• Bu konu 4 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
  • Yazar
    Yazılar
  • #672461
    Anonim

      174861_2.jpg

      Bu yaz gelmişken biraz kitap okumaya vakit ayırabiliriz inşaAllah. Bu vesileyle günlük olarak peyderpey paylaşacağım eserlerden bir eser olan bu kıymetli eseri kısaca tanıyacak olursak; Peygamber Efendimiz (S.A.V) bugün nasıl bir ümmet olmamızı isterdi? Yaşar Kandemir Hocamız günümüz ışığında ihtiyacımız olan ve günümüze hitap eden 63 bölümle bu soruya yanıt veriyor..

      Cenab-ı Hakk hepimizi Peygamberimizin Şefaatine nail eylesin ve Sünnetini yaşayıp yaşatanlardan eylesin. Hakkıyla okuyup anlayanlardan, anlayıp yaşayanlardan, yaşayıp yaşatanlardan eylesin…

      Selam ve dua ile..

      Not: çeşitli teknik sebeplerden dolayı durdurmak zorunda kaldık. özür dileriz … Selam ve dua ile…

      #794116
      Anonim

        ÖNSÖZ

        İyi mü’mini üç cümlede özetleyen bir hadîs-i şerif vardır.

        Hicrî dördüncü yüzyıldan günümüze gelinceye kadar, birçok İslâm âlimi bu hadisi yüzlerce âyet ve hadisle açıklamaya çalışmış, böylece bir gülün yedi veren oluşunu andıran olağanüstü bir manzara ortaya çıkmıştır.

        Bu hadise göre, imanın altmış veya yetmiş dalı vardır. En yukarıdaki dal “lâilâhe illallah” demek, en aşağıdaki dal insanlara eziyet veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Utanma duygusu da bu dallardan biridir.

        Ahmed ibni Hüseyin el-Beyhakî (ö. 458/1066), bu Peygamber gülünün yetmiş yedi yaprağı bulunduğunu söylemiş ve o yaprakları bir bir açmak maksadıyla Şu’abü’1-îmân adlı yedi ciltlik bir eser kaleme almıştır. Bu çapta olmasa bile, bu sahada daha başka kitaplar da yazılmıştır.
        Elinizde tuttuğunuz eser, bu kitapların bir özeti mahiyetindedir.

        Bu çalışmaya, konuyla ilgili eserlerdeki âyetleri ve güvenilir hadisleri derleyerek başladım.
        İmâm Nevevî ve İbn Hacer el-Askalânî gibi ünlü muhaddislerin görüşlerinden faydalanarak, bu altmış veya yetmiş konuyu kalbin, dilin ve organların görevleri diye üç bölümde topladım.

        Bazı konuları birleştirerek (ilim öğrenmek ve öğretmek gibi), günümüzde geçerliliği olmayan bazı konuları almayarak (kölenin efendisine, efendinin kölesine karşı görevleri gibi) kitabımı, o ünlü hadise uygun şekilde, altmış üç ana başlık halinde kaleme aldım.

        Güzel dinimizi kısa yoldan öğrenmek isteyenleri, Allah’ın ve Resûlullah’ın sözleriyle mümkün olduğunca baş başa bırakmak düşüncesiyle, malzemenin bol olduğu konularda, âyet ve hadisleri bir konuşma üslûbu içinde, Peygamber Efendimizin sohbetini dinliyormuş gibi vermeye gayret ettim.

        Bunu sağlamak için de, birden fazla konunun ele alındığı bir hadisin tamamını zikretmek yerine, İmâm Buhârî’nin Sahîh-i Buhârî’de yaptığı gibi (taktî usulüyle), hadisin sadece ilgili kısmını verdim.

        Yeterince âyet ve güvenilir hadisin bulunmadığı konularda ise âlimlerimizin yorumlarından faydalandım. İmân esaslarıyla ilgili konularda âyetlerden daha çok faydalandım.

        Bir de her bahsin sonunda, okuyucuyu yeni bir konuya geçmeden önce biraz dinlendirmek ümidiyle, işlediğim konuyla ilgili yine sahabe tarafından rivayet edilen bir olayı, bir kıssayı “Gül Kokusu” başlığı altında sundum.

        Eserimin, Yüce Rabbimin rızâsını kazanmaya, dünya ve âhiret kardeşlerimin dualarını almaya vesile olmasını niyaz ederim.

        Biz de hocamızın duasına Amin diyor ve eseri okumaya başlıyoruz inşaAllah..

