• Bu konu 31 yanıt içerir, 16 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 33)
  • Yazar
    Yazılar
  • #770696
    Anonim

      @bammab 193691 wrote:

      arkadaşlar açıklamalarınızın hepsine saygı duyuyorum. Amacım bu mübarek esere asla ve kat-a hakaret etmek basitleştirmek falan değil sadece anlamak istiyorum ve kafama takılan bir soru var burda bunuda sormadan edemiyorum. Allah’ın kelamı olan Kur-an’ı Kerim’in dahi Türkce acılaması ve tefsirleri varken muazzam zenginlikler ve güzellikler ihtiva eden Risale-i Nur’un daha anlaşılır olması daha güzel olmazmı. Cahilliğim için herkesten çok özür diliyorum ama ben orijinalini cok defalar okuamama rağmen anlama oranım yaklaşık %15-20’lerde siteye eklediğim yazıları okuyunca %100 ünü anladım ve kendimi cok daha fazla dine vermeye başladım.

      türkçe çevirisi olmaz diye kural yok mübarek, olur tabiki,
      zaten bunun içindir ki mütalalı, soru cevaplı dersler düzenlenir, fikir teatileri yapılır, kardeşler bir araya gelir eserde bölümler üzere anladıklarını paylaşır, şerhlerini açıklamalarını yaparlar
      hepimizin amacı daha çok istifade edebilmek

      ama hiç bir çeviri aslı gibi olmaz, aslının yerini tutamaz, anlam kaybolmaları olur

      bir alimin bir cümlesinde, belki yetmiş anlam bulunur,
      bu anlamlar bazen kelimelerin harflerinde, bazen cümlenin genelinde, bazen kullanılan kelimenin kendisinde, bazen diğer kısımlarla ilişkilerinde ve daha farklı şekillerde o cümleye yerleştirilmiş olabilir,
      o alimin bir cümlesinde bir kelime değiştirmek, o anlamlardan birinin yada bir çoğunun kaybolmasına sebeb olur,

      anladığım kadarıyla kardeşlerimizin cevablarındaki tepkiler, böyle bir çeviri olamayacağından değil, bu çevirinin risale-i nur un kendisiymiş gibi gösterilmesinden duydukları endişedendir

      bende onlarla aynı endişeyi paylaşıyorum,

      bir ağabeyden duyduğum bir kıssa geliyor aklıma,

      talebe ağabeylerden birisi yazılmış risale-i nur nüshalarını üstad hazretlerine getiriken, yolda bakıyor ki bir harfin noktası eksik, kalemini çıkarıp noktayı koyuyor,
      üstad hazretleri durumu farkedince hiddetlenmiş,
      sen kimsin, hangi ilminle nasıl bu eser üzerinde kalem oynatabilirsin diyerek talebesini azarlamış

      şimdi biz hangi ilmimizle nasıl bir çeviri yapabiliriz.. üstad hazretleri kendisi bile bir kelimeyi değiştirmiyor, nasıl geldiyse öyle yazdırıldı diyor,

      çeviri olmazmı olur, ama bunu yaparken ve çeviriyi okurken, anlam eksikliklerinin çok olduğu akıldan çıkarılmamalı inşallah

      Rabbim hakkıyla istifade edebilenlerden eylesin hepimizi. âmin.

      ve halis niyetinizle fayda niyetiyle yaptığınız paylaşımızdan ötürü de ayrıca teşekkür ederim
      inşallah size faydası olduğu gibi başka kardeşlerimize de faydası dokunur

