• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #676856
    Anonim

      İsa aleyhisselam bir ağacın altında dua eden birini gördü. Dikkatlice
      baktığında adamın ayakları yürümeyen bir kötürüm olduğunu anladı. İki gözü
      de görmüyordu. Vücudunda ise baras hastalığı olduğu anlaşılıyordu. Ama adam
      bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi dua
      ediyordu:
      – Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabbim! Sana ağaçların
      yaprakları sayısınca şükürler olsun! ..
      Hazret-i İsa kötürüm adama yaklaştı:
      – Ayağın yürümüyor, gözün görmüyor. Bedenin de sıhhatli görünmüyor? Buna
      rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğini düşünmekte,
      bunun için de büyük bir mutlulukla şükretmektesin. Hangi nimettir nice
      zenginlere verilmediği halde sana verilen?
      Kapalı gözleriyle sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam dedi ki:
      – Efendi! Allah bana öyle bir kalp vermiş ki, o kalple Onu tanıyorum. Öyle
      de bir dil vermiş ki, o dille de ona şükrediyorum. Halbuki, dünyanın serveti
      elinde olan nice zenginler var ki, kalbinde Onu tanıma sevinci, dilinde de
      Ona şükretme mutluluğu yoktur. Ama gel gör ki, ayakları topal, gözleri kör,
      bedeninde hastalıklar bulunan bu kötürüm adama Rabbim, bu sevgiyi ihsan
      eylemiş, bu nimetin farkına varma tefekkürünü nasip eylemiş. İşte bunu
      düşününce kendimi tutamıyor da:
      – Nice zenginlere vermediği nimeti bana veren Rabbim! Sana ağaçların
      yaprakları sayısınca şükürler olsun! Diye teşekkürden kendimi alamıyorum.
      Kafa gözü kapalı da olsa kalp gözü açık olan bu adama yaklaşan İsa
      aleyhisselam:
      – Ver şu elini öyle ise! diyerek elinden tutar, eğilerek görmeyen
      gözlerinden öper.
      Peygamberin dudaklarının değdiği gözler anında açılır. Karşısındakinin İsa
      aleyhisselam olduğunu görünce heyecanlanan adam:
      – Sen şu ölüleri dirilten, hastalara şifalar bahşeden mucizelerin sahibi
      Peygamber değil misin? der. İsa Peygamber:
      – Belli olmuyor mu? deyince:
      – Gözlerimden belli oluyor da ayaklarımdan henüz belli değil, der. Tebessüm
      eden Hz. İsa:
      Sen hele bir ayağa kalkmayı dene! Deyince, silkinen kötürüm adam dimdik
      ayağa kalkar.
      Ayakları üzerine dikilebildiğini anlayınca söylediği ilk sözü şu olur:
      – Ey Allahın Nebisi, sendeki bu mucizeler de O’ndan değil mi? Öyle ise izin
      ver de geç kalmayayım, O’na şükredeyim, diyerek hemen yere iner, başını
      secdeye koyar ve der ki:
      – Rabbim! Seni tanıyan bir kalple, şükreden bir dil nimetinin şükrünü
      yapmaktan acizken, şimdi gören bir çift gözle, yürüyen iki de ayak da
      lütfettin. Artık bilemiyorum nasıl şükretmem gerekiyor bu eşsiz nimetler
      karşısında?
      Bu sırada çevreden toplanan halk, gösterdiği bu mucizelerden dolayı İsa
      aleyhisselamın elini öpmek isterler. Ama Allahın Nebisi işaret eder:
      – Benim değil secdedeki şu kötürüm adamın elini öpün! ..
      Derler ki:
      – Onu secdeye indiren nimetlere biz baştan beri sahibiz. Ama hiç birimiz
      onun duyduğu gibi bir mutluluk duymadık.
      – Öyle ise, der, tefekkür edin, siz de düşünün.
      Sözünü şöyle bağlar Allahın Nebi’si:
      – Düşünen sahip olduğu nimetin farkına varır. Düşünmeyen ise kendisini
      mahrumiyette sanır!

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.