        #794117
        Anonim


          İÇİNDEKİLER

          BİRİNCİ BÖLÜM – KALBİN GÖREVLERİ
          1. Allah’a inanmalı 17
          Gül Kokusu: Herşeyi yaratan Odur 22
          2. Meleklere inanmalı 24
          Gül Kokusu: Ebû Hüreyre ile Şeytan 32
          3. Kitaplara inanmalı 34
          Gül Kokusu: Peygamberimiz Tevrat’ta böyle anlatılmıştı 40
          4. Peygamberlere inanmalı 41
          Gül Kokusu: Hz. Mûsâ ile Hızır 47
          5. Kıyametin Kopacağına inanmalı 52
          Gül Kokusu: Mü’minin ölümü 59
          6. Âhiret Hayatına inanmalı 61
          Gül Kokusu: Peygamberimizin Şefaati 71
          7. Cennet ve Cehenneme inanmalı 75
          Gül Kokusu: Cehennemden en son çıkan adam 81
          8. Kadere inanmalı 84
          Gül Kokusu: Kader hakkında 89
          9. Allah’ı Sevmeli 92
          Gül Kokusu: O Allah’ı ve Resulünü sever 97
          10. Sevdiğini Allah için Sevmeli 99
          Gül Kokusu: Sevdiğinle berabersin 104
          11. Allah’tan Korkmalı 105
          Gül Kokusu: Külü savrulan adam 111
          12. Ümit içinde Yaşamalı 113
          Gül Kokusu: Ateşe atar mı? 120
          13. Peygamberini Sevmeli, Saymalı 121
          Gül Kokusu: Zehebfnin altın sözleri 128
          14. Dinini Herşeyin Üstünde Tutmalı 130
          Gül Kokusu: Ölüm şeklinin ne önemi var? 136
          15. ihlaslı Olup Riyadan Sakınmalı 138
          Gül Kokusu: Üç riyakâr 142
          16. Tövbe Etmeli 144
          Gül Kokusu: Doksan dokuz kişiyi öldüren adam 150
          17. Sözünde Durmalı 152
          Gül Kokusu: Sözünde durmak var 156
          18. Allah’a Şükretmeli 158
          Gül Kokusu: Kur’ân-ı Kerimden dualar 164
          19. Sıkıntıya Sabretmeli 167
          Gül Kokusu: Hz. Fâtıma’nın sırrı 173
          20. Allah’a Güvenmeli 175
          Gül Kokusu: Bir müzayede 181
          21. Dünyaya Kapılmamalı 183
          Gül Kokusu: Dünyanın cazibesi 191
          22. Haset Etmemeli, Kin Gütmemeli 192
          Gül Kokusu: Cennetlik adam 197
          23. Küçükleri Sevmeli, Büyükleri Saymalı 199
          Gül Kokusu: Merhamet duygusu 204
          24. Kendisi için İstediğini Başkası için de istemeli 205
          Gül Kokusu: Hayır çeşitleri 213

          İKİNCİ BÖLÜM – DİLİN GÖREVLERİ
          1. ilim Öğrenmeli ve öğretmeli 217
          Gül Kokusu: Bize de bir gün ayır 222
          2. Diline Sahip Olmalı 223
          Gül Kokusu: Uçup giden sevaplar 232
          3. Kur’ân Okumalı 233
          Gül Kokusu: Üseyd’in atı 240
          4. Allah’ı Zikretmeli 242
          Gül Kokusu: Zikir meclisleri 251
          5. Kimseye Hakaret Etmemeli 253
          Gül Kokusu: Günaha buğzetmek 260

          ÜÇÜNCÜ BÖLÜM – BEDENİN GÖREVLERİ
          1. Temiz Olmalı 263
          Gül Kokusu: Yüzleri parıldayan kimseler :. .268
          2. Namaz Kılmalı 270
          Gül Kokusu: Dökülen yapraklar gibi 280
          3. Zekât Vermeli 282
          Gül Kokusu: iki cimri, bir cömert 289
          4. Oruç Tutmalı 292
          Gül Kokusu: Misk çantası 300
          5. Haccetmeli 303
          Gül Kokusu: Telbiye getiren peygamberler 309
          6. Allah Yolunda Savaşmalı 310
          Gül Kokusu: Hurmaları nasıl fırlattı? 317
          7. Cömert Olmalı 318
          Gül Kokusu: Buluttan gelen ses 323
          8. Emanete Riayet Etmeli 325
          Gül Kokusu: Ibni Ömer ile çoban 330
          9. Dargınları Barıştırmalı 332
          Gül Kokusu: Bir anlaşmazlığı nasıl önledi? 336
          10. Kimseyi Öldürmemeli 337
          Gül Kokusu: Kalbini mi yardın? 343
          11. Zina Etmemeli 345
          Gül Kokusu: Zina etmek isteyen delikanlı 352
          12. Kul Hakkı Yememeli 354
          Gül Kokusu: Islak buğdaylar 362
          13. Haram Yiyecek ve içeceklerden Uzak Durmalı 363
          Gül Kokusu: Falcılık parası 370
          14. Yasaklanan Giysileri Kullanmamalı 371
          Gül Kokusu: Bahreynli bir ziyaretçi 378
          15. Parasını Ölçülü Harcamalı 380
          Gül Kokusu: Nakışlı örtü 384
          16. Adaletli Olmalı 385
          Gül Kokusu: Hani adalet? 391
          17. Yöneten Âdil Olmalı, Yönetilen itaat Etmeli 392
          Gül Kokusu: ineğin sütü 397
          18. Müslümanlarla Bir ve Beraber Olmalı 399
          Gül Kokusu: Atın kendinizi ateşe.1 404
          19. iyiliği Emretme”, Kötülükten Sakındırmalı 406
          Gül Kokusu: Kürsü kurulunca 411
          20. Birbirine Yardım Etmeli 412
          Gül Kokusu: Mecnun gibi 418
          21. Utanma Duygusuna Sahip Olmalı 419
          Gül Kokusu: Hz. Peygamberin hayası 424
          22. Anaya Babaya İyi Davranmalı 426
          Gül Kokusu: Cüreyc ile annesi 432
          23. Akrabaya İyi Davranmalı 434
          Gül Kokusu: Beyruhâ 439
          24. Güzel Huylu Olmalı 440
          Gül Kokusu: Dağlar meleği 451
          25. Ailesine Karşı Görevlerini Yerine Getirmeli 452
          Gül Kokusu: Kadınların temsilcisi 458
          26. Selâmlaşmalı 460
          Gül Kokusu: Selam vermek için 466
          27. Müslümanlara Kardeşçe Davranmalı 467
          Gül Kokusu: Seni seviyorum 473
          28. Komşuya iyi Davranmalı 475
          Gül Kokusu: Kötü Komşu 479
          29. Misafire ikram Etmeli 480
          Gül Kokusu: Yiyormuş gibi yapalım 485
          30. Hastayı Ziyaret Etmeli 486
          . Gül Kokusu: Bir hasta ziyareti 491
          31. Ölen Kardeşine Son Görevini Yapmalı 492
          Gül Kokusu: Ölüm döşeğinde bir Sahâbî 498
          32. Kötülükleri Teşhir Etmemeli 500
          Gül Kokusu: Evde daha iyisi var 504
          33. Kötülerle Dost Olmamalı 506
          Gül Kokusu: Arkadaşımı bana bırakırsınız, değil mi? 510
          34. Aksırana Dua Etmeli 512
          Gül Kokusu: Efendimizin bir duası
          Kaynaklar
          indeks

