- Bu konu 40 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
20 Haziran 2013: 10:04 #814636
Anonim
Orijinal metin: Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı? der, evhama düşer.
Sadeleştirilmiş metin: Acaba bu serseri yıldız dünyamıza çarpar mı?deyip evhama düşer.
Orijinal metindeki ifade “çarpmasın mı?” olduğu halde sadeleştirilmiş metinde “çarpar mı?” olarak değiştirilmiştir. Halbuki ikisi arasında büyük fark vardır. Orijinal metindeki ifade şaşkınlığı, telaşı, endişeyi ifade ettiği halde, sadeleştirilmiş metinde sadece soruyu ifade etmektedir. Gel gelelim “evham” kelimesine…. Nedense bu kelimeyi çevirmemişler. Yoksa pek çok kelimeyi anlamayan kardeşleriniz bu kelimeyi anlayabiliyor mu?29 Haziran 2013: 12:49 #814757Anonim
Orijinal metin: (Bir vakit böyle bir yıldızdan Amerika titredi. Çokları gece vakti hanelerini terk ettiler)
Sadeleştirilmiş metin: (Bir vakit böyle bir yıldızdan koca Amerika titredi. Çokları gece vakti evlerini terk etti.)
Orijinal metinde anlaşılmayan hiçbir kelime yoktur. Böyle olduğu halde kalem karıştırmak, milleti ahmak yerine koymaktan başka bir şey değildir.
Hatırlayacağınız gibi hikayenin başındaki “vakit” kelimesini “zamanlar” ile değiştirenler buradaki “vakit” kelimelerini değiştirmemişlerdir. Demek ki anlamayan kardeşleri, baştaki “vakit” kelimesini anlamadığı halde buradaki “vakit” kelimesini anlayabiliyor. Orijinal metinde olmayan “koca” kelimesini eklemek yersizdir. Amerikanın büyük bir kıta olduğunu bilmeyen var mıdır? “hanelerini” kelimesini “evlerini” olarak sadeleştirenler niçin bir önceki cümledeki “evham” kelimesini çevirmemişlerdir? Halbuki dilimizde “hane” kelimesi ile “ev” kelimesi sıklıkla kullanıldığı gibi pek çok şeyin sonuna “hane” kelimesini eklememizden anlaşılıyor ki bu kelime bize yabancı değildir.29 Haziran 2013: 12:54 #814759Anonim
Orijinal metin:Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde…
Sadeleştirilmiş metin: Evet, insanın ihtiyaçları sınırsız olduğu halde, sermayesi neredeyse yok gibidir.
Öncelikle orijinal metinde anlaşılmayan hiçbir kelime olmadığı halde sırf enaniyetlerinden dolayı bu kadar anlaşılır kelimeleri olan eseri tahrip etmek garazdan başka bir şey değildir. Gayet rahat anlaşılan “nihayetsiz” kelimesini “sınırsız” diye değiştirmek, yine gayet anlaşılan “hiç hükmünde” ibaresini “neredeyse yok gibi” olarak sadeleştirmek milleti ahmak yerine koymaktır. Yine yukarıda tahlil ettiğimiz gibi “evham, meşhur, kudret, hayret, dalalet” gibi kelimeleri bilen kardeşlerinin “nihayetsiz” gibi çok kullanılan bir kelimeyi bilmediği zannedilerek sadeleştirilmiştir.