      #770710
      Anonim

        arkadaşlar;
        tabiiki bizler üstadın ayağının tozu dahi olamayız amacım eserini hiçbir şekilde tahrif etmek falan olmaz Allah korusun böyle bir şere bırakın cüret etmeyi aklımın ucundan dahi geçiremem, bu şekliyle okuyunca çok beğendim heyecanlandım ve diğer insanlarla bu güzelliği paylaşmak istedim. Ancak bilmeden belki hata ettim. Ben daha bu yolun başında dahi değilim yeni yeni dinimi tanımaya çalışan bir insanım bunuda burda açık yüreklilikle belirtmek isterim buradaki arkadaşlarım ve büyüklerim eminim ki benden çok çok ilerdeler, ve üstünler ve Allah’a benden cok ama cok daha yakınlardır, neyse konuyu forumdan nasıl çekeceğimi bilemiyorum bunu tarif ederseniz geri çekerim. Herkese saygılar. istemeden verdiğim rahatsızlıktan dolayı herkesten tekrar özür diliyorum.

        #770711
        Anonim

          @bammab 193726 wrote:

          arkadaşlar;
          tabiiki bizler üstadın ayağının tozu dahi olamayız amacım eserini hiçbir şekilde tahrif etmek falan olmaz Allah korusun böyle bir şere bırakın cüret etmeyi aklımın ucundan dahi geçiremem, bu şekliyle okuyunca çok beğendim heyecanlandım ve diğer insanlarla bu güzelliği paylaşmak istedim. Ancak bilmeden belki hata ettim. Ben daha bu yolun başında dahi değilim yeni yeni dinimi tanımaya çalışan bir insanım bunuda burda açık yüreklilikle belirtmek isterim buradaki arkadaşlarım ve büyüklerim eminim ki benden çok çok ilerdeler, ve üstünler ve Allah’a benden cok ama cok daha yakınlardır, neyse konuyu forumdan nasıl çekeceğimi bilemiyorum bunu tarif ederseniz geri çekerim. Herkese saygılar. istemeden verdiğim rahatsızlıktan dolayı herkesten tekrar özür diliyorum.

          Konunun çekilmesine gerek yok kardeş, bu şekilde kalsınki sadeleştirilmemesindeki sebepler diğer kardeşlerimiz tarafından da görülsün ve istifade edilsin inşaallah.

          #770717
          Anonim

            @bammab 193691 wrote:

            arkadaşlar açıklamalarınızın hepsine saygı duyuyorum. Amacım bu mübarek esere asla ve kat-a hakaret etmek basitleştirmek falan değil sadece anlamak istiyorum ve kafama takılan bir soru var burda bunuda sormadan edemiyorum. Allah’ın kelamı olan Kur-an’ı Kerim’in dahi Türkce acılaması ve tefsirleri varken muazzam zenginlikler ve güzellikler ihtiva eden Risale-i Nur’un daha anlaşılır olması daha güzel olmazmı. Cahilliğim için herkesten çok özür diliyorum ama ben orijinalini cok defalar okuamama rağmen anlama oranım yaklaşık %15-20’lerde siteye eklediğim yazıları okuyunca %100 ünü anladım ve kendimi cok daha fazla dine vermeye başladım.

            Bence hiç de cahil gibi durmuyorsunuz, yaptığınız çeviri cinayetini inceledim, anlamadığını diyen biri o çeviriyi yapamazdı zaten..

            Ve o üstteki mavi işaretli cümleyi kurmazdı da..(!)

            O cümleyi kullanarak bu cinayete taş döşemeye çalışan şimdiye kadar çok oldu, fakat siz zaten taşları döşemiş, cinayeti işlemişsiniz..

            Kusura bakmayın ama, ben hiç de iyi niyet görmem, maktulden kan akarken dilenen özür kurnazlıktır!

            #770718
            Anonim

              @Sirac 193740 wrote:

              Bence hiç de cahil gibi durmuyorsunuz, yaptığınız çeviri cinayetini inceledim, anlamadığını diyen biri o çeviriyi yapamazdı zaten..

              Ve o üstteki mavi işaretli cümleyi kurmazdı da..(!)

