• Bu konu 29 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
14 yazı görüntüleniyor - 16 ile 29 arası (toplam 29)
  • Yazar
    Yazılar
  • #813732
    Anonim

      Asıl: “Tâ ki, nur-u iman ile ve Kur’anın mehtabıyla istikbâlimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılab etsin.”

      Sadeleştirilmiş: “Ta ki, iman nuru ve Kur’an’ın mehtabı ile istikbâlimiz aydınlansın, gecemizin dehşet ve vahşeti bize dost varlıklar arasında bir gezintiye dönüşsün.”

      Demek gençlerinizin bütün güçlüğü “nur-u iman” terkibinin “iman nuru” demek olduğunu bir türlü anlayamamaları idi ki yardımcı oldunuz, öyle mi? Göz yaşartıcı bir merhamet, aferin!..

      Ünsiyet ve tenezzüh”e, “dost varlıklar arasında bir gezinti” diyebilmek için çok uğraştınız mı? Yazık olmuş!

      Hüseyin YILMAZ

      #813733
      Anonim

        Asıl: “Ve mütemadiyen mevt ve hayatın değişmesiyle seneler ve karnlar emvacı üstünde hadsiz cenazeler binip ademe atılan dünyamız ve zeminimizde, Kur’an-ı Hakîm’in tezgâhında yapılan bir sefine-i maneviye hükmüne geçen hakîkat-ı İslâmiyet içine girip selâmetle o denizin üstünde gezip, tâ sahil-i selâmete çıkarak hayatımızın vazifesi bitsin.”


        Sadeleştirilmiş: “Devamlı ölümlerle ve hayatın değişmesiyle, senelerin ve asırların dalgaları üstünde, sayısız cenaze içinde yokluğa atılan dünyamızda, hayat vazifemiz, Kur’an-ı Hakim’in tezgahında yapılan manevi bir gemi hükmündeki İslamiyet hakikatının içine girip selametle o denizen üstünden geçerek kurtuluş sahiline çıkmakla sona ersin.”

        Seneler ve karnlar emvacı üstünde hadsiz cenazeler binip ademe atılan dünyamız” ifâdesini “senelerin ve asırların dalgaları üstünde, sayısız cenaze içinde yokluğa atılan dünyamız” diye gevelemek için nasıl bir ilim tehsil etmek, nasıl bir kamet sahibi olmak gerektiğini, cidden anlayamıyorum. Mâdem anlamadınız, bari dokunmayınız…

        Hüseyin YILMAZ

        #813734
        Anonim

          Asıl: “O denizin fırtınaları ve zelzeleleri, sinema perdeleri gibi tenezzühün manzaralarını tazelendirmekle, vahşet ve dehşet yerine, nazar-ı ibret ve tefekkürü keyiflendirerek okşayıp ışıklandırsın. Hem o sırr-ı Kur’anla, o terbiye-i Furkaniye ile; nefsimiz bize binmeyecek, merkûbumuz olup, bizi ona bindirip, hayat-ı ebediyemizin kazanmasına kuvvetli bir vasıtamız olsun.”

          Sadeleştirilmiş: “O denizen fırtınaları ve çalkantıları, seyir manzaralarını sinema perdesi gibi yenileyerek vahşet ve dehşet vermek yerine ibret ve tefekkür nazarını keyiflendirsin, okşayıp aydınlatsın. Ve o Kur’an sırrıyla, o Furkanî terbiye ile nefsimiz bize yük olmak yerine bineğimiz olup bizi sırtına bindirsin, ebedi hayatımızı kazanma yolunda kuvvetli bir vasıta haline gelsin.”

          Neresinden başlayayım, neresini düzelteyim?.. “Zelzele” kelimesini bile bilmeyen gençleriniz bırakınız koyu karanlıklarında kalsınlar desem, çok mu ağır olur?.. Bu, gençleri falan düşünmek meselesi olmaktan çıkmış, başka bir maksat bu tahribkârlığı netice veriyor… Sanki birileri, Bediüzzaman’da da sandığınız gibi bir keramet yok, diyebilmek için uğraşıp durmuş.