“sermayesi hiç hükmünde” ibaresini “sermayesi neredeyse yok gibidir” olarak çevirmek yanlıştır. Orijinal metinde sermayenin olmamasından değil, sermaye olduğu halde kıymetinin olmadığından bahsedilmektedir. Yani insanın elinde bir sermaye var fakat değeri olmayan bir sermaye olduğundan bahsedilmektedir. Halbuki sadeleştirilmiş metinde mana değiştirilerek sermayesinin neredeyse yok gibi olduğu yani sermayenin olmayışı bahsedilmiştir. Bu iki cümle arasındaki farkı basiret sahibi kardeşlerimiz daha iyi anlayacağını tahmin ediyorum. Çünkü sadeleştirenler maalesef anlayamamışlar.29 Haziran 2013: 13:01 #814760Anonim
Orijinal metin: Hem nihayetsiz musibetlere maruz olduğu halde; iktidarı, hiç hükmünde bir şey…
Sadeleştirilmiş metin: sayısız musibete maruz kaldığı halde bunlara karşı koyacak kudreti hiç hükmündedir.Burada “hem” kelimesi uçmuştur. Demek ki lüzumsuz görülmüş!!! Bir önceki cümlede “nihayetsiz” kelimesini “sınırsız” olarak çevirenler burada “sayısız” olarak çevirmişlerdir. Ne yaptıklarını kendileri de bir anlasa keşke…
Şu kelimeye bir bakalım. Nedir bu “nihayet” kelimesi… “Nihayet” kelimesinin karşılığı “son” demektir. Dolayısıyla “nihayetsiz” kelimesinin karşılığı da “sonsuz” demektir. Yani “nihayetsiz” kelimesinin “sayısız, sınırsız” diye bir karşılığı yoktur. “Nihayetsiz” kelimesinin “sayısız” veya “sınırsız” diye bir karşılığını hangi sözlükten bulduklarını açıkçası merak ettim. Eğer “nihayetsiz” kelimesinin karşılığı “sayısız” olursa “nihayetsiz kudret” ibaresini “sayısız kudret” olarak çevirmek lazım gelir ki bu da gülünç bir şeydir. Gerçekten bu nokta çok ehemmiyetlidir. “Nihayet” kelimesinin ne olduğunu dahi bilmeyen sadeleştiricilerin millete akıl hocalığı yapmaları çok şaşılacak bir durumdur.
Orijinal metinde “musibetlere” çoğul olduğu halde sadeleştirilmiş metinde “musibete” denilerek tekil yapılmıştır. Aciptir ki “nihayetsiz” kelimesini karşılığı olmayan “sayısız” kelimesi ile sadeleştirenler “maruz” kelimesini çevirmemişlerdir. Yoksa o pek çok kelimeyi anlamayan veya anlayışı kıt olan kardeşleri “maruz” kelimesini anlayabiliyor mu? Öyle ya!!!
Bir önceki cümlede “hiç hükmünde” ibaresini “neredeyse yok gibidir” olarak sadeleştirenler burada “hiç hükmündedir” olarak bırakmışlardır. Her ne kadar “hiç hükmünde bir şey”in karşılığı “hiç hükmündedir” olmasa da yine de iki cümle arasında tezat vardır. Birinde çevirip, diğerinde bırakmak ne demektir.
Orijinal metinde “hiç hükmünde bir şey…” ibaresinin sonuna “…” nokta konulmak suretiyle aslında cümlenin devam ettiği anlaşıldığı halde, sadeleştirilmiş metinde “hiç hükmündedir” denilmek suretiyle sonlandırılmıştır. Aynı tahrip, bir önceki cümlede de vardır. Buyrun o çok methettiğiniz sadeleştirilmiş metnin ne kadar hatalı olduğunu kendi gözlerinizle görün de biraz utanın…29 Haziran 2013: 13:04 #814761Anonim
Orijinal metin: Adeta sermaye ve iktidarının dairesi, eli nereye yetişirse o kadardır.
Sadeleştirilmiş metin: Sermayesinin ve iktidarının sınırı, elinin yetiştiği yere kadardır.
Orijinal metinde anlaşılmayan hiçbir kelime yoktur. Böyle olduğu halde, manayı değiştiren kelimeler kullanılmak büyük bir tecavüzdür.
Burada “adeta” kelimesi uçmuştur. Demek ki lüzumsuz görülmüş!!!29 Haziran 2013: 13:11 #814762Anonim
Orijinal metin: Fakat emelleri, arzuları ve elemleri ve belaları ise; dairesi, gözü, hayali nereye yetişirse ve gidinceye kadar geniştir.
Sadeleştirilmiş metin: Emellerinin, arzularının, elem ve endişelerinin dairesi ise gözünün, hayalinin ulaştığı noktaya kadar geniştir.
Sadeleştirilen metinde mana tamamen değiştirilmiştir.
Burada “Fakat” kelimesi uçmuştur. Demek ki lüzumsuz görülmüş!!! Anlamayan veya anlaması kıt olan kardeşleri ne aciptir ki “emel, arzu, elem” gibi kelimeleri anlıyor fakat “bela” kelimesini anlamıyor. Ne tuhaf bir tezat….Orijinal metinde “bela” kelimesinin karşılığı olarak sadeleştirilmiş metinde “endişe” kelimesi kullanılmıştır. Böyle bir karşılık acaba hangi sözlükte geçiyor merak ettim. “Bela” kelimesinin karşılığı “afet, sıkıntı, tasa, kaygı, musibet, nıkmet, mücazat, imtihan, dâhiye” olduğu ve “endişe” diye bir karşılığı olmadığı aşikardır. “Bela” kelimesinin yerine karşılığı olmayan “endişe” kelimesini koymak tam bir tahriptir ve manayı değiştirmektir. Öncelikle “bela” kelimesi anlaşılan ve bilinen bir kelime olup Arapça’dır. “Endişe” ise “korku, düşünce, merak, keder, kuruntu” manalarına gelen Farsça bir kelimedir.
