.Bunun sonucu olarak kavramlar gelişmemektedir.
      Kavramların Algılanmasında Güçlük Çıkaran Etmenler
      · Otistik çocukların çoğu tehlikelerin farkında değildir.(Pencere-Trafik)
      · Sözcüklerin mecaz anlamlarını anlamada yetersizdirler(Deyimler ve atasözlerini anlamada güçlük çekerler)
      · Zıt anlamlı kelimeleri farklı telaffuz ederler.(Sıcak-Sıcaksız,Soğuk-Soğuksuz)
      · Bazı seslere karşı aşırı duyarlılık gösterirler.(Sevme-Korkma)
      · Geçmişi ve şimdiyi karıştırma,buna bağlı olarak anlamsız gülme ve ağlamalar.(zaman üzüntü ve sevincini köreltmez,geçmiş olayı şimdi oluyormuş gibi hatırlarlar)
      · Zamirleri karıştırma.(Kendisinden “o” diye söz etme)
      · Otistik çocuklarda zeka dağılımı da çok değişkendir.Ağır zeka geriliğinden üstün zekalıya dek genişleyen bir yelpazedir. Otistik çocuklar için yaşamın ilk yıllarında (5 yaşından önce) aldığı tedavi ve özel eğitim çok önemlidir.
      Otistik bozukluk konusuna;çocuklarla çalışan herkesin,çeşitli alanlarda çalışan hekimlerin,rehberlik merkezlerinde çalışan psikologların ve eğitimcilerin duyarlı olması gerekir.En ufak kuşkularında çocuk psikiyatrisi klinikleriyle işbirliği yapmaları,bu çocukların daha erken yaşta tanınmalarını ve tedavi programlarının yapılmasını sağlayacaktır.Böylece otistik çocuklar da bireysel özelliklerine göre maksimum performanslarını kullanabilme imkanlarını yakalayabilecek ve toplum içinde daha uyumlu hale gelebileceklerdir.
      Özel eğitim alan,otizm ile ilgilenen tedavi merkezleri ile ilişkisini kesmeyen ailelerin çocuklarında şu ilerlemeler görülebilmektedir: Göz teması sağlanabilmekte, belirgin dil bilgisi hatası yapsa bile konuşabilmekte,ilköğretimi bitirebilmekte,daha sıcak ve cana yakın olabilmektedir.Değişik sosyal ortamlarda(lokanta ve misafirlik gibi) anne-babasını mahcup etmeyip uygun biçimde davranabilmekte,kendi başına yakınlarının evlerine gidebilmekte,tanıdık bakkaldan kendi isteklerini ve annesinin söylediklerinin alıp getirebilmektedir.Ancak bu çocuklar bile halen otistik belirtiler göstermekte olabilir veya belirtilerin izleri görülebilir.
      Otizmi yakından incelediğimizde görmekteyiz ki;
      Hiç beklenmedik zihinsel güçleri bazen gösterebilmekte,nasıl işlediğini anlayamadığımız bir mekanizma ile çok karmaşık bir yönergeyi alabilmekte,çok karmaşık bir sözcüğü telaffuz edebilmekte,hiç konuşmayanlar bile bir veya birkaç kez çok anlamlı,spontan bir cümle söyleyebilmektedirler.
      Otistik çocukların %11-34’ü yüksek işlevlidir.Bu çocuklar ifade edilebilir bir dil ve iyi bir zeka düzeyine sahip olgu grubudur. Bireysel ve grup eğitimleri ile belirli bir seviyeye gelen otistik çocuklar kaynaştırma eğitimi alabilirler. Ancak otistik çocukların kaynaştırılacağı okul ve sınıf ortamı önceden düzenlenmelidir.Çocuğun kaynaştırma eğitimi alacağı okulun müdürü,sınıf öğretmenleri,rehber öğretmen ve öğrenciler otistik çocuğun özelliklerini bilmelidir.Okulda otistik çocuğun kabul göreceği bir ortam hazırlanmalıdır.
