- Bu konu 1 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
2 Kasım 2008: 17:21 #647294
Anonim
prof.dr. galin biserof asenof ilginç bir buluşa imza attı
bir müslüman meslekdaşının her canlı ALLAH’ı tespih etmektedir sözünü
laborotovar ortamında testetmeye karar vermiş.
Kuran-ı Kerimi araştıran Asenof aşağıdsaki ayet sebebi ile
sivri sineği bu işe en uygun hayvan olabileceğini varsaymış.
ayete şu“Şüphesiz Allah, bir (dişi) sivrisineği de, ondan üstün olanı da, (herhangi bir şeyi) örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler; inkâr edenler ise, ‘Allah, bu örnekle neyi amaçlamış?’ derler. (Oysa Allah,) Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete erdirir. Ancak O, fasıklardan başkasını saptırmaz.” (Bakara Suresi, 26)
Sivri sinekler saniyede 1000-2000 kez kanat çırpmaktalar ancak sinirler en fazla saniyede 100 sinyal yollayabilmekteler.Her bir sinyalde kanat otomatik olarak 10-15 kez kanat çırpmaktaymış. Asenof bu sivri sineğin kanat sesini önce lazerli bir mikrofon yardımı ile kaydetmiş ;ardındanda sesi yavaşlatarak insan kulağının algılama ve konuşma ritmine indirgemiş .
sesi dinlediğinde kulaklarına inanamamış.sizde dinlediğinizde inanamayacaksınız, link aşağıdadır
25 Eylül 2009: 06:52 #755931Anonim
Cümleten selamın aleykum. Kardeşlerim Bana bu bilgi mail olarak geldi ve bu muhterem zat’ı ve yaptığı diğer çalışmaları okumak istedim. Araştırıken bir sitede “Galin biserof asenof ve sivrisinek saçmalığı” başlığında bir forum başlığı gördüm şaşırıp içeriğini okumak için girdim sayfaya. Bir arkadaşımız uzunca saatler benim gibi araştırıp böyle bir adamın olmadığını anlayınca bu yalancı maillerden ötürü sinirlenmiş ve “bizim böyle şeyler üretmemize gerek yok neden insanlar sanki inanmıyorlarmış gibi yada daha fazla inanmaya ihtiyaçları varmış gibi bu tip şeyler uydurulup maillerle gönderiliyor” gibi birşeyler yazıp sitemde bulunmuş ve yazının sonuna Allahın varlığının gözün gördüğü herşeyde zaten müminlerin görebileceğini, sineklerin allahın adını bizim duymamız için ve bizim dilimizde zikrediyormuş gibi göstermenin saçma olduğunu (ben kaba taslak yazıyorum) belirterek yazısını bitirmişti. Hemen akabinde 10 larca yorum gelmiş ve hemen herkez bu arkadaşı söylediklerinden dolayı kınamıştı hatta kafirlikle , ataistlikle itham edenler olmuştu. Aslında bu konudan başlayarak hem (kim olduğunu bilmiyorum) arkadaşın düştüğü duruma üzülüp bir nebze destek olabilmek için, hemde internetteki 10 kişiye gönderin , 20 kişiye gönderin içerikli maillerin perde arkasını bir nebze anlamamız adına güzel bir sohbet olsun diye uzunca bir yazı yazdım. Sitedeki kişilerin sinir ve hüsumet içinde yazdıkları iletiler hoş sayılmayacak önyargılar içeriyordu. Velhasıl ben yazımı bitirdiğimde yazıyı sitedeki bir dengesizlik yüzünden gönderemedim. Oysa yararlı olacağını düşündüğüm bir yazı olmuştu. Bu yazımı burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Vakit ayırıp okuyan kardeşlerimden Allah razı olsun.