Sadeleştirilmiş metinde mana değiştirilmiş demiştik. Bu cümlede “dairesi” kelimesi mecazi olarak “el” için kullanılmıştır. Çünkü orijinal metinde “;” işareti ile iki cümle birbirinden ayrıldığı halde sadeleştirilmiş metinde cümle birleştirilerek hata yapılmıştır. Burada bahsedilen “daire” kelimesi aslında “el” kelimesini kastetmektedir. Yani orijinal metinde elinin, gözünün ve hayalinin ulaştığı noktaya kadar elemleri, belaları, emel ve arzuları da ulaşmaktadır denilmek istenilmiştir. Çünkü bir önceki cümlede “el” kelimesi kullanılarak burada mecazen “el” manasında “daire” kelimesi kullanılmıştır. Yani “elinin dairesi” denilmek istenilmiştir. Sadeleştirilmiş metinde ise bu “daire”nin emellerinin, arzularının, elem ve endişelerinin –ki bu kelime yanlış kullanılmıştır- dairesi olduğundan bahsedilmektedir. Sadeleştirenlerin aceleciliği olacak ki bu kadar açık ve anlaşılan bir metinde kelimelerin yerini değiştirmek ve mecazen “daire” kelimesiyle işaret edilen şeyin ne olduğunu anlayamamaktan ve zahir manayı dahi kavrayamamaktan kaynaklanmaktadır.
Orijinal metindeki “gidinceye kadar” ibaresi sadeleştirilmiş metinde geçmemektedir. Demek ki lüzumsuz görülmüş!!!29 Haziran 2013: 13:17 #814763Anonim
Orijinal metin: Bu derece âciz ve zaîf, fakir ve muhtaç olan ruh-ubeşere ibadet, tevekkül, tevhid, teslim; ne kadar azîm bir kâr, bir saadet, bir nimet olduğunu, bütün bütün kör olmıyan görür, derk eder.
Sadeleştirilmiş metin: İşte bu derece aciz, zayıf, fakir ve muhtaç insan ruhu için ibadet, tevekkül, tevhid ve teslimin ne kadar büyük kâr, bir saadet, bir nimet olduğunu, bütün bütün kör olmayan görür, anlar.
Orijinal metinde anlaşılmayan hiçbir kelime yoktur. Buna rağmen kalem karıştırmak olsa olsa garazın eseridir. Orijinal metinde olmayan “işte” kelimesi kullanılmıştır ki bu makamda lüzumsuzdur ve manaya herhangi bir etkisi de bulunmamaktadır. “Zaîf” kelimesi “zayıf” olarak sadeleştirilmiştir. Yahu bu insanlar hiç lügate bakmazlar mı? “Zaif” kelimesinin “zayıf” diye bir karşılığı yoktur. “Zaif” kelimesi “güçsüz, kuvvetsiz, iktidarsız” gibi manalara gelmektedir. 2 cümle önce “iktidar” kelimesi kullanılmak suretiyle “zaîf” kelimesinin zıt anlamı verilmiştir.29 Haziran 2013: 13:22 #814765Anonim
Orijinal metin: Malûmdur ki:Zararsız yol zararlı yola –velev on ihtimalden bir ihtimal ile olsa- tercih edilir.
Sadeleştirilmiş metin: Malûmdur ki, zararsız yol zararlı yola –onda bir kaybetme ihtimali olsa bile-tercih edilir.