              O cümleyi kullanarak bu cinayete taş döşemeye çalışan şimdiye kadar çok oldu, fakat siz zaten taşları döşemiş, cinayeti işlemişsiniz..

              Kusura bakmayın ama, ben hiç de iyi niyet görmem, maktulden kan akarken dilenen özür kurnazlıktır!

              Kardeş bence kardeşimizi suçlamayın samimi bir şekilde yeni tanıştığını ifade etmiş hem kendisi yazmamışki bu sadeleştirmeyi direk olarak cinayet gibi suçlamalarda bulunup haksızlık ediyorsunuz iyi niyetli olarak eklediğini söylüyor kimse burda içokuyucu değil sanırım ..Ben kardeşin samimiyetinden ve burda faydalı olduğunu düşündüğü bir konuyu bizlerle paylaştığı için teşekür ediyorum yanlış olabilir belki eklediği konu ,düşünceleri de doğrusu neyse onu bulalım eğer böyle birşeye yanaşmayın biriyse tahrip yada cinayet etmek niyeti varsa size karşı muhalefet ederdi zaten ben böyle bir tavrınıda görmedim herkese s.aleykum…

              #770720
              Anonim

                @bammab 193691 wrote:

                arkadaşlar açıklamalarınızın hepsine saygı duyuyorum. Amacım bu mübarek esere asla ve kat-a hakaret etmek basitleştirmek falan değil sadece anlamak istiyorum ve kafama takılan bir soru var burda bunuda sormadan edemiyorum. Allah’ın kelamı olan Kur-an’ı Kerim’in dahi Türkce acılaması ve tefsirleri varken muazzam zenginlikler ve güzellikler ihtiva eden Risale-i Nur’un daha anlaşılır olması daha güzel olmazmı. Cahilliğim için herkesten çok özür diliyorum ama ben orijinalini cok defalar okuamama rağmen anlama oranım yaklaşık %15-20’lerde siteye eklediğim yazıları okuyunca %100 ünü anladım ve kendimi cok daha fazla dine vermeye başladım.

                Bunun izahatı nedir peki..?

                Bu ifadeyi biz nette cahil olanlarda görmedik..Varsa izahatı yapsın, bekleriz..

                #770725
                Anonim
                  #770727
                  Anonim

                    “Risâle-i Nur’un hocası Risâle-i Nur’dur.

                    Risâle-i Nur, başkalarından ders almaya ihtiyaç bırakmıyor.

                    Herkes istidâdı nisbetinde kendi kendine istifâde eder.”

                    Konferans

                    Bu kısmı okurken, bu anlayışda “-kelimeleri anlamak- ne kadar tesirli?” diye düşünürüz hep..

                    Birçok yeni okuyan, hep

                    “okuyorum ama kelimeler çok yabancı anlamıyorum, gene de anlatamadığım bir tadı var bırakamıyorum” der..

                    Acaba hakîkatenkelimeleri” anlamıyormuyuz..?

                    Evet, bu başlıkta hep beraber Risâle-i Nur içinde “derc edilmişsaklanmış

                    o gizli lûgatı rast geldikçe paylaşalım, bakalım okurken anlamıyormuşmuyuz..?

                    Bismillah

                    “Ve o taalluk, abdin kesbine ve işine yardım edici bir ruh gibi olur. “

                    Bakınız burada, “kesb” in anlaşılacak hâli devâmında verilmiş..

                    Buyrun bakalım..

                    #770728
                    Anonim

                      Mâdem öyledir; kâinatta şu görünen fevkalâde ucuzluk

                      ve şu göz önündeki hadsiz mebzûliyet, sikke-i Vahdeti güneş gibi gösterir.

                      22. Söz

                      “Dünya öyle bir metâ değil ki nizâa değsin.”

                      Çünkü, fâni ve geçici olduğundan kıymetsizdir.

