- Bu konu 38 yanıt içerir, 10 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
13 Eylül 2009: 05:51 #755275
Anonim
levent kardesim bilgisi olan birine basurunuz insaallah, ama sizde bir önyargi var gibi veya cok iyi biliyorsunuz meseleyi burda bizden yazmamizi bekler gibi bir durum sezdim kusura bakma, ama sizin gibi düsünenler sunuda diyorlar ,tasavvuf islam kökenli deil hatta neler neler ben sana delil getrime mecburiyeti hissetmiyorum, cünkü getirsemde bir sey deismeyecek ve birde ne kadar bilgin olursa olsun birgün kitab karistirmak zorunda kalabilirsiniz ve kendi kendinize örnek vererek demisiniz,kardesim sizin verdiniz örnek rabita islam kökenli deil diyosunuz kanitla bunu o zaman,ha birsey daha pek cok alim kilikli vehhabi zihniyetlilerden delilde getirme bence, sizin gibi önyargili bir münazara eden birine artik cevap vermek istemiyorum hayirli ramazanlar
13 Eylül 2009: 08:28 #755276Anonim
Ameller niyetlere göredir.
1
Bir insanın her hangi bir durumda Allah’ın, Peygamberimizi veya bir veli zatın huzurundaymış gibi ya da ölüm anı gelmiş gibi yapılan düşünce ve his alemine rabıta deniliyor. Bu işin esas gaye ve hedefi her an Allah’ın huzurunda olma şuuruna ermek ve bu vesile ile Onun rızasına uygun yaşamaktır.
Peygamber Efendimiz sürekli bu hal üzereydi. O her an Allah’ın huzurunda olma şuurunda olarak yaşadı. Bu anlamda bir Rabıta Peygamberimizin en büyük sünnetlerinden biridir.
Tarikattaki rabıtaya gelince: Tarikata giren bir mürit Bazı durumlarda Şeyhini düşünerek ve onun yanındaymış gibi kalp bağı kurmaya çalışarak İslam dinini daha iyi yaşamaya çalışmaktadır. Şeyh, müridini önce kendine, sonra peygamberimize en son da Allah’ü Teala’ya bağlamak istemektedir.
Bu düşünme ve rabıta Allah namına olduğundan ve İnsanları Allah’a yaklaştırma niyetiyle yapıldığından caizdir. Fakat Allah muhafaza etsin, şayet bu hareketi Allah namına değilde sırf şeyh efendi namına yapsa o zaman yanlış bir hareket olur. Bütün hak tarikatlar Kur’andan alındığı için, bunların yaptığı rabıtaların da izahını Kur’ana zıt olmayacak şekilde yapılması icap eder. Yoksa hak bir yol olmaz.
Eğer bu yola girmeden doğrudan Allah’a rabıta yapabilirsek en güzelini yapmış oluruz.
Ölümü düşünüp bir gün bende öleceğim diye rabıta yapmak da güzeldir. Kabir, ahiret, haşir, sırat, cehennem gibi alemleri de rabıta yaparak daha dikkatli yaşamaya çalışmak da tavsiye edilebilir.
Selam ve dua ile…
Sorularla İslamiyet Editör2Rabıta, “bağ, münasebet ilgi, alâka, bağlılık, mensub olmak…” gibi anlamlara gelir. Kendi şahsiyetinden sıyrılıp, sözgelimi şeyhin veya Resulullah’ın şahsiyetiyle bütünleşme, bir bağ kurma şeklinde uygulanır.
Malum olduğu üzere, seven sevdiğini hayal eder. Onu kendine yakın hisseder. Hatta rüyalarında bile onunla olur. Onunla aynîleşmek ister. Usta-çırak, hoca-öğrenci münasebetleri de rabıtayla alakalıdır. Çırak ustasının hareketlerini, öğrenci hocasının söylediklerini hatırlamaya, sanki tekrar o ana dönmeye gayret eder.İşte, bir müridin mürşidini hatırlaması da böyle bir rabıtadır. Bu rabıta, mürşidin suretine değil, o vücudda sergilenen İslamî özellikleredir. Daha doğrusu, öyle olmalıdır. (1) Böyle bir rabıta, mürşitteki kemâl vasıflarının müride yansımasına sebebiyet verecektir. Buna, “fena-fişşeyh” denir. Fakat mürid orada kalmamalı, “fena-firrasul” ve “fena-fillah” makamlarına yükselmeye gayret etmelidir. Yani, şeyhinde fâni olan bir mürid, ondaki güzel özellikleri kazanıp, ondan peygamberde fâni olmaya yönelmeli, daha sonra da, Allah’ta fâni olmalıdır. (2)
Bu fena (fani olma) halleri zevkî birer mesele olmakla birlikte, herkes için şu manada uygulanabilir: Bir insan kendi reyini, fikrini bırakıp hocasının, üstadının yahut şeyhinin iradesini kendi iradesine tercih ederse bu zatlarda fani olmuş olur. Aynı şekilde, bütün işlerini, hallerini ve sözlerini Allah Resulünün sünnet çizgisine göre ayarlarsa Peygamberimizde fani olmuş olur. Allah’ın emir ve yasaklar manzumesini çok iyi kavrayıp hayatının bütün safhalarının buna göre yönlendirdiği taktirde de fena-fillah makamından bir pay elde etmiş olur.