          Hadi gençleriniz “Kur’an” kelimesini duymuşlardır, sadeleştirmeniz gerekmez ama kalıbımı basarım ki, “Furkan“ı bilmezler; niçin sadeleştirmediniz? Hani az önce “zelzele”ye “çalkantı” demek gibi tuhaf bir zekâvet sergilemiştiniz ya, “Furkan”ın da kaşını gözünü dağıtmakta niçin tereddüt gösterdiniz?

          Sonra, “”nefsizmiz bize binmeyecek“de bir fiil var, bir kast var, bir irâde var…Nasıl keskin bir zekâ tecellisiyle “yük” diye değiştirdiniz?

          Ya, Hazreti Yunus’a binek olup Üstad’ın tahtelbahir tabir ettiği yunus, Hazreti Nebiyyi sırtında değil karnında taşımaktadır. Siz denizaltı tahayyülünü hangi hakla kuyruğu tüysüz basit bir “eşek” gibi tahayyül ettirip Hazreti Yunus’u “sırt”ına bindiriyorsunuz?

          Hüseyin YILMAZ

          #813735
          Anonim

            Asıl: “Elhasıl: Mâdem insan, mahiyetinin câmiiyeti itibariyle sıtmadan müteellim olduğu gibi, arzın zelzele ve ihtizazatından ve kâinatın kıyamet hengâmında zelzele-i kübrasından müteellim oluyor. Ve nasılki hurdebînî bir mikrobdan korkar; ecram-ı ulviyeden zuhur eden kuyruklu yıldızdan dahi korkar. Hem nasılki hanesini sever, koca dünyayı da öyle sever. Hem nasılki küçük bahçesini sever, öyle de hadsiz ebedî Cennet’i dahi müştakane sever. Elbette böyle bir insanın Mabudu, Rabbi, melcei, halaskârı, maksudu öyle bir zât olabilir ki, umum kâinat onun kabza-i tasarrufunda, zerrat ve seyyarat dahi taht-ı emrindedir. Elbette öyle bir insan daima Yunusvari (A.S.)(…..) demeye muhtaçtır.


            Sadeleştirilmiş: “Kısacası: Mâdem insan, mahiyetinin kuşatıcılığı itibarı ile sıtmadan elem duyduğu gibi yeryüzündeki depremlerden, sarsıntılardan ve kâinatın kıyamet anındaki büyük zelzelesinden de endişe eder. Gözle görülmeyecek kadar küçük bir mikroptan korktuğu gibi, büyük gökcisimleri arasında görünen bir kuyruklu yıldızdan da korkar. Evini sevdiği gibi koca dünyayı da sever. Küçük bahçesini nasıl severse ebedi cenneti de öyle arzuyla sever. Elbette, mahiyeti böyle olan insanın Mâbudu, Rabbi, sığınağı, kurtarıcısı, maksudu ancak bütün kâinatı idaresinde tutan, zerreleri ve gezegenleri emir altında bulunduran bir Zât olabilir. Şu halde insan daima Hazreti Yunus (aleyhisselam) gibi (…..) demeye muhtaçtır.”

            Demek onca çetin mefhumu bilen gençleriniz “Elhasıl“da boğulurlar endişesi ile “Kısacası” diye sadeleştirdiniz, öyle mi? Göz yaşartıcı bir merhamet, yüksek bir âlicenablık bu!..

            Nihâyet sadeleştirme hamlesini taçlandıran elîm noktalardan birine daha geldik: “Ecram-ı ulviyeden, zuhur eden kuyruklu yıldızdan dahi korkar.” İfâdesini hadi gençleriniz için ben anlayabilecekleri kelimelere aktarayım: “Büyük cirimlerden kuyruklu yıldızın görünmesinden (görünecek kadar yaklaşmasından) dahi korkar…” Peki siz gençlerinize nasıl rehberlik yapmışsınız? Görelim mi?:

            “Büyük gökcisimleri arasında görünen bir kuyruklu yıldızdan da korkar.”

