• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #667257
    Anonim

      Salâhaddin Eyyûbî

      Said Nursî, M. Kemal’e “Napolyon’u değil, onu örnek al” dediği İslâm
      kahramanı, Kudüs fatihi Salâhaddin Eyyûbî’yi eserlerinin farklı
      yerlerinde de sık sık takdirle zikreder.

      İstiklâl şairi Âkif’in de “Çanakkale şehitleri” şiirinde “Şarkın
      sevgili sultanı” olarak andığı bu büyük insanı ne yazık ki yeterince
      tanımıyoruz.

      Oysa onun şahsiyetinde bütün nesillerin örnek alması gereken çok güzel hasletler mevcut.

      Bediüzzaman’ın “ittihad-ı İslâmdaki selefleri” arasında saydığı
      Namık Kemal’in Salâhaddin Eyyûbî için yazdığı biyografiden bazı
      örnekler:
      Kazım GÜLEÇYÜZ
      Tumb2010-12-08_102423.jpg

      * Bundan 700 sene evvel
      vücuda geldi. Ve zuhuru, İslâm ahlâkının bozulması cihetiyle zulüm
      ateşinin Asya’yı harap ettiği zamanlara tesadüf etti. Bununla beraber,
      hareketi o derece hakîmane ve adaletperveranedir ki, bugünkü zamanda,
      hattâ bundan 700 sene sonra yeniden hayata gelerek bir hükümetin başına
      geçmiş olsa, yine vaktinin en büyük padişahlarından biri olabilir.
      *
      Çünkü hükümetin asıl gayesini müdrik olduğu gibi, görev ifasını insanlık
      gereklerinin en önceliklisi olarak bildiğinden, tam bir mücahede ile
      nefsânî arzularının tamamına galebe ederek, saltanat tahtında bir
      mücessem adalet kesilmişti.
      * Makam ve ikbalin gereklerinden sayılan
      gurur ve kibirden o derece nefsini tecrit etmişti ki, hiçbir tavrında,
      hattâ elbisesinde bile, adalet bayrağı altında himayesine sığınan
      fertlerden fark olunmaz; kibarlık ve vakarı ile müşfik muamelelerine
      bakılınca, tebaası arasındaki bir sultan değil, akrabası içindeki bir
      aile reisi sanılırdı.
      * Himmetini en ziyade af ve merhamete sarf
      ettiği için, en büyük tehlikeler içinde ve en mühim hadiselerle
      uğraştığı zamanlarda yine mazlûmların feryadına yetişmekten uzak
      kalmadı.
      * Akkâ kuşatmasında bir gün harp hazırlıkları ile çok
      meşgulken çadırının kapısında yardım isteyen bir kadının, ondan aldığı
      “Yarın gelsin, işini görürüz” cevabı üzerine, “Madem Allah’ın kullarını
      yarına salarsın, niçin üzerimizde sultanlık iddia ediyorsun ve memleket
      fethiyle uğraşıyorsun?” diye feryat ettiğini işitince, derhal harp
      tedbirlerine ara verip çadırından çıkarak o mazlûme kadının işini gördü
      ve hakkını verdi.
      * Bir sebepten dolayı kendisini şeriat mahkemesine
      davet eden bir Ermeni ile yan yana ayakta durarak muhakeme olunduktan ve
      dâvâsını kazandıktan sonra “Allah’ın emirlerine itaatime gösterdiğin
      güvenin mükâfatıdır” diyerek hasmına birçok ikram ve ihsanlarda bulundu.

      (Münâzarât’taki “Medar-ı fahriniz olan Salâhaddin Eyyûbî’nin miskin
      bir Hıristiyan ile mürafaası” ifadesiyle kast edilen olay bu olsa
      gerek.)
      * İslâmdan olan rakipleri şöyle dursun; anlaşmaların
      bozulmasını vecibe sayan ve ellerine geçirdikleri Müslümanların idamını
      büyük sevap hükmünde tutan Haçlılara karşı misilleme ve intikam gibi
      muamelelere tenezzül etmeyip, hasmane hareketlerinde dahi şeriat-ı
      Muhammediyenin (a.s.m.) adl ü ihsanından asla ayrılmadı.
      * Mülkünün
      gelirleri dışında Fâtımiye hilâfeti, Atabey saltanatı ve Kudüs hükümeti
      gibi üç büyük devletin birkaç asırdır çalışa çalışa biriktirdikleri
      hazinelere malik olduğu halde, bütün ömründe askerce geçinerek, zarurî
      ihtiyaçlar ve harp âletlerinden başka birşeye para harcamamışken, vefat
      ettiğinde bir altın ile bir gümüş sikkeden başka birşey bırakmadı. Hattâ
      Akkâ’nın imdadına geldiği zaman on bin ata malik olduğu halde, fazla
      cömertliği neticesinde, arası bir ay geçer geçmez binecek hayvan
      bulamadı.
      * Askerliğe gelince, Salâhaddin, iftihar vesilesi olan
      başarılarında insan kudreti sınırlarının en son noktasına kadar varan
      kahramanlardandır.
      Evet, hayatı yakın zamanlarda bir sinema filmine
      de konu olan Eyyûbî’nin saymakla bitmeyen ve örnek alınması gereken
      yüksek seciye ve hasletlerinden bazıları bunlar. Devamı, Namık Kemal’in
      kaleme aldığı söz konusu kitapçıkta.
      (Bilvesile, Kemal’in eserlerinin tekrar neşrinin büyük bir hizmet olacağı inancımızı belirtelim.)
      13.01.2011

      Kazım GÜLEÇYÜZ
      irtibat@yeniasya.com.tr

      #784410
      Anonim

        allahu taala ebeden razı olsun kardeşim…diyarbakır için çok önemli bir komutandır,anma törenleriyle her yıl anılmaya çalışılır…
        hayatı ve mücadelesi kenimize düstur etmemiz gereken sayısız anektodlarla doludur…

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.