- Bu konu 27 yanıt içerir, 11 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
6 Mart 2013: 21:11 #812255
Anonim
@mustafayomra 397801 wrote:
Kardeşim ben fitneci değilim. Bu kanıya nasıl vardın anlamadım.
Önceki yorumumu ne hikmetse yönetici onaylamamış. Eline ulaşmamış olması ihtimaline karşı tekrar gönderiyorum.Değerli kardeşim;
Cevabın için Allah razı olsun ilminizi arttırsın.
Bahsettiğiniz noktalara katılıyorum. %90 değil %99’u okunması gereken ve faydalınalacak eserlerdir. Fakat %1’lik kısım varya…
Bir süre Risale-i Nur sohbetlerine katıldım. Bana hikaye gibi geldi, verimli olmadı hatta gevşeklik oldu. Sebebi uzun mevzu. Namaz bahsini anlatırken asıl anlatılması gereken konular esgeçilmiş sadece bir kurgu hikaye üzerinden konu ele alınmış. Yanlış anlaşılmasın buna bir itirazım yok. İtirazım bu dersler anlatılırken muhterem abiler ne ayet, ne hadis, ne de fıkıh konu etmeden sadece Risale-i Nur çerçevesinde olayı ele alıyor.
İman kurtarma meselesine gelince bu benim değil Risale-i Nur talebelerinin söylemidir. Risale-i Nurlarda da geçer.
Son olarak sizlere aşağıdaki paragrafı verip birkaç sorum olacak. Bektaşi gibi önünü arkasını kesmişsiniz demeyin, önü arkası belli.
Öyle de manevî bir elektrik olan Resâil-in Nur dahi ne şarkın malûmatından, ulûmundan ve ne de garbın felsefe ve fünunundan gelmiş bir mal ve onlardan iktibas edilmiş bir nur değildir. Belki semavî olan Kur’an’ın, şark ve garbın fevkindeki yüksek mertebe-i arşîsinden iktibas edilmiştir.
Soru: Ben cahilim, ilmim zayıftır, bazı şeyleri bilemediğim için bana okumam tavsiye edilen şeyleri okur kabul ederim. Çünkü okumam tavsiye edilen şeylerin Allah’ın izni ile imanımı kurtaracağı telkin edilmiştir.
Peki, yukarıdaki paragrafı okuduğumda şu sonuçları çıkarırsam.
1. Risale-i Nurlar Kuran’ın arşın üstündeki mertebesinden alınmış. Yani Kuran’la aynı kaynaktan gelmiş… (sümme haşa)
2. Öyleyse Kuran’dan sonra bir ilahi kitap daha gelmiş… Çünkü aynı kaynaktan geliyor… (sümme haşa)
3. Kitaplar da peygamberlere gönderildiğine göre Said-i Nursi peygamberdir… (sümme haşa)
4. Bu da yeni bir şeriat gelmiş demektir… (sümme haşa)
Kusura bakmayın ifadeler sizlere de ağır gelebilir. Bu noktada benim kadar hassas olduğunuzu ve bunları kabul edemeyeceğinizi biliyorum. Söclerin ucu tam da buraya gidiyor.
Bu noktada, bu ifadelerin ne demek olduğunu Risale-i Nur talebelerine soruyorum. Aldığım cevaplar beni tatmin etmiyor, belki sizler tatmin edersiniz. Keşke bu kadar olsa. Daha yüzlerce böyle ifade var. Örnek vermek istiyorum. Ayet-i Kübra tefsiri yapılıyor. Sonunda kullanılan ifade özetle şu. “Bu gelen mukaddime lüzumundan uzun olması ihtiyarımız dışında gerçekleşti”. Doğrudur insanlar gayri ihtiyari bazı şeyler yazabilir. Ama beğenmemişse dönüp geri okuyup düzeltmeler ekleme çıkartmalar yapma imkanı var değil mi? Ama bu noktada Said-i Nursi bunu kabul etmeyen sözleri de vardır. Çünkü gelmiş ve olduğu gibi kalmalı, kendi fikri karışmamalıdır.
Bir de anlamadığım nokta; Neden Risale-i Nur talebeleri içerisinde birçok şüpheli (ki bazıları çok ağır sözler, yukarıdaki gibi) söz bulunan bu eserleri bu kadar çok savunuyor. Bu emeğinizi şeriat için, hilafet için harcasaydınız şu an belki Türkiye’de durum çok farklı olurdu. Harcıyoruz demeyin, yıllardır bu yapının içine girip çıktım, Risale-i Nur’ları kendilerine hedef edinmiş bir cemaat haline geldi.