          #794118
          Anonim

            Birinci Bölüm
            Kalbin Görevleri

            1. ALLAH’A İNANMALI

            ALLAH TEÂLÂ bütün kullarına şu emri göndermiştir: “Benden başka tanrı yoktur; sadece Bana ibadet edin.”1 Bu özlü emriyle Yüce Rabbimiz bizden:
            – Kendisinden başka Tanrı bulunmadığını bilmemizi ister.2
            – Allah’a imân eden kimsenin hiç kopmayacak bir kulpa yapıştığını söyler.3
            – Göklerde ve yerde olan her varlığın, isteyerek veya istemeyerek Allah’a boyun eğdiğini, insanın da İslâmiyet’ten başka bir din aramaması gerektiğini belirtir.4

            Kısacası:
            Herkes Rabbine dönmelidir; herkes Allah’ın insanı yaratırken onun içine koyduğu din duygusunu benimsemelidir.5
            Çünkü herkes, Peygamber Efendimizin buyurduğu gibi, Allah’ın dinini kabul edecek bir yapıya sahiptir.6
            1’Enbiyâ 21/25.
            2Muhammed 47/19.
            3’Bakara 2/256.
            4Al-ilmrân3/83.
            5 Rûm 30/30.
            6bBuhân, Cenâiz 79, 92; EbûDâvûd, Sünnet 17; Tirmizt, Kader 5.
            18
            19

            Kur’ân-ı Kerîm’in pek çok âyetinde;
            – Allah’a inanıp güzel işler yapanlara eşsiz Cennet nimetleri verileceği müjdelenir.7
            – Allah’a inanmayanların ise, dünyada ve âhirette felâketlerle karşılaşacağı dile getirilir.8
            Allah’ı en iyi anlatan âyet , Allah Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîm’de, bilmemizi istediği kadarıyla, bize kendisini tanıtmıştır. Onun hakkında en derli toplu bilgi veren, tek Allah inancını en açık şekilde ortaya koyan âyet,“Âyetü’l-Kürsî”dir. Peygamber Efendimiz onun Kur’ân’ın en büyük âyeti olduğunu söylemiştir.9

            Âyetü’l-Kürsî’nin anlamı şöyledir:

            Allah Odur; başka tanrı yoktur;
            her zaman diridir;
            her an bütün kâinatı yönetendir;
            ne uyuklar, ne uyur;
            göklerde, yerde ne varsa hepsi Onundur.
            İzni olmadan kim kalkıp da Onun huzurunda şefaat edebilir?
            Yarattıklarının yaptıklarını, yapacaklarını bilir;
            kulları ise Onun ilminden ancak uygun gördüğü kadarını kavrayabilirler.
            İlmi, gücü ve kudreti bütün gökleri, yeri kucaklar
            ve bunları koruyup gözetmek kendisine ağır gelmez.
            En yüce ve en büyük yalnız Odur.10
            7 Bakara 2/25, 62, 82, 277; Âl-i tmrân 3/57; Nisa 4/57, 122, 173; Mâide 5/9, 93. 8Bakara 2/24, 90, 104, 161-162, 191, 257, 264; Mâide 5/36, 67; En’âm 6/31; Enfâl 8/50; Yûnus 10/4; Nahl 16/107; Kehf 18/50, 103-15; Enbiyâ 21/39-40, 98; Sebe’ 34/31-33; Zümer 39/71; Muhammed 47/27. 9Müslim, Müsâfîrîn 258; Ebû Dâvûd, Vitr 60. 10 Bakara 2/255.

