- Bu konu 370 yanıt içerir, 51 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
12 Ağustos 2009: 11:33 #752860
Anonim
<
> 12 Ağustos 2009: 11:36 #752863Anonim
sivrisinek kanadindan ta semavat kandillerine kadar o derece ince bir intizam gözetilmişki
sivrisinek kanadi kadar şirke yer kalmamiş…
“acaba sirf dünya için mi yaratilmişsin ki,bütün vaktini ona sarfediyorsun?”
“ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadiği takdirde fani dünyada biraktiğin eserlere de kiymet verme.”
“madem o var,her şey var..”
“adavet etmek istersen,kalbindeki adavet duygusuna adavet et..”
12 Ağustos 2009: 11:37 #752866Anonim
Ancak O’nun kudretiyle, iradesiyle her müşkil hallolur ve kapalı kapılar açılır.
Ve O’nun zikriyle kalbler mutmain olurlar.
Binaenaleyh, necat ve halâs ancak ALLAH’a iltica ile olur…12 Ağustos 2009: 11:38 #752869Anonim
“Sesim yetişse bütün küre-i arza bağırarak derim ki:
Sözler güzeldirler, hakikattirler. Fakat benim değildirler; Kur’ân-ı Kerîmin hakaikinden telemmu’ etmiş şualardır.”12 Ağustos 2009: 11:38 #752870Anonim
layemut değilsin, başiboş değilsin, bir vazifen var, gururu birak, seni yaratani düşün kabre gireceğini bil, öyle hazirlan…
12 Ağustos 2009: 11:40 #752871Anonim
Ey nefis! Başta Habîbullah, bütün ahbabın kabrin öbür tarafındadırlar. Burada kalan bir iki tane ise, onlar da gidiyorlar. Ölümden ürküp, kabirden korkup, başını çevirme; merdâne kabre bak, dinle ne talep eder. Erkekçesine ölümün yüzüne gül; bak, ne ister.
Ey nefsim! Deme, “Zaman değişmiş, asır başkalaşmış; herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder, derd-i maîşetle sarhoştur.” Çünkü, ölüm değişmiyor; firâk bekâya kalbolup, başkalaşmıyor. Acz-i beşerî, fakr-ı insanî değişmiyor; ziyâdeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sürat peydâ ediyor.Hem deme, “Ben de herkes gibiyim.” Çünkü, herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder. Herkesle musîbette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır.12 Ağustos 2009: 11:42 #752872Anonim
“Çoktan beri görmediğim için, ben hangisini okursam “En birinci budur” derdim. Ötekine bakardım, “Bu birincidir.” Daha öbürüsüne baktıkça hayret ederek kat’î kanaatim geldi ki, Risaletü’n-Nur’un kitapları birbirine tercih edilmez. Herbirinin kendi makamında riyaseti var. Ve bu zamanı tenvir eden bir mucize-i maneviye-i Kur’aniyedir.” Kast. Lahk.
12 Ağustos 2009: 11:42 #752873Anonim
Kardeşlerimden rica ederim ki:
Sıkıntı veya ruh darlığından veya titizlikten veya nefis ve şeytanın desiselerine kapılmaktan veya şuursuzluktan,arkadaşlardan sudur eden fena ve çirkin sözleriyle, birbirlerine küsmesinler ve “haysiyetime dokundu” demesinler. Ben o fena sözleri kendime alıyorum. Damarınıza dokunmasın, bin haysiyetim olsa kardeşlerimin mabeynindeki muhabbete ve samimiyete feda ederim.
Uhuvvet risalesi12 Ağustos 2009: 11:43 #752874Anonim
insanın ALLAHA karşı ubudiyet vazifesidir,terk-i kebair takvasıdır,nefis ve şeytanla uğraşması cihadıdır.
12 Ağustos 2009: 11:43 #752875Anonim
“Kur’ân kalblere kuvvet ve gıdadır, ruhlara şifâdır. Gıdanın tekrarı, kuvveti arttırır. Tekrar etmekle daha melûf ve menus olduğundan lezzeti artar.” (Mesnevi-i Nuriye)
12 Ağustos 2009: 11:45 #752877Anonim
“Evet, hakikat ve âhiret için çalışanlara karşı bu millet bir hürmet ve bir muavenet fikrini daima beslemiş. Ve bilfiil onların hakikat-i ihlâslarına ve sadıkane olan hizmetlerine bir cihette iştirak etmek niyetiyle, onların hâcât-ı maddiyelerinin tedarikiyle meşgul olup vakitlerini zayi etmemek için, sadaka ve hediye gibi maddî menfaatlerle yardım edip hürmet etmişler. Fakat bu muavenet ve menfaat istenilmez, belki verilir. Hem kalben arzu edip muntazır kalmakla, lisan-ı hal ile dahi istenilmez. Belki ummadığı bir halde verilir. Yoksa ihlâsı zedelenir.“
12 Ağustos 2009: 11:47 #752878Anonim
“Halbuki, bilmecburiye bunu haber veriyorum ki:
Bu durûs-u Kur’âniyenin dairesi içinde olanlar,
allâme ve müctehidler de olsalar,
vazifeleri, ulûm-u imaniye cihetinde,
yalnız yazılan şu Sözlerin
• ŞERHLERİ ve İZAHLARIDIR veya TANZİMLERİDİR.
Çünkü, çok emârelerle anlamışız ki,
bu ulûm-u imaniyedeki fetvâ vazifesiyle tavzif edilmişiz.”12 Ağustos 2009: 11:48 #752879Anonim
Hürriyetin şe’ni odur ki, ne nefsine, ne gayriye zararı dokunmasın.
Münâzarât12 Ağustos 2009: 11:49 #752880Anonim
Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemâlâtını ef’âlimizle izhar etsek, sair dinlerin tâbileri, elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler; belki küre-i arzın bazı kıt’aları ve devletleri de İslâmiyete dehâlet edecekler
hutbe-i şamiye12 Ağustos 2009: 11:53 #752882Anonim
Ey insan! Fenâya, ademe, hiçliğe, zulümata, nis-yana, çürümeye, dağılmaya ve kesrette boğulma-ya gittiğinizi tevehhüm edip düşünmeyiniz. Siz fenâya değil, bekaya gidiyorsunuz. Ademe değil, vücud-u daimîye sevk olunuyorsunuz. Zulümata de-ğil, âlem-i nura giriyorsunuz. Sahip ve Mâlik-i Hakikînin tarafına gidiyorsunuz. Ve Sultan-ı Eze-lînin payitahtına dönüyorsunuz. Kesrette boğul-maya değil, vahdet dairesinde teneffüs edeceksi-niz. Firaka değil, visale müteveccihsiniz.(20.mektup)
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.