      Otistik çocukların soyut ifadeleri anlamadaki güçlükleri iletişim kurmalarını engellemektedir.Bu nedenle öğretmen açık ve net bir dil kullanmalıdır.”Ayaklarım beni öldürüyor” ya da “Neredeyse arkadaşının gözünü çıkarıyordu” gibi ifadeler kullanmaktan çekinmelidir.Üst düzey iletişim becerileri olan otistik çocuklar bile çok soyut olan bu kavramları anlamada zorlanacaktır.
      Sınıfa yönergeler verilirken,öğretmen “Şimdi defterlerinizi açın!” ifadesinin yanı sıra “Ali sen de defterini aç!” gibi ifadeler kullanarak,tüm sınıfın yapmasını istediği davranışı otistik çocuğun da yapmasını istediğini belirtmesi anlamayı kolaylaştıracaktır.Anlatılan konunun görselleştirilmesi,ders anlatılırken görsel materyaller kullanılması da özellikle yardımcı olacaktır.
      TANI KOYMA
      Henüz kesin tanı koyduracak herhangi bir özel laboratuar testi yoktur. Davranışlar uzmanlarca değerlendirilerek tanı konur. DSM-IV tanı ölçütlerinden yararlanılır.(E.K-1)
      AİLELERİN KABULLENME AŞAMASINA KADAR GEÇİRDİKLERİ SÜREÇLER:
      1.REDDETME:
      · Şok
      · Konan tanıya karşı duyarsız kalma
      · Konan tanıyı reddetme
      · Değişik çareler arama
      · Hatalı tanı konduğunu ispatlama çabası içerisine girme.
      2.BİLİNÇLİ OLARAK DURUMUN FARKINDA OLMA:
      · Kızgınlık duyma
      · Suçluluk
      · Depresyon
      · Acı ve ıstırap çekme
      · Hayal kırıklığı
      · Utanç duyma
      · Aşırı sorumluluk yüklenme
      3.DÜŞÜNCE VE DUYGUSAL OLARAK KABULLENME:
      · Zamanını ve gücünü çocuğunun eğitimi için harcama çabası gösterme
      · Çocuğuyla ilgili gerçek beklentilerini ortaya koyma
      · Çocuğun eğitimine yönelik çalışmaları,girişimleri arama ve uygun olanların savunuculuğunu yapmak
      · Gerekli merkez ve kişilerle işbirliği kurma çabaları gösterme
      Ailenin ve annenin duyduğu utanç,otistik sürecin daha da katlanmasına yol açar.Kendini iyice suçlu hisseden anne,ona bu duyguları yaşatan çocuğu ile çaresiz bir bilinç dışı çatışmaya düşer.
      KISACASI OTİSTİK ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ
      ·Göz kontağı kurmazlar. Gözlerinize baksalar bile kısa sürelidir veya sizden uzaklara bakıyormuş gibidirler.
      ·Huzursuz görünürler.
      ·Sözel veya sözel olmayan (yüz ifadesi gibi) birtakım ifadelere tepki vermeyebilirler.(seslenildiğinde duymuyormuş gibi davranırlar.)
      ·Bazıları birtakım ses, koku, ışık veya dokunuşa aşırı hassastırlar.
      ·Bazıları ise sıcak, soğuk veya herhangi bir acıya karşı oldukça duyarsızdır.
      ·Etraftaki birtakım değişikliklere stresli bir tepki gösterirler.Bazı çocuklar ev veya oda düzenlerinin bozulmasına karşı aşırı tepki gösterirler. (örneğin, evdeki eşyaların yerleri değiştirilmişse, eşyalar eski yerlerine konana kadar kendilerini yerden yere vurup ağlayabilirler.)
      ·Rutin olarak görmeye ve yapmaya alıştıkları şeyleri severler. Zihinlerinde yaşadıkları ortamın bir haritasını gezdirirler ve yapılan her küçük değişiklik çocuğun daha fazla stres yaşamasına neden olur.
      ·Bazı çocuklar çok saldırgan olurlar. Kendilerine, başkalarına ya da eşyalara zarar verebilirler.
