• Bu konu 2 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
  • Yazar
    Yazılar
  • #658816
    Anonim
      Tarihi romanın sayfalarına öylesine dalmıstı ki; cenk meydanlarında mehter marslarına karısan at kisnemeleriyle yasadıgı cosku seli içinde annesinin odaya girdigini fark etmedi bile. Yıl boyunca agır derslerin üstesinden gelebilmek için olanca gayretiyle çalısmıs, karne almaya iki gün kala tekrar romanlara dönmüstü. Her aksam oldugu gibi annesi çalısma masasına çay bırakmaya gelmisti.

      “Oglum az konusabilir miyiz?” derken tevekkül abidesi kadının yüzünde altında ezildigi sorunların çizgileri vardı. ”Tabii annecigim” derken, sıkıntılı bir seyler gelistigini anlamakta zorlanmadı.

      -Nasıl baslayacagımı bilemiyorum evladım. Bu yıl orta okulu bitiriyorsun. Agabeyin de seneye fakülte ikinci sınıfa devam edecek. Yıllar yılı babanla omuz omuza vererek sizi yetistirmeye çabaladık. Artık gücümüzün son sınırındayız. Ikinizin tahsili bize agır gelecek oglum. Sen bu yıl bir atölyede ise baslasan diyoruz. N’olur beni anla evladım, dedi.

      Böyle bir teklifin gelecegini aylardır evdeki buhranlı atmosferden hissedebiliyordu. Tek maaslı baba, evlatlarını okutmak için direnmis, demek buraya kadar dayanabilmisti.
      Annesi üzgün bir halde odayı terk ederken kitabı kapattı, yan kanepeye geçip okulu, istikbalini düsündü.

      Hiçbir sey agırına gitmiyordu da “takdirlik” bir ögrencinin sırf parasızlık nedeni ile çıraklıga gidecek olmasını yediremiyordu. Üstelik, bu defa annesine de sasırmıstı.

      Ailenin geçirdigi bunca yıldır bunalımlarda hep teselli veren, gelecege üzülenlere ”Acele etmeyin, sabah olsun hayır bize gelsin, sabahın sahibi var” diyen kadın neden bu defa öyle dememisti de acı gerçege teslim olmustu?.

      Yatak batıyor, uyku tutmuyordu. Bahçeye çıktı. Yıldızlara, aya ve karanlıga sımsıkı perde çekmis evlere bakarak: “Bir yolu olmalı. Sabahın Sahibi buna da bir çare bulmalı.” dedi.Içeri döndü. Abdest alıp iki rekat namaz kıldı. El açtı: “Allah’ım annem bu defa acele etti.

      Madem ki sabahın sahibi sensin, madem ki hazinen tükenmiyor, bana da ikram etmen zor olmamalı. Versen hazinen eksilir mi sanki?” diye çocukça Rabbi’yle konusuyor, kırık kalbinde kopan fırtına gözlerinde hüzün çaglayanına dönüsüyordu.

      Sabah okuluna giderken mutsuzdu. Oysa, karne almaya sadece bir gün kalmıstı.

      Ögretmenler not fislerini idareye yetistirme telası içinde sınıfı serbest bırakıyor, ögrenciler doyasıya sohbet ediyordu. Yıl içinde “inekliyorsun sen” diye takılan arkadasları gıpta ile etrafında çevrelenmisti. Yine takdir alacaktı. Iki dönem üst üste takdir alanın resmi, okul girisindeki Iftihar Tablosuna asılıyordu. Bu dönem O’nun da resmi asılacaktı. Ama neye yarardı ki? Çalıs, oku, meslek lisesinin agır programını yüklen, gidecegin yer elektrik atölyesi olsun. Iste bunu bir türlü gönlüne kabul ettiremiyordu.

      Teneffüs aralarında da yalnız kalmak için kantin köselerine kaçtı.
      Son derse giris zili çaldı. Laboratuar aletlerinden sık bahsettigi için “Erlenmayer Rüstem” lakabını taktıkları Fen Bilgisi Hocası içeri girdi. O da karne yazımı için kürsüsüne çekildi.

      Ögrenciler, isim-esya-hayvan-sehir ya da adam asmaca oyunları ile vakit öldürüyordu. Kapı vuruldu. Kırmızı kolluk takan nöbetçi ögrenci içeriye girdi. Erlenmayer Rüstem’e bir not pusulası uzattı. Pusulayı uzun uzadıya süzen hoca, manalı gözlerle sınıfa baktı. Içi “cızz” etmisti. Geçen sene de arkadaslarından birine babasının ölüm haberi bu sekilde
      gelmisti. Acaba bu defa kim üzülecek diye düsünürken ögretmen:

      -Murat Oglum! Müdür Bey seni istiyor, git bakalım, dedi.Heyecan ve korku dolu, tedirgin adımlarla nöbetçi ögrencinin pesine takıldı. Idare odasının kapısı açıktı. Teknik Lise’nin kıdemli müdürü, birlikte çay içtigi bürokrat görünümlü adamla koyu muhabbete dalmıstı.O’nu fark eden adam müdüre dönerek:

      -Hocam, ne diyorsunuz, layık mıdır bu çocuk? Diye sordu.Müdür:

      -Elbette. Ailece tanırım. Çok basarılı. Ben kefilim. Beyefendinin yüzünü kara çıkarmaz inanın, dedi.


      Orta yaslı, resmi kisveli adamla ana kapıdan çıktılar. Neye layıktı? Beyefendi kimdi?