                      Mektubat

                      İmanî hizmetinizde kazandığınız ebedî sevablar ve ruhî ve kalbî faziletler ve sevinçler,

                      şimdiki geçici ve muvakkat gamları ve sıkıntıları hiçe indirir kanaatındayım.

                      Şualar

                      Tafsilatını, izahatını, senedli hüccetlerini risalet-i Muhammediyeye (a.s.m.) dair

                      Zülfıkar, Mucizat-ı Ahmediye (a.s.m.) ve Arabi Hizb-i Nuriye havale edip,

                      yalnız gayet muhtasar, kısacık üç işaret ile

                      Arabi Hizb-i Nurinin hülâsasının bir hülâsası ve tesbihatta tekrar ettiğim Kelime-i Tevhid ile………..

                      On Beşinci Şuâ

                      #770733
                      Anonim

                        Ortada, bu kıymettar harika-i san’at olan nimetler

                        Ehad, Samed’in mucize-i kudreti ve hediye i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek fikirdir.

                        1. Sözİşte bu iyi adam, girdiği memlekette bir umumî şenlik görüyor:

                        her tarafta bir sürur, bir şehrâyin, bir cezbe ve neş’e içinde zikirhaneler…

                        2. söz

                        Batnındaki çirkinlikler zahirine aksetmiş olmalı ki, gülmeyi ağlamak, terhisâtı soymak ve talan etmek tevehhüm etmişsin.

                        2. Söz

                        Şu sağdaki yol, hiç zararı olmamakla beraber, onda giden yolculardan ondan dokuzu büyük kâr ve rahat görür.

                        Soldaki yol ise, menfaati olmamakla beraber, on yolcusundan dokuzu zarar görür.

                        ……..
                        Zahirî bir hiffet, yalancı bir rahatlık görür.
                        ………

                        Fakat mânâsında öyle bir rahatlık ve hafiflik var ki, tarif edilmez.

                        3. Söz

                        Bir zaman, bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, herbirisine yirmi dört altın verip, iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor. Ve onlara emreder ki:
                        “Şu para ile yol ve bilet masrafı yapınız. Hem oradaki meskeninize lâzım bazı şeyleri mübâyaa ediniz.
                        Bir günlük mesafede bir istasyon vardır.
                        ………

                        Bir kısım ehl-i takvâ berk gibi, bin senelik yolu bir günde keser. Bir kısmı da hayal gibi, elli bin senelik bir mesafeyi bir günde kat’ eder.
                        ……..

                        Zira, bin adamın iştirak ettiği bir piyango kumarına yarı malını vermek akıl kabul ederse halbuki kazanç ihtimali binde birdir sonra yirmi dörtten bir malını, yüzde doksan dokuz ihtimalle kazancı musaddak bir hazine-i ebediyeye vermemek ne kadar hilâf-ı akıl ve hikmet hareket ettiğini, ne kadar akıldan uzak düştüğünü, kendini âkıl zanneden adam anlamaz mı?

                        4. Söz

                        Bütün vâridâtı ve menfaati size vereceğim.
                        ………

                        Hem idare ve muhâfaza zahmeti ve külfeti başınıza kalacak.
                        …….

                        Çünkü hatâsının neticesi olarak hem saadeti ve mülkü gitmiş, hem ceza ve azab çekiyor.
                        …….

                        Eğer Mâlik-i Hakikisine satılsa ve Onun hesâbına çalıştırsan, akıl öyle tılsımlı bir anahtar olur ki, şu kâinatta olan nihayetsiz rahmet hazînelerini ve hikmet defînelerini açar.
                        …….

                        Ve daha bunlar gibi başka âletleri ve âzâları kıyas etsen anlarsın ki, hakikaten mü’min Cennete lâyıkve kâfir Cehenneme muvâfık bir mahiyet kesb eder.
                        …….

                        Ve onların herbiri öyle bir kıymet almalarının sebebi, mü’min, imâniyle Hâlıkının emânetini, Onun nâmına ve izni dairesinde istimâl etmesidir. Ve kâfir, hıyânet edip nefs-i emmâre hesâbına çalıştırmasıdır.
                        …….