            El insaf be kardeşim, el insaf… Üstad’ın “ecramı ulviyeden” dediği, kuyruklu yıldızın ta kendisi. Yâni kuyruklu yıldız da ecram-ı ulviyeden biri olarak zikrediliyor. Siz ne diyorsunuz kuyruklu yıldız için? “Büyük gökcisimleri arasında görünen..” “Görünen” ile “sayılan” demek istemiş olsanız, “zuhur”u ne yaptınız?.. Hani “arasında” kelimesini kullanmamış olsanız “görünen”in belki tevile bir parça mecali olurdu, ama maalesef ona da imkân bırakmamışsınız. Kısacası anlamaya bile muvaffak olamadığınız bir metni sadeleştirmek için yola çıkmışsınız. Heyhat!..

            Sonra, yardımına çalıştığnız gençler “Mâbud”, “Rab” ve “maksud”u hergün konuştukları için biliyorlar ama “melce” ve “halaskâr”ı asla bilemezler, öyle mi?!

            Hulâsa, ya iyi niyetle hareket etmemişsiniz ki, bu kadar tahribkârlığa imza atmışsınız. Ya da Nurlar bir hıfz altında ki, onlara uzandığınız için maskara durumuna düşürülmüşsünüz.

            Netice-i kelâm: Bu mukayeseli tahlil ve tenkid işine teşebbüs ederken hiç değilse bir kaç Lem’a üzerinde çalışma niyetinde idim. Ne var ki, Lem’alar’ın en sâde ve en basiti olan Birinci Lem’a’da sadeleştiricilerin yaşadıkları hüsrânı görünce gerisine ihtiyaç kalmadı. Halbuki işin tabiatı icabı başlangıç çok mükemmel olmalı idi. Yaptıkları işin en mükemmeli bu ise, gerisini takdir edersiniz.

            Allah, bu kardeşlerimiz ve onları bu yolda teşvik edenlere şuur, iz’an ve ferâset versin! Bizlere de Nurlar’ın diline sahip çıkma şuuru ve yaşatma gayreti ihsan etsin!..

            Hüseyin YILMAZ

            Amin…

            #813736
            Anonim

              Yuhh ya yuhh.. Sadece 2-3 sayfada bu kadar bariz hata olursa o mübarek kitabın tamamını nasıl sadeleştirdiniz ? İnşaallah onlara da sıra gelecek ki alem farkı görsün. Tenezzül edipte okumasınlar. Allah cc. korusun, kendimi oraya da koyamıyorum ama farz-ı muhal yapsaydım bu kadar körlemesine hata yine yapmazdım. Bu ne ya sadeleştirme mi ? Boşverin, bunu okutmak yerine bırakın anlamasınlar..

              #813746
              Anonim

                Ağabeylerin neden ihanet ve tecavüz ifadelerini kullandıkları, bu farkı gördükten sonra daha net anlaşılıyor..

                #813747
                Anonim
                  Bu kitapları okuyanların nasıl bir telezzüz alacaklarını düşünmüşler acaba çok merak ediyorum.O kadar yavan kalıyor ki,Risale-i Nurları hiç okumayan biri olsam ikinci sayfaya bile gelmeden bırakırdım.Yıllarca kalırdı bir köşede…
                  #813757
                  Anonim

                    Burdaki farkları ve bundan sonra yayınlayacağımız farkları göstermemzideki gaye “daha güzel bir sadeleştirme olabilirdi” şeklinde anlaşılmamalıdır. Aksine Müellifinin bile razı olmadığı bir işi yapmakla, böyle bir muvaffakiyetin olamayacağını anlatmaya çalışıyoruz. Ki sadece bir kaç sayfadan çıkan malzemeyi gördük. İnşaallah yakın bir zamanda, Risalelerin sadesi olabilmekten bile çok uzak olan bu kitapların, satır satır bütün hatalarını ortaya koymayı düşünüyoruz. Gayret bizden muvaffakiyet Allahtan..

                    #813776
                    Anonim

                      eHL-İ DALALET ŞİMDİ NURLARA DİREKT İLİŞMİYOR.
                      HOCALARI İSTİĞMAL EDİYOR VE NURLARA BÖYLE TAARRUZ EDİYORLAR.

                      BİRDE BU SADE-CE-LEŞ TİRME HAREKETİ İSE NURUN TESİRİNİ KIRMAK ADİ BAYAĞI BİR ESER GİBİ GÖSTERMEK İSTEMENİN VE BAŞKA KİTAPLARI NURLARIN ÜZERİNE ÇIKARTMAK ÇALIŞMASININ NETİCESİDİR.

