- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
22 Nisan 2012: 22:47 #676856
Anonim
İsa aleyhisselam bir ağacın altında dua eden birini gördü. Dikkatlice
baktığında adamın ayakları yürümeyen bir kötürüm olduğunu anladı. İki gözü
de görmüyordu. Vücudunda ise baras hastalığı olduğu anlaşılıyordu. Ama adam
bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi dua
ediyordu:
– Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabbim! Sana ağaçların
yaprakları sayısınca şükürler olsun! ..
Hazret-i İsa kötürüm adama yaklaştı:
– Ayağın yürümüyor, gözün görmüyor. Bedenin de sıhhatli görünmüyor? Buna
rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğini düşünmekte,
bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir nice
zenginlere verilmediği halde sana verilen?
Kapalı gözleriyle sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam dedi ki:
– Efendi! Allah bana öyle bir kalp vermiş ki, o kalple Onu tanıyorum. Öyle
de bir dil vermiş ki, o dille de ona şükrediyorum. Halbuki, dünyanın serveti
elinde olan nice zenginler var ki, kalbinde Onu tanıma sevinci, dilinde de
Ona şükretme mutluluğu yoktur. Ama gel gör ki, ayakları topal, gözleri kör,
bedeninde hastalıklar bulunan bu kötürüm adama Rabbim, bu sevgiyi ihsan
eylemiş, bu nimetin farkına varma tefekkürünü nasip eylemiş. İşte bunu
düşününce kendimi tutamıyor da:
– Nice zenginlere vermediği nimeti bana veren Rabbim! Sana ağaçların
yaprakları sayısınca şükürler olsun! Diye teşekkürden kendimi alamıyorum.
Kafa gözü kapalı da olsa kalp gözü açık olan bu adama yaklaşan İsa
aleyhisselam:
– Ver şu elini öyle ise! diyerek elinden tutar, eğilerek görmeyen
gözlerinden öper.
Peygamberin dudaklarının değdiği gözler anında açılır. Karşısındakinin İsa
aleyhisselam olduğunu görünce heyecanlanan adam:
– Sen şu ölüleri dirilten, hastalara şifalar bahşeden mucizelerin sahibi
Peygamber değil misin? der. İsa Peygamber:
– Belli olmuyor mu? deyince:
– Gözlerimden belli oluyor da ayaklarımdan henüz belli değil, der. Tebessüm
eden Hz. İsa:
Sen hele bir ayağa kalkmayı dene! Deyince, silkinen kötürüm adam dimdik
ayağa kalkar.
Ayakları üzerine dikilebildiğini anlayınca söylediği ilk sözü şu olur:
– Ey Allahın Nebisi, sendeki bu mucizeler de O’ndan değil mi? Öyle ise izin
ver de geç kalmayayım, O’na şükredeyim, diyerek hemen yere iner, başını
secdeye koyar ve der ki:
– Rabbim! Seni tanıyan bir kalple, şükreden bir dil nimetinin şükrünü
yapmaktan acizken, şimdi gören bir çift gözle, yürüyen iki de ayak da
lütfettin. Artık bilemiyorum nasıl şükretmem gerekiyor bu eşsiz nimetler
karşısında?
Bu sırada çevreden toplanan halk, gösterdiği bu mucizelerden dolayı İsa
aleyhisselamın elini öpmek isterler. Ama Allahın Nebisi işaret eder:
– Benim değil secdedeki şu kötürüm adamın elini öpün! ..
Derler ki:
– Onu secdeye indiren nimetlere biz baştan beri sahibiz. Ama hiç birimiz
onun duyduğu gibi bir mutluluk duymadık.
– Öyle ise, der, tefekkür edin, siz de düşünün.
Sözünü şöyle bağlar Allahın Nebi’si:
– Düşünen sahip olduğu nimetin farkına varır. Düşünmeyen ise kendisini
mahrumiyette sanır! -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.