Bahsettiğim tartışma ortamına itafen yazılmıştır:Arkadaşlar tüm yorumları okudum. Başta zannediyorum site sahibi olan arkadaş ve tüm yorumlayanlara cevaben yazdığımı belirtmeliyim. Hepimiz, Allah(c.c.)a dünya hayatımızda aldığımız her bir nefes için milyonlar, milyarlarca, sayısız şükretmeliyiz ki müslüman bir anne – babadan elhamdülillah müslüman,mümin olarak doğduk. Hassasiyetinizi hissederek çok mutlu oldum fakat burada bir saygı – sevgi eksikliği vardır. Dinimiz Rab’bın yarattığı yani gözümüzün görüp görmediği , fikrimizle varlığını bildiğimiz ve inandığımız herşeyi en başta sevmeyi emreder. Birbirimizi sevelim. Bana bu konu ile ilgili mail geldiğinde bende bu arkadaşım gibi çok heyecanlandım. Bir soğanın kabuğunun içindeki zara mikroskopla baksanız (ki çoğumuz okullarda fen dersinde bakmışızdır) o muhteşem mucizeyi görmemiz, gözle görünen tüm materyallerde o mucizeyi görmemiz mümkündür. Ama gerçekten sivrisineğin bu mucizevi sesi ile ilgili gelen mail beni duygulandırdı. Daha sonra bende bu çalışması ile beni mutlu eden bilim adamı hakkında ve diğer çalısmaları hakkında daha fazla bilgi edinmek adına araştırmaya başladım. Belliki bu adam Hak’ın güzelliğini, mucizesini eninde sonunda keşfetmiş bizim kadar şanslı olmayan fakat doğru yolun nasib olduğu bir insandı. Malesef böyle bir bilim adamının değil bir tüzel kişiliğin dahi olmadığını bir kaç saat araştırdıktan sonra anladım. Arkadaşım bu konuyu anlatırken farklı örnekler vermeye çalışmış fakat bir metin okunurken sonuna kadar okunmalı bu örnekleri verdikten sonra konuyu nerede bağladığına dikkat ediniz. Ne kadar güzel şeyler yazmış. Bir metinde giriş-gelişme-sonuç vardır ve kişi içtenliğiyle anlatmak istediği şeyi metnin sonunda söyler. Edebiyyatımızın bu güzelliği şu esas temele dayanır; karşısındaki muhattabın aklında kalmasını istediği sözler son sözler olmalıdır. Bu arkadaşımız Allah korusun bir ataist olsaydı zaten yazdığı tüm makaleyi ataist olarak yazmaktan çekinmezdi zira ataistlerin Allah korkusu yoktur. Zira yaradılanı sevmemiz emredildi arkadaşlar, burada alemlerin Rabbi Allah(cc)’ın adını zikrediyoruz. Neden iki-üç kişi haricinde hiçkimse yazdığı yazıyı sevgi ile yazmıyor? Bu içimizdeki hüsumetin hassasiyetten geldiğini de biliyorum buda mutluluk vericidir fakat insanı insan yapan, bitkiden, hayvandan ayıran ilk özellik muhabbettir, insüyettir, sevgidir, aşkdır. Ancak sevmekle koruruz kendimizi şeytandan ve sevdikçe Rabbimizi daha yakın hissederiz kalbimize. Birbirimizi sevelim ve tepki mesajı vermek istiyorsak da içinde yaradılana olan muhabbetimiz eksik olmasın. Zira hüsumeti hissettirende şeytandır unutmayınız.
