• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #681996
    Anonim

      Onbirinci Lema’dan

      Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Sünnet-i Seniyesinin menbaı üçtür: Akvali, ef’ali, ahvalidir. Bu üç kısım dahi, üç kısımdır: Feraiz, nevafil, âdât-ı hasenesidir. Farz ve vâcib kısmında ittibaa mecburiyet var; terkinde, azab ve ikab vardır. Herkes ona ittibaa mükelleftir. Nevafil kısmında, emr-i istihbabî ile yine ehl-i iman mükelleftir. Fakat, terkinde azab ve ikab yoktur. Fiilinde ve ittibaında azîm sevablar var ve tağyir ve tebdili bid’a ve dalalettir ve büyük hatadır. Âdât-ı seniyesi ve harekât-ı müstahsenesi ise hikmeten, maslahaten, hayat-ı şahsiye ve nev’iye ve içtimaiye itibariyle onu taklid ve ittiba etmek, gayet müstahsendir. Çünki herbir hareket-i âdiyesinde, çok menfaat-ı hayatiye bulunduğu gibi, mutâbaat etmekle o âdâb ve âdetler, ibadet hükmüne geçer. Evet madem dost ve düşmanın ittifakıyla, Zât-ı Ahmediye (A.S.M.) mehasin-i ahlâkın en yüksek mertebelerine mazhardır. Ve madem bil’ittifak nev’-i beşer içinde en meşhur ve mümtaz bir şahsiyettir. Ve madem binler mu’cizatın delaletiyle ve teşkil ettiği âlem-i İslâmiyetin ve kemalâtının şehadetiyle ve mübelliğ ve tercüman olduğu Kur’an-ı Hakîm’in hakaikının tasdikiyle, en mükemmel bir insan-ı kâmil ve bir mürşid-i ekmeldir. Ve madem semere-i ittibaıyla milyonlar ehl-i kemal, meratib-i kemalâtta terakki edip saadet-i dâreyne vâsıl olmuşlardır. Elbette o zâtın sünneti, harekâtı, iktida edilecek en güzel nümunelerdir ve takib edilecek en sağlam rehberlerdir ve düstur ittihaz edilecek en muhkem kanunlardır. Bahtiyar odur ki, bu ittiba-ı Sünnette hissesi ziyade ola. Sünnete ittiba etmeyen, tenbellik eder ise, hasaret-i azîme; ehemmiyetsiz görür ise, cinayet-i azîme; tekzibini işmam eden tenkid ise, dalalet-i azîmedir.

      Lemalar

      Resul-i Ekrem: En değerli ve en üstün, en şerefli ve en büyük peygamber (Hz.Muhammed (asm)).
      Aleyhissalâtü Vesselâm: Salât(dua) ve selâm O’nun üzerine olsun.
      Sünnet-i Seniye: Peygamberimizin(asm) yüksek ve değerli sünneti.
      Menbaı: Kaynağı.
      Akval: Sözler.
      Ef’al: Fiiller, işler.
      Ahval: Haller, vaziyetler.
      Feraiz: Farzlar, dindeki açık ve kesin emirler.
      Nevafil: Nafileler, farzların ve vaciblerin dışındaki ibadetler.
      Âdât-ı hasene: Allah’ın(cc) rızasına uygun güzel âdetler.
      Vâcib: Dindeki farz derecesine yakın farz ile sünnet arasındaki emirler.
      İttiba: Uyma.
      Azab: Eziyet, sıkıntı, ızdırab, acı.
      İkab: Ceza, şiddetli azab.
      Mükellef: Görevli, yapmakla zorunlu.
      Emr-i istihbabî: İyi, güzel, faydalı ve sevaplı iş, sevmenin gereği olarak yapılması gereken iş.
      Ehl-i iman: İman edenler, inananlar.
      Azîm: Büyük, yüce.
      Tağyir: Başkalaştırma, bozma.
      Tebdil: Bir şeyi başka hâle veya şeye değiştirmek.
      Bid’a: Dine aykırı olarak sonradan uydurulan âdet ve davranışlar, anlayışlar ve hareketler.
      Dalalet: Doğru yoldan ayrılma, iman ve islâm yolundan sapmak.
      Âdât-ı seniye: Peygamberimizin (asm) âdetleri, Peygamberimizin yeme, içme, yatma, konuşma ve davranış şekli.
      Harekât-ı müstahsen: Beğenilen hoş ve güzel hareketler.
      Hikmeten: Hikmetin gereği, gözetilen gaye ve faydanın gereği.
      Maslahaten: Faydaca, fayda bakımından.
      Hayat-ı şahsiye: Şahşi hayat, kişinin hayatı.
      Müstahsen: Beğenilen, iyi ve güzel görülen.
      Hareket-i âdiye: Sıradan, normal hareket.
      Menfaat-ı hayatiye: Yaşantıyla ilgili fayda, hayata ait menfaat.
      Mutâbaat: Uyma, tabi olma.
      Âdâb: Güzel ahlâk kuralları.
      İttifak: Söz birliği etme, anlaşma.
      Zât-ı Ahmediye: Hz.Muhammedin (asm) kendisi.
      Mehasin-i ahlâk: Ahlak güzelliği.
      Bil’ittifak: Beraberce, birlikte.
      Nev’-i beşer: İnsan türü, insanlar.
      Mu’cizat: Mu’cizeler.
      Teşkil: Meydana getirmek, oluşturmak, var etmek, yapmak.
      Âlem-i İslâmiyet: Müslümanlık dünyası.
      Kemalât: Mükemmellikler, olgunluklar, üstünlükler.
      Mübelliğ: Tebliğ eden, bildiren, duyuran.
      Kur’an-ı Hakîm: Hikmetlerle dolu Kur’an.
      Hakaik: Gerçekler ve doğrular.
      İnsan-ı kâmil: Olgun ve üstün insan.
      Mürşid-i ekmel: En mükemmel doğru yol gösterici.
      Semere-i ittiba: Uyma sonucu, uyulma sonucu.
      Ehl-i kemal: Yüksek dereceye ve olgunluğa ulaşmış olanlar.
      Meratib-i kemalât: Üstünlük ve olgunluk dereceleri.
      Terakki: İlerleme, yükselme, yükseliş.
      Saadet-i dâreyn: İki dünya saadeti, dünya ve ahiret mutluluğu.
      Vâsıl: Ulaşan, erişen, kavuşan.
      Harekât: Hareketler.
      İktida: Uymak.
      Nümunelerdir: Örneklerdir.
      Düstur: Genel kural, temel prensip.
      İttihaz: Edinme, kabul etme.
      Bahtiyar: Talihli, mutlu.
      Hasaret-i azîme: Büyük zarar.
      Ehemmiyetsiz: Önemsiz.
      Cinayet-i azîme: Büyük cinayet.
      Tekzib: Yalanlamak.
      İşmam: Hafifçe duyurma, hissettirme, koklatma.
      Tenkid: Eleştirme, eleştiri.
      Dalalet-i azîme: Büyük dalalet, büyük sapıtma.

      #817195
      Anonim

        Ne mutlu o kimseye ki, Sünnet-i Seniyyeye ittibaından hissesi ziyade ola.

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.