                        İnsan zayıftır, belâları çok; fakirdir, ihtiyacı pek ziyâde; âcizdir, hayat yükü pek ağır.

                        6. Söz

                        #770734
                        Anonim

                          Bediüzzaman Hazretleri, asıl Türkçe olan fakat şimdi Osmanlıca dediğimiz lisanın muhafazasını istemiş ve o kelimeleri bilerek tercih etmiştir.
                          Risale-i Nur’da Osmanlıca kelime ve tabirlerin muhafaza edilmesinin çok hikmetleri vardır.

                          Üstad Hazretleri bu kelimelerin öz Türkçelerini bildiği halde değiştirmemiştir.
                          Nitekim metinlerde bir çok öz Türkçe kelimeler, daha önce geçen Osmanlıca kelimelerin manalarını izah edecek şekilde ardarda veya başka cümlelerde onların yerine kullanıldığı görülmektedir.
                          Buda Nur’ların anlaşılmasını kolaylaştırmakta ve lügatlara müracaat olmadan dahi olsa Nur’ların anlaşılabileceğini göstermektedir.
                          Sabredip teenni ile okuyan ve Nur’un derslerine devam edenler bu hakikata şahid olmuşlardır.
                          Mezkür yerlerin çok sayıda örnekleri vardır.

                          Misâl olmak üzere. “Sözler” adlı eserden birkaçını zikrediyoruz :

                          (Parantez içindeki rakamlar, Envar Neşriyatın son baskısındaki sahifeleri gösterir.)

                          anahtar (535), miftah (536)

                          tahammül edemez ve yüklenemez (537)

                          istinad eder. . . . . dayanır (627)

                          ince ve dakik (627)

                          -müstağni ve hiç kimseye ihtiyacı olmayan (628)

                          -tezyin ettiği gibi süslendirip (654)

                          sever, muhabbet eder (620)

                          gerek, lazım (621)

                          mâhir, usta (623)

                          tevkif ve durdurma (624)

                          -istab’ad. . . . akıldan uzak ve muhal görür (65)

                          nihayetsiz, gayr-i mütenahi (552)

                          -âlem-i ahiret (531), öteki alem (556)

                          -me’yus, ümitsiz (584)

                          -umum, bütün (586)

                          -kanat, cenah(589)

                          -küreyvat-ı hamra, yuvarlak kırmızı mevcut (592)

                          -lisaniyle,
                          diliyle (592)

                          -beden-i insani (593), insanların bedeni (594)

                          -şuunat, işler (595)

                          zaptetmek, ele geçirmek(596)

                          -semanın (603), göğün (603)

                          yüz, sima(606)

                          istiğna-yı mutlak var, hiçbir cihetle ihtiyaç yok (607)

                          ekl, kelam ve fikirdir, yani yemek, söylemek ve düşünmektir (608)

                          -elinde, kabzasında (609)

                          -gölgesi, zılali (611)

                          -geniş, vüs’atli (508)

                          vahşî, hiç şehir görmemiş (508)

                          hâlidir, boştur (508)

                          hakir, küçük (508)

                          âkil-ün nebat, ot . . . . . yerler (508)

                          âkil-üs-semek, balık. . . . . yerler (508)

                          -nardan, ateşten (508)

                          nurdan, ışıktan (508)

                          alıntı

                          #770742
                          Anonim

                            Risale-i Nurlar neden sadeleştirilmiyor, herkesin anlayacağı hâle getirilmiyor?

                            Risale-i Nur’un dilinde, ekseri olarak Allah’ın isimleri ve sıfatları ve Kur’ani tabirler hakim ve galip olduğu için, bunları gayret edip öğrenmek elzemdir. Kısacık dünya hayatını temin için her şeyi öğrenmeye çalışıp çabalamak aklın gereği ise, ebedi hayatın vesikası hükmünde olan dini tabirleri öğrenmek; hem aklın hem de hakikatin gereğidir.