Arkadaşımızın yazısını okuyunca neden böyle bir şeye tepki verdiği konusunda içinizde bir huzursuzluk oluştuğunu varsayarak onun yeterince açıklayamadığı bu yazısına biraz destek olma ihtiyacı hissediyorum çünki o’da inanıyorum ki bu yanlış anlamalara üzülüyordur. Mail adreslerimize gelen bu “10 kişiye gönder” içerikli dini yada farklı içerikli maillerin, herhangibir kurum, cep telefonu, tüzel kişilik, çıktığı kimliğin ve adresin belli olmadığı tüm mailler (Çünki kan bağışı, acil yardım, tıbbi ihtiyaç gerekçesiyle yayılması istenilen kişilerin cep telefonlarının yada hastane isimlerinin bulunduğu mailler gerçekten ihtiyaç haliyle gönderilmiştir, yanlış konuşmak istemem) sevgimizi, aşkımızı, inancımızı sınarmışçasına 10 kişiye, 20 kişiye göndermemizi Allah(cc)ın adıyla bizden istiyor. Tek bir an şüphe etmeden tertemiz duygularımızla bize ahirette bir nebze olsa yardımı dokunacağını umud ederek gereğini yapıp hatta tüm mail listemizdekilere gönderiyoruz. Olayın bizimle ilgili kısmı burada son buluyor sevgili kardeşlerim buraya kadar herşey çok güzel ve kimsenin şükür bir hatası yok.
Ne yazıkki kitle iletişim araçlarının her biri (televizyon,cep telefonları, internet,popüler yazılı basın dergiler gazeteler) küreselleşme adı altında, kültür emperyalizmi empoze etmek için kullanılıyor. Kültür emperyalizminin perde arkası: Toplumun kendi kültürünü unutturmak, birnevi uyuşturarak, affedin aptallaştırarak insan topluluklarının daha fazla tüketmelerini, para harcamalarını sağlamaktır. Bu sayede dünya nüfusunun yüzde 2 lik kısmını oluşturan en zenginler topluluğu dünyadaki varolan paranın yüzde 80 ine sahiptirler. Bu rakamların bu seviyeye gelmesi son 50 yılda yani bu televizyonun tüm dünyada yaygınlaşması ve her evde bulunmasıyla başlayan bir süreçtir. İzlenilen her filmde muhatab oyuncular zengin ve varlıklı, izlenilen her reklamda görülen mutlu kişi zengin görünümlü ve televizyona bakılan her dakika insana yeni birşeyler satın alma ihtiyacını hissettirecek görsel izlekler sunulur. Oysa televizyondan önce bizim toplum olarak ideallerimiz zengin olmak değildi, para hırsı değildi.. Zira padişahlarımız , sultanlarımız, dünyanın yarısının hükümdarı yüce osmanlı hükümdarları Allah(cc) dostu, takva yaşayan insanlardı. Bakınız “uyan ey gözlerim gafletten uyan” şiirini sultan 3. Murad han bir sabah namazını kaçırdığı gün efkarından yazmıştır, o saltanat içindeki Rabbe olan mesuliyete saygıya bakınız, her dinlediğimde okuduğumda gözlerimi yaşartan bu güzel muhteremin şiirini sizde okuyunuz. kardeşlerim bu açıklamayıda çok fazla dallandırıp budaklandırmak istemiyorum çok uzun olduğunun farkındayım ama konu ile ilgili keşke yüzyüze olsak da sohbet etsek bu rüyadan uyansak geç bile kaldık ama hemen yeni bir paragraf yapıp bağlıyorum.
Bu söz konusu mailler kardeşlerim “kimlik avı dolandırıcılığı” adı ile anılan bir mail adresi ticaretine hizmet ederler ne yazıkki. Bu mail adresleri dünya devi şirketlerce satın alınır amaç daha fazla tüzel kişiye değişik yollardan ulaşmak, tüketme hisiiyatı yaratıp bir şekilde rızkınıza sahip olmaktır. Çoğumuz ne yazıkki asgari ücretle çalıştığımız halde iki maaşımız değerinde cep telefonu kullanırız, bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkün ve biraz derin düşündüğünüzde kitle iletişim araçlarının her birinin buna hizmet ettiğini görürsünüz, tahlil edersiniz. Neredeyse tüm özel harcamalarımızın aslında insanlığın varlığından beri hiç ihtiyaç duymadığı şeyler için olduğunun farkına varacaksınız. Bu harcamalar bir önceki paragrafta belirttiğim dünyanın %2 lik “en zengin” lerini her saniye daha zengin yapıyor ve saçma sapan gündemlerle, programlarla, oyunlarla, düzenlerle insanlık öyle uyutuluyor ki bu dengesizliği sorgulamak kimsenin aklına bile gelmiyor. Kapitalizmle yönetilen tüm devletler buna hizmet etmek zorundalar çünki bu devletlerüstü birşey. İnanın ki kardeşlerim 2 milyar insan açlıkla mücadele ederken biz bunları televizyonda ya gecenin hücra bir saatinde ayda yılda bir yada hiç görmüyoruz. Oysa o kadar çok insan açlıktan ölüyor.