Orijinal metinde anlaşılmayan hiçbir kelime olmadığı halde kalem karıştırmak büyük bir cinayettir. Sadeleştirilmiş metinde mana ters çevrilmiştir. Çok ilginçtir ki orijinal metinde onda bir kazanma ihtimali olsa dahi zararsız yolun zararlı yola tercih edileceğinden bahsedildiği halde, sadeleştirilmiş metinde onda bir kaybetme ihtimali olsa bile tercih edileceğinden bahsedilmiştir ki bu bir hatadır. Çünkü zararsız yol zaten tercih sebebidir. Onda bir kazanma ihtimali olsa dahi zararsız yol tercih edilir denilmek istenilmiştir.Orijinal metinde deniliyor ki onda bir kazanma ihtimali olsa dahi zararsız yol tercih edilecek denildiği halde sadeleştirilmiş metinde tam tersi söylenmiştir. Zira bir sonraki cümleye dikkatle bakacak olursak, sadeleştirilmiş metindeki ifadenin yanlış olduğu gayet açık olarak anlaşılacaktır. Yahu bunlar zahir manayı dahi anlamamışlar, millete akıl hocalığı yapmak istiyorlar. Tuh bunların aklına…. Keşke şu yapılan maskaralığı “anlamıyor” dediğiniz kardeşleriniz de anlasa da okudukları “sahte risalelerden” dolayı biraz utanç duysalar. Keşke…29 Haziran 2013: 13:42 #814766Anonim
Orijinal metin: Halbuki: meselemiz olan ubudiyet yolu, zararsız olmakla beraber onda dokuz ihtimal ile bir saadet-i ebediye hazinesi vardır.
Sadeleştirilmiş metin: Kaldı ki, meselemiz olan kulluk yolu zararsızdır ve onda dokuz ihtimalle insanı bir ebedi saadet hazinesine ulaştırır.
“Halbuki” kelimesinin karşılığı “kaldı ki” değildir. “Ubudiyet” gibi şümullü bir kelimeyi “kulluk” diye kuru bir şekilde çevirmek çok hatalıdır. Bir önceki cümlede yapılan hatayı hatırlayacak olursa buradaki “onda dokuz ihtimal ile” ifadesinin bir önceki cümledeki kıyasın tersi olduğunu rahatlıkla anlayabiliriz. “saadet-i ebediye” ifadesini “ebedi saadet” olarak çevirmek, milleti ahmak yerine koymaktır. Sanki millet bu terkibi tersten okumayı akıl edemiyor. Bre ahmaklar…
Orijinal metinde “vardır” denildiği halde sadeleştirilmiş metinde “ulaştırır” deniliyor. Saadet-i ebediye hazinesinin olması ayrıdır, ebedi saadet hazinesine ulaştırmak ayrıdır.29 Haziran 2013: 13:46 #814767Anonim
Orijinal metin: Fısk ve sefahet yolu ise; -hatta fâsıkın itirafiyle dahi- menfaatsiz olduğu halde, ondan dokuz ihtimal ile şekavet-i ebediye helaketi bulunduğu;
Sadeleştirilmiş metin: Nefsin arzularına uyma ve Allah’a isyan yolunda ise –o yolda gidenlerin de itirafiyle- fayda yoktur ve onda dokuz ihtimalle ebedi azap ve helâk bulunur.
Bu sözün başında “fısk” kelimesi “Allah’a isyan” olarak sadeleştirildiği halde burada “nefsin arzularına uyma” olarak sadeleştirilmiştir. Aynı metinde kullanılan “fısk” kelimesinin birbirinden çok farklı olarak sadeleştirilmesi gerçekten büyük bir tezattır.
Hem yine bu sözün başında “sefahet “kelimesi “haram zevklere düşkünlük” olarak sadeleştirildiği halde burada “Allah’a isyan” olarak sadeleştirilmiş ki bu büyük bir tezattır.
Sadeleştirenler bu cümlede halt etmişlerdir.
Orijinal metinde “hatta fasıkın itirafiyle” denildiği halde sadeleştirilmiş metinde “o yolda gidenlerin de itirafiyle” denilmiştir. Halbuki fısk yolunda gidenlere fasık denildiği halde, sefahet yolunda gidenlere sefih denilmiştir. Burada bir ayrım yapılarak sadece fasık zikredildiği halde sadeleştirilmiş metinde hem fasıkı hem de sefihi birleştirerek “o yolda gidenler” olarak sadeleştirmek büyük hatadır. Çünkü “fısk” ve “sefahet” kelimeleri birbirinden farklıdır. Fasık insan günahıyla iftihar edip açıktan işleyebildiği halde, sefih insanda böyle bir hususiyet bulunmayabilir. Bu iki yolda gidenleri aynı kefeye koyup “o yolda gidenler” diye sadeleştirmek hatadır.
“Şekavet-i ebediye helaketi” ifadesini “ebedi azap ve helak” olarak çevirmek de hatadır. Araya “ve” bağlacını koymak manayı değiştirmek demektir. Sanki iki farklı ifade varmış da “ve” ile bağlıyormuş gibi yapmışlar, halbuki orijinal metinde böyle bir şey yoktur.
