- Bu konu 37 yanıt içerir, 5 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
8 Şubat 2010: 12:16 #708141
Anonim
HAKLARI YERİNE GETİRMEK:
İnsanın üzerindeki haklar pek çoktur. Allah’ın hakkı vardır, ailenin hakkı vardır, kişinin kendisinin hakkı vardır, kullarının hakları vardır. Acaba Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem vaktini nasıl paylaştırdı ve gününden nasıl yararlandı?
Enes Radıyallahu anh‘dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir:
Üç kişi Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem‘in (hanımlarının) hücrelerine gelerek onun ibadetine dair soru sordular.
Kendilerine bu husus haber verilince, onun ibadetini az görür gibi oldular ve şöyle dediler: Biz nerde, Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem nerde? Üstelik onun geçmiş ve gelecek bütün günahları bağışlanmış bulunuyor. Onlardan birisi: Ben her zaman gece boyu namaz kılacağım, dedi. Diğeri: Ben her gün oruç tutacağım ve açmayacağım, dedi. Diğeri: Ben de hanımlardan uzak kalacağım, ebediyyen evlenmeyeceğim, dedi.
Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem yanlarına gelerek şöyle dedi:
“Şunları şunları söyleyen sizler miydiniz? Ben ise Allah’a yemin ederim, aranızda Allah’tan en çok korkan, aranızda ona karşı en takvalı olan kimseyim. Fakat ben (kimi günlerde) oruç tutarım, (kimi günlerde) oruç açarım, (geceleyin) hem namaz kılarım, hem yatar uyurum, hanımlarla da evlenirim. Her kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” [1]
[1]Buhârî ve Müslim.8 Şubat 2010: 12:19 #708206Anonim
KAHRAMANLIĞI VE SABRI:
Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem‘in kahramanlıktan payı oldukça fazla, hatta en üst mertebededir. Onun böyle olması Allah’ın bu dine bir yardımı ve yüce Allah’ın kelimesini yüceltmesi içindir. O da Allah’ın kendisine ihsan ettiği nimetleri doğru yerlerinde değerlendirmiştir.
İşte Âişe Radıyallahu anhâ şunları söylüyor: “Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem Allah yolunda cihad etmesi hali dışında, hiçbir şeye eliyle vurmadı. Ne bir hizmetçi, ne de bir hanım dövdü.” [1]
Onun kahramanlığının göstergelerinden birisi de Kureyş kâfirleri ve ileri gelenleri önünde tek başına bu dine davette bulunmasıydı. Bu din üzere, Allah ona yardım gönderinceye kadar sebat göstermesiydi. Hiçbir zaman, yanımda kimse yok, herkes bana karşı, demedi. Aksine o yüce Allah’a güvendi, O’na tevekkül etti, İslâma daveti açıkça yaptı. İnsanların en kahramanı, kararlılığı ve atılganlığı bakımından en ileri mertebede olan idi… İnsanların kaçtığı zamanlarda bile o yerinde durur, sebat gösterirdi.
Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem Hira dağında ibadete çekilmişti. O sırada Kureyşlilerden herhangi bir eziyet görmemiş, Kureyş ona karşı savaşmıyordu. Kâfir toplulukların onun karşısında tek bir cephe haline gelmeleri ancak Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem tevhidi açıkça ilan edip, yalnızca yüce Allah’a ibadet etmek gereğini haykırınca gerçekleşti.
