Herim b. Hayyan ra. anlatır:
“Veysel Karanî Hazretleri’ni görmek için Kûfe’ye gittim. Tek arzum kendisiyle görüşmek ve hayır duasını almaktı.
Onu öğle vakti Fırat kenarında abdest alırken buldum. Kendisini ilk defa görüyordum. Anlatılan vasıflarından onu tanıdım.
Yanına vardım, selam verdim.
O da selamımı aldı ve:
– Allah sana rahmet etsin. Nasılsın ey Herim b. Hayyan? dedi.
Ben, benim ve babamım ismini nereden bildi diye hayret ettim.
Kendisine:
– Allah sana rahmet etsin, benim ve babamın ismini nereden bildin?
Bundan önce seni hiç görmemiştim, dedim.
Biraz sükût etti ve:
– Bana senin ve babanın ismini her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah bildirdi.
Nefsim seninle konuşurken ruhum senin ruhunu tanıdı.
Hiç şüphesiz bedenler birbiri ile tanışıp kaynaştığı gibi, ruhlar da Allah sevgisiyle birbirlerini tanırlar ve severler.
Zahiren hiç karşılaşmamış, tanışmamış olsalar ve oturdukları yerler çok uzak da olsa bu böyledir, dedi.
(İbnu Asakir, Tarihu Dımaşk; Ebu Nuaym, Hilye; Zehebî, Siyeru A’lâmi’n-Nübelâ)