            Kelime-i tevhîd
            Bir kul Allah’a iman ettiğini, yani mü’min olduğunu nasıl gösterecektir?
            Peygamber Efendimizin buyurduğuna göre, imanın altmış veya yetmiş kadar dalı vardır. Bunların en başında “lâ ilahe illallah” sözü gelir.”
            “Lâ ilahe illallah” diyen kimse, Allah’ın bir ve tek olduğunu söylemiş olur. Bu söze, Allah’ın bir ve tek olduğunu söylemek anlamında kelime-i tevhîd denir.
            Kelime-i tevhîd’in önemi ve insana neler kazandırdığı konusunda Allah’ın Elçisini dinleyelim:
            Lâ ilahe illallah diyen Cennete girecektir.12
            Allah’tan başka tanrı olmadığını bilerek ölen Cennete girecektir.13
            Son sözü, “Lâ ilahe illallah” olan Cennete girecektir.14
            “Lâ ilahe illallah” diyen kimse, daha önce ne yaparsa yapsın, bu söz onu birgün kurtaracaktır.15
            Peygamber Efendimiz amcası Ebû Tâlib’in Müslüman olmasını çok istiyordu. Bu isteğini ona birçok defa söyledi. Amcası ölüm döşeğinde yatarken bir kere daha:
            “Amca! Lâ ilahe illallah, de! Ben de kıyamet gününde senin lehine şahitlik yapayım” dedi.
            Fakat amcası:
            Yeğenim!” dedi. “Korktuğu için Müslüman oldu diye Kureyş



            11 Buhâri, İmân 3; Müslim, imân 58; Ebû Dâvûd, Sünnet 14; Nesâî, imân 16; Tirmizî, Birr 80; Müslim, Mukaddime 9, Edeb 7.
            12 Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 131; ibn Hibbân, es-Sahîh (Arnaût), III, 304 (Ayrıca bk. I, 364, 392, IV, 582); Hâkim, el-Müstedrek (Atâ), IV, 279; Elbânî, SahîhuMevâridi’z-zam’ân, I, 108.
            13 Müslim, imân 43; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 65, 69; ibn Hibbân, es-Sahîh (Arnaût), I, 430; Hâkim, el-Müstedrek (Atâ), I, 143, 502.
            14Ebû Dâvûd, Cenâiz 15, 16; Timizi, Cenâiz 7; Hâkim, el-Müstedrek, I, 503, 678. 15Elbânî, Sahîhu’t-Tergîb ve’t-terhîb, II, 221; Elbânî, Silsiletü’l-ehâdîsi’s-sahîha, IV, 566-568. Ayrıca bk. Ma’mer b. Râşid, el-CâmV (A’zamî), XI, 285-286; Ebû Ya’lâ, Müsned {Esed), I, 20-21.
            20
            halkının beni ayıplamayacağını bilsem, o dediğin sözü söyleyerek seni mutlaka memnun ederdim.”
            Bu olay üzerine şu âyet indi:
            “Ey Peygamber! “Sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin; Ancak Allah dilediğine hidayet verir.”16

            Allah’ın güzel isimleri

            Mekkeli putperestler, Peygamber Efendimizden, inandığı Tanrıyı anlatmasını istedikleri zaman, Allah Teâlâ’yı en belirgin özellikleriyle kısaca anlatan İhlâs Sûresi indi:
            Şunu söyle:
            O, Allah birdir.
            Allah hiçbir şeye muhtaç değildir; herşey Ona muhtaçtır.
            O doğurmamış ve doğmamıştır.
            Kimse Onun dengi değildir.”
            Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlâ’nın bazı isim ve sıfatları zikredilmiş, “En güzel isimler Allah’ındır”18 buyurulmuştur.
            “Esmâ-i Hüsnâ” da denilen o en güzel isimler şu üç âyette topluca verilmiştir:

            O, kendisinden başka tanrı bulunmayan Allah’tır.
            Görüneni de, görünmeyeni de O bilir.
            O merhamet eden, koruyup gözetendir.
            O, kendisinden başka tanrı bulunmayan Allah’tır.
            Herşeyin sahibi Odur.
            Eksik ve çirkin sıfatlarla bir ilgisi yoktur.
            Bütün esenlik Ondan gelir.
            Güven verip vaadini yerine getirendir.
            Evrene hâkim olup onu yönetendir.
            Yenilmeyen tek galiptir. İradesine asla karşı çıkılmaz. Büyüklüğünü ve yüceliğini gösterendir. Şanı yüce olan Allah, insanların tanrılık yakıştırdıkları herşeyden uzaktır, herşeyi O yaratır. Var edendir.
            Yarattıklarına dilediği gibi şekil ve özellik verendir. En güzel isimler Onundur. Göklerde ve yerde ne varsa Onun şanını yüceltir. O güç ve kudret sahibidir, Herşeyi yerli yerince yapandır.19

            Peygamber Efendimiz, Allah’ın en güzel isimlerinden (Esmâ-i Hüsnâdan), yukarıda sayılanların da içinde bulunduğu “doksan dokuz” ismi saymış ve bunları ezberleyip benimseyenlerin Cennete gireceğini müjdelemiştir.20

            Herşeyi yapan Odur

            Pek çok âyetten öğrendiğimize göre, herşeyi elinde tutan, alıp veren, yükseltip düşüren, öldürüp dirilten sadece Allah Teâlâ’dır. Şu iki âyet bunu göstermektedir:

