Herşeyi görmemiz gerektiği gibi görebilseydik
her dileğimiz olduğu gibi gerçekleşiverseydi (gerçekleşse de bizim için hayırlı bi sonucu olmayacaktı kimbilir
.)
gönlümüz sıkışıp, daraldığında dünya ve dünyadakiler üzerimize doğru koşarak geliyor sandığımız o anda;
herşey O’ndan geliyor amenna!
diyebilseydik hakiki bi şuurla
Birileri tarafından kırılmalar yaşadığımız zaman, asıl kırmak değil kırılmamak hüner
diye söz geçirebilseydik yüreğimize
Ve daha bir çok olay karşısında teslim bir kul olabilseydik paniğe kapılmadan.
Ne güzel olurdu.
Âh ne güzel
.
Ama böyle olunca da imtihanda olduğumuzun farkına varabilir miydik? Bunca yaşanan ve yaşamak istenilip de yaşanamayan herşey imtihanda olduğumuz sonucunu çıkarmıyor mu karşımıza? Evet çıkarıyor. Ya edinilen tecrübeler? Düşe kalka öğrenmiyor mu insan çoğu şeyi? Aynı yeni yeni adımlar atarak düşüp, sendeleyen ama en sonunda yürümeyi başaran bir bebeğin çabası gibi
. Önce zahmet, sonrası Rahmet inşa
.
O halde duâmız; hel hâl ve ahvâlde farkındalık istiyoruz Sen’den Yâ Rab! Nasip et!
.
.
Mevlana h.z.leri Mesnevi’sinde bize ne güzel nasihat etmiş;
-Üzülme
.
Bir yandan korku bir yandan ümidin varsa iki kanatlı olursun, tek kanatla uçulmaz zaten. Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, kilimin tozunu almaktır. Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin? Taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz. Yüzük olmak dileyen taş, ezilmeyi yontulmayı göze almalıdır.- *
Tozumuzu, kirimizi bizlerin iyiliği için alan Hayy güzel Allah’ım, Sen ne büyüksün!
Rabbimiz
Kalplerimize kar tanesinin paklığını indir
Mutluluklarımızı kar taneleri sayısınca çok eyle
Hüzünlerimizi rahmetinin dokunuşuyla kar taneleri gibi erit
Bizi senin rızan yolunda uçuşan kar taneleri eyle…amin