Kaynaklar:
1. Bkz. Eraydın, Tasavvuf ve Tarikat, s. 135-138
2. Eraydın, Tasavvuf ve Tarikat, s. 384-385Doç. Dr. Şadi EREN
sorularlaislamiyet.com14 Eylül 2009: 14:52 #755418Anonim
selamun aleykum kırımlı kardeş
biz dikkat ederseniz yazımda göreceksiniz bir insanı hatırlamak düşünmek, yüzüne bakmakla ilgili delilleri sunduk
RABITA İBADET DEMEDİK
KIYAS YAPACAK OLURSAK SİZİN MANTIKLA OLAYA YAKLAŞILACAK OLSA
bazı islama inanmayanlar şöyle diyor islam için
kabe bir puttur islam yeni bir şey getirmedi puta tapanlar gibi putlar
oluşturdu
kuran puttur diyorlar
şeytanı taşlamak putu taşlamak diyorlar
daha çok şeyler söylüyorlar.
gördünmü kıyasla yola mantıkla yola çıkarsan ve herkes senin gibi yaparsa
ne olur
SORUM ŞU SİZE KIRIM KARDEŞ
kabe puttur diyene ve diğerlerine ne cevap vericen lütfen yazarmısın
14 Eylül 2009: 15:04 #755433Anonim
güzel sormusun mücahit kardesim lütfen cevap evet
14 Eylül 2009: 15:34 #755442Anonim
Meftun ve mücahid yaşlarınız kaç sizin ben size saygı gösterip insan gibi davrandıkça siz çok daha fazla çocuklaşıyorsunuz önce bi cesaret gösterinde isim ve yaşlarınızı yazın ondan sonra görüşelim.
14 Eylül 2009: 15:39 #755444Anonim
@kırımlı 155654 wrote:
Meftun ve mücahid yaşlarınız kaç sizin ben size saygı gösterip insan gibi davrandıkça siz çok daha fazla çocuklaşıyorsunuz önce bi cesaret gösterinde isim ve yaşlarınızı yazın ondan sonra görüşelim.
isim ve yaşları neden gerekli?
siz lütfen bildiklerinizi delilleriyle anlatın..isimede yaşada gerek yok. isteseler sizin gibi sorulmadan belirtirlerdi zaten..
14 Eylül 2009: 15:46 #755446Anonim
@Elif_Gibi 155656 wrote:
isim ve yaşları neden gerekli?
siz lütfen bildiklerinizi delilleriyle anlatın..isimede yaşada gerek yok. isteseler sizin gibi sorulmadan belirtirlerdi zaten..
Okudunuzmu devam eden tartışmayı.İsme ve yaşa gerek yok derken neye göre kim adına bu kararı veriyorsunuz.Bu tartışmayı sürdüren benim ve diğer muhataplardır.
Tartışmanın başından beri bana kavgacı bir üslupla kardeşim diye hitab ediyorlar.hitaplarına dikkat etmeleri için doğum tarihimin imza ayarlarımda yazılı olduğunu söyledim.Lütfen tüm yazılanları okuyun.
14 Eylül 2009: 15:56 #755448Anonim
Elbette sorarım isimlerini yaşlarını açtıkları konuyu anlatışlarına,verdikleri deilillere,bana verdikleri çirkin cevaplara,saygısız üslüba,benim adıma uydurdukları abuk subuk örneklere,sorduğum hiçbir soruya cevap vermemelerine,hiç bir noktalama işareti,imla kuralı tanımadan yazıyorlar bir baksanıza karşımda kim var bilmek isterim.13-15 yaşlarında çocuklarlamı yazışıp duruyorum burda aklı başında bir laf etmiyorlar.
14 Eylül 2009: 15:58 #755449Anonim
@kırımlı 155660 wrote:
Okudunuzmu devam eden tartışmayı.İsme ve yaşa gerek yok derken neye göre kim adına bu kararı veriyorsunuz.Bu tartışmayı sürdüren benim ve diğer muhataplardır.
Tartışmanın başından beri bana kavgacı bir üslupla kardeşim diye hitab ediyorlar.hitaplarına dikkat etmeleri için doğum tarihimin imza ayarlarımda yazılı olduğunu söyledim.Lütfen tüm yazılanları okuyun.
isme ve yaşa gerek yok derken mantığıma göre ve kendi adıma karar veriyorum. fikrimi söylüyorum. sizin yaptığınız gibi….
sorun galiba burda..ortada bi tartışma yok. olmaması gerekiyor.iki tarafta doğru bildiklerini delilleriyle!! aktarıyor. siz tartışma olarak algıladığınız için size karşı kullanılan hitapları kavgacı olarak algıladınız sanırım.
ayrıca kardeşim demenin nesi kötü ben anlayamadım cahilliğime verin. bende çok sık kullanırım…
yaşım 22 ve size kardeşim desem hakaret mi etmiş olucam:022:
neyse hayırlı akşamlar…
14 Eylül 2009: 20:58 #755467Anonim
tesekkprler elif kardesim. Mü minler ancak kardestirler aslinda herkese bendeniz kardes derim din kardesligi ama neyse siz bendenizi cok iyi anlamisiniz tesekkürler elif kardesim
14 Eylül 2009: 22:41 #755468Anonim
@kırımlı 155347 wrote:
Peki arkadaşlar bu rabıta dediğiniz ve ibadet saydığınız şeyin budizim kaynaklı olduğunu,günümüzde de yoga yapan insanlara aynen tarif ettiğiniz gibi yogilerin başı şiri mataşi yi düşünerek rabıta yapmaları gerektiğini söylediklerini biliyormusunuz.
