Bir sana yanmayi arzu ederdim delicesine,
Bir de hüznünü kaf dağının ardına taşıyabilmeyi
Gönlüm, asi bi deniz gibi hırçınlaşmakta
Vuslatıma bir an kaldı;
Ne olur doğ içime serseri bir güneş gibi,
Zifir saçlarınla yak yüreğimin mabedini.
Her dem seni anmaktayım,
Ölü coğrafyanın 46. parelelinde
Taa!! maveradan sesleniyorum sana,
Rüveyda! Rüveyda! Duyuyor musun beni.
Gam vurur Rüveyda’nın düşlerine,
Ve Rüveyda’ya inat ağlar gözlerim,
Rüveyda! O yüzündeki nurun, ilahi şavkıyla
Cayır cayır yak beni cehheneminde
Rüveyda! Rüveyda! bir yaradır kanayan,
Taa!! İçerimde.
Hazana inat, bahara inat, yaza inat;
Yaşamalısın sen Rüveyda,
Yüreğin, leylaklara, erguvanlara,
Zambaklara eş değer olmuş
Kaptırmışsın kendini bir deli rüzgara.
Şimdi uzak bir kentin,
Kırık dökük anılarıyla meşkulsün
Yağmurlar çisil çisil pencerene vurmakta;
Ve sen derin uykulara dalmişsin,
Uyan Rüveyda uyan,
Tan yeri ağarmakta
Yok olmamıza bir can kaldı.
Abdurrahman Demir