• Bu konu 6 yanıt içerir, 7 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
14 yazı görüntüleniyor - 1 ile 14 arası (toplam 14)
  • Yazar
    Yazılar
  • #673498
    Anonim

      Bismillahi Teala..

      Nasip eden Rabbe hamdolsun 3.Dersimizide başlatıyoruz..Cevabını aradığımız şu manidar sözdür;

      Güzel değil batmakla kaybolan bir mahbup. Çünkü zevâle mahkûm, hakikî güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli.”

      Evet insanoğlunun fıtri özelliğidir Aşk..

      “Mühim bir sual: “Muhabbet ihtiyarî değil. Hem, ihtiyac-ı fıtrîye binaen, leziz taamları ve meyveleri severim. Peder ve valide ve evlâtlarımı severim. Refika-i hayatımı severim. Dost ve ahbaplarımı severim. Enbiya ve evliyayı severim. Hayatımı, gençliğimi severim. Baharı ve güzel şeyleri ve dünyayı severim. Nasıl bunları sevmeyeceğim?

      Nasıl bütün bu muhabbetleri Cenâb-ı Hakkın zât ve sıfât ve esmâsına verebilirim? Bu ne demektir?”

      Beşeri şeylere aşık olmak günahmıdır?

      Aşkın hududu nasıl olmalıdır?

      Evet bu soruların cevabını arayalım beraberce inşl..


      [HR][/HR]

      #797472
      Anonim

        Nasıl bütün bu muhabbetleri Cenâb-ı Hakkın zât ve sıfât ve esmâsına verebilirim? Bu ne demektir?”

        Muhabbet ilim ve marifetin neticesidir. Nasılki meyve ağacı meyvesi için dikilir ve bakılır ise aynen öyle de şu kainatın meyvesi insan ise bu insanın meyveside muhabbettir. Hakiki ve mutlak olan muhabbettir. Demekki maksad muhabbettir, nasıl ki ağaç meyvesi için dikilip bakılıyorsa öyle de insan kendisine muhabbet netice verecek şekilde bakmalı. Çünkü Allah insana herşeyi kuşatacak bir biçimde muhabbet hissi vermiştir. İnsan bir bahçeyi istediği gibi bir cennetide isteyebilmekte.. Risale-i Nur eserlerinin birçok kısmında muhabbette dair bir çok ders bulmak mümkündür. İşte bu nedenlerden dolayı Allah insanın kalbine Onu sevecek ve Ona kalben bağlanacak bir muhabbet hissi vermiştir. Cenabın Hakkın zat ve sıfat ve esmasına muhabbeti vermek ise ancak ilim ve marifetini ziyadeleştirmek ile olur. Allah’ın şifa isminin manayı hakikisini ilim eden hastalandığında Allah’ın eş-şifa esmasına muhabbet edecek, ondan sağlık selamet isteyecektir. Ve yine kendi zayıf ve acizliğini bildiğinde ihtiyacını giderebilmek için mutlak kudret sahibine elini açıp Ondan isteyecektir…

        Beşeri şeylere aşık olmak günahmıdır?

        Allah ancak Onunla meşgul olacak ve Onu sevecek mahiyette ve genişlikte bir kalb vermiştir. Bu sebeple kalbin bunun dışında meşgul olması ve başka şeyleri sevmesi kalbin bir hastalığı hatta kalbi şirkte denilmektedir. Ayeti Kerimede : Kalbler ancak Allah’ın zikriyle tatmin olur. (Rad : 13-28) demektedir. Bu yüzden insan ancak Allah’a aşık olması gerekmektedir.