            Ey Peygamber! Şöyle de:
            Ey mülkün sahibi olan Allahım!
            Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden de çekip alırsın.
            Dilediğini aziz eder, dilediğini zillete düşürürsün.
            Bütün hayır Senin elindedir. Elbette Senin gücün herşeye yeter.
            Gündüzü geceye katar, geceyi de gündüze katarsın.
            Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın.
            Dilediğini de hesapsız şekilde rızıklandırırsın.21
            16Kasas 28/56; Müslim, îmân 41-42; Tirmizî, Tefsir 28; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 434, 441.
            17 İhlâs 112/1-4; Tirmizî, Tefsîr 112; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 133-134. 18A’râf 7/180; Tâhâ 20/8.
            19 Haşr 59/22-24.
            20’Buhari, Tevhîd 12; Müslim, Zikir 5, 6; Tirmizî, De’avât 82; ibniMâce, Duâ 10.
            21 Âl-i lmrân 3/26-27.
            22
            23

            :037::037::037:Gül Kokusu:037::037::037:

            Herşeyi yaratan Odur

            Allah Teâlâ herşeyi insanın faydasına olacak ve onu mutlu edecek şekilde yaratmıştır. Bunu Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle anlatır:
            Allah gökleri ve yeri bir anlam ve amaca göre yarattı. Onların tanrılık yakıştırdıkları herşeyden yücedir.
            İnsanı bir su damlasından yarattı. Ama o çenesi kuvvetli bir düşman olup çıktı.
            Hayvanları da yarattı; onlarda sizi ısıtacak yünler, faydalı birçok şeyler vardır; etlerini de yersiniz.
            Onları akşam ağıla getirirken, sabah otlağa götürürken hoş bir güzellik yaşarsınız.
            Atları, katırları, eşekleri sizin için binek ve süs hayvanı olarak yarattı; bilemediğiniz daha neler yaratır.
            Dosdoğru yolu Allah gösterir; o yoldan sapanlar da vardır. Eğer Allah dileseydi hepinize doğru yolu gösterirdi.
            Gökten yağmur yağdıran da Odur. İçeceğiniz su, hayvanları otlattığınız bitkiler o yağmurdan meydana gelir.
            Onunla sizin için ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzüm bağları ve her türlü meyveyi bitirir. Elbette bunda, düşünen bir toplumun alacağı ders vardır.
            Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı hizmetinize sundu; yıldızlar da Onun emrine bağlıdır. Elbette bunda aklını kullanan bir toplumun alacağı dersler vardır.
            Yeryüzündeki binbir renkli varlıkları da sizin hizmetinize sundu. Elbette bunda düşünüp ders alan kimseler için ibret vardır.
            Taze et yemeniz, takınacağınız süs eşyası çıkarmanız için denizi hizmetinize sunan Odur.
            Gemilerin orada suları yara yara gittiğini görürsün. Bütün bunlar Rabbinizin nimetinden faydalanıp Ona şükretmeniz içindir.
            Yeryüzünde sarsılmadan durabilmek için yerinden oynatılamaz dağlar, gideceğiniz yolu bulmanız için ırmaklar ve yollar yerleştirdi.
            Bütün bunları yaratan, yaratamayanla hiç bir tutulabilir mi?
            Hâlâ düşünüp ders almayacak mısınız?
            Allah’ın verdiği nimetleri saymaya kalksanız sayamazsınız. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, koruyup gözetendir.22
            Nahl 16/3-18.
            24
            25

            #794152
            Anonim

              2. MELEKLERE İNANMALI

              BİR MÜ’MİN meleklerin var olduğuna inanmalıdır.
              Allah Teâlâ bu konuda şunu söyler:
              Hem Peygamber, hem de mü’minler “meleklerinin varlığına iman ederler.”1
              Meleklerin varlığını inkâr eden, yolunu iyice sapıtmış olur.2
              Peygamber Efendimiz, iman esasları arasında meleklere inanmayı da sayar.3
              1 Bakara 2/285.
              2 Nisa 4/136.
              3Buhari, îmân 37, Tefsir 31/2; Müslim, îmân 1, 5, 7; EbûDâvûd, Sünnet 16; Timizi, îmân 4; Mesâi, îmân 5; ibniMâce, Sünnet 9; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 27, 28, 319, II, 426.

              Melekler ne zaman yaratıldı?
              Melekler insandan önce yaratıldı. Bunu Kur’ân-ı Kerîm’den öğrenmekteyiz.
              Yüce kitabımızın verdiği şu bilgiyi hatırlayalım: Allah Teâlâ, daha Hz. Âdem’i yaratmadan, meleklere “yeryüzünde bir halife yaratacağını” söyledi; fakat onlar buna taraftar olmadı.
              Bunun üzerine Allah Teâlâ Âdem’e herşeyin ismini öğretti. Âdem’in bu konuda meleklerden daha çok şey bildiği ortaya çıkınca, Cenâb-ı Hak onlardan “Âdem’in önünde yere kapanmalarını” istedi.

