• Bu konu 8 yanıt içerir, 7 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
10 yazı görüntüleniyor - 1 ile 10 arası (toplam 10)
  • Yazar
    Yazılar
  • #655939
    Anonim

      Kaybetdigimiz iman,orf,adet,manevi,ahlaki degerlerimiz isyani diyelim buna bence…..:@

      Özgür Kız’ın babasının son pişmanlığı
      66481.jpg

      Son dönemde yaşanan aile içi şiddet olayları, anne-babaları özeleştiriye yöneltti. 2007’de denize çıplak girmesiyle haberlere konu olan Duygu Öztemir’in alkollüyken terastan düşerek ölmesi ailesini yasa boğdu. Kızıyla ilgili pişmanlığını dile getiren baba



      Fuat Öztemir, “Keşke kızıma sahip çıkabilseydim.” dedi.
      Profesör annesini vahşice öldüren Bilkentli Başak Aydıntuğ, Etiler’de başı kesilerek çöp konteynırına atılmış halde bulunan Münevver Karabulut, İstanbul’dan İzmir’e eğlenmek için kaçan lise öğrencisi Emo’cu kızlar ve arkadaşlarıyla çıktığı tatilde aldığı aşırı alkolün etkisiyle 5. kattan düşerek hayatını kaybeden biyoloji son sınıf öğrencisi Duygu Öztemir… İnsanın kanını donduran ve tartışmalara sebep olan bu haberler, zayıflayan aile bağlarını yeniden gündeme getirdi. Olayların ardından ‘biz nerede hata yaptık?’ sorgulamasına giren anne-babalar, sorunun ihmalkâr davranışlarından kaynaklandığı gerçeğini gördü. Bunun son örneği, İzmir’de iki yıl önce sansasyonel tavırlarıyla haberlere konu olan Ege Üniversitesi Biyoloji son sınıf öğrencisi Duygu Öztemir’in (27) geçtiğimiz pazar günü aşırı alkolün etkisiyle 5. kattan düşerek ölmesi sonucu yaşandı.



      Baba Fuat Öztemir, kızının hayatına mal olan hatalar zincirini, “Hepimiz suçluyuz, ancak başta babası olarak ben, sonra annesi. İzmir’e gitmemesi için çok yalvardım ama dinlemedi. Engelleyemedik. Demek ki çocuklarımızı bırakmamak lazım, sarılacağız.” sözleriyle özetledi.


      Duygu Öztemir, 2007’de arkadaşlarıyla doğum gününü kutlarken İzmir Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’nda çırılçıplak denize girmesiyle manşetlere taşınmıştı. Alkolün etkisiyle, “Ben özgürüm. Kıyafet giyince mi insan oluyoruz? Siz bu kıyafetleriniz olmadan insan değil misiniz?” ifadelerini kullanmıştı. O günleri acıyla hatırlayan baba Fuat Öztemir, basının sorumsuz davrandığını öne sürerek, “O çocuk kendini göstermek için, reklam amacıyla girmedi. Gençliğinde kim çılgınlık ya da yanlış bir şey yapmamıştır ki? Onun hemen basın tarafından deşifre edilerek toplum önünde ziyan edilmesini mi gerektirir?” diye konuştu. İki yıl önceki olayın haber yapılmasının kızının psikolojisini bozduğunu söyleyen Öztemir, olayları gençlikte yapılan hatalara bağladı. Olayın nedenini alkole bağlamak ve bir suçlu aramak istemediğini anlatan acılı baba, “Hepimiz suçluyuz, toplum olarak başta babası olarak ben, sonra annesi. Ben sadece buna kader ve yazgı diyeceğim.” şeklinde konuştu. Baba Öztemir, kızıyla yeterince ilgilenmediği için de pişmanlık duyduğunu kaydetti. Kızının alkol kullandığını ancak çok düşkün olmadığını ifade eden baba, gençlerin hatalar yapabileceğini, bunlara karşı hoşgörülü olunması gerektiğini sözlerine ekledi.


      Kızının boş bir insan olmadığını, üniversiteyi Türkiye 32.si olarak kazandığını dile getiren Öztemir, İstanbul’da oturduklarını, Duygu’nun üniversite için İzmir’i tercih ettiğini anlattı. Baba, sözlerini şöyle tamamladı: “Çok yalvardım İzmir’e gitmemesi için ama dinlemedi. Bu çağda gençlerin kişiliğini bulması kolay olmuyor. Gençler hata yapar, hoşgörülü olmak lazım.