Bu soruya, anlamak isteyenler için cevap verilmiştir. İmla kurallarına dikkat ettiğiniz kadar eklenen cevaplara da dikkat ederseniz cevapları görürsünüz.
@kırımlı 155662 wrote:
Elbette sorarım isimlerini yaşlarını açtıkları konuyu anlatışlarına,verdikleri deilillere,bana verdikleri çirkin cevaplara,saygısız üslüba,benim adıma uydurdukları abuk subuk örneklere,sorduğum hiçbir soruya cevap vermemelerine,hiç bir noktalama işareti,imla kuralı tanımadan yazıyorlar bir baksanıza karşımda kim var bilmek isterim.13-15 yaşlarında çocuklarlamı yazışıp duruyorum burda aklı başında bir laf etmiyorlar.
mücahit_tr de size bir soru sormuş, fakat her nedense soruya cevap vermek yerine birdenbire hırçınlaşmışsınız. Sorularınıza cevap arıyorsanız 1. si sakin olun, 2. si yazılanları okuyun. Hem kopyala-yapıştır cevap istemiyorsunuz, hem de muhataplarınızın yazılarını beğenmiyorsunuz. Ve şu ana kadar okuduğum yazıların içinde sizinki kadar çirkin bir üsluba rastlayamadım. Yaş meselesi sizin için neden bu kadar önemli o da ayrı bir muamma…Hadi yaşlarını sormanızı anladık isminin ne önemi var ? Hasan’sa ayrı, Ayşe ise ayrı, Mehmet’se ayrı bir cevap mı vereceksiniz ? Benimki Hüseyin, Yaş: 33 yeterli mi ? Forumda hiç yaşımı söylememiştim, size nasib oldu 🙂 Bir de Ankara’dan katılıyorum.
14 Eylül 2009: 23:37 #755469Anonim
Okuduklarını bile anlamaktan aciz bir yönetici bende ilk defa sizi gördüm.Ya tartışmanın tamamını okuyun ya da boşa yorum yapmayın.Pek çok ciddi forumda bu tür imla hatalı yazılar bile en azından yazana uyarı sebebidir.
Ne usül ne adab ne de terbiye hiç birinden nasibinizi almamışsınız.O kadar çok hatalarınız var ki hepsini sıralamaya artık gücüm yetmez.Bu yazım sonunda gereken neyse onu yapın…
15 Eylül 2009: 01:03 #755475Anonim
selamun aleykum kardeşlerim
yoktum bi zaman şimdi yazılanları gördüm
kırımlı abi yaşımı sormuş yaşım 43 istanbul fatihten katılıyom site yönetiçimiz izin verirse telefonumu veriririm telefonlada görüşüp buluşuruz.
kardeş demekten vallahi kavgacı bir uslup olarak düşünmedim
evet haklısınız yazılarımda imla eksikliği var bu bilgisayara acemiliğimden bide zaman kaybetmim hızlı yazım diye uğraşmıyom
ama imla eksikliği konuyu anlamıyosunuz anlamına gelmez.
1…kabeye put diyenler için size sorum olmuştu cevap vermediniz
2…rabıta ibadet deyildir dedim ona cevab vermediniz
3…Aşağıdaki delilerede cevap vermediniz
RABITAYA İŞARET EDEN DELİLLER
…Râbıta bir iki âyetten veya hadisten yola çıkılıpta oluşan bir şey değildir.
Râbıta bir çok âyet, hadis, sahâbe ve tabiinin söz ve hareketlerinden alınan işâretlerin toparlanıp zamanla sistemleşmiş, bir şekle sokulmasından râbıta oluşmuştur.
Yalnızca bir âyetin ve hadisin manasına bakarak bu râbıtayı ifâde ediyor demek elbette doğru olmaz.
Hiç kimse bugünkü şekliyle yapılan râbıtanın bire bir Âyette, hadiste, sahâbede olduğunu iddia etmemiştir.
Yok, eğer işâreti, delaleti veya iktizası kıyas yolu ile vasıtalı olarak Râbıtayı gösteren âyet ve mevcuttur…
.Imare İbn Huzeyme İbn Sabit (ra)şöyle anlatıyor: Babam Huzeyme bir kere rüyasında sanki
Resûlüllah’ın(SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) alnı üzerine secde ettiğini görmüş, bunu Resûlüllah ’e anlatmıştı. Bunun üzerine Resûlüllah :.