                      #813783
                      Anonim

                        @yozgati 412245 wrote:

                        eHL-İ DALALET ŞİMDİ NURLARA DİREKT İLİŞMİYOR.
                        HOCALARI İSTİĞMAL EDİYOR VE NURLARA BÖYLE TAARRUZ EDİYORLAR.

                        BİRDE BU SADE-CE-LEŞ TİRME HAREKETİ İSE NURUN TESİRİNİ KIRMAK ADİ BAYAĞI BİR ESER GİBİ GÖSTERMEK İSTEMENİN VE BAŞKA KİTAPLARI NURLARIN ÜZERİNE ÇIKARTMAK ÇALIŞMASININ NETİCESİDİR.

                        Değerli Kardeşlerim,artık çekinmeyiniz.Zira onlar çekinmiyorlarBu sahte risalelerin üzerlerine koskoca puntuyla Bediüzzaman yazıp insanları kandırmaktan çekinmiyorlar.Biz başka dedikleri kitapların pırlantaları vs.kitaplar olduklarını gayet net biliyoruz.Artık ayan beyan bu hareketin müsebbibi bellidir.

                        Fakat halen risale-i nurların sahtelerini çıkarmaktan geri adım atmadıkları gibi bilakis daha da hız veriyorlar.Onlar o kitapları okusun.Bununla ilgili bir sıkıntımız yok.Ama Risale-i Nurlar üzerinden yeni bir pazar oluşturmak için böyle bir hürmetsizliğe de kayıtsız kalacak değiliz.Allah onların o planlarını elbet Hakkıyla görür ve layıkını da verir.

                        #813785
                        Anonim

                          Aslı ile, bunların yazdıklarını kıyaslayan elbette aradaki uçurumu net bir şekilde farkeder. Ben anlamıyorum deyip sonradan çıkmaları okuyanlara tavsiyem bir de aslını okuyun ve Risale-i nur’un ruhunuzu nasıl okşadığını farkedin. Tahrifçilerin yazdıklarından eminimki zerre zevk almayacaksınız..Farzedin ki anladınız, manalar kabinize ve ruhunuza tesir etmeyecek. Onları okuyana kadar gidin akademisyenlerin Risalelerdeki bazı konularla ilgili yazdıkları makaleleri okuyun. Tahrifçilerin yaptıkları bunlara bile yetişmekten uzaktır. Artık aslındaki zevki, hoşluğu siz düşünün..

                          Hem anlamıyorum diye bu kitapları okumakla ne anlaşılabilir ki ? Elinizde orjinal metin yok, asıl cümleyi bilmiyorsunuz ve yazarın tamamen kendi ilmiyle ve kendi yorumuyla yazılmış bir eser. Zaten ruhunuza ve kalbinize hitap etmemesinden, yapılan işin sadece tahrif olduğunu anlıycaksınız..Nasıl anlıycaz derseniz çaresi çok. Sohbetlere gidin, anlamasanız da okuyun, anlamak için araştırın…Daha çok çaresi var..

                          #813803
                          Anonim

                            @ASHAB-I BEDR 412271 wrote:

                            Değerli Kardeşlerim,artık çekinmeyiniz.Zira onlar çekinmiyorlarBu sahte risalelerin üzerlerine koskoca puntuyla Bediüzzaman yazıp insanları kandırmaktan çekinmiyorlar.Biz başka dedikleri kitapların pırlantaları vs.kitaplar olduklarını gayet net biliyoruz.Artık ayan beyan bu hareketin müsebbibi bellidir.

                            Fakat halen risale-i nurların sahtelerini çıkarmaktan geri adım atmadıkları gibi bilakis daha da hız veriyorlar.Onlar o kitapları okusun.Bununla ilgili bir sıkıntımız yok.Ama Risale-i Nurlar üzerinden yeni bir pazar oluşturmak için böyle bir hürmetsizliğe de kayıtsız kalacak değiliz.Allah onların o planlarını elbet Hakkıyla görür ve layıkını da verir.

