- Bu konu 19 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
13 Kasım 2009: 08:59 #760144
Anonim
ONUN ÜMMETİNDEN OLO’NUN ÜMMETİNDEN OL
Beri gel, serseri yol !
O’nun Ümmetinden ol !
Sel sel kümelerle dol !
O’nun Ümmetinden ol !
Sen , hiçliğe bakan yön !
Hep sıfır, arka ve ön !
Dosdoğru Kâbe’ye dön!
O’nun Ümmetinden ol !
Gel ,dünya muhdar kafes !
Gel, gırtlakta son nefes !
Gel ,Arşı arayan ses!
O’nun Ümmetinden ol !
Solmaz , solmaz; bu bir renk…
Ölmez , ölmez; bir ahenk…..
İnsanlık; hevenk hevenk,
O’nun Ümmetinden ol !
Gökte çıkıyor haber,
Geber çelik put geber !
Doğrul yeni seferber ,
O’nun Ümmetinden ol !
18 Aralık 2009: 11:13 #762175Anonim
SOLMAYAN GÜLL
.
Gülü tarife ne hacet; gül Sevda-yı î’dir. Gülün sevdası kalbimizin hâfi tepelerinde, ahfâ zirvelerinde sancak açmıştır.Ve bizler, gönlü gülşen olan insanlara meftun oluruz, Kainatın Solmayan Gülü’nün aşkıyla…
Gün gelir, gözyaşıyla gül sularız. Bir gül için bin dikene su veririz. Ve biliriz ki, güllerin içinde diken yoktur, dikenler içinde gül vardır.
O, aşkımızın mihrabındaki gül…O, alemlere rahmet olarak gönderilen bir rasûl…O, çöl sıcağındaki bir kevser şelâlesi…
O, teşrifiyle kainatı aydınlatan ve ışık bahşeden sonsuz bir nur şulesi…
Gündüzleri dünyayı ışıtan güneş ve geceleri gökyüzünde çiçek çiçek açan yıldızlar, O’nun sönmeyen ışığının en mütevazi kandilleri… Sera da, süreyya da O’nun nuruyla aydınlanır…
O’nun sîreti bir amaç, O’nun sünneti bir hidayet, O’nun sureti gönüllere ülfet ve nimet veren bir âb-ı hayat…
Ruhumuz O’na aşık…O, gül mushaflı sevdamızın sembolü…O, onsekiz bin alemin emsali olmayan gülü…
DergahıMuhammed (s.a.v)
18 Aralık 2009: 11:20 #762179Anonim
Neden akıtmaz oldun gözlerim?
kurudu mu göz pınarların yoksa…
duymadın mı dosta neler oldu?
MEDİNE yasta…!
gönlüm hissetmedin mi yoksa?
CEBRAİL (a.s) artık gelmeyecekmiş,
gökle irtibat koptu koptu artık gönlüm..!
Mescit öksüz Mihrap yönsüz,
EBUBEKİR (a.s) dostsuz,ALİ (a.s) bitkin…
Nere avutur bizi artık söyle gönlüm,
Nere avutur EFENDİM (s.a.v)….14 Şubat 2010: 14:32 #766516Anonim
Selamün Aleyküm.

Ellerimiz ellerinizdedir Efendim….
Bildik ki, siz insanların en lütufkârısınız…
Bir köleyi, bir çocuğu dahi geri çevirmezdiniz.
Birnin elini tuttuğunuzda,,
elinizi tutan kimse bırakmadıkça elini bırakmazdınız.Çölün aziz misafiri.
Suskunların kutlu sözcüsü.
Hüzünlerin sabırlı bekçisi.
Teselli yağmuru.
Huzur pınarı.
Efendimiz..
Kokunuz duyuldu önce.
Saçları rüzgârın yakasına tutuşmuş çocuklardan biri ellerini kumlardan çekip koştu.
Gözlerini yukarı çevirdi.
Yukarıların habercisinin, yücelerin gezginin yüzüne bıraktı kalbini.
Kanatlarını sessizliğin avucuna yayıveren kelebekler asılı kaldı havada.