“Ruh ruha kavuşur.” .buyurmak sûretiyle mübarek başını eğerek ona rüyada gördüğü gibi yapmasını emretti.
Babam da arka tarafından Resûlüllah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem)’in alnı üzerine secde yaptı……
[1 ..]İbn Ebî Şeybe, Musannef, İman: 18, 7/243. Ahmed İbn Hanbel, Müsned, no: 21923, 21937, 21943, 21944, 8/201. Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ, Tabir: 5, no: 7631, 4/384.
……Hz. Hasan (ra)ın Rasülüllah (sav) i çok iyi tarif eden dayısı Rasülüllah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) ’in Hz. Hatice (ra)’dan üvey oğlu olan) Hint İbn Ebî Hâle’ye:
“Bana Rasülüllah ’in vasıflarını anlat ki; onu hayalimde canlandırayım”[1] diyerek,
efendimiz ’in şemailini ve özelliklerini öğrenmek istemesi konumuz açısından oldukça önemlidir.
Buradaki maksat onu hayalinde canlandırmasından başka bir şey değildir..
..Rasulüllah (sav) buyurdu:
Sizin hayırlılarınız görülmesi size ALLAH (cc)’ı hatırlatan, konuşması ilminize bereket katan ve ameli ahirete rağbetinizi artıran kimselerdir.[2]
[1]… İbnu’l-Esir, Üsdü’l-Gâbe No: 5404, 4/619, Tirmizî, eş-Şemâilü’l-Muhammediyye, 1/26, Beyhakî Delâilü’n-Nübüvve, 1/28
.[2] Ebû Yala Müsned IV 326 h.No.2437
Rasulüllah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) buyurdu: …
.ALLAH’ın kullarının en hayırlıları o kimselerdir ki, görüldüklerinde ALLAH (cc) zikredilir.[1]
Rasulüllah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) buyurdu:
Size en hayırlılarınızı haber vereyim mi? Hayırlılarınız o kimselerdir ki, görüldüklerinde ALLAH (cc) zikredilir.[2]
…… Rasulüllah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) buyurdu:.
..Sizin en hayırlınız, görülmesi ALLAH (Celle Celalühü) zikrettiren (hatırlatan akla getiren) kimsedir.[3]
. Rasulüllah (sav) buyurdu:.
…Velilerim o kimselerdir ki, görüldüklerinde ALLAH (cc) zikredilir.[4]
.Enes (ra)’tan rivâyet edilen bir hadis-i şerifte, Resûlüllah (sav)şöyle buyurmaktadır:
“En faziletli kimseleriniz o kimselerdir ki, onların görülmelerinden dolayı ALLAH (Celle Celalühü) hatırlanır.” [5]
Şu son dört hadisin isnadlarında zayıflık bulunsa bile toplamları itibariyle en azından Hasen li Gayrihi olurlar. Kaldı ki; aynı manadaki ilk iki hadis zaten hasen idiler. Dolayısıyla bir müşkil kalmamış oluyor.
..Şurası akıllı ve insaflı herkesçe bilinebilecek bir şeydir ki, bir veliyi kafa gözüyle görmek, kişiye ALLAH’ı hatırlatıyorsa, gönül gözüyle yani hayali olarak görmesi de ALLAH (Celle Celalühü) zikrettirir.
Hatta kafa gözüyle görememesini bununla telafi eder. Öyleyse şu yedi hadis, Râbıtanın zikre sebep ve vasıta olmasıyla, dolayısıyla bir zikir olduğunu göstermektedir.
………..Ali’ye ( ra) bakmak ibadettir.[6]
Bu hadis, sahih, hatta bazı âlimlerin mütevâtir tariflerine uyan mütevâtir bir hadistir.
Hâkim bu hadisi İmran b. Husayn’den rivâyet ettikten sonra, bu Buhârî ve Müslim şartlarına göre isnâdı sahih bir hadistir. Abdullah İbn-i Mesud’an rivâyet edilen şahidleri de sahihtirler demiştir
KAYNAK……
SELEFİLER VE TASAVVUFÇULARIN GÖRÜŞLERİ….
[1] Ahmed b. Hanbel, Müsned (H:17921) Abdurrahman b. Ğanem (RadiyALLAHu Anh)’dan Hadisin isnadı, Heysemî (6/93) ve Münzirî’ye 3/499 göre hasendir. Müsnedi Ahmed dip notu: 14/31, (Dârul-Hadis Kahire)
[2] Ahmed İbn-i Hanbel, İbn Mâce (H:4119, Dârul-Marife), Esma Binti Yezid (RadiyALLAHu Anha’dan) Müsned Darul-Hadis Kahire) H:27471, İsnadı Hasendir. Müsned-i Ahmed, 18/598.