Kardeşim, sizden son isteğim. Allah rızası için yazdıklarımı Risale-i Nur talebesi olarak değil de sıradan biri olarak okuyun.
Selam ve dua ile.
Mustafa TURGUT
Kendi kendinize çelişiyorsunuz. Yüzde 99 faydalı eserlermiş, sonra da vay efendim şirke götürürmüş. Said Nursi peygambermiş, yok efendim yeni kitap gelmiş filan. Ne kadar saçmaladığınızın farkında mısınız ? Bi kitap bi müslümanın 100 de 99 faydasına iken aynı zamanda da son peygamberi a.s.m. inkar edecek, kendiniz inanıyor musunuz buna ?
Namaz bahsini ayetle hadisle anlatan yazılı ve görsel sohbetleri istediğiniz yerde bulabilirsiniz. Sitemizde de mevcuttur. Zaten Namaz bahislerini yaparken, ayetler üzerinden konuyu anlatır ve hakikati bir temsille akla yaklaştırma metodu kullanılır. Okuyup amel edenler anlıyorsa siz anlamıyorsanız, ters geldiyse bi tarafı, kendi kısır anlayışınızda sorun arayın.
Üstad bu ilham meselesine de Risale-i Nurda cevap vermiş. Hayvanda bile ilham olduğunu söylüyor ki siz bunu vahiyle nitelendirip akılları karıştırıyorsunuz. Ne yani milyonlarca hayvanlara gelen ilhama da vahiymi deiyeceksiniz o halde ? Ki insan kainatın en şerefli varlığı ve hayvanatın da sultanıdır -insan olursa- hal böyle iken hayvanda olan ilham, insan da daha ileri boyutta olması size garip geliyosa, aklınızla ilgili probleminizi gidermek için tc de yeterince psikiyatrist var.
Hem Üstad bu meselede çoğu yerde bu eserler Rabbimin fazlındandır demiş. Yani yazıdırıldı demesi kendi ilminin ve kudretinin kifayetsizliğini anlatmak içindir, yoksa ayet dediğine hiçbi yerde rastlayamazsınız. Allah’ın özel yardımı olmadan bir kişinin bu tür bir eseri ortaya koyamayacağını anlatmış olduğunu yine çok risalelerde görebilirsiniz. İşaratül İcaz bile buna bir misal olarak yeter. Bu klasik soruların heryerde çok fazla cevabı var, merak ederseniz araştırıp bulabilirsiniz.
Kur’an dan iktibas demekle de Kur’an dan süzülmüş hakikatler yani onun tefsiri manasında olduğunu da çok yerde söylemiş.
Eserleri okuduysanız sorularınızın cevaplarını da içinde bulacaksınız. Yok okumadıysanız okumadığınız eser hakkında üç beş satır alıp nerde cevab olduğunu bilmeden kafanıza göre yorum yapmayın.
İman kurtarmanın şirke sürüklemekle eş anlamlı olması da cehalete yakışır bir tanımlama. Ki o imanları kurtarma meselesinde Üstad dahil kimse ben çıkıp şunun imanını kurtardım demiyor. İmani konularda tesirli bir eser olduğundan iman kurtarma vesilesi olduğu anlatılıyor. Vesileliği de inkar etmiyeceksiniz herhalde.. Bir kişinin hidayetine vesile olmakla ilgili birçok hadis var. İmani mevzular üzerinde ısrarla duran Risale-i Nurların imana ve hidayete vesile olmasının neresi şirk oluyor ? Şirk Allaha eş koşmaktır, imana vesile olmak Allaha eş koşmak mıdır ?
Meydan boş sallayın işkembeden, saptırın her okuduğunuzu..Ceza da mükafat da boşa değil ne de olsa. Cahilane yazdıklarınızın mesuliyeti, Risale-i Nurda varsaydığınız hataların mesuliyetinden daha ağırdır. Bütün cemaati insanları şirke sürüklemekle suçlayacak kadar, hak hukuk konusuna riayetsiz davranıyorsunuz. Derdiniz varsa mesajlarınızın mesuliyetinin derdine düşün. Üstad hesabını kendi verir, onun hesabını size sormazlar..
7 Mart 2013: 13:55 #812259Anonim
Allah’u ekber.