      Nereye gidiyorlardı? Bir türlü kestiremiyordu. Lacivert Mercedes’in kapısını sık bir soför açtı. Yola koyuldular. Içinden “Belki de müdür bana bir is buldu. Beyefendi de atölye sahibi olsa gerek” diye geçirirken adam söze girdi:

      -Bak Evladım! Seni saygın bir amcaya götürüyorum. Elini öp, söylediklerini dinlemekte kusur etme! Sorulmadıkça da cevap verme oldu mu, dedi. “Peki efendim.” diyebildi sadece. Sonra adam bir bir okulunu, derslerini, kardeslerini sordu.

      Araba, Haziran hararetiyle kavrulan asfaltları yutarcasına yol alıyordu. Villaları ile ünlü semte keskin virajdan hızla girdiler. Duvarlarını sarmasıklar kapatan büyük bahçeli yesil köskün önünde durdular. Hizmetçi kızlar açtı kapıyı. Genis bir sofadan kırmızı halı
      serilmis merdivenler yoluyla üst kata tırmandılar. Yaglı boya tablolarla bezeli genis salona girdiler. Yaslıca bir adam, alçıya alınmıs bacagını uzatmıs, yarı yatalak vaziyette gazete okuyordu. Yazı gözlügünü burnuna dogru indirip:

      -Hos geldin evladım, rahat otur, dedi. El öptü ve gösterilen yere ilisti. Dünyaya gözlerini açtıgı gecekondu yanında bu kösk bir hayal evi gibi büyülemisti onu. Ancak siyah-beyaz klasik Türk filmlerinde görmüstü böylesi evleri. Birlikte geldigi adam bu kisinin müdürü
      falan olmalıydı. Gayet saygılı anlatıyor, adeta rapor veriyordu. Bir müddet kendi aralarında konustuktan sonra hasta Beyefendi söze girdi:

      -Seni ben çagırttım çocugum. Okulundan basarılı bir genç istedim, demek seni seçmisler.

      Masallah, edepli birine benziyorsun. Gelecegin de insallah parlak olur, dedikten sonra asıl konuyu açtı:

      -Evladım! Ben üç yıldır üst üste miraç gecelerinde trafik kazası geçiriyorum. Bu yıl da aynı sey oldu ve ayagım kırıldı. Hocalarımıza danıstım. Bana kalıcı bir hayır islememin iyi olacagını söylediler. “Belalar sadakalarla savusur” dediler. Bundan böyle ben senin
      tahsilinin geriye kalan kısmını üstleniyorum. Muhasebe müdürüm Hasmet Bey, her ay ailenin banka hesabına sana yetecek miktarda meblagı yatıracak. Tek istegim; basarılı bir vatan evladı olarak yetismen, dedikten sonra sehpada duran evrak çantasından bir
      kartvizit çıkararak uzattı:

      -Bu benim kartım. Bana ulasman zordur, ama her yarıyıl sonunda karneni görmek isterim. Haydi çocugum, Allah yardımcın olsun, ailene selam ilet, diyerek ugurladı. Merdivenlere yönelirlerken:

      -Hasmeeet! Çocugu evine bırakın. Markete ugramayı da ihmal etmeyin haaa, diye müdürüne talimat verdi.

      -Anlasıldı Beyefendi, bas üstüne efendim, diye yerlere kadar egilerek saygı selamı yaptı müdür.

      Arabaya döndüler. Yolda emredilen alısverisler yapılmıs, paketler, posetler bagaja konmustu.

      Minik kalbi sevinsin mi, sasırsın mı, çıglık mı atsın karar veremiyor, gönül denizi met-cezirler yasıyordu.

      Araba briket duvarlı bahçenin yanında durdu. Inene kadar cebindeki karta bakmayı unutmustu. Araç geri dönerken kartı okudu. Yazılı isim; söhretini yerel gazetelerden bildigi sehrin ilk üçte yer alan isadamlarından birine aitti. Zili çaldı. Kapıyı açan annesi zaten gecikmesinden tedirginken, bir de paketleri görünce büsbütün heyecana kapıldı:

      -Neredesin Oglum? Bunlar da neyin nesi böyle, diye sordu.

      Gözlerinin içi gülüyor, sükür, minnet ve tevekkülün ödülünü almıs olmanın mutlulugu ile gülümsüyordu.

      Bu defa sen acele ettin anne! Sabahın Sahibi okuluma devam etmeme izin verdi.

      Okuyacagım anne, okuyacagım, diyerek boynuna atıldı çilekes kadının.

      …………

      Dostlar;

      Miraç Geceleri o isadamına üst üste kaza geçirten kim? Iki bin ögrenci mevcudu olan Teknik Liseden müdür niye bu çocugu seçti?
      Duanın gücüne ne kadar inanıyorsunuz?
      Tevekkül anlayısınız hayatınızı ne derece etkiliyor?
      Hayatınızın ne kadarını siz planlıyorsunuz?. .

      İbret/İhsan DOĞRAMACI

      Allah’ın hikmetinden sual olunmaz…

      #761336
      Anonim

        çok etkileyiciydi Allah razı olsun…

        #761350
        Anonim

          HAK RAZI OLSUN.gerçekten çok etkileyiciydi.tam ibret alınması gereken bir konu.ALLAHA EMANET OLUN.

          #761351
          Anonim

            Rabbim cümlemizden razı olsun İnşAllah. Siz de ALLAH A EMANET OLUN.
            Selam ve Dua ile…

          4 yazı görüntüleniyor - 1 ile 4 arası (toplam 4)
          • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.