[3] (Hâkim-i Tirmizi, İbnAmr (RadiyALLAHu Anhüma’dan), Kenzül- Ummal:1/419, H:1787
[4] (Hâkim-i Tirmizi, İbn Abbas (RadiyALLAHu Anh’den), Aynı yer H:1783
[5] (Hâkim-i Tirmizi, Enes (RadiyALLAHu Anh’den) Aynı yer H:1784
[6] Hâkim , el- Müstedrek, sahihtir: 3/141
YADA BİZ SİZİN NE DEMEK İSTEDİĞİNİZİ TAM ANLAMADAN SAVUNMAYA GEÇİP
ANLATMAK İSTEDİKLERİNİZİN DAĞILMASINA SEBEP OLMUŞ OLABİLİRİZ ÖYLEYSE ÖZÜR DİLERİM
15 Eylül 2009: 03:35 #755478Anonim
@kırımlı 155347 wrote:
Peki arkadaşlar bu rabıta dediğiniz ve ibadet saydığınız şeyin budizim kaynaklı olduğunu,günümüzde de yoga yapan insanlara aynen tarif ettiğiniz gibi yogilerin başı şiri mataşi yi düşünerek rabıta yapmaları gerektiğini söylediklerini biliyormusunuz.
Hemen aşağıdaki alıntılar dahi bu sorunuzun cevabı için yeterli ve mücahid_tr kardeşinkiler de buna ilave olunca ortaya çıkan sonuç benim değil, sizin algılama probleminizin olduğudur. Gözünüzden kaçmıştır diye tekrar ekliyorum. Yani tarikattaki rabıtanın, sizin bahsettiğiniz rabıtayla benzer olması, tarikattaki rabıtanın maksadını değiştirmez. Tarikattaki rabıtanın maksadı, amacı, gayesi bellidir.
@HuSeYni 155363 wrote:
Ameller niyetlere göredir.
1
Bir insanın her hangi bir durumda Allah’ın, Peygamberimizi veya bir veli zatın huzurundaymış gibi ya da ölüm anı gelmiş gibi yapılan düşünce ve his alemine rabıta deniliyor. Bu işin esas gaye ve hedefi her an Allah’ın huzurunda olma şuuruna ermek ve bu vesile ile Onun rızasına uygun yaşamaktır.
Peygamber Efendimiz sürekli bu hal üzereydi. O her an Allah’ın huzurunda olma şuurunda olarak yaşadı. Bu anlamda bir Rabıta Peygamberimizin en büyük sünnetlerinden biridir.
Tarikattaki rabıtaya gelince: Tarikata giren bir mürit Bazı durumlarda Şeyhini düşünerek ve onun yanındaymış gibi kalp bağı kurmaya çalışarak İslam dinini daha iyi yaşamaya çalışmaktadır. Şeyh, müridini önce kendine, sonra peygamberimize en son da Allah’ü Teala’ya bağlamak istemektedir.
Bu düşünme ve rabıta Allah namına olduğundan ve İnsanları Allah’a yaklaştırma niyetiyle yapıldığından caizdir. Fakat Allah muhafaza etsin, şayet bu hareketi Allah namına değilde sırf şeyh efendi namına yapsa o zaman yanlış bir hareket olur. Bütün hak tarikatlar Kur’andan alındığı için, bunların yaptığı rabıtaların da izahını Kur’ana zıt olmayacak şekilde yapılması icap eder. Yoksa hak bir yol olmaz.
Eğer bu yola girmeden doğrudan Allah’a rabıta yapabilirsek en güzelini yapmış oluruz.
Ölümü düşünüp bir gün bende öleceğim diye rabıta yapmak da güzeldir. Kabir, ahiret, haşir, sırat, cehennem gibi alemleri de rabıta yaparak daha dikkatli yaşamaya çalışmak da tavsiye edilebilir.
Selam ve dua ile…
Sorularla İslamiyet Editör2Rabıta, “bağ, münasebet ilgi, alâka, bağlılık, mensub olmak…” gibi anlamlara gelir. Kendi şahsiyetinden sıyrılıp, sözgelimi şeyhin veya Resulullah’ın şahsiyetiyle bütünleşme, bir bağ kurma şeklinde uygulanır.
Malum olduğu üzere, seven sevdiğini hayal eder. Onu kendine yakın hisseder. Hatta rüyalarında bile onunla olur. Onunla aynîleşmek ister. Usta-çırak, hoca-öğrenci münasebetleri de rabıtayla alakalıdır. Çırak ustasının hareketlerini, öğrenci hocasının söylediklerini hatırlamaya, sanki tekrar o ana dönmeye gayret eder.İşte, bir müridin mürşidini hatırlaması da böyle bir rabıtadır. Bu rabıta, mürşidin suretine değil, o vücudda sergilenen İslamî özellikleredir. Daha doğrusu, öyle olmalıdır. (1) Böyle bir rabıta, mürşitteki kemâl vasıflarının müride yansımasına sebebiyet verecektir. Buna, “fena-fişşeyh” denir. Fakat mürid orada kalmamalı, “fena-firrasul” ve “fena-fillah” makamlarına yükselmeye gayret etmelidir. Yani, şeyhinde fâni olan bir mürid, ondaki güzel özellikleri kazanıp, ondan peygamberde fâni olmaya yönelmeli, daha sonra da, Allah’ta fâni olmalıdır. (2)
Bu fena (fani olma) halleri zevkî birer mesele olmakla birlikte, herkes için şu manada uygulanabilir: Bir insan kendi reyini, fikrini bırakıp hocasının, üstadının yahut şeyhinin iradesini kendi iradesine tercih ederse bu zatlarda fani olmuş olur. Aynı şekilde, bütün işlerini, hallerini ve sözlerini Allah Resulünün sünnet çizgisine göre ayarlarsa Peygamberimizde fani olmuş olur. Allah’ın emir ve yasaklar manzumesini çok iyi kavrayıp hayatının bütün safhalarının buna göre yönlendirdiği taktirde de fena-fillah makamından bir pay elde etmiş olur.