8 Mart 2013: 05:24 #812265Anonim
Risalelerin vahiy değil ve olamayacağı defalarca söylenmiş ve denilmiş ki olsa olsa ilham ve istihracdır. Buna rağmen kıt akıllarıyla risaleler için yok efendim şuradaki ifade ayetin kaynağından geldiğini gösteriyormuş da mış da bilmem neymiş de filan deyip mugalata ve safsata ile hakikati saptırmak akaid ise demek ki bizim bu akaidi okumamız lazım (!) Bu yapılan şeye akaidde “cerbeze” denilir. Aklın ifrat mertebesi olup hakikat ancak böyle saptırılır. Bir islam alimine ki kendisi risalelerin defalarca vahiy eseri olamayacağını söylediği halde, aksi ile ittiham etmek olsa olsa garazın eseridir. Zaten yukarıdaki iftiraları atanın iyi niyetli olmadığı aşikardır. Burada kendisine çok yer bulamayacağı da aşikardır. Herhalde kendini akıllı, bizi birşeyleri bilemeyecek filan mı zannediyor nedir anlayamadım.
8 Mart 2013: 08:37 #812266Anonim
Allah’u ekber.
8 Mart 2013: 11:01 #812271Anonim
Kardeş siz aynı şeyleri tekrar ediyorsunuz. Mesela ilham mevzusunda bi izah yapmama rağmen vahiyle iltibas ediyorsunuz. Ne demek Peygambere s.a.v. gelmeyen vahiy Bediüzzamana mı r.a. ilham edildi ? Birincisi, ikisi bir değildir, ikincisi vahiy ve hadisler ve din tarih boyunca İslam Alimleri tarafından yorumlanmış ve tefsir edilmiştir. Dolayısıyla buna ilham demekte nasıl bir sakınca vardır ? Yani mesela ben islamı çok güzel anlatan bir şiir yazdım, sonra dedim ki “bu bana Allahın bir lütfudur, bana o ilham etti..” Yani sahiplenmiyorum, enaniyet yapmıyorum, “Allah cc. ilham etti” diyorum. Bunu demekle, Peygamber efendimiz aleyhissalatü vesselama gelmeyen vahiy bana ilham mı olmuş olur ? Bu nasıl yorum ? Hangi akaid kitabında vahiyle ilham bu şekilde karıştırılıyor söyler misiniz ? O halde bütün alimlerin eserlerini yok mu saymalıyız ya da bir alim bi eser yazdığında bu benim eserim, ilham milham değil, kendi ilmimle yazdım diye enaniyet mi yapmalı ?
Aklın ifratı diye birşey Risale-i Nurda var. Üstad da ehli sünnet alimlerden biridir. Aklın ifratı cerbeze, tefriti saflık, bönlük, vasatı da aklı rızai ilahi yolunda kullanmaktır. Herşeyin ifratı, tefriti ve vasatı vardır. İslam vasat olanını tavsiye eder.
Üstad hazretlerinin yaşadığı hayatı okuyanlar çok iyi biliyorlar. Cehennem ve cennet hakkındaki sözü amelle ilgili bir söz değil. Yani hep birlikte cehenneme gidelim orası daha güzel, ya da ben cehennem için çalışıyorum gibi bir söz değil. Bu sözüyle hayatını, ikisini bir düşündüğünüzde sözün ne maksatla söylendiğini kavrayabilirsiniz. Sözde mevzu olan milletin imanının selametidir. Bu milletin imansız gitmesinden duyduğu endişeyi dile getirmiş. Cehenneme olan arzusundan değil, milletine olan şefkatinden sadır olmuş bir sözdür. Sözün mesuliyeti kendisine aittir. Ve o sözün içinde cehennem için çalışmaya, en ufak bir ima dahi yoktur. Avamdan biri dahi okusa ne demek istendiğini anlar.