Kâfirler onun bu davetine hayret ettiklerini: “Acaba o bunca ilâhı tek bir ilah mı yaptı?” (Sad, 37/5) sözleriyle dile getirmişlerdir. Çünkü onlar haklarında yüce Allah’ın: “Biz onlara ibadet ediyor değiliz, ancak bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye (onları velî ediniyoruz” (ez-Zümer, 39/3) dediklerini naklettiği gibi, putları kendileri ile Allah arasında aracı ediniyorlardı. Yoksa onlar rab olarak yüce Allah’ın bir ve tek olduğunu kabul ediyorlardı:
“De ki: ‘Göklerden ve yerden sizi rızıklandıran kimdir?’ Allah’tır, de. Şüphe yok ki biz yahut siz ya bir hidâyet üzereyiz ya da apaçık bir sapıklıkta.” (Sebe, 34/24)
Ölülere dua etmek, onları aracı edinmek, onlara adaklarda bulunmak, onlardan korkmak ve onlardan bir şeyler ümid etmek türünden müslüman topraklarının her tarafına şirkin yayılmış olduğu üzerinde düşünmelisin, müslüman kardeşim. Öyle ki müslümanların bu şirkleri sebebiyle yüce Allah ile bağları paramparça olmuş, ölüler, asla ölmeyen o mutlak hayat sahibinin konumuna yükseltilmiş; fakat:
“Çünkü kim Allah’a ortak koşarsa, hiç şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır. Onun varacağı yer ise ateştir.” (el-Maide, 5/72)
Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem‘in evinden kuzey tarafında karşıdaki dağa bakıyoruz. Bu Uhud dağıdır. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem‘in kahramanlığının, sebatının, o büyük vaka sırasında ona isabet eden yaraya karşı sabır göstermesinin açıkça görüldüğü büyük vakıanın meydana geldiği yerdir. Peygamberin o kıymetli yüzü yaralanmış, ön azı dişi kırılmış, başı da yaralanmıştı.
Sehl b. Sâd Radıyallahu anh bize Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem‘in yarasını anlatırken şunları söylemektedir:
“Allah’a yemin ederim, ben Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem‘in yarasını kim yıkıyordu, onun üzerine kim suyu döküyordu ve ne ile tedavi edildi?
Bunların hepsini biliyorum. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem‘in kızı Fatıma (selâm ona) onun kanlarını yıkıyordu. Ali b. Ebi Talib kalkanıyla taşıdığı suyu döküyordu. Fatıma suyun kanı arttırmaktan başka bir işe yaramadığını görünce, bir hasırdan birkaç parça alıp onları yaktı ve (küllerini) yapıştırdı. Bunun üzerine kan kesildi, ön azı dişi de kırıldı, yüzü yaralandı, başı üzerinde miğfer kırıldı.”[2]Abbas b. Abdu’l-Muttalib Radıyallahu anh Huneyn savaşında Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem hakkında şunları söylemektedir: Müslümanlar hemen geri dönüp kaçınca Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem katırını kâfirlere doğru koşturmaya koyuldu. Ben ise onun yularını tutmuş, hızlanmasın diye onu geri çekiyordum.
O vakit de Peygamber şöyle diyordu: “Ben Peygamberim, yok bunda yalan, ben Abdu’l-Muttalib’in (oğlunun) oğluyum.” [3]
Ünlü konumları ve bilinen vakaların kahramanı olan kahraman süvari Ali b. Ebi Talib Radıyallahu anh da, Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem hakkında şunları söylemektedir: “Savaş kızıştığında, taraflar birbirleriyle karşılaştığında, biz Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem ile kendimizi korurduk. Ondan daha çok düşmana yakın hiçbir kimse olmazdı.”[4]
Davet hususunda Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem‘in gösterdiği sabır örnek gösterilecek ve izinden gidilecek bir sabırdır. Nihayet yüce Allah bu dinin şanını yüceltip, süvarileri arab yarımadasını, Şam (Suriye) topraklarını ve Maverau’n-Nehr’i baştan başa geçince… İster yerleşik, ister göçebelere ait olup girmedik hiçbir hane bırakmadı.
Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:
“Andolsun hiç kimse aynı sebepten korkutulmazken ben Allah yolunda olduğum için korkutuldum. Hiç kimse aynı sebepten ötürü eziyet görmezken, ben Allah uğrunda eziyete maruz kaldım. Üzerimden öyle bir otuz gün ve gece geçti ki, benim de, Bilal’in de canlı bir kimsenin yiyebileceği -Bilal’in koltuk altında gizleyebileceği kadar bir şey müstesna- hiçbir şey yoktu.” [5]
Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem‘in önüne gelen mallara ve ganimetlere, yüce Allah’ın ona müyesser kıldığı fetihlere rağmen o miras olarak ne bir dinar, ne bir dirhem bırakmadı. O sadece bu ilmi miras olarak bıraktı. O da peygamberlik mirasıdır. Her kim bu mirastan bir şeyler almak istiyorsa haydi öne geçsin ve böyle bir mirası afiyetle yesin.
