• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #682873
    Anonim

      Ey sersem nefsim! Acaba şu vazife-i ubudiyet neticesiz midir, ücreti az mıdır ki, sana usanç veriyor? Halbuki bir adam sana birkaç para verse veyahut seni korkutsa, akşama kadar seni çalıştırır ve fütursuz çalışırsın. Acaba bu misafirhane-i dünyada âciz ve fakir kalbine kut ve gına ve elbette bir menzilin olan kabrinde gıda ve ziya ve herhalde mahkemen olan Mahşer’de sened ve berat ve ister istemez üstünden geçilecek Sırat Köprüsü’nde nur ve burak olacak bir namaz, neticesiz midir veyahut ücreti az mıdır? Bir adam sana yüz liralık bir hediye va’detse, yüz gün seni çalıştırır. Hulf-ül va’d edebilir o adama itimad edersin, fütursuz işlersin. Acaba hulf-ül va’d hakkında muhal olan bir zât, Cennet gibi bir ücreti ve saadet-i ebediye gibi bir hediyeyi sana va’d etse, pek az bir zamanda, pek güzel bir vazifede seni istihdam etse; sen hizmet etmezsen veya isteksiz, suhre gibi veya usançla, yarım yamalak hizmetinle onu va’dinde ittiham ve hediyesini istihfaf etsen, pek şiddetli bir te’dibe ve dehşetli bir tazibe müstehak olacağını düşünmüyor musun? Dünyada hapsin korkusundan en ağır işlerde fütursuz hizmet ettiğin halde; Cehennem gibi bir haps-i ebedînin havfı, en hafif ve latif bir hizmet için sana gayret vermiyor mu?

      Bediüzzaman

      Vazife-i ubudiyet: Ubudiyet vazifesi, Allah’ın(cc) emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınma görevi.
      Fütur: Gevşeklik, usanç.
      Misafirhane-i dünya: Dünya müsafirhanesi.
      Kut: Gıda, azık.
      Gına: Zenginlik.
      Ziya: Işık.
      Berat: Suçsuzluk belgesi. Ayrıcalık ve lütuf belgesi.
      Burak: Çok süratli bir cennet bineği.
      Hulf-ül va’d: Sözünden dönmek, sözünde durmamak.
      Muhal: İmkansız, mümkün olmayan, olamaz.
      Va’d: Söz verme.
      Suhre: Zoraki iş yapan, zorlamayla iş yapan,
      İttiham: Suçlama.
      İstihfaf: Hafife alma, küçümseme, önemsememe.
      Tezib: Azap verme, eziyet etme, sıkıntı verme.
      Müstehak: Hak etmiş, layık olmuş.
      Haps-i ebedî: Ebedi hapis, sürekli hapis.
      Havf: Korku.
      Latif: Yumuşak, nazik, güzel şirin.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.