              İşte bu olay, meleklerin insanlardan önce yaratıldığını gösterir.4
              Melekler nasıl varlıklardır?
              Peygamber Efendimizin haber verdiğine göre melekler nurdan yaratılmıştır.5
              Onlar hakkında en geniş bilgi Kur’ân-ı Kerîm’de bulunmaktadır. Buna göre:
              “Melekler Allah’ın elçileri olup ikişer, üçer, dörder kanatları vardır.”6
              Onlarda erkek, dişi ayrımı yoktur.7
              Allah’ın emirlerine karşı gelmezler; çok güçlü ve kuvvetli oldukları için, Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine verdiği emirleri yerine aynen getirirler.8
              Elli bin yıllık mesafeyi bir günde alacak kadar hızlı hareket ederler.9
              Allah’a ibadet ve itaat ederler Bıkmadan, usanmadan devamlı surette Allah’a ibadet ederler.10
              Allah emretmeden birşey söylemezler; Onun emriyle hareket eder, Allah korkusundan ürperirler.”
              4″Bakara 2/30-34; Hicr 15/28-29; Sâd 38/71-72.
              5Müslim, Zühd 60; Ahmed lbni Hanbel, Müsned, VI, 153, 168; îbn Hibbân, es-Sahîh
              (Arnaût), XIV, 25.
              6Fâtır35/l.
              7Zuhruf43/19; Sâffât 37/150. Ayrıca bk. İsrâ 17/40.
              8 Tanrım 66/6; Tekvîr 81/20.
              9Meâric70/4.
              10 Enbiyâ 21/19-20.
              11 Enbiyâ 21/27-28.
              26
              27
              Bizim yanımızda dolaşırlar
              İnsanlar melekleri görmez, ama onlar insanın önünde, ardında dolaşır ve onu Allah’ın emriyle koruyup gözetirler.12
              Bir kısım meleklerin görevi hep insanın yanında bulunmak ve ağzından çıkan sözleri yazmaktır.13
              Cebrail aleyhisselâm’ın Peygamber Efendimiz ile Hz. Hatice’ye ve Hz. Âişe’ye selâm göndermesi, meleklerin insana ne kadar yakın olduğunu ve iyi kimseleri sevdiğini gösterir. Bir-gün Cebrail aleyhisselâm Peygamber Efendimize şöyle dedi:
              “Hatice yanına geldiği zaman, ona Rabbinden ve benden selâm söyle! Ona Cennette inciden yapılmış bir saray verileceğini müjdele!”14
              Cebrail aleyhisselâm bu olaydan yıllar sonra Hz. Âişe’ye de selâm gönderdi. Peygamber Efendimiz de o güzelim üslubuyla:
              “Âişe! Bak Cebrail sana selâm söylüyor” buyurunca, Âişe annemiz şöyle dedi:
              “Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi onun üzerine de olsun. Yâ Resûlallah! Sen bizim görmediğimizi de görüyorsun.”15
              İnsan kılığına girebilirler
              Melekler insan kılığına da girerler. Buna dair pek çok âyet vardır.
              Meselâ Cebrail aleyhisselâm, insan şekline girerek Hz. Meryem’in yanına gitmiş ve ona Allah’ın emriyle bir oğlan bağışlamak için geldiğini söylemişti.16
              12Ra’d 13/11.
              13Kaf50/18.
              14Bu/ıâri, Menâkıbü’l-Ensar 20; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 230.
              KBuhân, Bed’ü’I-halk 6, Fezâflü’s-sahâbe 30, Edeb 110, tsti’zân 16, 19; Müslim, Fe-
              zâilü’s-sahâbe 90.

              16Meiyem 19/16-19.

              Melekler aynı şekilde Hz. İbrahim’in yanına giderek ona selâm vermişlerdi. Hz. İbrahim onları insan sanarak yemek ikrâm etmiş, fakat yemediklerini görünce endişeye kapılmıştı. Melekler ona, korkması için bir sebep bulunmadığını, kendisine bir oğlu olacağını müjdelemek için geldiklerini söylemişlerdi.17
              Lût aleyhisselâm’a da aynı şekilde gitmişler, o da onları insan sanmıştı.18

              Meleklerin görevleri
              Meleklerin başlıca görevleri şunlardır:
              • Peygamberlere vahiy getirmek.
              Bu iş, Rûhu’l-Emîn diye de anılan Cebrail aleyhisselâm’ın görevidir. Kur’ân-ı Kerîm’i Peygamber Efendimizin kalbine o indirmiştir.19
              • Sûr’a üflemek.
              Bu, İsrafil aleyhisselâm’ın görevidir. Nasıl birşey olduğunu sadece Allah Teâlâ’nın bildiği sûr’a ilk üflediğinde göklerde ve yerde kim varsa hepsi ölecek; ikinci üflemesinde insanlar diri-lip kalkacak,(20) üçüncü üflemesinde ise herkes Allah Teâlâ’nın huzurunda toplanacaktır.21
              • Arş’ı taşımak ve onun etrafında ibadet etmek.
              Mahiyetini bilemediğimiz Arş’ı, bu işle görevli sekiz melek
              taşır;22 diğer melekler de Arş’ın etrafında Allah Teâlâ’yı överek teşbih ederler.23
              • Cenneti ve Cehennemi beklemek.
              Mü’minler Cennete gönderildikleri zaman, onları Cenneti bekleyen melekler karşılayıp selâmlayacak ve bir daha çıkmamak üzere Cennette kalacaklarını müjdeleyecektir.24

              18Hicr 15/51-53. Bu olay hakkında ayrıca bk. Hûd 11/69-76, Zâriyât 51//24-34. ısHicr 15/61-62.
              19 Şuarâ 26/192-194.
              20 Zümer 39/68.
              21 Yâsîn 36/53.
              22 Hakka 69/17.
              23 Zümer 39/75.
              24 Zümer 39/73.