Kaynaklar:
1. Bkz. Eraydın, Tasavvuf ve Tarikat, s. 135-138
2. Eraydın, Tasavvuf ve Tarikat, s. 384-385Doç. Dr. Şadi EREN
sorularlaislamiyet.com@mucahid_tr 155631 wrote:
selamun aleykum kardeşlerim
yoktum bi zaman şimdi yazılanları gördüm
kırımlı abi yaşımı sormuş yaşım 43 istanbul fatihten katılıyom site yönetiçimiz izin verirse telefonumu veriririm telefonlada görüşüp buluşuruz.
kardeş demekten vallahi kavgacı bir uslup olarak düşünmedim
evet haklısınız yazılarımda imla eksikliği var bu bilgisayara acemiliğimden bide zaman kaybetmim hızlı yazım diye uğraşmıyom
ama imla eksikliği konuyu anlamıyosunuz anlamına gelmez.
1…kabeye put diyenler için size sorum olmuştu cevap vermediniz
2…rabıta ibadet deyildir dedim ona cevab vermediniz
3…Aşağıdaki delilerede cevap vermediniz
RABITAYA İŞARET EDEN DELİLLER
…Râbıta bir iki âyetten veya hadisten yola çıkılıpta oluşan bir şey değildir.
Râbıta bir çok âyet, hadis, sahâbe ve tabiinin söz ve hareketlerinden alınan işâretlerin toparlanıp zamanla sistemleşmiş, bir şekle sokulmasından râbıta oluşmuştur.
Yalnızca bir âyetin ve hadisin manasına bakarak bu râbıtayı ifâde ediyor demek elbette doğru olmaz.
Hiç kimse bugünkü şekliyle yapılan râbıtanın bire bir Âyette, hadiste, sahâbede olduğunu iddia etmemiştir.
Yok, eğer işâreti, delaleti veya iktizası kıyas yolu ile vasıtalı olarak Râbıtayı gösteren âyet ve mevcuttur…
.Imare İbn Huzeyme İbn Sabit (ra)şöyle anlatıyor: Babam Huzeyme bir kere rüyasında sanki
Resûlüllah’ın(SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) alnı üzerine secde ettiğini görmüş, bunu Resûlüllah ’e anlatmıştı. Bunun üzerine Resûlüllah :.
“Ruh ruha kavuşur.” .buyurmak sûretiyle mübarek başını eğerek ona rüyada gördüğü gibi yapmasını emretti.
Babam da arka tarafından Resûlüllah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem)’in alnı üzerine secde yaptı……
[1 ..]İbn Ebî Şeybe, Musannef, İman: 18, 7/243. Ahmed İbn Hanbel, Müsned, no: 21923, 21937, 21943, 21944, 8/201. Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ, Tabir: 5, no: 7631, 4/384.
……Hz. Hasan (ra)ın Rasülüllah (sav) i çok iyi tarif eden dayısı Rasülüllah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) ’in Hz. Hatice (ra)’dan üvey oğlu olan) Hint İbn Ebî Hâle’ye:
“Bana Rasülüllah ’in vasıflarını anlat ki; onu hayalimde canlandırayım”[1] diyerek,
efendimiz ’in şemailini ve özelliklerini öğrenmek istemesi konumuz açısından oldukça önemlidir.
Buradaki maksat onu hayalinde canlandırmasından başka bir şey değildir..
..Rasulüllah (sav) buyurdu:
Sizin hayırlılarınız görülmesi size ALLAH (cc)’ı hatırlatan, konuşması ilminize bereket katan ve ameli ahirete rağbetinizi artıran kimselerdir.[2]
[1]… İbnu’l-Esir, Üsdü’l-Gâbe No: 5404, 4/619, Tirmizî, eş-Şemâilü’l-Muhammediyye, 1/26, Beyhakî Delâilü’n-Nübüvve, 1/28
.[2] Ebû Yala Müsned IV 326 h.No.2437
Rasulüllah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) buyurdu: …
.ALLAH’ın kullarının en hayırlıları o kimselerdir ki, görüldüklerinde ALLAH (cc) zikredilir.[1]
Rasulüllah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) buyurdu:
Size en hayırlılarınızı haber vereyim mi? Hayırlılarınız o kimselerdir ki, görüldüklerinde ALLAH (cc) zikredilir.[2]
…… Rasulüllah (SallALLAHu Aleyhi ve Sellem) buyurdu:.
..Sizin en hayırlınız, görülmesi ALLAH (Celle Celalühü) zikrettiren (hatırlatan akla getiren) kimsedir.[3]
. Rasulüllah (sav) buyurdu:.