Biraz araştırıp, okuyup bilgilenmek isterseniz sizlere şu son zamanda bu yıl yapılan bir belgesel tavsiye etmek isterim. Belgeselde dünyadaki dengesizliğin sayısal değerlerini dikkate alınız bu yılın istatisdikleri ve yaklaştığımız sonun ipuçlarını görmemiz de mümkün zira Kuran-ı kerimde yazdığı gibi herşey. Bahsettiğim belgeselin ismi Home Türkçe Yuva olarak geçiyor türkçe dublajlı versiyonunu google da aratıp bulmanız mümkündür. Nefsimize koyduğu en güzel erdemlerden biri olan sabrınızı bu uzunca yazı için gösterdiğiniz için Allah razı olsun. Severek başlayalım güne, onun adını severek ilk önce, sonra cümle yarattığını.
Hızır aleyhisselam ondan Allah rızası için yardım isteyen bir dilenciye verecek parası olmadığından onu köle diye satıp parası ile ihtiyacını görmesini teklif etmiştir. Dilenci Hızır Aleyhisselamı satmıştır ve o mübarek uzunca yıllar birine kölelik yapmıştır… Yani Allahın (cc) adını görüpte bu tip mailleri göndermemek mümkünmüdür derseniz kardeşlerim en hayırlısı bu mailleri direkt iletmeyip içeriğini yeni bir mail oluşturacak şekilde kopyalamak ve altına gönderdiğiniz kişilerinde bu yöntemi uygularsa daha hayırlı olacağını belirtecek bir not yazmaktır. Hatta en güzeli muhabbet, birebir sohbet, konuşarak iletmektir. Uyandığınız her gün hayırlara vesile olsun inşallah herkeze sevgiler..29 Nisan 2011: 15:56 #790071Anonim
@mustafa_mustafa 156983 wrote:
Cümleten selamın aleykum. Kardeşlerim Bana bu bilgi mail olarak geldi ve bu muhterem zat’ı ve yaptığı diğer çalışmaları okumak istedim. Araştırıken bir sitede “Galin biserof asenof ve sivrisinek saçmalığı” başlığında bir forum başlığı gördüm şaşırıp içeriğini okumak için girdim sayfaya. Bir arkadaşımız uzunca saatler benim gibi araştırıp böyle bir adamın olmadığını anlayınca bu yalancı maillerden ötürü sinirlenmiş ve “bizim böyle şeyler üretmemize gerek yok neden insanlar sanki inanmıyorlarmış gibi yada daha fazla inanmaya ihtiyaçları varmış gibi bu tip şeyler uydurulup maillerle gönderiliyor” gibi birşeyler yazıp sitemde bulunmuş ve yazının sonuna Allahın varlığının gözün gördüğü herşeyde zaten müminlerin görebileceğini, sineklerin allahın adını bizim duymamız için ve bizim dilimizde zikrediyormuş gibi göstermenin saçma olduğunu (ben kaba taslak yazıyorum) belirterek yazısını bitirmişti. Hemen akabinde 10 larca yorum gelmiş ve hemen herkez bu arkadaşı söylediklerinden dolayı kınamıştı hatta kafirlikle , ataistlikle itham edenler olmuştu. Aslında bu konudan başlayarak hem (kim olduğunu bilmiyorum) arkadaşın düştüğü duruma üzülüp bir nebze destek olabilmek için, hemde internetteki 10 kişiye gönderin , 20 kişiye gönderin içerikli maillerin perde arkasını bir nebze anlamamız adına güzel bir sohbet olsun diye uzunca bir yazı yazdım. Sitedeki kişilerin sinir ve hüsumet içinde yazdıkları iletiler hoş sayılmayacak önyargılar içeriyordu. Velhasıl ben yazımı bitirdiğimde yazıyı sitedeki bir dengesizlik yüzünden gönderemedim. Oysa yararlı olacağını düşündüğüm bir yazı olmuştu. Bu yazımı burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Vakit ayırıp okuyan kardeşlerimden Allah razı olsun.