        Evet insanın içine madem Allah bu hissiyatı koymuş öyle ise bununda nerede ve nasıl kullanacağınıda bizlere yol göstermiştir. Bu hissiyatları Allah’a verdikten sonra ancak Allah adına sevmek olabilir hem de ibadet hükmüne de geçebilmektedir. Bize verilen bu hissiyatı yanlış yerlerde kullanmak doğru değildir. Kimisinin parayı sevmesi, malı sevmesi, zenginliği sevmesi, hem cinsini sevmesi vs. bunlar eğer Allah hesabına olmadıkca kalbin şirki ve hastalığı olmaktadır. Çünkü bir zaman sonra onu mabud olarak görebilmekteler (hafazanallah). Bunlar günümüzde olmakta ve olabilmekte, ama kişi Allah’ı tanıdıktan sonra bu muhabbeti Allah’a verebilmektedir, çünkü ancak bu hissiyatı Onunla giderebileceğini anlamaktadır.

        Aşkın hududu nasıl olmalıdır?

        Az öncede bahsettiğimiz gibi hudud ancak Allah iledir. Bu hissiyatın Onun için verildiğini bilmek ve bu hissiyatı yine Onun adına kullanmak ile olabilmektedir.

        Birde şunu ifade etmek isterim;

        Dikkat edilecek bir husustur ki insanlık tarihi boyunca en büyük meselesi aşk hissiyatı olmuş, devletler ve imparatorluklar birbirine savaşa tutuşmuşlar, diziler ve filmler yapılmış, şiirler, destanlar yazılmış. Ama bakıyoruz ki bunların asıl sebebine hepsi bir kadın için yapılmış. Sanki aşk sadece hemcins için verilmiş, hatta öyle bir şeydir ki günümüzdeki neredeyse bütün diziler insanların kadınlara aşık olması için yönlendirmeler yapmakta. Aşk hemcinsine verilecek bir hissiyat değil ki bütün edebi ve görsel eserlerde bunu dile getirelim..

        #797560
        Anonim

          Hem şefkat hâlistir, mukabele istemiyor, sâfi ve ivazsızdır. Hattâ en âdi mertebede olan hayvânâtın yavrularına karşı fedakârâne, ivazsız şefkatleri buna delildir. Halbuki aşk ücret ister ve mukabele talep eder. Aşkın ağlamaları bir nevi taleptir, bir ücret istemektir…

          Aşk-ı şefkate inkilab ettirebilmeli… aşk refika-i hayata karşı olsa ibadet…ancak gayrına karşı olsa nedir o tartışılır…

          #797562
          Anonim

            AŞK ne tılsımlı bir kelime !!!

            O yüzden, erenler yüzyıllar boyu mum alevinde eriyen pervaneyi âşıka misal verdiler: Yanmazsan olmazsın! Ağlamaz isen, çöle düşmez isen, inlemez isen tamamlanmazsın!

            “Mecnun olup çöle düşmeyeceksen/ Ne Leylâ’yı çağır, ne çölü incit” dedi bu toprakların bir türküsü. Çölü incitme! Onun uğruna cefa çekmeyi göze almıyorsan, varlık vadisinde berduşluk etme. Ol ya da öl. Olmak için sefer etmen gerek; kendinden sefer etmekle başla işe, kendi evinden ayrıl ve yola koyul

            . Belki bir çölü aşman gerekecek, belki yedi vadiden geçeceksin, belki bir dağı delmen istenecek senden. Aşkın bir çabayla sınanacak önce. Ayrılıkla imtihan edileceksin. Ona âyan olan sana, sana âyan olan ona âyan olacak. Aranızdaki sessizlik sır tutmayacak. Eğer aşk ‘sadakatin kapısında beklemek’se, bundan erinmeyeceksin.

            Ruhun onu beklemekle dem tutacak. Kendinden ölerek onda olacaksın. Sessizliğin sesiyle. Kuş sürülerini ürkütmeden. Rüzgârla, yağmurla, ırmak ve dağlarla konuşarak yalnızca. “Ben rüzgârım sen ateş/ Seni alevlendiren benim” diye gözyaşında yıkanarak. “Sen uyuduğunda/ Kapanan benim gözlerimdi” diyecek kadar o olacaksın. Aşkın olduracak hem seni, hem onu.

