• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #645105
    Anonim

      ‘Özel Alan’a Övgü

      [Ahmet Nazlı]

      ‘ÖZEL ALAN’ vurgusu, kaybettiğimiz mevzilerimizi tekrar geri alma niyetiyledir. Bir önceki yazımdaki ‘kamusal alan’la ilgili yakıştırdığım niteleme ile ilgili bazı dostlarım, özellikle hanımları, şımarıklıkla itham ettiğimi zannetmişler.

      Gerçekte ise, ne erkekleri ne de genel olarak hanımları şımarıklıkla itham eden değil, dışarıda bizi çağıran ‘kamusal’a ait bir nitelemede bulunmuştum. Yani bizi şımarıklığa çağıran ‘dışarı’dadır. Belki dışarının şımarıklığına en çok aldanan onlar olabilir. Ama sorun, sadece hanımların sorunu değil, sorun erkeklerin sorunudur. Öncelikle erkekler, kendisini kamusalın kucağına atmamalıdır. Atmışsa, hanımların yapması gereken, erkeği kamusalın kucağından kurtarmaktır. Yoksa kendisi de çare olarak kendisi kamusalın akıntısına kendisini kaptırmamalıdır.

      İçimizdeki şımarıklığı, dışa vuran, kamusalın kendisidir. Zira, ‘dışarı’sı, en yakınlarımızın bile bize katlanamayacağı şeylere katlanıyor, en yakınlarımıza bile gösteremediğimiz ilgiyi bizden görüyor.

      Bu yüzden, ‘özel alan’ımızdaki bir çok kalemiz, içeriden fethedilmiş, bir çoğunu ise kamusal’a kaptırmışız.

      Hiçbir sınırı belli olmayan bir ‘kamusal alan’, sınırları belli olan özel alanımıza tecavüz etmiş ve bizi kendimiz olmaktan çıkarmıştır. Evimizin dışında olduğunu zannettiğimiz ‘kamusal alan’, sonunda evimizin içini de kendi sınırlarına dahil etmiş ve bizler bütün ‘dışarı’da olup bitenden haberdar ediliyoruz.

      Evimizdeki ajan, sadece dışarıda olup biteni bize aktarmıyor. Sadece ‘dışarı’ya, ‘kamusal alan’a çıktığımızda bize nasıl davranmamız gerektiğini bize aktarmıyor. Aynı zamanda, evde de nasıl davranmamız gerektiğini bize dikte ediyor. Öyle ki, TV’ler bütün davranış kodlarımızı belirliyor. Hadd-i zatında, özel davranış biçimleri şeklini değiştiriyor, kamusal davaranış biçimlerine evriliyor. Söz gelimi, şefkatle birbirine davranması gerekenler, biribiriyle resmi bir şekilde görüşür hale geliyor, iletişim biçimi aile eksenli olmaktan çok, toplumsal hale gelmiş. ‘Evde nasıl mutlu olunur’ sorusuna çalışmaktan ziyade, çoğu insan ‘toplum ne der’ korkusuyla yetişiyor. ..

      devamı için:

      http://www.karakalem.net/?article=2280

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.