Hangi dili konuşuyoruz biz..?
Hangi dilde anlaşıyoruz/anlaşamıyoruz biz?
Garip bir hal aldı dilimiz;
Mağaza isimlerinden tutun, birbirimize seslenmelerimize kadar.
Dede-torun ilişkilerindeki kopukluğun sebebi nedir sizce?
Bugün size komik gelen dedelerinizin, ninelerinizin yerini yarın siz alınca torunlarınız da sizinle kafa bulmayacak mı sanıyorsunuz..?
Selamlama/vedalaşma şeklimizden, kılık kıyafetimize kadar her şey değişti…
Hii ve by arasında bir yerde yürüyoruz gündüz gece.
Doğrulamak yerini chek etmeye,
Kaydetmek yerine save etmeye,
Yazdırmak yerine print etmeye bayılıyoruz.
Yönlendirmek, forwardlamak oldu…
Göndermek, maillemek…
Sahi nasıl bir ülke olduk biz, görünmez bir müstemleke-sömürge ülkesi mi?
Bu sözümü onaylıyor musunuz yoksa okeyliyor musunuz!!! Bilmem…
Dikkat edin;
Sohbet etmek Chatleşmek,
Bilgi vermek brife etmek oldu,
Moda, trend
Pazarlama, marketing
Çağrı merkezi, call center oldu…
Kapatmıyor, offluyoruz
Güncellemiyor, update ediyoruz…
Temel bir gün Dursun’a
“Bugün bana birisi çok sempatiksun dedi” demiş.
Dursun’da “sen ne dedin? diye sormuş
Temel’de;
“Her ihtimale karşı vurdim oni” demiş.
Hangi dili konuşuyoruz biz?
Coffee break (kahve molası) zamanlarda,
Happy hour (parti) planları yapıyoruz.
Türküleri küçümsüyor, gitarı bağlamaya tercih ediyoruz.
Gösteri, teşhir yerlerine show room diyerek çağ atlıyor,
Saf Bebeğimizi kutsuyor ama her şeyi bilen beybilere aşık oluyoruz.
Mahallenin delikanlılarını “kro-kaba” buluyor,
Annesine benzeyen beybi-face leri modern buluyoruz.
Oğlan kızın küpesini çalıyor,
Kız oğlanın jargonunu.
Anne babanın rolünü çalıyor,
Baba annenin dizlerinde değil, dizilerinde nefes alıyor…
Ey marka düşkünü, artık slogan bile üretemeyen ülkemin çocukları!
Cümlelerinin arasına yerleştirdiğin çakma-ingilizce kelimelerinle artık ne şiirini yazabilir, ne şarkını söyleyebilirsin.
İsmail YK’nın face book’unun derinliğinde bir edebiyatın olur, bir de çevrende her geçen gün face verip book unu çıkaranlarla hemhal olursun…
Neyse Haftaya See you inşallah. Byeeeee…
Bedirhan Gökçe