Âişe Radıyallahu anhâ‘dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir:
“Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem miras olarak ne bir dinar, ne bir dirhem, ne bir koyun, ne bir deve bırakmadı ve hiçbir şey de vasiyet etmedi.” [6]
[1]Müslim.
[2]Buhârî.
[3]Müslim.
[4]Beğavî, Şerhu’s-Sünne, Ayrıca bk. Müslim, III, 1401.
[5]Tirmizî ve Ahmed.
[6]Müslim.
8 Şubat 2010: 12:21 #708128Anonim
PEYGAMBER Sallallahu aleyhi vesellem‘IN DUASI:
Dua pek büyük bir ibadettir. Allah’tan başkasına yapılması caiz değildir. Dua yüce Allah’a muhtaç oluşu, bizzat bir güç ve kuvvete sahip olmaktan uzaklaşışı açıkça ortaya koymaktır.
Dua kulluğun alâmeti, beşerî zilletin farkedilmesidir. Dua ile yüce Allah öğülmüş olur.
Cömertlik, lütuf ve keremin O’na ait olduğu belirtilir. Bundan dolayı Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem: “Dua ibadetin kendisidir.” diye buyurmuştur. [1]
Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem çokça dua eder, niyaz eder, yüce Allah’a muhtaç oluşunu ortaya koyardı. Özlü sözleri ve duayı çokça severdi.
Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem‘in bir duası şuydu:
“Allah’ım, işimin dayanak noktası olan dinimi benim için ıslâh eyle! Maîşetimin kendisinde bulunduğu dünyalığımı benim için ıslâh eyle! Dönüşümün kendisine olacağı âhiretimi benim için ıslâh eyle! Hayatta kalmayı benim için her türlü hayrın artışına sebep kıl! Ölmeyi de benim için hertürlü kötülükten yana rahat etmeye sebep kıl!” [2]
Bir duası da şöyleydi:
“Ey gizliyi ve açığı bilen, gökleri ve yeri yoktan var eden, herşeyin Rabbi ve maliki olan Allah’ım! Şehadet ederim ki, senden başka hiçbir ilâh yoktur. Nefsimin kötülüğünden, şeytanın şerrinden ve tuzaklarından, nefsim aleyhine bir kötülük işlemekten ya da bir müslümana kötülük ulaştırmaktan sana sığınırım.” [3]
Bir diğer duası da şöyle idi:
“Allah’ım, helâlin bana yetsin, haram kıldığın şeylere bu sayede muhtaç olmayayım. Lütf-u kereminle de beni başkasına muhtaç olmaktan koru!” [4]
Yüce Rabbine yaptığı bir diğer duası da şöyle idi:
“Allah’ım, bana mağfiret buyur, bana merhamet eyle ve beni en yüce arkadaşa kavuştur.” [5]
Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem rahatlık zamanlarında, sıkıntı zamanlarında yüce Rabbine çokça dua ederdi. Bedir günü müslümanların zaferi, müşriklerin de bozguna uğratılmaları için dua ettiğinde omuzlarından ridâsı yere düşmüştü. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem kendisi için, aile halkı için, arkadaşları için ve bütün müslümanlar için çokça dua ederdi.[1]Tirmizî.
[2]Müslim.
[3]Ebû Davûd.
[4]Tirmizî.
[5]Buhârî ve Müslim.