…Velilerim o kimselerdir ki, görüldüklerinde ALLAH (cc) zikredilir.[4]
.Enes (ra)’tan rivâyet edilen bir hadis-i şerifte, Resûlüllah (sav)şöyle buyurmaktadır:
“En faziletli kimseleriniz o kimselerdir ki, onların görülmelerinden dolayı ALLAH (Celle Celalühü) hatırlanır.” [5]
Şu son dört hadisin isnadlarında zayıflık bulunsa bile toplamları itibariyle en azından Hasen li Gayrihi olurlar. Kaldı ki; aynı manadaki ilk iki hadis zaten hasen idiler. Dolayısıyla bir müşkil kalmamış oluyor.
..Şurası akıllı ve insaflı herkesçe bilinebilecek bir şeydir ki, bir veliyi kafa gözüyle görmek, kişiye ALLAH’ı hatırlatıyorsa, gönül gözüyle yani hayali olarak görmesi de ALLAH (Celle Celalühü) zikrettirir.
Hatta kafa gözüyle görememesini bununla telafi eder. Öyleyse şu yedi hadis, Râbıtanın zikre sebep ve vasıta olmasıyla, dolayısıyla bir zikir olduğunu göstermektedir.
………..Ali’ye ( ra) bakmak ibadettir.[6]
Bu hadis, sahih, hatta bazı âlimlerin mütevâtir tariflerine uyan mütevâtir bir hadistir.
Hâkim bu hadisi İmran b. Husayn’den rivâyet ettikten sonra, bu Buhârî ve Müslim şartlarına göre isnâdı sahih bir hadistir. Abdullah İbn-i Mesud’an rivâyet edilen şahidleri de sahihtirler demiştir
KAYNAK……
SELEFİLER VE TASAVVUFÇULARIN GÖRÜŞLERİ….
[1] Ahmed b. Hanbel, Müsned (H:17921) Abdurrahman b. Ğanem (RadiyALLAHu Anh)’dan Hadisin isnadı, Heysemî (6/93) ve Münzirî’ye 3/499 göre hasendir. Müsnedi Ahmed dip notu: 14/31, (Dârul-Hadis Kahire)
[2] Ahmed İbn-i Hanbel, İbn Mâce (H:4119, Dârul-Marife), Esma Binti Yezid (RadiyALLAHu Anha’dan) Müsned Darul-Hadis Kahire) H:27471, İsnadı Hasendir. Müsned-i Ahmed, 18/598.
[3] (Hâkim-i Tirmizi, İbnAmr (RadiyALLAHu Anhüma’dan), Kenzül- Ummal:1/419, H:1787
[4] (Hâkim-i Tirmizi, İbn Abbas (RadiyALLAHu Anh’den), Aynı yer H:1783
[5] (Hâkim-i Tirmizi, Enes (RadiyALLAHu Anh’den) Aynı yer H:1784
[6] Hâkim , el- Müstedrek, sahihtir: 3/141
YADA BİZ SİZİN NE DEMEK İSTEDİĞİNİZİ TAM ANLAMADAN SAVUNMAYA GEÇİP
ANLATMAK İSTEDİKLERİNİZİN DAĞILMASINA SEBEP OLMUŞ OLABİLİRİZ ÖYLEYSE ÖZÜR DİLERİM
@kırımlı 155733 wrote:
Okuduklarını bile anlamaktan aciz bir yönetici bende ilk defa sizi gördüm.Ya tartışmanın tamamını okuyun ya da boşa yorum yapmayın.Pek çok ciddi forumda bu tür imla hatalı yazılar bile en azından yazana uyarı sebebidir.
Ne usül ne adab ne de terbiye hiç birinden nasibinizi almamışsınız.O kadar çok hatalarınız var ki hepsini sıralamaya artık gücüm yetmez.Bu yazım sonunda gereken neyse onu yapın…
Şimdi gelelim bu eleştirinize; Hatasız kul olmaz, hatamız varsa kabulüz, fakat nereyi anlıyamadığımı da not düşer misiniz ? Tartışmayı başından beri takip ediyorum ve sonuç olarak şunu gördüm: Size cevap veren arkadaşların imla kurallarında her ne kadar hata olsa da, ya da direkt olarak sorunuzun tam karşılığı cevap vermeseler de, hep alttan almışlar ve siz buna karşılık olarak agresif tutumlar içine girmişsiniz. Görünen tablo burda, baştan okuyun ve bakın kimin üslubu düzgün, kimin ki bozuk ? Kardeşim demelerinden bile rahatsız olmuşsunuz. Size yeterince saygılı davranmışlar zaten.
Muhtemelen, o çok ciddi dediğiniz forumlarda bu kadar rahat tavırlar içerisinde bırakmıyorlardır sizi ??? İmla kurallarına uymamak uyarı sebebi ise, sizin üslubunuz, yaklaşımınız ondan çok daha fazla uyarı sebebidir, bu uyarıyı da şimdi yapıyorum: Lütfen mesajlarınızda saygı olsun. Kendinize beklediğiniz saygıyı , başkalarına da gösterin.