Rüzgâr nefesini tuttu.
Kum tanecikleri gül yüzünüzün kıvrımlarına koşuştu.Billur elleri uzandı nur ellerinize.
Eline avucuna yığdı çocuk sevinçlerinin hepsini.
Bakışlarını akıttı yüzünüze.
Gözlerinize, ta gözlerinizin bebeğine baktı Efendim.
Varlığınızın çölü gül(l)e çevirdiğini, ölümü sonsuza bitiştirdiğini bilerek b/aktı gözlerinizin içine.
Kendisinden önce kardeşlerini yutan çölün tozları/nı temizle/n/di ellerinizle yüzünden.
Nefes aldı gözlerinizle buluşunca gözleri.
Belki de delice seğirtti ardınızdan.
Siz de onu beklediniz belki; hepimizi, her şeyimizi, bütün kızlarımızı kucaklayan, yitirdiklerimizi bize yeniden vaad eden tebessümünüzle beklediniz.
Kız çocuğunun dudağında sonsuza goncalanan tebessüm gülleri açıldı.
Sizin karanlıkları dağıtan, hüzünleri silen, korkuları boğan tebessümünüze dokundu bakışları.
“Kal” dedi gözleri, “biraz kal, gitme…”
Avucunuza bıraktı avuçlarının huzurunu…
Belki birkaç adımı birlikte attınız Efendim.
Yavaşladınız.
Ki hiç acelenizin olmadığını bilirdik.Boyu hizasında eğiliverdiniz.
Bize döndüğünüz gibi, yükseklerin en yükseği miractan iner gibi.
Bizim hatırımıza indiğiniz gibi el üstünde tutulduğunuz semâdan arzın çölüne.
Gözümüzün yaşını silmek için alkışlandığınız göklerin cezbesinden sıyrılıp bulandığınız gibi dünyanın hüznüne.
Sırf bizi sevindirmek için Yakınlık makamından uzak kalmaya razı olduğunuz gibi..
Eğildiniz Efendim, eğiliverdiniz.
Yanımıza döndünüz.
Yüzümüze baktınız.
Hatırımızı saydınız.
Nazladınız.
Kız çocuklarımıza ebedî teselliler getirdiniz deste deste .Kucakladınız sımsıcak.
Medine’li kız çocuğunun elinden tuttunuz.
Adı kâh Hacer, kâh Maria, kâh Samaneh belki Rojda ya da Lena oluverdi.
Fıtratı İslam idi kız çocuğunun…
Onun sevincini öncelediniz; sonraya bıraktınız başkalarını.
Onu sevindirmeyi önemsediniz, bekleyenleri ötelediniz.
An dondu.
Mekan doğruldu.
Çöl dirildi.
Zaman yeniden kanatlandı bakışlarınızın göğünde.
Tebessüm ettiniz.
Küçük kız çocuklarının hatırını her şeyin önüne aldınız.
Onlar için çektiğiniz sancıları sakladınız onun gözlerinden.
Onlar için kanayan ayaklarınızı unuttunuz onun sevincinde.
Dualarınızın göğünde bir güneş gibi yükselttiniz kız çocuğu mutluluklarını. .Ellerinizin nuruyla ışıdı kızın yüzü.
Ve kızın ışıyan yüzünden yansıyan ışığın aksi sevinç sevinç pencere önlerimize kadar taştı.
Ve kızın gözlerine nakşolan gül yanağınızın kokusu döndü dolaştı kızlarımızın yanağına bulaştı.
Şimdi, o kızın yanağından miras bir ışıltıyı ve kokuyu taşıyor kızlarımızın yanaklarıOnların lüle saçlarında, ceylan titrekliğindeki iri gözlerinde, beyaz gülüşlerinde, yarım kalmış, acemi ve masum dualarında sizin tesellinizi içiyoruz her gün.
Küçük kızlarımızı seviyoruz Efendim sayenizde.
Onlar için umutlanıyorsak, sizin müjdenizle
Onları sevindirebiliyorsak, sizin hatırınıza Efendim…
Ne varsa sevgiden yana elimizde avucumuzda, mayasını sizin tebessümünüzden devşirdik Efendim.Efendimiz,
Neden hâlâ elini tutmaktan uzak düştüğümüz kızlarımız var bizim.
