• Bu konu 49 yanıt içerir, 11 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 31 ile 45 arası (toplam 51)
  • Yazar
    Yazılar
  • #800574
    Anonim
      Favim.com-36588.jpg

      Kalbim kasvet bağlayıp yollar da sarpa sarınca,
      ümidimi affına merdiven yaptım.
      Günahım gözümde büyüdükçe büyüdü ama,
      onu alıp affının yanına koyunca,
      affını tasavvurlar üstü büyük buldum.”

      İmam-ı Şafii Hazretleri

      #800678
      Anonim

        164880_10150090622512249_121766397248_6053546_668282_n.jpg

        #801652
        Anonim

          44444444mj4.jpg

          #807656
          Anonim
            574984_405287042862847_231670961_n.jpg
            #807657
            Anonim
              405199_404988186226066_1779633608_n.jpg
              #808489
              Anonim
                246796_10151095810021247_2041094676_n.jpg

                Hakîki sevgi, iyilik gördüğünde artmayan, kötülük gördüğünde de eksilmeyendir.
                ~
                Yahyâ bin Muâz-ı Râzî (Rahmetullahi aleyh)

                #808490
                Anonim
                  ……………
                  #813492
                  Anonim
                    Nasıl 65 yıl evli kaldınız ?

                    “Bizim zamanımızda birşeyler kırıldığında çöpe atılmaz, tamir edilirdi.
                    Bu yüzden..”

                    165462_503894329675380_259690013_n.jpg

                    #813493
                    Anonim
                      Nasıl ki dil ile “ateş” demek dili yakmıyor, “su” demek harareti gidermiyor, “ekmek” demek karnı doyurmuyor, “kılıç” demek vücudu kesmiyorsa; aynı şekilde, sadece dille kelime-i tevhidi söylemekte kişiyi kötülüklerden alıkoymaz.

                      İmam Gazali / Tevhid Risalesi

                      11211_486927088038771_1263295519_n.png

                      #813501
                      Anonim

                        Avucunun içine bak. Oradaki çizgileri değiştirebiliyor musun? Onları ancak seyrediyorsun.

                        Ne mânâya geldiklerini, ne sırlar taşıdıklarını bilmeden, sadece bakıyorsun. Oraya gizlenmiş yazıyı değiştirmeye gücün yok!

                        Oysa sen, avucunun içindekini bile değiştiremezken, bir başkasını değiştirmeye kalkışıyorsun.

                        Faydalı olmak istiyorsan, müdahale etme de muhabbet et. Tekâmülleri için dilinle duâ, hâlinle misal teşkil et.

                        Önce kendi avucunun içini sev. Çünkü sevdikçe genişleyecek.

                        İşte o vakit nicesi, huzur bulmak için,o avucun içine kendi arzusuyla gelecek.

                        Neslihan Nur Türk

                        [IMG]http://umuthuzmeleri.files.wordpress.com/2013/04/doc49fruluk.jpg?w=480&h=319[/IMG]

                        #808491
                        Anonim

                          17388_613745448654926_2011034543_n.jpg

                          #814068
                          Anonim
                            dostluk3.jpg

                            Hakîkî bir muhabbet, zahmetleri rahmete inkılâb ettirdiği için, sevilenin kahrı da lutfu gibi hoş karşılanır. Bir kimsenin muhabbetinin hakîkî olup olmadığını anlamak ve seviyesini ölçmek için, sevdiğinin kahrına ne kadar tahammül gösterebildiğine bakmak kâfîdir.

                            Hazret-i Mevlânâ, hakîkî muhabbet ve dostluğun, ancak dosttan gelen ezâ ve cefâyı dahî hoş karşılamakla, ona rızâ ve teslîmiyet göstermekle mümkün olabileceğini aşağıdaki hikâyede şöyle anlatır:

                            “Bir efendiye, ziyârete gelen yakın dostları hediye olarak kavun getirmişlerdi. O da sevdiği, gönüldaşı, derin duygulu sâdık hizmetkârı Lokman’ı çağırttı.
                            Lokman gelince, efendisi kavundan bir dilim kesip, ona ikrâm etti. Lokman o dilimi sanki bal gibi, şeker gibi yedi. Öyle hoşlanarak öyle zevkle yemişti ki, onu görenlerin de iştahları kabarıyor, ona âdeta imreniyorlardı. Efendisi ona ikinci bir dilim daha verdi. Zîrâ efendisi, Lokman’ın duyduğu bu lezzet karşısında huzur buluyordu.
                            Derken kavundan son bir dilim kaldı.