              28



              2 Cin 72/1-3. 33 Kehf 18/50. 34A’râf7/24. 35 Cin 72/8-9. 36A’râf7/27.
              Sâd 38/37. 38 Kehf 18/50.
              Cehennem işleriyle görevli on dokuz melek vardır.25 Kâfirler Cehenneme gönderildikleri zaman görevli melekler onlara Cehennemin kapılarını açacak, kendilerini Cehennemden sakındıran peygamberlerin gelip gelmediğini soracaklardır.26
              • İnsanları korumak.
              Bazı melekler insanın önünde, ardında dolaşarak Allah’ın emriyle onu koruyup gözetirler.27
              • İnsanların yaptığı işleri yazmak.
              Her insanın sağında ve solunda iki melek vardır. Onu gözetler, yaptığı işleri ve konuştuğu sözleri kaydederler. Bu meleklere Kirâmen Kâtibin denir.28
              • Can almak.
              Bu işi, insanların canını almakla görevli ölüm melekleri yapar.29
              • Mü’minlere dua etmek.
              Arş’ı taşıyan ve onun çevresinde bulunan melekler Allah’a şöyle dua ederler:
              “Rabbimiz! Tövbe edip senin yolunu izleyenleri bağışla ve onları Cehennem azabından koru.'”30

              Cinler vardır
              Var olduğuna inanmamız gereken görünmeyen varlıklardan biri de cinlerdir.
              İnsanı topraktan, meleği nurdan yaratan Cenâb-ı Mevlâ cinleri de dumansız saf ateşten yaratmıştır.31
              Kur’ân-i Kerîm’in yetmiş ikinci sûresi olan Cin Sûresi onlar hakkındadır.
              25Müddessir 74/27-31.
              26 Zümer 39/71.
              27Ra’d 13/11.
              28 Kaf 50/17-18; lnfitâr 82/10-12.
              29En’âm 6/61; NahI 16/32; Secde 32/11.
              30MÜ’min 40/7.
              31 Rahman 55/15; Müslim, Zühd 60; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 153, 168.
              29
              Bu sûrenin ilk âyetlerinden öğrendiğimize göre;
              – cinlerden bir topluluk Peygamber Efendimizin yanına giderek Kur’ân’ı dinlemiş ve:
              – “Bizi doğru yola ileten olağanüstü güzellikte bir Kur’ân dinledik. Bundan sonra biz Allah’tan başka hiçbir varlığı tanrı kabul etmeyeceğiz” demişlerdir.32
              Şeytan da cinlerdendir.33

              Cinlerin özellikleri
              Cinler hakkında Kur’ân-ı Kerîm’den öğrendiğimiz bilgiler şöyledir:
              • Cinler de bizim gibi yeryüzünde yaşar. Allah Teâlâ’nın şeytana “Yeryüzünde yerleşip belli bir zamana kadar orada yaşayacaksınız”34 buyurması bunu gösterir. Cinler, Resûl-i Ekrem Efendimiz peygamber olmadan önce göğe çıkar, oradan bilgi toplamaya çalışırlardı; fakat o tarihten
              sonra göğün bekçilerle korunduğunu gördüler ve göğe çıkmaya çalışınca alevli taşlarla kovalandılar.35
              • Onlar bizi görür, ama biz onları göremeyiz.
              “Şeytan ve askerleri, sizin onları göremediğiniz taraftan sizi görürler” âyeti bunu göstermektedir.36
              • En zor işleri yapabilirler.
              Hz. Süleyman onları bina ustası ve dalgıç olarak çalıştırmıştır.37
              • Onlar da doğar, çoğalırlar.
              “Siz beni bırakıp da düşmanınız olan şeytanı ve onun soyunu mu dost ediniyorsunuz?” âyeti bunu göstermektedir.38
              30
              31
              • Onlar da ibadet etmekle görevlidir.
              Çünkü Allah Teâlâ, insanlar gibi cinleri de, kendisine ibadet etmeleri için yaratmıştır.39 Onların da Müslüman olanları, olmayanları vardır.40
              • İnsanların aklını çelip ayartabilirler.41
              Cinler, samimiyetle Allah’a bağlananlara birşey yapamazlar.42 Nitekim şeytan, dünyada kendine uyanlara âhirette şöyle diyecektir:
              “Benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu; bana uyun dedim, siz de uydunuz. Öyleyse suçu bana yüklemeyiniz, siz kendinizi kınayınız.”43
              • Gaybı bilemezler.
              Hz. Süleyman’ın emrinde ağır işlerde çalışan cinler vardı. Cinler, Hz. Süleyman’ın, asasına dayanmış vaziyette vefat ettiğini bilememiş, Beyt-i Mukaddes’in inşaatında uzun bir süre daha çalışıp durmuşlardı.44