      Zaman

      #751901
      Anonim

        🙁 :(:(

        #751902
        Anonim

          Kızının boş bir insan olmadığını, üniversiteyi Türkiye 32.si olarak kazandığını dile getiren Öztemir, İstanbul’da oturduklarını, Duygu’nun üniversite için İzmir’i tercih ettiğini anlattı.

          boş olmamak öyle olmuyor malesef ilim sadece cehaleti alıyor ama…

          Allah cc sabır versin ne deyim örnek olsun en azından gençlere ve anne babalara…

          #751903
          Anonim

            bende okuyunca çok üzülmüştüm.ALLAH(c.c) sabır versin .Ama bence de suçlu aile ve toplum.çok detaylı bir konu ama aile çocukken bazı şeyleri verebilseydi belki de böyle olmazdı.Kınamadım sadece üzüldüm grçekten.TV lerde 9 yaşındaki kız çocuğuna şarkı söyletip dans ettiren ve onu alkışlayan toplumumuzda da var suç.çünkü kız çocuklarına hep müzikle oynamayı filan öğretiyorlar.marifetmiş gibi.Kuran -ı Kerim öğrensin diye kursa gönderen kesim az ve onlara aaa ne kadar çağdışı geri kalmışlar diyorlar malesef.ama sonra işte sonradan da pişmanlıklar.İnşallah ailelere ders olur diyeceğim ama zannetmiyorum.

            #751905
            Anonim

              ‘zarara rızasıyla girene merhamet olunmaz’ o aile çocuğu için sınavda bilmem kaçıncı olmasını değil de dinini öncelik olarak verseydi böyle olmazdı ama sonuçta hatalarını anlamışlar ne kadar geç de olsa Allah sabır versin inşaallah başka çocukları varsa onların eğitimi konusunda ders olmuştur ve inşaallah diğer ailelere de ders olur

              #751940
              Anonim

                Ben bu tür düşüncelere çok kızıyorum.
                Tamam ailenin etkisi var ama günahını yada mükafatını ailesi mi alacak…

                Kendisi de demişti “ben özgürüm“..
                Yani ailesine bağlı değil yani bugün binbir meşakate rağmen hatta hristiyan yahudi musevi şamanist atesit budist, deist şuist buist vs bile müslüman oluyorsa kimse kusura bakmasın ama bu ne anne babanın ne de toplumun sayesinde..

                Herkese bir nefs bir de irade var ve yine herkes kendi nefsi yahut iradesiyle hareket ediyor…
                Herkes kendinden mesul, herkes yaptığıyla kalacak…

                Allah Affetsin…

                #751983
                Anonim

                  kardeşim tabiki günahını ya da mükafatını ailesi alacak bir nebze anne babanın da çocuk belli bir yaşa gelene kadar bir sorumluluğu var Allah o evladı onlara emanet etmiş yetiştirsin doğru olanı öğretsin diye ailesi hiç birşey öğretmesse dinden haber vermezse kızın nereden haberi olacak tamam kız ben özgürüm dediyse ailesi de ona o kadarda değil bizim dinimiz böyle böyle demeliydi sizin dediğinize göre o zaman ailenin sorumluluğu tamamen ortadan kalkıyor

                  selamün aleyküm

                  #752005
                  Anonim

                    Hayır ailenin sorumluluğu bir yere kadar

                    Aileden dini eğitim alıp şirke giren insanlarda var..
                    Benim söylemek istediğim de bu

                    #752008
                    Anonim

                      elbette ruh kardeşim aile eğitimini elinden geldiği kadar verdiği halde evlat şirke giriyorsa bu da arkadaşlarından etkilendiğinden yani toplumdandır diye düşünüyorum yani şahsi fikrim;)

                      #752025
                      Anonim

                        “Başıboş kız”ın mesajları!

                        “Özgür kız”, cesedini mesaj yaparak gitti… Aslında o bir sene önce çıplak denize girerken de güçlü bir mesaj vermişti. Anlayan olmadı! Bütün basın hadiseye basit bir magazin mevzuu olarak baktı ve bir kaç günde tüketti.
                        Haberlerin arkaplanında soyunmanın özgürlük olduğu fikrini görmek mümkündü. Kızlarımız, kadınlarımız habire özgürleşiyordu! Hatta özgürlükte sınır tanımıyorlardı! Cumhuriyet başarıya ulaşmıştı!