8 Şubat 2010: 12:23 #708068Anonim
ZİYARETİN SON BULMASI:
Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem‘in hadislerini, onun güzel yaşayışını, cihadını ve sınavını sözkonusu etmekle kulaklar bir hoş olduktan sonra… Yüce Peygamberin yerine getirilmesi gereken birtakım hakları vardır. Böylelikle hayrımızı tamama erdirmiş, dosdoğru yolu izlemiş oluruz. Onun ümmeti üzerindeki bazı hakları şunlardır:
Söz ve davranış ile ona samimi olarak iman etmek, getirdiği bütün hususlarda onu tasdik etmek, ona itaat etmek, ona karşı gelmekten çekinmek, anlaşmazlık konusunda onun hükmüne başvurmak, verdiği hükme razı olmak, aşırıya gitmeden ve kusurlu da hareket etmeden gerçek konumuna oturtmak, onu insanlardan, aile halkından, maldan, çocuklardan ve bütün insanlardan daha çok sevmek, ona gereken saygıyı göstermek, gerektiği gibi tazim etmek, dinine yardım etmek, sünnet-i seniyesini savunmak, müslümanlar arasında sünnetini ihya etmek, ashab-ı kiramı sevmek, onlardan Allah’ın razı olmasını dilemek, onları korumak, onların hayatlarını, yaşayışlarını okumak…
Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem‘i sevmenin bir gereği olarak da ona salât ve selâm getirmektir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey mü’minler siz de ona salât ve selâm edin.” (el-Ahzâb, 33/56)
Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem‘in şu buyruğu da ona salât ve selâm getirmeyi gerektirmektedir:
“Sizin en faziletli günlerinizden birisi de cuma günüdür. O günde Adem yaratıldı, o günde sûra üflenecek, o günde (sûra bir defa daha üflemekten dolayı) baygın düşülecek. Cuma gününde bana çokça salât ve selâm getiriniz, çünkü sizin salât ve selâmınız bana arzedilir.”
Bir adam:
“Ey Allah’ın Rasûlü, bizim salât ve selâmımız sen toprak altında çürümüşken sana nasıl arzedilir?”
Peygamber şöyle buyurdu:
“Şüphesiz Allah yere peygamberlerin cesetlerini yemeyi haram kılmıştır.” [1]
Muhammed Sallallahu aleyhi vesellem‘in ümmetinin bu yüce peygamberin hakkını yerine getirmek hususunda cimrilik etmemesi gerekir. Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
“Cimri kişi, huzurunda anıldığım halde bana salât ve selam getirmeyendir.” [2]
Yine Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
“Bir topluluk, bir mecliste oturur da orada Allah’ı anmazlar, peygamberlerine salât ve selâm getirmezlerse mutlaka bu aleyhlerine vebal olur. Dilerse onları azablandırır, dilerse onlara mağfiret buyurur.” [3]
[1]Ebû Davûd, İbn Mace; Elbânî sahih olduğunu belirtmiştir.
[2]Tirmizî.
[3]Tirmizî.
8 Şubat 2010: 12:27 #708082Anonim
VEDÂLAŞMA:
İman ile mamur olmuş, itaat üzere dimdik ayakta duran bu evden ayrılırken Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem‘in sünneti bizim için, kurtuluşu isteyen kimseler için bir alâmet, hidayeti bulmak isteyen kimseler için de bir yol olarak kalmaktadır… Selef alimleri ve onların bu pek büyük sünnete tabi olmaktaki aşırı tutkuları üzerinde durmamız gerekir… Böylece belki yüce Allah ona güzel şekilde uymayı, hakkıyla onu izlemeyi nasib eder.
Ehl-i sünnetin imamı Ahmed b. Hanbel -Allah’ın rahmeti üzerine olsun- şöyle der: Kendisiyle amel etmediğim hiçbir hadisi yazmadım. Hatta Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem‘in kan aldırdığını ve Ebu Taybe’ye bir dinar verdiğini öğrendim, bunun için ben de kan aldırdığım vakit kan alana (hacamat yapana) bir dinar verdim. [1]
Abdu’r-Rahman b. Mehdi dedi ki: Ben Süfyan’ı şöyle derken dinledim: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem‘dan bana ulaşan herbir hadisle bir defa dahi olsun mutlaka amel etmişimdir.