            #797564
            Anonim

              BAŞKASINI
              Bir göz ki görmüş O’nu o görmez başkasını.
              Bir can ki duymuş O’nu, o anmaz başkasını.
              Yanıp yakılan insan, birkaç kere bir anda;
              Sînesi kebâb ise, istemez başkasını.
              Aşktır gönül üstâdı, döver rûhu havanda,
              Bekleyip bulmuş ruhlar beklemez başkasını.
              Gönül tahtların tahtı, Süleymânı muhabbet,
              Muhabbete yol bulan, aramaz başkasını.
              Her işi başka cevir bu ma’şûk u pür hiddet,
              O’nda varlığa eren, var saymaz başkasını.
              Biz O Şâha kul olduk, kulluğu cihân değer,
              Kullukta fahir bulduk, bilmeyiz başkasını.
              Bulduk en bulunmazı, eşi olmayan cânân,
              Güzelliği nümâyân, görmeyiz başkasını.
              · MFG

              #798374
              Anonim

                Aşk imiş her ne var alemde….
                İlim bir kıyl ü kal imiş ancak..
                Aşk imiş kalb-i hilmi..
                Aşk imiş kalbin ilmi…
                Aşk imiş evrenin sebebi..der Fuzuli..
                ve de ne güzel ifade eder Hz.Mevlana…Kalp yanmayınca …göz yaşarmaz diye..
                Aşk ..kalp yanmasından başka ne dir ki..

                #798375
                Anonim

                  Aşk imiş her ne var alemde..
                  İlim bir kıyl ü kal imiş ancak…
                  Aşk imiş kalb-i hilmi…
                  Aşk imiş kalbin ilmi…
                  Aşk imiş evrenin sebebi..der Fuzuli…ve de ne güzel ifade eder Hz.Mevlana…
                  Kalp yanmayınca …göz yaşarmaz diye..
                  Aşk ….kalp yanmasından başka ne dir ki..

                  #798376
                  Anonim

                    Aşk imiş her ne var alemde….
                    İlim bir kıyl ü kal imiş ancak..
                    Aşk imiş kalb-i hilmi..
                    Aşk imiş kalbin ilmi…
                    Aşk imiş evrenin sebebi..der Fuzuli..ve de ne güzel ifade eder Hz.Mevlana…
                    Kalp yanmayınca …göz yaşarmaz diye..
                    Aşk ..kalp yanmasından başka ne dir ki..

                    #798377
                    Anonim

                      Aşk imiş her ne var alemde….
                      İlim bir kıyl ü kal imiş ancak..
                      Aşk imiş kalb-i hilmi..
                      Aşk imiş kalbin ilmi…
                      Aşk imiş evrenin sebebi..der Fuzuli..ve de ne güzel ifade eder Hz.Mevlana…
                      Kalp yanmayınca …göz yaşarmaz diye..
                      Aşk ..kalp yanmasından başka ne dir ki..

                      #798378
                      Anonim

                        Aşk imiş her ne var alemde….
                        İlim bir kıyl ü kal imiş ancak..
                        Aşk imiş kalb-i hilmi..
                        Aşk imiş kalbin ilmi…
                        Aşk imiş evrenin sebebi..der Fuzuli..ve de ne güzel ifade eder Hz.Mevlana…
                        Kalp yanmayınca …göz yaşarmaz diye..
                        Aşk ..kalp yanmasından başka ne dir ki..

                        #798380
                        Anonim

                          Aşk imiş her ne var alemde….
                          İlim bir kıyl ü kal imiş ancak..
                          Aşk imiş kalb-i hilmi..
                          Aşk imiş kalbin ilmi…
                          Aşk imiş evrenin sebebi..der Fuzuli..ve de ne güzel ifade eder Hz.Mevlana…
                          Kalp yanmayınca …göz yaşarmaz diye..
                          Aşk ..kalp yanmasından başka ne dir ki..

                          #798381
                          Anonim

                            Aşk imiş her ne var alemde….
                            İlim bir kıyl ü kal imiş ancak..
                            Aşk imiş kalb-i hilmi..
                            Aşk imiş kalbin ilmi…
                            Aşk imiş evrenin sebebi..der Fuzuli..ve de ne güzel ifade eder Hz.Mevlana…
                            Kalp yanmayınca …göz yaşarmaz diye..
                            Aşk ..kalp yanmasından başka ne dir ki..