      ·Tehlike ve korku duygusu hissetmezler. (örneğin, korkusuzca trafiğe çıkabilir, ateşle oynayabilirler.)
      ·Yemek yeme bozuklukları vardır. Bazıları yenmez şeyleri yemekten hoşlanabilir.
      ·Kullandıkları kelimeler çok sınırlıdır ve genellikle etraflarında sık duydukları sözleri kullanırlar.Bazen de konuşulanları papağan gibi tekrarlayabilirler.(Ekolali)
      ·Sosyal ve duygusal açıdan kendilerini izole ederler. (Örneğin, birilerini önemsemezler, ya da birileri yerlerini işgal ettiğinde veya zorunlu bir aktivite yapmak durumunda kalınca, istenmeyen bir obje gibi orayı terk ederler.
      ·Çoğunlukla insanları değil de objeleri ve cansız varlıkları tercih etmektedirler.
      ·Yaşadıkları duygular genellikle anında ve kesindir. İhtiyaçları önceliklidir.
      ·Parlak şeylere çok ilgi duyarlar. İlgileri belli bir şeye yöneliktir ve bu şey ortadan kaldırılırsa çocuk kriz geçirir. Otistik çocuklar bazı şeylere çok bağlıdır. Konserve kutuları, boş deterjan kutuları, plastik şişeler ve plastik kapaklar gb. Sevdiği bir şey kaybolursa bulunana kadar huzura kavuşmazlar.
      ·Yüksek sese karşı ilgisiz olanlar olduğu gibi bazı seslere şiddetli tepki gösterenler de vardır. Bazısına motosiklet ve köpek havlaması işkence gibi gelir.
      ·Hayatı boyunca konuşamayanlar olabilir.
      ·Otizmli çocuk, yürüyüşüne dikkat etmeden merdivenleri inip çıkabilir, bisikletini dikkatini vermeden sürer. Hatta pek çoğu karanlıkta eşyalarını bulabilir.
      ·Dokunulmayı sevmese de sıkı sarılmalardan hoşlananları vardır.
      ·Ellerini çırparlar, yüz göz hareketleri yaparlar ve başları dönmeden kendi etraflarında dönerler. Çoğu parmak uçlarında yürür. Bir çok otistik ellerini ya da eşyaları gözlerine çok yakın tutarlar. Bir kısmı güzel yürür, tırmanabilir ama bir kısmı da sakar olup dengesiz yürür tırmanmayı sevmez. Bazılarının parmak becerileri güzel ama yürüme ve konuşması iyi değildir. Hemen hemen hepsi yürürken kollarını çapraz sallamayı oldukça geç öğrenirler.
      ·Bazı çocukların kendilerine ait rutinleri vardır; iskemleye oturmadan önce bir kere iskemlenin etrafında dolaşmak gibi.
      ·Bazıları para gibi yuvarlak şeyleri döndürmeye meraklı ve beceriklidir. Dönen şeylere bakmaya doyamazlar.
      ·Pek çoğu müziği sever ve şarkı söyler.
      ·Otizmli çocukların duygusal gelişimi öteki çocuklarınki gibi olup tek farkı gelişimin gecikmesidir. Bir yaşındaki çocuğun annesinin arkasında ağlama özelliği otizmli bir çocukta dört veya beş yaşlarında ortaya çıkabilir.
      ·Otistik çocukların çoğu suyla oynamayı ve otomobille dolaşmayı çok severler.
      ·İletişim için konuşmayı çok fazla kullanmazlar.İsteklerini ifade etmek için ve isteklerine ulaşmak için kişilerin elinden tutarak bunlara ulaşmaya çalışırlar.
      ·Bazıları kendi etraflarında döner ve sallanırlar.Yürürken zıplayarak veya parmak uçlarında yürürler.
      ·Bazılarında uygun olmayan ortamlarda nedeni bilinmeyen gülmeler görülür.
      ·Başkalarının duygularını anlamakta zorlanır ve buna uygun tepkiler veremeyebilirler.
      ·Taklit yetenekleri sınırlıdır.
      E.K-1
      DSM-IV’E GÖRE OTİZM TANI ÖLÇÜSÜ