Selam ve dua ile.
14 Şubat 2013: 08:07 #769520Anonim
Merhabalar, ben de nacizane bildiklerimin bir kısmını ortaya dökeyim dedim 🙂 yaklasık 10 yıl rabıta yapmıs biri olsam dahi gercekci konusmam gerekıyor. zira kitabullah ve Efendimiz sav ne derse o! gayrisini söyleyecek kadar gaflete düşmekten Rabbim muhafaza buyursun. buna bağlı olarak kişisel görüşlerimin de hiçbir önemi yok, zira islam’ın kaynağı kişisel görüşler değil, Kur’an-ı Kerim ve Sünnet’tir.. bunun dışında kalan ictihatlar (Kıyas-ül Fakih, İcma-i Ümmet) hariç bütün hükümler bir Bidat unsurudur. Bidat Dine sonradan katılmış İbadet özellikli adetlere denir. ibadet özelliği taşımayan yeni adet, alışıklıklara bidat denmez. Sizin de bildiğiniz gibi Bidat’ın sakıncaları üzerine birçok hadis ve ayet mevcuttur. örneğin; ‘Dinde Sonradan ortaya çıkan herşey bid’attir; her bid’at sapıklıktır ve her sapıklık insanı ateşe sürükler. (Müslim, Cumua, 43; Ebû Davud, Sünnet 5; Nesâî, lydeyn, 22; İbn Mâce, Mukaddime, 7)’ hadisi gibi… anlayacağınız, güzel düşünce de taşısa dine ekleme yapmak kesinlikle yasaklanmıştır. Zira, Haşa Din eksik miydi ki; Efendimiz sav bize dini eksik mi anlattı da biz dini tamamlamaya çalışalım.. Düşünün ki evinizin salonu herşeyiyle tam takır dolu, eksiksiz.. bu salona yeni bir koltuk takımı almak için ne yapmamız gerekir? eski koltuk takımını atmamız gerekir değil mi! oysa ki düşüncemiz güzeldir. yeni temiz kullanışlı bir takım almak.. Bidat da işte buna benzer, iyi niyetle dahi olsa dine eklenen her bidat en az bir sünneti yerinden eder. Örneğin; Teyeccüd namazı’nı efendimiz 12 rekat kılmışsa sen de ben daha çok ibadet ederim niyetiyle 20 rekat kılarsan, efendimizin teyeccüdü 12 rekat kılma sünneti yerinden etmiş olursunuz.. Şimdi gelelim yazıdaki açıklamalara.. Rabita şirk’e gelene kadar öncelikle Bidat’tır. Kitabullah Rabıtadan söz eder fakat kelime manası olarak ele alır. (rabıta = bağlanmak/tr) yapılış şekli ile yazıda da belirtildiği üzere ayet ve sahih hadis yoktur. bazı uydurma hadislerde ise Efendimiz sav’in Hz Ebu Bekir’e bizzat rabıta verdiği belirtilir ancak bir delili yoktur, ravilere ulaşan silsilede kopukluk vardır.. Yazıda Cenaze namazındaki ‘iyi bilirdik’ örneği ise çok farklıdır. sonuçta bir insana hüsnü zan beslemek bir ibadet şekli değildir. bu nedenle o kişi kötü dahi olsa iyi bilmenin zararı yoktur. bidat da değildir ki zaten.. Ancak Mürid’inden Allah’ın nurunu almaya çalışmak ibadet şekli oldugundan ötürü, güzel birşey yapıyorum ben diyerek bu bidat’ı meşrulaştıramayız.. Yine yazıda Efendimiz sav’in Ebu Hureyre Hz’ne yapmış olduğu yardım ile rabıta’daki yardım biçimi kesinlikle kıyaslanamaz, neden; şefaat diye birşey elbetteki vardır. zaten şefaat yardım manasındadır. Hayattaki bir kişiden yardım, şefaat isteyebiliriz. ancak ölülerden yardım isteyemeyiz. Efendimiz sav’a ait ve diğer birçok yardım örnekleri hayattayken istenen yardım şekline girer ve bu haktır. ancak uhrevi hayatta Fatiha suresinde de rabbimizin dediği gibi; ‘Yalnız sana Kulluk, ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz’ ayetine istinaden Rabbimizin dışında Peygamber dahi olsa Hayatta olmayan bir zattan meded bekleyemeyiz. yine bunu destekleyen birçok ayet ve hadis mevcuttur. Rabıta da, Efendimiz sav’in Ebu Hureyre Hz’ne yaptığı yardıma değil, ölüden beklenen yardıma girmektedir.. bu bağlamda vermiş olduğunuz tüm bu örnekler rabıta’yı meşrulaştıracak özelliğe sahip değildir. kıyası dahi saçma olacaktır.. 🙂 ben bidat yönüyle ele aldım ama bunun yanında rabıtanın gizli şirk olması bakımından da birçok yazı yazılabilir.. uzatmadan bitirmek istedim. Rabbim ilim tahsil eden kardeşlerimize yardımcı olsun, Allah’a emanet olun.
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.