İlginçtir ki “menfaat” kelimesini anlamayan anlayışsız kardeşlerinin “helâk” kelimesini bildiği farzedilmiştir ki bu bir tezattır.Orijinal metin: …icma ve tevatür derecesinde hadsiz ehl-i ihtisasın ve müşahedenin şehadetiyle sabittir. Ve ehl-i zevkin ve keşfin ihbaratiyle muhakkaktır.
Sadeleştirilmiş metin: Bu, şu hususta söz sahibi olan, gözü manevi alemlere açık sayısız zâtın şahitliğiyle sabittir; zevk ve keşf ehlinin haber vermesiyle, yanlışlığına ihtimal bulunmayacak derecede kesindir.
Orijinal metindeki cümlenin yapısı tamamen alt üst edilmiştir. Burada mana tamamen değiştirilmiş ve tahrip edilmiştir.
Cümleye “Bu, şu” diye başlamak hangi edebi sanat veya üsluba girmektedir?
Orijinal metinde ehl-i ihtisas ve müşahedenin şehadetinin “icma ve tevatür” derecesinde olduğu anlatılmak istendiği halde sadeleştirilmiş metinde böyle bir hususiyetten bahsedilmemiştir. “İcma” kelimesinin karşılığı verilmediği gibi “tevatür” kelimesi sanki müstakil bir kelime zannedilerek “yanlışlığına ihtimal bulunmayan” manası verilmiştir. Halbuki burada “icma ve tevatür” kelimeleriyle anlatılmak istenilen şey “ehl-i ihtisas ve müşahedenin şehadetinin icma ve tevatür derecesinde olduğu”dur. Sadeleştiren zevatlar daha zahir manayı anlayamadıkları halde anlamayan kardeşlerine anlatmak sevdasına düşmüşler. Çok yazık doğrusu…Orijinal metin: Elhasıl:Ahiret gibi, dünya saadeti dahi, ibadette ve Allah’a asker olmaktadır.
Sadeleştirilmiş metin: Kısacası: Ahiret saadeti gibi dünya saadetin de ibadette ve Allah’a kulluktadır.
Orijinal cümlede anlaşılmayan hiçbir kelime yoktur. Böyle olduğu halde kalem karıştırmak sırf enaniyetten dolayıdır. “Elhasıl” kelimesi genellikle “netice olarak” manasına gelmektedir. Bu şekilde kullanılması daha uygundur. Bu kelimeyi “kısacası” olarak sadeleştirmek çok uygun değildir. “dünya saadeti dahi” ifadesi mutlak bırakıldığı halde “dünya saadetin de” şeklinde sadece insanın kendine mahsus bırakılması manayı katletmektir. “asker olmak” ifadesinin karşılığı “kulluk” mudur?Orijinal metin: Öyle ise biz daima: “Elhamdülillahi alettaati vettevfîk” demeliyiz. Ve Müslüman olduğumuza şükretmeliyiz.
Sadeleştirilmiş metin: Öyleyse daima “Elhamdülillahi alet-taati vettevfik” demeli ve Müslüman olduğumuza şükretmeliyiz.
Orijinal metinde anlaşılmayan hiçbir kelime yoktur. Böyle olduğu halde kalem karıştırmak sırf enaniyetten dolayıdır. Orijinal metinde “biz” kelimesi sadeleştirilmiş metinde uçmuştur. Demek ki lüzumsuz görülmüş!!!29 Haziran 2013: 13:49 #814768Anonim
3. Sözün orijinal metni ile sadeleştirilmiş metni arasındaki farkları sadece zahir yönleriyle analiz etmeye çalıştık. Bu yaptığım analiz benim acizane bulabildiklerimdir. Ferasetli kardeşlerimin daha nice hatalar bulacaklarını tahmin ediyorum. Bu analizimizde kaybolan edebi sanatlardan bahsedilmemiştir. İşin bir de böyle bir yönü vardır ki kelama kıymet veren ve onu okutturan ve insanlara tesir ettiren de zaten bu yönüdür. Bu yönünde belagat, selaset, fesahat, cezalet gibi ilm-i belagatin en mühim düsturları eğer bir metinde hükmediyorsa o metin kıymetlidir. Eğer böyle bir şey yoksa o metin sıradan bir metin olur ve tesiri de sıradan olur. Risalelerin defalarca okunmasının bir mühim sebebi işte bahsettiğimiz bu edebi sanatlardır. Onun için nur müellifi Bediüzzaman Said Nursi: “Ulum ve fünûnun en parlağı olan belâgat ve cezâlet, bütün envâıyla ahir zamanda en mergub bir sûret alacaktır. Hatta, insanlar kendi fikirlerini birbirlerine kabul ettirmek ve hükümlerini birbirine icrâ ettirmek için, en keskin silâhını, cezalet-i beyandan ve en mukavemetsûz kuvvetini belagat-ı edadan alacaktır.” (20.Söz) demek suretiyle bir kelama kıymet veren hususiyetleri “belagat ve cezalet” olarak tarif etmiştir. Sadeleştirilmiş metinlerde ne belagat vardır ve ne de cezalet… Öyle ise kuvveti yoktur, öyle ise mukavemetsuzdur değildir, öyle ise keskin silah değildir, öyle ise bir fikri kabul ettiremez, öyle ise mergub bir meta değildir hükmüne varabiliriz.