                            EVET KARDEŞİM (bi)pırlanta serisini nurların önüne geçirip nurları unutturmak öne bipırlantaları nazara vermektir. basiretsizlikten başka değildir. yazıklar olsun..yazıklar olsun..yazıklar olsun..yazıklar olsun..yazıklar olsun..

                            biz ahirzamanın muvazzafı(sadeleştirme taraftarları için yazayım – vazifelisi,görevlisi)nın talebesiyiz Ahmedin Mehmedin değil!

                            gidin kendi eserlerinizle uğraşın bizim sizlerle uğraşmaya vaktimiz yok! hocanızın şeyhinizin bipırlantasını okuyun. onu sadeleştirin.

                            Bilerek isteyerek bu işi yapıyorsunuz. bunu rüyalarımızda görüyoruz!

                            iLK OLARAK Y..A.. YAYINEVİNE KIZIP KAYNAKTAN SU İÇENLER KİTABI SEBEBİYLE RİSALE IŞIK YAYINLARINI KURDUNUZ LUGATLI BASTINIZ, SONRA BAZI KELİMELERİ SİLİP, DEĞİŞTİRİP ŞAHDAMARI BASTINIZ TEPKİ GÖRÜNCE SİLDİĞİNİZ MEKTUBU YENİDEN KOYDUNUZ. ŞİMDİ UKALA VE HAİNLİK YAPIP NURUN DÜŞMANLARINA EL AYAK OLDUNUZ VE SADE(CE)LEŞ-TİRME HAREKETİNE GİRDİNİZ

                            RİSALE-İ NURUN TALEBESİ Mİ YOKSA RİSALE-İ NURU KISKANAN BİRİSİNİN Mİ MÜRİDİSİN KENDİN SEÇ YOLUNU!

                            #813804
                            Anonim
                              huseyni;412384 wrote:
                              aslı ile, bunların yazdıklarını kıyaslayan elbette aradaki uçurumu net bir şekilde farkeder. Ben anlamıyorum deyip sonradan çıkmaları okuyanlara tavsiyem bir de aslını okuyun ve risale-i nur’un ruhunuzu nasıl okşadığını farkedin. Tahrifçilerin yazdıklarından eminimki zerre zevk almayacaksınız..farzedin ki anladınız, manalar kabinize ve ruhunuza tesir etmeyecek. Onları okuyana kadar gidin akademisyenlerin risalelerdeki bazı konularla ilgili yazdıkları makaleleri okuyun. Tahrifçilerin yaptıkları bunlara bile yetişmekten uzaktır. Artık aslındaki zevki, hoşluğu siz düşünün..

                              Hem anlamıyorum diye bu kitapları okumakla ne anlaşılabilir ki ? Elinizde orjinal metin yok, asıl cümleyi bilmiyorsunuz ve yazarın tamamen kendi ilmiyle ve kendi yorumuyla yazılmış bir eser. Zaten ruhunuza ve kalbinize hitap etmemesinden, yapılan işin sadece tahrif olduğunu anlıycaksınız..nasıl anlıycaz derseniz çaresi çok. Sohbetlere gidin, anlamasanız da okuyun, anlamak için araştırın…daha çok çaresi var..

                              aleminde risale-i nuru anlamak diye bir dert yok!
                              dava adamı olmak gibi bir dert yok!
                              tahkiki iman diye bir dert yok!
                              hakikat diye bir dert yok!
                              özde ilim diye bir dert yok!
                              lafzi ve vitrin olsun gibi bir gaye var!

                              bize bu olmayanların var olduğu, varın yok olduğu bir gayemz var!

                              #813806
                              Anonim

                                Bu işi devam ettirerek aslında cehaletlerini de katmerliyorlar. İmkanı olan ve bu eserlerden eline geçiren herkesin, bu muvaffakiyetsizliği tek tek ortaya koyması lazım ki fark görülsün. Özellikle bu işi tüm sanal alemde yaygınlaştırmak gerektiğini düşünüyorum. Yaptıkları saçmalık her yerde karşılarına çıkmalı. Bugün olmasa yarın, bu farkı herkes görücek. Bugün anlamasalar yarın anlıyacaklar.

                              14 yazı görüntüleniyor - 16 ile 29 arası (toplam 29)
                              • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.