- Bu konu 13 yanıt içerir, 9 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
1 Şubat 2011: 07:30 #649882
Anonim
selamun Aleykum muhterem müslümanlar;
Geçen hafta hocamız bir ders vermişti araştırında gelin bakalım;
zahiri ve beşeri güzellikleri çok konuştuk..Cemalin güzelliğine örnekler çok verildir..Ama ne garip ruhun cemali ve güzelliği nasıl olurdu?
Görünmeyen bir varlığın cemali nasıl olurdu?şaşırmıştık..Üstad hz’leri sözlerde bir kaç yerde zikretmişti bu konuyu;
Benim gibi bu söze denk gelipte merak edenler olabilir diye burada sormak istedim müsadenizle;
evet muhterem müslümanlar;
RUHUN CEMALİ nedir ?nasıl olur acaba? bilen varmı?1 Şubat 2011: 07:40 #785250Anonim
@tebliğ 235755 wrote:
selamun Aleykum muhterem müslümanlar;
Geçen hafta hocamız bir ders vermişti araştırında gelin bakalım;
zahiri ve beşeri güzellikleri çok konuştuk..Cemalin güzelliğine örnekler çok verildir..Ama ne garip ruhun cemali ve güzelliği nasıl olurdu?
Görünmeyen bir varlığın cemali nasıl olurdu?şaşırmıştık..Üstad hz’leri sözlerde bir kaç yerde zikretmişti bu konuyu;
Benim gibi bu söze denk gelipte merak edenler olabilir diye burada sormak istedim müsadenizle;
evet muhterem müslümanlar;
RUHUN CEMALİ nedir ?nasıl olur acaba? bilen varmı?
Aleyküm selam kardeş,
Ruhun cemali ibadet ve güzel ahlakla ortaya çıkar. Ruhun gıdası zikir, kazanması ise ibadet ile mümkündür. Yani ruhun güzelliği ibadet ve güzel ahlak ile donanmasıdır. İnsanın geniş mahiyetindeki bütün cihaz ve azalar ruh vesilesi ile işleyip çalışıyor, iman ve ibadet ruha ruh olursa,ruhun cemali çıkar ortaya İşte ruhun güzelliği burada gizlidir.
Yok olmaya mahkûm olan, hakikî güzel olamaz:
Güzel değil batmakla gaib olan bir mahbub.
Çünki: Zevale mahkûm, hakikî güzel olamaz.
Aşk-ı Ebedî için yaratılan ve âyine-i Sâmed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli.“Güzel gören, güzel düşünür; güzel düşünen, hayatından lezzet alır”
Fani olan, kalbin alâkasına değmiyor:
Bir matlub ki, gurubda gaybûbet etmeye mahkûmdur; kalbin alâkasına, fikrin merakına değmiyor. Âmâle merci olamıyor. Arkasında gam ve kederle teessüf etmeye lâyık değildir. Nerede kaldı ki kalb ona perestiş etsin ve ona bağlansın kalsın. (Sözler, 345)1 Şubat 2011: 08:34 #785253Anonim
Allah cc razı olsun çok güzel bir soru
soruyu okuyunca iki şey geldi aklımabiri
hani denir ya iman sahibi, Allah cc’yu seven, rızası doğrultusunda yaşamaya gayret gösteren
hayatını tefekkür üzere geçirmiş bir insan vefat ettiğinde kainat ağlar, üzülürmüşdiğeride
mesela dışarıda yürüyen bir insan düşünün
o kişinin içinden yaptığı zikir ve tefekkürleri dahi hissedip
melekler kendi aralarında “şu kişiyi görüyormusunuz o Allah cc’yu düşünüyor, zikrediyor” deyip
o kişinin etrafında tolanırlarmışaslında iman sahibi kişi siretinin yanı sıra suretinde ki nurla da tanınır
ama ruhundaki bu güzellik olmasa
kişi vefat ettiğinde mahluklar dahi üzülür mü
ya da melekler Allah’ın izni ile hıfz edip etrafında toplanırlar mıbirde şu var ki
insan, ruhunun güzelliğini zaten zahirende gösterir inşaAllahçok daha farklı bir açıdan bakacak olursak
hani demişsiniz ya görünmeyen bir şeyin güzelliği nasıl olur diye
zaten bir çok güzellik görünmeyen şeylerde değilmidir?