Bahsettiğim tartışma ortamına itafen yazılmıştır:Arkadaşlar tüm yorumları okudum. Başta zannediyorum site sahibi olan arkadaş ve tüm yorumlayanlara cevaben yazdığımı belirtmeliyim. Hepimiz, Allah(c.c.)a dünya hayatımızda aldığımız her bir nefes için milyonlar, milyarlarca, sayısız şükretmeliyiz ki müslüman bir anne – babadan elhamdülillah müslüman,mümin olarak doğduk. Hassasiyetinizi hissederek çok mutlu oldum fakat burada bir saygı – sevgi eksikliği vardır. Dinimiz Rab’bın yarattığı yani gözümüzün görüp görmediği , fikrimizle varlığını bildiğimiz ve inandığımız herşeyi en başta sevmeyi emreder. Birbirimizi sevelim. Bana bu konu ile ilgili mail geldiğinde bende bu arkadaşım gibi çok heyecanlandım. Bir soğanın kabuğunun içindeki zara mikroskopla baksanız (ki çoğumuz okullarda fen dersinde bakmışızdır) o muhteşem mucizeyi görmemiz, gözle görünen tüm materyallerde o mucizeyi görmemiz mümkündür. Ama gerçekten sivrisineğin bu mucizevi sesi ile ilgili gelen mail beni duygulandırdı. Daha sonra bende bu çalışması ile beni mutlu eden bilim adamı hakkında ve diğer çalısmaları hakkında daha fazla bilgi edinmek adına araştırmaya başladım. Belliki bu adam Hak’ın güzelliğini, mucizesini eninde sonunda keşfetmiş bizim kadar şanslı olmayan fakat doğru yolun nasib olduğu bir insandı. Malesef böyle bir bilim adamının değil bir tüzel kişiliğin dahi olmadığını bir kaç saat araştırdıktan sonra anladım. Arkadaşım bu konuyu anlatırken farklı örnekler vermeye çalışmış fakat bir metin okunurken sonuna kadar okunmalı bu örnekleri verdikten sonra konuyu nerede bağladığına dikkat ediniz. Ne kadar güzel şeyler yazmış. Bir metinde giriş-gelişme-sonuç vardır ve kişi içtenliğiyle anlatmak istediği şeyi metnin sonunda söyler. Edebiyyatımızın bu güzelliği şu esas temele dayanır; karşısındaki muhattabın aklında kalmasını istediği sözler son sözler olmalıdır. Bu arkadaşımız Allah korusun bir ataist olsaydı zaten yazdığı tüm makaleyi ataist olarak yazmaktan çekinmezdi zira ataistlerin Allah korkusu yoktur. Zira yaradılanı sevmemiz emredildi arkadaşlar, burada alemlerin Rabbi Allah(cc)’ın adını zikrediyoruz. Neden iki-üç kişi haricinde hiçkimse yazdığı yazıyı sevgi ile yazmıyor? Bu içimizdeki hüsumetin hassasiyetten geldiğini de biliyorum buda mutluluk vericidir fakat insanı insan yapan, bitkiden, hayvandan ayıran ilk özellik muhabbettir, insüyettir, sevgidir, aşkdır. Ancak sevmekle koruruz kendimizi şeytandan ve sevdikçe Rabbimizi daha yakın hissederiz kalbimize. Birbirimizi sevelim ve tepki mesajı vermek istiyorsak da içinde yaradılana olan muhabbetimiz eksik olmasın. Zira hüsumeti hissettirende şeytandır unutmayınız.