                            Risale-i Nur’un dili; hem dinimizi öğrenmek açısından, hem de geçmiş kültürümüzü talim açısından bir köprü vazifesi görüyor. Onun için kuşaklar arasında kesinti ve kopukluk olmamak için, ceddimizin dilini öğrenmek ve öğreten eserleri tahrif etmemek gerekir.

                            Risale-i Nur’a bizim adapte olmamız lazım, yoksa onu kendimize adapte edersek hakikate zulüm olur.

                            Risale-i Nur manevi ve İlhami bir tefsirdir, kelimelerini ve cümlelerini tam manası ile tercüme etmek ve sadeleştirmek mümkün değildir. Bu yüzden gayret edip orijinal diline aşina olup, orijinal manalarını talim etmeliyiz. Sonuçta sadeleştirme işini de birisi yapacağı için, onun anladığı ile kısıtlı kalacak; halbuki “Said Nursi ne demek istedi” ile “filanca ne dedi” arasında çok azim bir fark vardır.

                            Risale-i Nur’u talim aşamasında; farklı vasıtalardan faydalanmak güzeldir. Lügat kullanmak veya onu izah eden başka kaynaklardan faydalanmak iyidir. Bazı neşriyatların yaptığı kelime açıklamalı kitaplardan faydalanmak güzeldir.

                            Bütün araçların ve vasıtaların tek amacı olmalı; o da Risale-i Nur’u anlamaktır. Bu gaye esas alınırsa, araçlardan faydalanmanın bir mahzuru yoktur. Öyle ise sadeleştirme yerine, bu gibi vasıtalardan faydalanarak anlamaya çalışabiliriz.

                            Yazar: Sorularla Risale

                            #771023
                            Anonim

                              Üstad’ın hizmetkârı Hüsnü Bayramoğlu’ndan naklen:

                              “Bir gün Üstadımızın huzuruna, Ankara’dan Atıf Ural’la talebeler geldiler. Üstadımızdan sual ettiler ki, gençlerin Risale-i Nur’u iyi anlamaları için sayfa altlarına kelime anlamlarını, lügatlarını yazsak olur mu diye sordular.
                              Hz. Üstad, evvelen “olur” dedi, sonra devam ederek; “fakat Risale-i Nur tahkikî, tefekkürî iman dersleri verdiği için o anda sayfanın altına bakması tefekkürî iman derslerinin feyzine ve istifadesine mani olur. Onun için izin vermiyorum” dedi.

                              Şahitler: M. Sungur, imza; M.N. Güleç, imza
                              1948-1949’da Afyon hapsinde Ahmed Feyzi Ağabeyin Hazret-i Üstad’a gençler için risalelerin biraz sadeleştirilmesine dair mektubuna, Hazret-i Üstadımızın verdiği cevabın sonunu şöyle bitmektedir:
                              “Benim tarz-ı ifadem, bu zamanın Türkçesine uygun gelmiyor. Bir parça dikkat ve teenni ister. Belki bunun da bir faydası, bir hikmeti var…» (Emirdağ Lâhikası Elyazma sh:661)

                              #771158
                              Anonim

                                aklı selim açıklama yapan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum ancak bazı kişiler o kadar ağır ithamlarda bulundular ki nerdeyse kafir olmakla suçluyacaklar, bunların yüzünden severek okuduğum risale-i nurdan soğudum şevkim kırıldı, bu kişileri vicdanlarıyla başbaşa bırakıyor, Allah’a havale ediyorum. Müslüman birleştirici olmalı fanatik değil.

                                #778527
                                Anonim

                                  teşekkürler…

                                15 yazı görüntüleniyor - 16 ile 30 arası (toplam 33)
                                • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.