hislerimizi göremeyiz ama
severiz, beğeniriz, üzülürüz, hayal kurarız, isteriz..
yani bizi biz yapan görünmeyen hasselerimizdir aslındatv’de haberlerde hiç tanımadığımız birinin acısına ortak oluruz
namaz kılarız manen çok huzurlu hissederiz
ruhumuzun mertebesi nerelere kadar çıkar o an Allah cc bilir
daha o kadar farklı şekilde örneklendirilebilir ki aslındayani kalb ve ruh
görünmemesine rağmen
güzellikleri her zaman hissedilir
hissettirilir
bu da yaşamımıza yansır bir şekilde1 Şubat 2011: 09:57 #785255Anonim
Rabbi Rahman razı olsun iştiraklerinizden ötürü..Yorumlarınız çok güzel çok beğendim;
Peki şöyle bir soruyla konuyu dahada açmak isterim müsadenizle;
SİZCE RUH CEMALİNİN GÜZELLİĞİYLE ZAHİRİ GÜZELLİKLER DOĞRU ORANTILIMIDIR ACABA?
ne dersiniz?1 Şubat 2011: 10:11 #785257Anonim
@tebliğ 235779 wrote:
Rabbi Rahman razı olsun iştiraklerinizden ötürü..Yorumlarınız çok güzel çok beğendim;
Peki şöyle bir soruyla konuyu dahada açmak isterim müsadenizle;
SİZCE RUH CEMALİNİN GÜZELLİĞİYLE ZAHİRİ GÜZELLİKLER DOĞRU ORANTILIMIDIR ACABA?
ne dersiniz?
hani yapılan ibadetlerin nuru yüzde kalır ya bana göre aynı şekilde ruhta da o nurdan izler kalır hatta görünen güzellikten daha çoktur bakmasını bilene..ama işte bakana görede değişir sanırım..
Bir gün Peygamberimiz otururken yanına bi adam gelir gözlerinin içine bakarak:
“N…e kadar çirkinsin.” der. Peygamberimiz:
Biraz haddini aştın ama doğrudur der.
Bir gün yine bi adam gelir:
“Ne kadar güzelsin ya resulallah” der. Peygamberimiz doğrudur der. Arkadaşları sorar:
Peygamberimiz bu işin aslı nedir? güzelsin diyene de çirkinsin diyene de doğru diyorsun?
Peygamberimiz:
“Kişi ne görmek istediyse onu görür biz birbirimizin aynasıyız kişi bana bakarak kendini
gördü diye cevap vermiştir.1 Şubat 2011: 10:25 #785258Anonim
muhakklak doğru bir cevabı vardır ama
ben cevabı bilmediğim için kendi fikrimi söyleyeyimbence evet
yani kişi çok iyi oynamıyorsa öyle olmalı
zaten ruhu sıkkın olan, sürekli kötülük düşünen, kötü bakan .. kişi
ne kadar güzel, hoş ve erdemli gözükmeye çalışırsa çalışsın başarılı olamaz
riyakarlıkta bi yere kadar
kendine zarar verir
manen çökerama bunu riyakarlık olarak değilde
şöyle düşünürsek
Ya göründüğün gibi ol
Ya olduğun gibi görün
biz riayet ediyormuyuz edemiyormuyuz o tartışılırLem’alardaki Eyyub As’ın kıssasında
Üstad Hz diyor ya günah işleye işleye nokta nokta kalbi karartır
tevbe edilmezse siyahlaştırır, Allah cc muhafaza şirke isyana götürebilir
aylar önce bu konu üzerinde kardeşlerle sohbet ederken
biri şu soruyu sordu:
“İşlemesek de, düşünsek aynı şey geçerli olur mu?”