Müslim b. Yesar’dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir:
Şüphesiz ben onları çıkarmak benim için daha kolay olduğu halde, nalınlarımla namaz kılıyorum. Bunu yaparken tek isteğim sünnete uymaktır. [2]
Sevgili kardeşlerime bu bahsin sonlarında pek büyük bir hadisi hatırlatmak istiyorum…
Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki:
“Bütün ümmetim cennete girecek; yüz çeviren müstesnâ.” Ey Allah’ın Rasûlü, yüz çeviren kime denir, diye sordular. Şöyle buyurdu: “Bana itaat eden cennete girer, bana isyan eden yüz çevirmiş olur.” [3]
Allah’ım, yüce peygamberini sevmeyi, dosdoğru yolda ne sapanlar, ne de saptırıcılar olmayarak ona muvafakat etmeyi bize nasib et! Allah’ım, gece gündüz ardı arkasına geldikçe Muhammed’e salât ve selâm eyle! Allah’ım, hayırla ananlar onu andığı sürece Muhammed’e salât ve selâm eyle!
Allah’ım, peygamberimiz Muhammed Sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte Firdevs-i a’lâ’da bizleri bir araya getir. Onu görmekle ve bir defa içenin daha sonra ebediyyen susamasının sözkonusu olmadığı Havz-ı şerifinden içmeyi nasib ederek gözlerimizi aydınlat! Allah peygamberimiz Muhammed’e, onun aile halkına ve bütün ashabına salât ve selâm eylesin.
Amin.. Amin… Amin…
[1]Siyer, XI, 213.
[2]Siyer, VII, 242; İmam Ahmed, Kitabu’z-Zühd, s. 355
[3]Buhârî.,
8 Şubat 2010: 12:28 #708083Anonim
:037:ESER BURADA SON BULMUŞTUR. :037:
:037:ASR-I SAADET E KISA BİR YOLCULUK YAPMAK İSTEYEN TÜM KARDEŞLERİMİZE OKUMASI TAVSİYE OLUNUR.:037:
Selam ve Dua ile…:037:8 Şubat 2010: 14:56 #708020Anonim
@dervişane 180128 wrote:
:037:ESER BURADA SON BULMUŞTUR. :037:
:037:ASR-I SAADET E KISA BİR YOLCULUK YAPMAK İSTEYEN TÜM KARDEŞLERİMİZE OKUMASI TAVSİYE OLUNUR.:037:
Selam ve Dua ile…:037:Aynen katiliyorum. Cok hos bir yolculuktu, kaçirmayin derim:021:
ALLAH razi olsun abi senden.
Peygamber efendimiz’in hakkinda eklediginiz son üç eseri okudum. Tabi eserler arasinda benzerlikler oluyor ama bu sayede onemli bilgiler hafizamizda daha kalici oluyor.Tesekkur ediyorum…
8 Şubat 2010: 15:01 #707938Anonim
@GuL-i YaReN 180157 wrote:
Aynen katiliyorum. Cok hos bir yolculuktu, kaçirmayin derim:021:
ALLAH razi olsun abi senden.
Peygamber efendimiz’in hakkinda eklediginiz son üç eseri okudum. Tabi eserler arasinda benzerlikler oluyor ama bu sayede onemli bilgiler hafizamizda daha kalici oluyor.Tesekkur ediyorum…
cümlemizden inşaAllah kardeşim. Zamanla inşaAllah başka eserler de ekleyebiliriz.
Selam ve dua ile..
11 Kasım 2011: 18:35 #799613Anonim
“””Âişe Radıyallahu anhâ diyor ki: Seferlerinden birisinde Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem ile birlikte çıktım. O sırada ben henüz genç idim. Vücudum pek et toplamamış ve fazla gelişmemişti.İnsanlara:
“Siz önden gidiniz.” dedi. Onlar önden gitti, sonra:
“Hadi yarışalım” dedi. Ben de onunla yarıştım ve onu geçtim. Ben biraz kilo alıncaya, vücudum et toplanıp, bir parça şişmanlayıncaya kadar bana ses etmedi. Yine bir yolculukta onunla beraber çıktım, yine beraberindekilere:
“Önden gidiniz” diye buyurdu, sonra: “Hadi yarışalım” dedi. Bu sefer o beni geçti, gülmeye başladı ve: “Bu ona karşılıktır” diye buyurdu”””
Bu benim çok hoşuma gider… 🙂 🙂 🙂 Allah razı olsun paylaşımından dolayı…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.