      Bugün bir çok ülkede kullanılan tanı sistemi, Amerikan Psikiyatri Birliğinin hazırladığı sistemdir.En az ikisi (1)’inci maddeden ve birer tanesi (2) ve (3)’üncü maddelerden olmak üzere (1), (2) ve (3)’üncü maddelerden toplam altı (ya da daha fazla) maddenin bulunması:
      (1)Aşağıdakilerden en az ikisinin varlığı ile kendini gösteren toplumsal etkileşimde nitel bozulma:
      (a)Toplumsal etkileşim sağlamak için yapılan el kol hareketleri, alınan vücut konumu, takınılan yüz ifadesi, göz göze gelme gibi sözel olmayan bir çok davranışta belirgin bir bozulmanın olması.
      (b)Yaşıtlarıyla gelişimsel düzeyine uygun ilişkiler geliştirememe,
      (c)Diğer insanlarla eğlenme, ilgilerini ya da başarılarını kendiliğinden paylaşma arayışı içinde olmama ( örn. İlgilendiği nesneleri göstermeme, getirmeme ya da belirtmeme)
      (d)Toplumsal ya da duygusal karşılıklar vermeme
      (2)Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren iletişimde nitel bozulma:
      (a)Konuşulan dilin gelişiminde gecikme olması ya da hiç gelişmemiş olması (el, kol ya da yüz hareketleri gibi diğer iletişim yollarıyla bunun yerini tutma girişimi eşlik etmemektedir.)
      (b)Konuşması yeterli olan kişilerde, başkalarıyla söyleşiyi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğun olması.
      (c)Basmakalıp ya da yineleyici ya da özel bir dil kullanma,
      (d) Gelişim düzeyine uygun çeşitli, imgesel ya da toplumsal taklitlere dayalı oyunları kendiliğinden oynamama.
      (3)Aşağıdakilerden en az birinin varlığı ile kendini gösteren davranış, ilgi ve etkinliklerde sınırlı, basmakalıp ve yineleyici örüntülerin olması:
      (a)İlgilenme düzeyi ya da üzerinde odaklanma açısından olağandışı, bir ya da birden fazla basmakalıp ve sınırlı bir örüntüsü çerçevesinde kapanıp kalma.
      (b)Özgül, işlevsel olmayan, alışageldiği üzere yapılan gündelik işlere ya da törensel davranış biçimlerine hiç esneklik göstermeksizin sıkı sıkıya uyma,
      (c)Basmakalıp ve yineleyici motor mannerizmler (örn. Parmak şıklatma, el çırpma ya da burma ya da karmaşık tüm vücut hareketleri)
      (d)Eşyaların parçalarıyla sürekli uğraşıp durma.Aşağıdaki alanlardan en az birinde, 3 yaşından önce gecikmelerin ya da olağandışı bir işlevselliğin olması:
      (1)Toplumsal etkileşim,
      (2)Toplumsal iletişimde kullanılan dil ya da
      (3)Sembolik ya da imgesel oyun.
      C. Bu bozukluk Rett Bozukluğu ya da Çocukluk Dizintegratif Bozukluğu ile daha iyi açıklanamaz.

      #743331
      Anonim

        ALLAH razı olsun ellerine sağlık

        #743342
        Anonim

          Emeğine sağlık..genelde kaç yaşında konuşurlar?

          #743434
          Anonim
            çaresiz;128659 wrote:
            Emeğine sağlık..genelde kaç yaşında konuşurlar?

            abi bu sorduğunuz soru hakkında da bir konu açtım inşallah aydınlatıcı olur

            #743435
            Anonim

              ALLAH razı olsun…..güzel bi paylaşım

            5 yazı görüntüleniyor - 1 ile 5 arası (toplam 5)
            • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.