bir kardeşimiz cevap verdi:
“İnsan düşüne düşüne yatkınlık duyar, o işi yapmaya meyli olur, bi yerden sonra da işlemeye başlar zaten”bende şunu sormuştum
“o zaman tam terside geçerlidir değil mi?”
yani hiçbirimiz dört dörtlük değiliz, nefs ve şeytan her an tetikte
her zaman amel olarak işleyemesekte, her an hayr düşünmek, hayr konuşmak
bi yerde bize yatkınlık kazandırır, meyletirir ve eyleme geçirmemize sebep olabilir inşaAllahyani ruhumuz, aklımız, kalbimiz hayata nasıl bakıyorsa
nasıl görüyorsa
onu bi şekilde yansıtırız
tabii Elif_Gibi kardeşinde dediği gibi bakmasını bilen görür1 Şubat 2011: 13:17 #785264Anonim
Allah cc razı olsun
soru öğrenmeye vesile oldu
Ruh Güzelliği Nasıl Olur?1 Şubat 2011: 15:55 #785296Anonim
@akna 235809 wrote:
Allah cc razı olsun
soru öğrenmeye vesile oldu
Ruh Güzelliği Nasıl Olur?EVET ;teşekkürler akna kardeş;Allah (c.c) razı olsun..bak konu konuyu açtı..güzel bir soru;
SAHİ RUH GÜZELLİĞİ NASIL OLUR ACEP?
2 Şubat 2011: 07:18 #785320Anonim
ELhemdulillahi allah razi olsun
2 Şubat 2011: 07:35 #785325Anonim
Marifetullah ve Muhabbetullah da kanat çırpıkça ruhun cemali de güzelleşir,nuru da artar.
Bunuda bol bol risalei nuru tefekkürane okumakla elde ederiz inşaallah…
2 Şubat 2011: 15:14 #785348Anonim
@ademyakup 235922 wrote:
Marifetullah ve Muhabbetullah da kanat çırpıkça ruhun cemali de güzelleşir,nuru da artar.
Bunuda bol bol risalei nuru tefekkürane okumakla elde ederiz inşaallah…
kısa ve öz bir cevap..ama derin bir cevap..teşekkürler hocam Allah (c.c.) ilim ve şevkınizi artırsın inşl..
2 Şubat 2011: 16:09 #785353Anonim
Ruh güzelliği’ne mazhar olabilmemiz için Bediuzzaman Hazretlerinin bir nasihatini paylaşmak isterim,
Diyor ki hazretleri, ”önce kulağımız iman nuruyla” aydınlanmalıdır. Kulak iman nuruyla ışıklandığı vakit, kainattan gelen pek çok güzel sesleri işitir. Her varlığın kendi hal diliyle çıkardığı sesleri, zikirleri, tesbihleri anlar. Hatta bu iman nuru sayesinde rüzgârın eserek çıkardığı sesler, bulutların çarpışmasından çıkan gök gürlemeleri, deniz dalgalarının çırpınışları, yağmurun şıpırtıları, kuşların cıvıldaşması, ağaçların hışırtısının her birisi birer “Rabbanî kelâm ve ulvî tesbih” haline gelir ve kulak bunlarla aydınlanır.