                            O zaman efendisi:
                            “–Bunu da ben yiyeyim de ne kadar tatlı bir kavun olduğunu anlayayım!” dedi.
                            Efendisi o dilimi yer yemez, kavunun acılığından ağzını bir ateş kapladı. Dili uçukladı, boğazı yandı. Kavunun acılığından kendinden geçti. Ondan sonra Lokman’a:
                            “–Ey benim cânım hizmetkârım! Ey benim cihânım!” dedi. “Böyle bir zehri, nasıl oldu da tatlı tatlı yedin? Böyle bir kahrı, nasıl oldu da lutuf saydın? Bu ne sabırdır? Kim bilir, şimdiye kadar ne acılara katlandın ve sabrettin? Yoksa sen tatlı canına düşman mısın? Neden bir şey söylemedin? Neden; «Beni mâzur görün, şimdi yiyemem!» demedin?”

                            Lokman dedi ki:
                            “–Ben, siz efendimizin elinden o kadar tatlı yemekler yedim, maddeten ve mânen o kadar nâdide gıdalar aldım ki, size, bunlar için mukâbelede bulunamadığımdan dolayı utancımdan iki büklüm olmuşumdur. Elinizle sunduğunuz bir şeye, nasıl olur da «Bu acıdır, yenilemez.» diyebilirim?!. Hem, sizin elinizle gelen her acı, bana tatlı gelir. Çünkü bedenimin her hücresi, sizin nîmetlerinizle perverde olmuştur.”

                            Sonra Lokman, heyecan ve muhabbet dolu sözlerle içini dökmeye şöyle devâm etti:

                            “–Efendim! Sizden gelen bir acıdan feryâd edersem, başıma yüzlerce defa toprak saçılsın. Lutufkâr elinin tadı, bu kavunda nasıl acılık bırakır? Muhabbetten acılar tatlılaşır, muhabbet yüzünden bakırlar altın olur. Muhabbet ile tortular durulur, arınır. Muhabbetten, dermansız dertler şifâ bulur. Muhabbetten ölüler dirilir. Muhabbet yüzünden pâdişahlar kul olur. Muhabbetten zindanlar gül bahçelerine döner. Muhabbet yüzünden karanlık evler aydınlanır, nûrlanır. Muhabbet yüzünden nâr, nûr olur. Muhabbet yüzünden, çirkin bile hûri kesilir. Muhabbetten kederler, üzüntüler neşe olur, sevinç olur. Muhabbet yüzünden, yoldan çıkaran, yol kesen, yol gösterici ve saâdet rehberi olur. Muhabbet yüzünden hastalık, sıhhat ve âfiyete çevrilir.
                            Muhabbetten kahır rahmet olur.”

                            Muhabbet, yaratılıştan gelen kalbî bir temâyüldür. Ancak kalbdeki muhabbetin seviyesi, muhabbet duyulanın ulviyyetine münâsip derecede olmalıdır. Bu îtibarla, kalbdeki muhabbet istîdâdının nihâî muhâtabı, Allâh -celle celâlühû-’dur.

                            MESNEVİ

                            #814069
                            Anonim
                              [IMG]http://umuthuzmeleri.files.wordpress.com/2013/02/efendim-sav.jpg?w=266&h=600[/IMG]


                              “Vermeyene vereceksin!”

                              Karanlıkları dağıtan heceler O’nun (a.s.m.) dudağından akıp gelmişti:

                              “Gelmeyene gideceksin!”

                              Ben’ciliğin katı duvarlarını yıkan, bencilliğin soğuk küllerini

                              köz eyleyen sözler O’nun (a.s.m.) nefesinde alevlenmişti:

                              “Kötülük edene iyilik edeceksin!”

                              Dışarıdaki soğuk değil, içlerindeki soğukluk öldürmüştü onları.

                              Dirilmeye hazırlananlar asıl “ateş”i O’nun dudağında gördüler.

                              Senai Demirci

                              #814070
                              Anonim
                                Şükrün mikyâsı kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün mizanı hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram-helâl demeyip rast geleni yemektir.

                                Mektubat


                                530003_398648883533259_1251289497_n.jpg

                                #814071
                                Anonim
                                  Zaman ihtiyarladıkça Kur’an gençleşiyor.

                                  Bedüizzaman Hz.

                                  306247_489460854452061_819381373_n.jpg

                                15 yazı görüntüleniyor - 31 ile 45 arası (toplam 51)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.