3. Söz 2 sayfadan ibarettir. Bu söz kelime içeriği itibariyle en sade metinlerden birisidir. Eserin hemen hemen yarı cümleleri rahatlıkla anlaşılan kelimelerden müteşekkil olduğu gibi geri kalan kısmındaki kelimeler de zaten metnin gelişinden rahatlıkla anlaşılabilmektedir. Buraya kadarki analizimizde ne kadar büyük hataların yapıldığı, mananın değiştirildiği, hatalı kelimelerin kullanıldığı bir nebze olsun gösterilmiştir. Gönül isterdi ki asıl tahribat yapılan şeyin yukarıda bahsedildiği gibi “cezalet ve belagat” noktasında olmasıdır. Fakat eserin bu yönüyle analizini bu ilimde mütehassıs olan ağabeylerimize ve kardeşlerimize bırakıyoruz. Bu şekilde analizin yapılmasına mutlak surette ihtiyaç vardır. Çünkü insanlar sadece sadeleştirilmiş metine bakıp da “bu metinde ne var, gayet güzel ifade etmiş” diyebilirler ve bazı basiretsizler de diyorlar. Fakat orijinal metin ile karşılaştırıldığında öncelikle edebi sanatların kaybolduğu, mananın değiştirildiği, yanlış kelimelerin kullanıldığı, müellifin kullandığı kelimelerin bir kısmının lüzumsuz görülerek kaldırıldığı görülecektir.
29 Haziran 2013: 16:50 #814778Anonim
@kenz-i mahfi 421791 wrote:
Orijinal metin: Acaba bu serseri yıldız Arzımıza çarpmasın mı? der, evhama düşer.
Sadeleştirilmiş metin: Acaba bu serseri yıldız dünyamıza çarpar mı?deyip evhama düşer.
Orijinal metindeki ifade “çarpmasın mı?” olduğu halde sadeleştirilmiş metinde “çarpar mı?” olarak değiştirilmiştir. Halbuki ikisi arasında büyük fark vardır. Orijinal metindeki ifade şaşkınlığı, telaşı, endişeyi ifade ettiği halde, sadeleştirilmiş metinde sadece soruyu ifade etmektedir. Gel gelelim “evham” kelimesine…. Nedense bu kelimeyi çevirmemişler. Yoksa pek çok kelimeyi anlamayan kardeşleriniz bu kelimeyi anlayabiliyor mu?Bence anket yapalım şu iki kelimeden hangisini daha çok biliyorsunuz diye..çarpmak ve evham. Allahım bu ne zavallılık..
@kenz-i mahfi 423733 wrote:
Orijinal metin:Evet insan, nihayetsiz şeylere muhtaç olduğu halde; sermayesi hiç hükmünde…
Sadeleştirilmiş metin: Evet, insanın ihtiyaçları sınırsız olduğu halde, sermayesi neredeyse yok gibidir.
Burda değiştirilen kısımlar manayı tamamen bozmuştur. Şöyle ki: Orjinal metinde “sermayesi hiç hümünde” denmekle kesin olan birşeyden bahsediliyor. Tahrif edilmiş metinde ise “sermayesi neredeyse yok gibidir” denmekle şüpheci bir tavır sergilenmiş ki bu orjinaldeki manayı vermez. Şöyle bir misal vereyim. “Araba çocuğa çarptı” dense net olarak bir arabanın çocuğa çarptığı anlaşılır. Ama “neredeyse çocuğa çarptı” dense anlarız ki çarpmamış. İşte burdaki değişiklik aynen buna benzer bir değişikliktir. Bu “neredeyse” yi nerden buldular merak ediyorum..Bunların hayal alemi de oldukça geniş anlaşılan..
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.