              Şeytan zararlı bir varlıktır
              Cinlerin de Müslüman olanları, kâfir olanları vardır. Cinlerin kâfirlerine şeytan denir.
              Kur’ân-ı Kerîm’de onlardan şöyle söz edilir.-
              “Birbirlerini aldatmak için parlak sözler fısıldayıp duran insan ve cin şeytanlarını peygamberlere düşman yaptık.”45
              Bizim gerçekten düşmanımız olan şeytanın46 zararlı bir varlık olduğunu, Peygamber Efendimizin başından geçen bir olay açıkça göstermektedir.
              Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu:
              “Cinlerden son derece becerikli biri (bir ifrit) dün gece namazımı bozdurmak için bana ansızın hücum etti. Ama Allah Teâlâ beni galip getirdi ve ona istediğimi yapma fırsatı verdi.
              Sabah olunca hepiniz onu görüp seyredesiniz diye mescidin direklerinden birine bağlamak istedim. Fakat kardeşim Süleyman Peygamberin ‘Yâ Rabbîî Beni affet ve benden sonra kimseye nasip olmayacak bir mülkü bana bağışla’ dediği aklıma geldi de ifriti köpek gibi boğdum.”47

              41Zariyât 51/56. 0 Cin 72/14.
              42Tâhâ 20/120,- Sâd 38/82; Nâs 114/4-6. Sâd 38/83.
              43 ibrahim 14/22.
              44 Sebe’34/14.
              45 En’âm 6/112.
              46A’râf7/22.
              47Butıân, Salât 75; Müslim, Mesâcid 39. Bu hadis ve cinlerin varlığı konusunda geniş bilgi için bk. Tecrid Tercemesi, I, 402-406.



              32
              33

              #794153
              Anonim

                Gül Kokusu
                Ebû Hüreyre ile Şeytan

                Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:
                Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem beni Ramazanda toplanan fitreleri korumakla görevlendirmişti. Bir adam geldi, yiyecekleri avuçlamaya başladı. Adamı tuttum ve:

                “Vallahi seni Peygamber Efendimizin huzuruna götüreceğim,” dedim. Adam:
                “Ben çok fakir biriyim; çoluk çocuğum da var” deyince onu bıraktım. Sabahleyin

                Allah’ın Elçisi:
                “Ebû Hüreyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” diye sordu. Ben de:
                “Yâ Resûlallah! İhtiyaç içinde bulunduğunu, çoluğu çocuğu olduğunu söyleyince haline acıdım ve onu serbest bıraktım” dedim. Peygamber Efendimiz:

                “O sana yalan söyledi, tekrar gelecek” buyurdu. Efendimizin bu sözü üzerine onu gözetlemeye koyuldum.

                Adam geldi ve yine yiyecekleri avuçlamaya başladı. Ona:
                “Seni Allah’ın Elçisinin huzuruna çıkaracağım” dedim. Adam.-
                “Ne olur beni bırak, gerçekten yoksul biriyim. Çoluk çocuğum da var. Beni bırakırsan bir daha gelmem” dedi. Ben de haline acıdım ve onu salıverdim.

                Sabah olunca yine Allah’ın Elçisi:
                “Ebû Hüreyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” diye sordu. Ben de:
                “Ey Allah’ın Elçisi! Bana yine ihtiyaç içinde bulunduğunu, çocukları olduğunu söyledi, ben de acıdım ve onu bıraktım” dedim.

                Peygamberimiz:
                “O kesinlikle sana yalan söyledi, ama tekrar gelecek” buyurdu. Ben de yine gelmesini bekledim. Gerçekten de geldi ve yine yiyecekleri avuçlamaya başladı. Onu tekrar yakaladım ve:

                “Seni mutlaka Peygamber Efendimizin huzuruna çıkaracağım; artık bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha
                gelmeyeceğim diye söz veriyorsun, sözünü tutmuyorsun” dedim. Bu defa bana.-

                “Beni bırakırsan, sana çok faydalı bazı sözler öğretirim” dedi.
                “Neymiş o sözler bakalım?” dedim. Şunları söyledi:

                “Yatağına girdiğinde Âyetü’l-Kürsî’yi oku. O zaman Allah senin yanına devamlı bir koruyucu verir; sabaha kadar da şeytan sana yaklaşamaz” dedi. Bunun üzerine ben onu salıverdim.

                Sabah olunca yine Peygamber Efendimiz:
                “Tutsağın dün gece ne yaptı?” diye sordu. Ben de:
                “Ey Allah’ın Elçisi!” dedim. “O adam bana fayda verecek bazı sözler öğreteceğini söyleyince onu serbest bıraktım” dedim.

                Peygamber Efendimiz:

                “Neymiş o sözler?” diye sordu. Ben de.-

                Yatağına girince ‘Allahü lâ ilahe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm’ü başından sonuna kadar oku; o zaman Allah senin yanına devamlı bir koruyucu verir; sabaha kadar da şeytan sana yaklaşamaz” dediğini söyledim.

                “Bak hele!” buyurdu Peygamber Efendimiz. “Kendisi yalancı olduğu halde bu sefer sana doğru söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun, Ebû Hüreyre?”
                “Hayır, bilmiyorum” dedim.

                Allah’ın Elçisi:
                “O şeytandı” buyurdu.48


                Buhâri. Vekâlet 10. BecTü’l-halk 11, Fezâilü’l-Kur’ân 10; Timizi, FerâllO’l-Kur’ân 3; Ah-med b. Hanbel, Müsned, V, 4Z3.

                35

              6 yazı görüntüleniyor - 1 ile 6 arası (toplam 6)
              • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.