Bunlar gibi eskiden beri Risale-i Nur’a ve Bediüzzaman’a yönelik itiraz ve ifrat derecede iddialar öne sürülmüş. Bunlara yönelik cevaplara Sorularla Risale | Bediüzzaman Said Nursi’ye Yönelik İtirazlar ve Cevaplar
Sorularla Risale | Risale-i Nur Külliyatı’na Yönelik İtirazlar ve Cevaplar
ve Risale-i Nur’a ve Bediüzzaman’a Gelen İtirazlar bu adreslerden bakabilirsiniz.Bir de şu geleneksel, nurcular Risale-i Nurdan başka eser okumaz, -hatta Kur’an dahi okumazlar diyenler de var- gibi yaklaşımlarınızdan vazgeçin. Hiçte gerçekçi değil. Şahit olduğunuz birkaç numuneyi bütün cemaate şamil kılamazsınız. Hakka girmiş olursunuz. Hangi yol olursa olsun, ister tasavvuf ister cemaat mutlaka içinde hoşa gitmeyen tavırları sergileyen kişiler bulunabilir. Bu bütün o yoldakileri bağlamaz. Ki sadece Risale-i Nur okumaktan kasıt, imani mevzular için yeterliliğindendir. O konuda başka eserlere müracaata gerek bırakmayacak kadar yeterlidir. Bu Kur’an okumayın, cevşen okumayın, siyer okumayın, hadis okumayın, tarih okumayın demek değildir. Tersine Risale-i Nurlardan istifade ile iman-ı billah, Resülullaha a.s.m., kitaplara ve meleklere v.s. iman mevzularında tatmin olan bir kişi, elbette o mevzular hakkındaki malumatı da elde etme gayretini gösterecektir. Peygamber efendimizin aleyhissalatü vesselamın hak ve hakikat olduğunu bilip, sünnetinin güzelliğinin farkına varıp, onun hayatından gafil olmak, hadislerinden hiçbirşey bilmemek, akıl işi midir ? Allah’ı bilip Kur’anını okumamak, marziyatı nedir anlamamak akıl işi midir ? İmani mevzular konusunda kaynağımız, Risale-i Nur’dur. Diğer eserlerden de elbette istifade edilebilir ve ediliyor da. Risale-i Nur’un hizmetinde bulunmakla okunan kitaplar meselesini karıştırmayın.
8 Mart 2013: 15:46 #812272Anonim
Akaid dersi vermekten dem vuran ……vatandaş, istersen kendi çöplüğünde ötüver….Hezeyanlarını başka yerde savuruver…Bu kadar cevaplara rağmen hala saçmalıyorsan demek ki iyi niyet sahibi olmayan bir garazla hareket eden zavallı birisindir. Neymiş, risalelerde hata varmış ve bunu talebeleri kabul etmiyormuş, şaşarım senin aklına…. Kendi kıt aklında yanlış tevil ettiğin bir şey için hata diyorsun, ben böyle insanların sayısının giderek azaldığını zannediyordum, demek ki numunelik olarak kalmış, heh heh
8 Mart 2013: 17:00 #812273Anonim
Hayret doğrusu alim bir zat hakkında nasıl da cesurca laflar sarfediyorsunuz ançak Allahu Tealanın dostlarına savaş açanlara Allahu Tealada savaş açar.. Dikkatli olun boyunuzu aşan sözler sarfetmeyin.. Allah akıl, fikir versin sonumuzu hayr etsin..
8 Mart 2013: 17:51 #812267Anonim
@kenz-i mahfi 398433 wrote:
Akaid dersi vermekten dem vuran ……vatandaş, istersen kendi çöplüğünde ötüver….Hezeyanlarını başka yerde savuruver…Bu kadar cevaplara rağmen hala saçmalıyorsan demek ki iyi niyet sahibi olmayan bir garazla hareket eden zavallı birisindir. Neymiş, risalelerde hata varmış ve bunu talebeleri kabul etmiyormuş, şaşarım senin aklına…. Kendi kıt aklında yanlış tevil ettiğin bir şey için hata diyorsun, ben böyle insanların sayısının giderek azaldığını zannediyordum, demek ki numunelik olarak kalmış, heh heh
İyiliği emredip kötülüğü sakındırmakla emrolunduk bizler. Sizdeki bu taassub öyle cahilane bir hale gelmiş ki artık yorum yazmayacağım. Son sözüm vahyin saflığı sünnetin yolu ve o yolun aydınlatıcısı ulemadan Allah bizleri ayırmasın… Allah şeriatinden ayırmasını, o yolda şehadet şerbetini nasip eylesin.
Yaptığınız hizmetin neticesinden sorumlu olduğunuzu unutmayın.
Allah’a emanet olun.8 Mart 2013: 19:05 #812240Anonim
bundan sonra kendi çöplüğünde ötersen bizi de memnun etmiş olursun, senin saçmalarına karnımız tok,
8 Mart 2013: 19:18 #812274Anonim
Ehli Hak,yalnız hak için bahse girişmeli.Hak için bahse girişen izhar-ı fazl etmez.Yalnız Hakkı arar.Hak hangi tarafta olursa olsun,kemal-i şevk ile alır.Hatta hak,hasım tarafında olsa,halis bir hakperest daha ziyade sever.Çünkü,istifade eder.Eğer hak onun sözünde olsa bir istifadesi olmaz.Gurura girmek de ihtimali var.Fakat hasmın elinden çıksa,hem istifade eder.Hem teslimiyetle hakka inkiyadını gösterir.Biz fazilet daha kazanır.