Böylece kainat, ilâhî bir musiki dairesine dönüşür. Türlü türlü sesler, çeşit çeşit terennümler, kalplere ulvî bir hüzün, rabbanî bir aşk verir, onu nurlu alemlere götürür… (İşârâtü’l-Îcâz, 77-78)
2 Şubat 2011: 22:18 #785395Anonim
“Malûmdur ki, her şeyin hüsnü kendine göredir; hem binler tarzda bulunur ve nevilerin ihtilafı gibi güzellikleri de ayrı ayrıdır. Meselâ, gözle hissedilen bir güzellik, kulakla hissedilen bir hüsün bir olmaması ve akılla fehmedilen bir hüsn-ü aklî, ağızla zevk edilen bir hüsn-ü taam bir olmadığı gibi; kalb, ruh ve sair zâhirî ve bâtınî duyguların istihsan ettikleri ve güzel hissettikleri güzellikler, onların ihtilâfı gibi muhteliftir. Meselâ, imanın güzelliği ve hakikatın güzelliği ve nurun hüsnü ve çiçeğin hüsnü ve ruhun cemâli ve suretin cemâli ve şefkatin güzelliği ve adaletin güzelliği ve merhametin hüsnü ve hikmetin hüsnü ayrı ayrı oldukları gibi; Cemîl-i Zülcelâlin nihayet derecede güzel olan Esmâ-i Hüsnâsının güzellikleri dahi ayrı ayrı olduğundan, mevcudatta bulunan hüsünler ayrı ayrı düşmüş.
Eğer Cemîl-i Zülcelâlin esmâsındaki hüsünlerin mevcudat aynalarında bir cilvesini müşahede etmek istersen, zeminin yüzünü bir küçük bahçe gibi temâşa edecek bir geniş, hayalî gözle bak. Ve hem bil ki, Rahmâniyet, Rahîmiyet, Hakîmiyet, Adiliyet gibi tâbirler, Cenâb-ı Hakkın hem isim, hem fiil, hem sıfat, hem şe’nlerine işaret ederler.” 4.Şua’dan
8 Şubat 2011: 08:35 #785633Anonim
@tebliğ 235779 wrote:
Rabbi Rahman razı olsun iştiraklerinizden ötürü..Yorumlarınız çok güzel çok beğendim;
Peki şöyle bir soruyla konuyu dahada açmak isterim müsadenizle;
SİZCE RUH CEMALİNİN GÜZELLİĞİYLE ZAHİRİ GÜZELLİKLER DOĞRU ORANTILIMIDIR ACABA?
ne dersiniz?ruhlarındaki nuraniyet simalarında bellidir..sahabeler için deniliyor ayette fetih süresinde…
işari manada diğer evliyalar içinde geçerlidir…marifetullahda kanat çırpanlar içinde geçerlidir..
hakikaten nur talebelerinin simalarına bakınız,ruhaniyetlerindeki nuru görünüz.
20 Şubat 2011: 11:32 #786205Anonim
Selamın Aleyküm. Allah sizlerden razı olsun.. Sayenizde hiç aklımda olmayan ne ilginç bir konu okudum. :003:
Şimdi ben her zaman ki huyumu yapsam bu konuyu kendi içimde mantığa dayamaya çalışsam. Ne ilginç şey çıkıyor karşıma. Düşünün insanın kalbi atıyor. Onun idaresi insanın elinde değil. Durdu mu duruyor da tabi.. O da insanın elinde değil..
Peki anne karnında nutfeden dönüşüp rahme yapışmış alaka dan olmuş bir tutam Mudga nın kalbi ilk nasıl atıyor. Hadi ona denilir anneden babadan geliyor ilk kalp atışı diye. Peki ilk insanın ki ? ilk canlının ki ? İlk kalbi çarptıran şey nedir. ? Mantığım şöyle diyor; Yüce Allah’ın yaratığına bahşettiği Hayat Enerjisidir. Bir enerji ona etki etmeli ki o kalp kası kasılsın.
Elektrik dahi bir enerjidir. Biz elektriği göremeyiz. Ancak ışığın bile foton adı verilen tanecik/maddesel şekli/cemali varsa elektriğinde elektron denen parçacıkları vardır illaki. Ruhunda şekli/cemali olmalı diyor benim aklım..
Ruhu elektriğe benzetmek biraz çılgınca gibi xD ama gariptir aklıma bu şekilde geldi.
Saygılar.. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.