                            #799496
                            Anonim
                              tebliğ;263214 wrote:
                              bismillahi teala..

                              Nasip eden rabbe hamdolsun 3.dersimizide başlatıyoruz..cevabını aradığımız şu manidar sözdür;

                              güzel değil batmakla kaybolan bir mahbup. çünkü zevâle mahkûm, hakikî güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli.”

                              evet insanoğlunun fıtri özelliğidir aşk..

                              “mühim bir sual: “muhabbet ihtiyarî değil. Hem, ihtiyac-ı fıtrîye binaen, leziz taamları ve meyveleri severim. Peder ve valide ve evlâtlarımı severim. Refika-i hayatımı severim. Dost ve ahbaplarımı severim. Enbiya ve evliyayı severim. Hayatımı, gençliğimi severim. Baharı ve güzel şeyleri ve dünyayı severim. Nasıl bunları sevmeyeceğim?

                              Nasıl bütün bu muhabbetleri cenâb-ı hakkın zât ve sıfât ve esmâsına verebilirim? Bu ne demektir?”

                              beşeri şeylere aşık olmak günahmıdır?

                              Aşkın hududu nasıl olmalıdır?

                              evet bu soruların cevabını arayalım beraberce inşl..


                              [hr][/hr]

                              evet hocam şimdi burdaki beşeri şeylere nesnelere objelere aşık olmak günah değildir ama onlarda allah c.c.yü görmek kaydıyla daha iyi güzel olur inş……hocam birde aşkın hududu içimizde sevgimiz olmalı ama herşeyi zamanında yapmalıyız.sevgiyi karşı tarafa zamanı gelince aktarmak daha iyi olacaktır diye düşünüyorum….varlığın mayası sevgidir zaten….inş. Allaha olan aşkımız sevgimiz hiç sönmez sönmesin diye dua ediyoruz inş.selametle ve dua ile.saygılarımla…….vesselam………

                              #801871
                              Anonim

                                @tebliğ 263877 wrote:

                                AŞK ne tılsımlı bir kelime !!!

                                O yüzden, erenler yüzyıllar boyu mum alevinde eriyen pervaneyi âşıka misal verdiler: Yanmazsan olmazsın! Ağlamaz isen, çöle düşmez isen, inlemez isen tamamlanmazsın!

                                “Mecnun olup çöle düşmeyeceksen/ Ne Leylâ’yı çağır, ne çölü incit” dedi bu toprakların bir türküsü. Çölü incitme! Onun uğruna cefa çekmeyi göze almıyorsan, varlık vadisinde berduşluk etme. Ol ya da öl. Olmak için sefer etmen gerek; kendinden sefer etmekle başla işe, kendi evinden ayrıl ve yola koyul

                                . Belki bir çölü aşman gerekecek, belki yedi vadiden geçeceksin, belki bir dağı delmen istenecek senden. Aşkın bir çabayla sınanacak önce. Ayrılıkla imtihan edileceksin. Ona âyan olan sana, sana âyan olan ona âyan olacak. Aranızdaki sessizlik sır tutmayacak. Eğer aşk ‘sadakatin kapısında beklemek’se, bundan erinmeyeceksin.

                                Ruhun onu beklemekle dem tutacak. Kendinden ölerek onda olacaksın. Sessizliğin sesiyle. Kuş sürülerini ürkütmeden. Rüzgârla, yağmurla, ırmak ve dağlarla konuşarak yalnızca. “Ben rüzgârım sen ateş/ Seni alevlendiren benim” diye gözyaşında yıkanarak. “Sen uyuduğunda/ Kapanan benim gözlerimdi” diyecek kadar o olacaksın. Aşkın olduracak hem seni, hem onu.


                                Rabbim Razı olsun inşaallah kardeşim..*
                                İnşaallah aşk bizleri dediğiniz gibi “OLDURSUN”.. Amin amin..

                              14 yazı görüntüleniyor - 1 ile 14 arası (toplam 14)
                              • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.