Arkadaşımızın yazısını okuyunca neden böyle bir şeye tepki verdiği konusunda içinizde bir huzursuzluk oluştuğunu varsayarak onun yeterince açıklayamadığı bu yazısına biraz destek olma ihtiyacı hissediyorum çünki o’da inanıyorum ki bu yanlış anlamalara üzülüyordur. Mail adreslerimize gelen bu “10 kişiye gönder” içerikli dini yada farklı içerikli maillerin, herhangibir kurum, cep telefonu, tüzel kişilik, çıktığı kimliğin ve adresin belli olmadığı tüm mailler (Çünki kan bağışı, acil yardım, tıbbi ihtiyaç gerekçesiyle yayılması istenilen kişilerin cep telefonlarının yada hastane isimlerinin bulunduğu mailler gerçekten ihtiyaç haliyle gönderilmiştir, yanlış konuşmak istemem) sevgimizi, aşkımızı, inancımızı sınarmışçasına 10 kişiye, 20 kişiye göndermemizi Allah(cc)ın adıyla bizden istiyor. Tek bir an şüphe etmeden tertemiz duygularımızla bize ahirette bir nebze olsa yardımı dokunacağını umud ederek gereğini yapıp hatta tüm mail listemizdekilere gönderiyoruz. Olayın bizimle ilgili kısmı burada son buluyor sevgili kardeşlerim buraya kadar herşey çok güzel ve kimsenin şükür bir hatası yok.
Ne yazıkki kitle iletişim araçlarının her biri (televizyon,cep telefonları, internet,popüler yazılı basın dergiler gazeteler) küreselleşme adı altında, kültür emperyalizmi empoze etmek için kullanılıyor. Kültür emperyalizminin perde arkası: Toplumun kendi kültürünü unutturmak, birnevi uyuşturarak, affedin aptallaştırarak insan topluluklarının daha fazla tüketmelerini, para harcamalarını sağlamaktır. Bu sayede dünya nüfusunun yüzde 2 lik kısmını oluşturan en zenginler topluluğu dünyadaki varolan paranın yüzde 80 ine sahiptirler. Bu rakamların bu seviyeye gelmesi son 50 yılda yani bu televizyonun tüm dünyada yaygınlaşması ve her evde bulunmasıyla başlayan bir süreçtir. İzlenilen her filmde muhatab oyuncular zengin ve varlıklı, izlenilen her reklamda görülen mutlu kişi zengin görünümlü ve televizyona bakılan her dakika insana yeni birşeyler satın alma ihtiyacını hissettirecek görsel izlekler sunulur. Oysa televizyondan önce bizim toplum olarak ideallerimiz zengin olmak değildi, para hırsı değildi.. Zira padişahlarımız , sultanlarımız, dünyanın yarısının hükümdarı yüce osmanlı hükümdarları Allah(cc) dostu, takva yaşayan insanlardı. Bakınız “uyan ey gözlerim gafletten uyan” şiirini sultan 3. Murad han bir sabah namazını kaçırdığı gün efkarından yazmıştır, o saltanat içindeki Rabbe olan mesuliyete saygıya bakınız, her dinlediğimde okuduğumda gözlerimi yaşartan bu güzel muhteremin şiirini sizde okuyunuz. kardeşlerim bu açıklamayıda çok fazla dallandırıp budaklandırmak istemiyorum çok uzun olduğunun farkındayım ama konu ile ilgili keşke yüzyüze olsak da sohbet etsek bu rüyadan uyansak geç bile kaldık ama hemen yeni bir paragraf yapıp bağlıyorum.