                        Neslinin mesajını vermişti özgür kız… Önce yüksek öğretime, eğitim sistemine sonra bütün toplumaydı bu mesaj. “Öğrenmek zekânın, yapmak ahlâkın işi” diyen filozofu dinleyen olmamıştı. Bilginin herşeyi halledeceği sanılmıştı. Bozulmanın, kokuşmanın, tefessüh etmenin mesajıydı bu. “Sizin yüklediğiniz değerlerle buraya kadar!” diyordu.
                        Bu mesaj iyi okunsaydı, “Özgür kız”, daha doğru söyleyişle “başıboş kız” belki yaşıyor olacaktı…
                        Neydi bu mesaj?

                        Sahte özgürlüğün doğurduğu esaretler, iptilalar, bağımlılıklar zincirini haykırıyordu bu kızcağız. Bugüne kadar kendisine yüklenilenleri kusarcasına verilen bir mesajdı bu. “Alın işte, özgürlüğünüzü sonuna kadar kullanıyorum; dahası var mı? Ruhumu aldınız, bedenimle buraya kadar!”

                        Bu vak’a üzerine üniversiteler, Millî Eğitim çok ciddi olarak eğilmeli idi. “Biz nerede hata yaptık?” sorusunu defalarca sormalı idi. Bu kızcağız da müşahede altına alınmalı, topluma kazandırılmaya çalışılmalı idi. Onun farkında olarak veya olmayarak nasıl varoluş problemleri içinde yüzdüğü gözlemlenmeli idi. Modernizmin kadını nasıl “şey”leştirdiği gözler önüne serilmeli idi…

                        Özgür kıza o güne kadar belletilen değerler ne olabilirdi?
                        İşte onlar onun sonunu getirdi. Onu özgür değil, “başıboş” yaptı. O değerler ona bir gaye yüklemiyordu, hedef göstermiyordu. Varoluşuna anlam katmıyordu. Ye iç, eğlen, harca…sınırları aş. Özgürlük çıplaklıktır! Özgürlük çılgınlıktır! Her şeyi tüket…
                        Kızcağız, çıplak denize girer ve bunu özgürlükle açıklarken, kavram dünyasında olmayan bir çok kelime toplumun hafızasında yaşıyordu. Muhtemelen bu kız bu kelimelerin bir çoğunu bilmiyordu. Bildikleri ise, sistem içinde ciddi biçimde hasara uğratılmıştı. Özgürlük ahlâktan üstün olmalıydı. Özgürlüğün yanında namusun esamisi okunmazdı…
                        Neydi bu kelimeler?
                        Ahlâk, ar, edep, haya, haysiyet, hicap, ırz, iffet, ismet, izzet, izzetinefis, namus, onur, şeref, utanma, vakar…

                        Özgürlük ve ahlâk, özgürlük ve ırz, özgürlük ve namus, özgürlük ve edep, özgürlük ve iffet, özgürlük ve hicap, özgürlük ve utanma, özgürlük ve şeref, özgürlük ve izzet, özgürlük ve vakar, özgürlük ve onur, özgürlük ve haysiyet…
                        Denklemin bir tarafında özgürlük varsa, diğerleri olmamalı mıydı? Daha doğrusu bunlarsız gerçek özgürlük olabilir miydi?
                        Kayıtsızlık, denetimsizlik, kontrolsüzlük, başıboşluk… Özgürlükle aynı kefede bulunmaktadır. O zaman diğer kefede ahlâksızılık, edepsizlik, utanmazlık, namussuzluk, vakarsızlık, haysiyetsizlik, şerefsizlik… yerini almaktadır.
                        İnsanı hayvandan ayırd etmeye yarayan nitelikler sistem içinde ya yok sayılmıştır, ya da önemsizleştirilmiştir.

                        Aile terbiyesi almayan, okulda değer yüklenmeyen, iletişim araçlarında gayriahlâkilik telkin edilen kızlar “özgür” olmuştur. Eş olmak, anne olmak haysiyetinden, izzetinden, onurundan, şerefinden yoksun bırakılmıştır.
                        Başıboş kız otuz yaşına yaklaşmış. Yüksek öğretimin son basamağında. Basamağı atlasa ne olacak? Anlamsızlık hayatının her tarafını sarmış. Yaşamakla yaşamamak arasında ince bir çizgi kalmış…

                        Başıboş kız, özgür kız efsanesini çöp tenekesine attı!

                        8ep4em4.jpg
                        …Özgürlüğün(!) kaçınılmaz sonu…
                      10 yazı görüntüleniyor - 1 ile 10 arası (toplam 10)
                      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.