Elimize tutunan yetimleri, öksüzleri ötelere öylece düşüncesizce itiverdik biz.
Kızlarımızın sımsıcak tebessümlerini soluğumuzdan buz tutmuş dipsiz kuyulara savuran buzdan heykelleriz biz.
O masum dudakların “Baba!” deyişlerini huzursuz ve telaşlı saatlerin yüzünde par(ç)alayan babalarız biz…
Şimdi, kapı arkalarında baba yolu bekleyen nazenin kız çocuklarını babasız bırakanlarla aynı şehirleri paylaşıyoruz biz.Bir gün olsun, âh bir an olsun, kızımız tutunca elimizden, hiç bırakmamaya ahdederken biz, o bırakmadıkça onun elini bırakmamaya niyetlenirken biz, hatıranı ete kemiğe bürüyüp giyinebilir miyiz?
Nasıl olur da o billur elleri salıveririz ellerimizden nâr görüp çözülüvermiş buz gibi biz?
Niçin gözlerinizin içine büyüdüğümüz zaman da o ışıltıyla bakamayız o kız gibi biz?
Acaba biz kimlerdeniz?
Sizin tuttuğunuz eli tutamayıp itenlerden miyiz?
Ellerinizden kızlarımızın gül kokladığı Efendimiz…
Özür dileriz..
Menbaı siz olan, kızlarımızın yüzünden bize yansıyacak bir sadakalık ışıltı dileniriz…
Affımızı isteriz…
Senai Demirci14 Şubat 2010: 14:33 #766517Anonim
ARAYA ARAYA BULSAM İZİNİ İZİNİN TOZUNA SÜRSEM YÜZÜMÜ

ARAYU ARAYUArayu arayu bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasip eylese görsem yüzünü
Ya Muhammed canım arzular seni
Bir mübarek sefer olsada gitsem
Kabe yollarında kumlara batsam
Hup cemalin birkez düşte seyretsem
Ya Muhammed canım çok sever seni
Ali ile Hasan Hüseyin anda
Sevdası gönüllerde muhabbet canda
Yarın mahşer gününde Hak divanında
Ya Muhammed canım arzular senin
YUNUS medh eyler seni dillerde
Dillerde dillerde hem gönüllerde
Arayı arayı gurbet ellerde
Ya muhammed canım arzular seni23 Nisan 2010: 12:36 #769796Anonim
[URL=”http://javascript:divkapa%28siirhikaye%29;”]GÜL KOKULUM[/URL]
Bilsen nasıl mahzundur seni yazmayan kalem
Hasrettir nur deryana kelamlar gül kokulum
Hem yetim hem öksüzdür seni anmayan alem
Boynu bükük dökülür selamlar gül kokulumKevser ırmaklarında toprağın arınmıştı
Peygamber olacaklar nurunla sarınmıştı
Ezel ve ahir alem mührünle korunmuştu
Biliminle donandı alimler gül kokulumÖz nurundan yaratmış, karanlığa çağ etmiş
Ezeli iradeyle hakikate bağ etmiş
Sana inananlara kıbleyi otağ etmiş
Sırrınla yaratıldı alemler gül kokulumCahiliyet kirinin zerresi bulaşmadı
Seçilenden seçildin, nesebin dolaşmadı
Varlığın tacı oldun, şirk sana ilişmedi
Mevcudunla son buldu elemler gül kokulumSabah yıldızlarıyla müjdelendin cihana
Ak kanatlı bulutla tanıtıldın her cana
Şehitler yarış etti kavuşmak için sana
Vuslat diye içildi ölümler gül kokulumMutlak mana içinde ezel sen ahir sende
Can buldu nur deryası ipek dokulu tende
Goncalar güle döndü senin sırlı busende
Gelişinle mahv oldu zalimler gül kokulumSUNU:
Özledim, özledim, çok özledim seni YAR!
Sevdana talip olmuşum, Kevser havuzunun yanında buluşmaya kaç var…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.