Bu söz konusu mailler kardeşlerim “kimlik avı dolandırıcılığı” adı ile anılan bir mail adresi ticaretine hizmet ederler ne yazıkki. Bu mail adresleri dünya devi şirketlerce satın alınır amaç daha fazla tüzel kişiye değişik yollardan ulaşmak, tüketme hisiiyatı yaratıp bir şekilde rızkınıza sahip olmaktır. Çoğumuz ne yazıkki asgari ücretle çalıştığımız halde iki maaşımız değerinde cep telefonu kullanırız, bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkün ve biraz derin düşündüğünüzde kitle iletişim araçlarının her birinin buna hizmet ettiğini görürsünüz, tahlil edersiniz. Neredeyse tüm özel harcamalarımızın aslında insanlığın varlığından beri hiç ihtiyaç duymadığı şeyler için olduğunun farkına varacaksınız. Bu harcamalar bir önceki paragrafta belirttiğim dünyanın %2 lik “en zengin” lerini her saniye daha zengin yapıyor ve saçma sapan gündemlerle, programlarla, oyunlarla, düzenlerle insanlık öyle uyutuluyor ki bu dengesizliği sorgulamak kimsenin aklına bile gelmiyor. Kapitalizmle yönetilen tüm devletler buna hizmet etmek zorundalar çünki bu devletlerüstü birşey. İnanın ki kardeşlerim 2 milyar insan açlıkla mücadele ederken biz bunları televizyonda ya gecenin hücra bir saatinde ayda yılda bir yada hiç görmüyoruz. Oysa o kadar çok insan açlıktan ölüyor.
Biraz araştırıp, okuyup bilgilenmek isterseniz sizlere şu son zamanda bu yıl yapılan bir belgesel tavsiye etmek isterim. Belgeselde dünyadaki dengesizliğin sayısal değerlerini dikkate alınız bu yılın istatisdikleri ve yaklaştığımız sonun ipuçlarını görmemiz de mümkün zira Kuran-ı kerimde yazdığı gibi herşey. Bahsettiğim belgeselin ismi Home Türkçe Yuva olarak geçiyor türkçe dublajlı versiyonunu google da aratıp bulmanız mümkündür. Nefsimize koyduğu en güzel erdemlerden biri olan sabrınızı bu uzunca yazı için gösterdiğiniz için Allah razı olsun. Severek başlayalım güne, onun adını severek ilk önce, sonra cümle yarattığını.
Hızır aleyhisselam ondan Allah rızası için yardım isteyen bir dilenciye verecek parası olmadığından onu köle diye satıp parası ile ihtiyacını görmesini teklif etmiştir. Dilenci Hızır Aleyhisselamı satmıştır ve o mübarek uzunca yıllar birine kölelik yapmıştır… Yani Allahın (cc) adını görüpte bu tip mailleri göndermemek mümkünmüdür derseniz kardeşlerim en hayırlısı bu mailleri direkt iletmeyip içeriğini yeni bir mail oluşturacak şekilde kopyalamak ve altına gönderdiğiniz kişilerinde bu yöntemi uygularsa daha hayırlı olacağını belirtecek bir not yazmaktır. Hatta en güzeli muhabbet, birebir sohbet, konuşarak iletmektir. Uyandığınız her gün hayırlara vesile olsun inşallah herkeze sevgiler..Hocam Allah razı olsun çok güzel açıklamışsınız.O bahsettiğiniz siteyi bende gördüm ve o kardeşimizin yazdığı yazıyı bende okudum.Arkadaşımızın yazdığı yazıyı çok fazla kişi eleştirmiş.Kardeşimiz gerçekleri ve doğruları söylemiş.
Lafı fazla uzatmak istemiyorum inşallah sizinle yüz yüze muhabbet etmek dileğiyle..Tekrardan Allah Razı olsun -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.