Hakikat böyle iken,maatteessüf ehl-i hakda ve ulemada hakperestlik namı altında,nefisperestlik işe çok karışıyor.
En mühim ve kudsi bir mes’eleyi,satranç oyunu gibi izhar-ı fazl yolunda ve müzakere-i ilmiyeyi,münakaşa derecesine çıkarılıp,onunla oynuyorlar.Her iki taraf,madem münakaşa suretini alıyor,haksızdırlar.
Zaten kemmiyeten az olan ehl-i dalalet,kesretli olan ehl-i hakkın şu halinden istifade ederek,mağlup edip,perişan ediyorlar.
Hem münakaşacı iki kısım o mes’elede hakkı göremezler.Çünkü:Nazar-ı insaf ile bakılmadığı için,tenkid nazarı hasmının yalnız çürük taraflarını ve taraftarlık cihetiyle kendi nefsinin yalnız iyilik tarafını görür,iyiliklerini onun çürükleriyle müvazene eder.Elbette bu nazar hakkı göremez,görse de tanımaz.
Said Nursi8 Mart 2013: 22:02 #812282Anonim
Allahu ekber
28 Nisan 2013: 17:49 #813551Anonim
Hatasız tek kitap vardır o da Kur’an-ı Kerim’dir. boşuna inad etmeye gerek yoktur. İstikametsiz sevgi malesef dengeleri bozuyor. Cahil dosttan akıllı düşman iyidir demişer
28 Nisan 2013: 17:59 #813553Anonim
@yatağanlı 410141 wrote:
Hatasız tek kitap vardır o da Kur’an-ı Kerim’dir. boşuna inad etmeye gerek yoktur. İstikametsiz sevgi malesef dengeleri bozuyor. Cahil dosttan akıllı düşman iyidir demişer
Hata Kur’an dışında her eserde olabilir, doğrudur. Yalnız hata insanın imanına, akaidine zarar veriyorsa o zaman ehemmiyeti vardır. Bunun içinde eserin genel olarak faideli olup olmadığına ve Kur’anla, sünnetle çelişip çelişmediğine bakılır. Bu kriterleri esas aldığımızda bir sorun var mı ?
29 Nisan 2013: 06:08 #813563Anonim
@yatağanlı 410141 wrote:
Hatasız tek kitap vardır o da Kur’an-ı Kerim’dir. boşuna inad etmeye gerek yoktur. İstikametsiz sevgi malesef dengeleri bozuyor. Cahil dosttan akıllı düşman iyidir demişer
Kıymetli Kardeşim;
Sözünüz haktır lakin diğer kişilerinde yapmaya çalıştıkları meselede sizin sözündeki manayı ortaya koyarak bazı mühim eserlerin kıymetini düşürmektir. Sizin bu sözünüz ile şu anlam çıkmaktadır: Kur’anı Kerim dışındaki bütün eserlerde hata vardır. Bu mesele Risale-i Nur okuyucusu olarak başkalarını rahatsız etmesede beni rahatsız eder..
Hatayı bulamadığımız ve bulamadığınız sürece hata vardır demek bir iftiradan ibaret olur. Hiçbirimizin hafsalasında bütün sünneti seniyye hadisi şerif ve kur’anı kerim ve düsturları yok iken aklımızın almadığı bir meseleyi hatalı demekte ayrı bir iftiradır. Akıl akıldan üstündür dusturunu biraz yanlış anlıyoruz sanırım. Bizim aklımızmı diğer akıldan üstün yoksa diğer akılmı bizim aklımızdan üstün. Eğer kendi aklımızı diğer akıldan üstün görürsek buda bir kibirdir ve müminin vasıflarından değildir. Mümine düşen işin ehillerince araştırıp öğrenmektir, ortalığı velveleye vererek su bulandırmak müminin vasıflarından değildir.
Onun için ben şahsi olarak bu genel kanıyı kabul etmiyorum. Sadece Risale-i Nur eserleri ve Ustadımız Bediüzzaman için değil. Bütün islam alimleri ve eserleri hakkında genel kanılı hata vardır hata etmiştir meselesini iftiradan ibaret görüyorum. Nitekim tarihde baktığımızda Allah’ın veli kullarından olan bazı alimlerin sözleri çok üst perdeden söylediğinden zamanının insanları onun seviyesine çıkarak manayı anlayamadığından itham etmişler idam etmişler…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.