• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #679651
    Anonim

      [TABLE=”width: 606, align: center”]
      [TR]
      [TD=”bgcolor: #ffffff, align: left”]Şefkatliler Şefkatlisi

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”colspan: 2″][TABLE=”width: 606″]
      [TR]
      [TD=”width: 580, bgcolor: #ffffff, align: left”][TABLE=”width: 570, align: center”]
      [TR]
      [TD]Cenâb-ı Hak buyuruyor:

      “Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çokşefkatlidir, merhametlidir.” (Tevbe, 128)
      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Rasûlullah (sav) buyurdular:
      “Hiç şüphesiz ben size bir babanın evlatlarına olan durumu gibiyim.” (Ebu Davud, Taharet, 4; Beyhaki, Sünen-i Kübra, I, 91. )
      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Ebû Hü­rey­re (ra), Pey­gam­ber Efen­di­miz (sav)’e hiç kim­se­nin sor­ma­ya ce­sâ­ret ede­me­di­ğişeyle­ri sor­mak hu­sû­sun­da son de­re­ce ce­sur dav­ra­nır, hiç çe­kin­mez­di. Bir­gün Fahr-i Kâ­inât Efen­di­miz’e:
      “–Yâ Ra­sû­lal­lâh! Nü­büv­vet­le alâ­ka­lı ilk gör­dü­ğü­nüz alâ­met ne­dir?” di­ye sor­du.
      İki ci­hâ­nın sa­âdet reh­be­ri olan Al­lâh Ra­sû­lü (sav) şöy­le bu­yur­du:

      “–Ey Ebû Hü­rey­re! Mâ­dem sor­dun, söy­le­ye­yim. Ben on yaş­la­rın­day­ken bir­gün sah­râ­da idim. Ba­şı­mın üs­tün­den ge­len bir ses­le ir­kil­dim. Bir adam di­ğe­ri­ne sor­du:

      “–Bu, O mu­dur?”
      Öte­ki ce­vap ver­di:
      “–Evet, bu O’dur.”

      O za­mâ­na ka­dar hiç kim­se­de gör­me­di­ğim yüz­ler, kim­se­de bul­ma­dı­ğım rûh­lar ve hiç kim­se­de gör­me­di­ğim el­bi­se­ler­le kar­şı­ma çık­tı­lar. Yü­rü­ye­rek ba­na doğ­ru ge­len o iki adam­dan her bi­ri, bir ko­lum­dan tut­tu, fa­kat do­kun­duk­la­rı­nı hiç his­set­me­dim.
      Bi­ri ar­ka­da­şı­na:
      “–Hay­di O’nu ye­re ya­tır!”de­di.
      Be­râ­ber­ce be­ni ye­re ya­tır­dı­lar. Ben hiç­bir zor­luk ve güç­lük­le kar­şı­laş­ma­dım. Yi­ne bi­ri diğerine:
      “–Hay­di göğ­sü­nü aç!” de­di ve o da aç­tı. Fa­kat ne kan gör­düm, ne de bir acı his­set­tim. Ona yi­neşöy­le de­di:
      “–Hay­di, ora­da­ki kin ve ha­se­di çı­kar!”
      O da ora­dan kan pıh­tı­sı gi­bi bir şey çı­kar­dı. Son­ra onu fır­la­tıp at­tı.

      “–Hay­di, şim­di onun ye­ri­neşef­kat ve mer­ha­me­ti yer­leş­tir!”de­di. Çı­kar­dık­la­rı şey büyüklüğün­de ve gü­mü­şe ben­ze­yen bir şey koy­duk­la­rı­nıgör­düm. Son­ra sağ aya­ğı­mın başparmağını tu­tup oy­nat­tı ve:
      “–Hay­di se­lâ­met­le git!”de­di.

      Ben kal­kıp gi­der­ken içim şef­kat ve mer­ha­met­le do­lu idi. On­dan son­ra da hep kü­çük­le­re kar­şı şef­kat, bü­yük­le­re kar­şı da mer­ha­met his­set­tim.” (Ah­med, V, 139; Hey­se­mî, VI­II, 223)

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”][/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Her Güne Bir Esma-ül Hüsna(Allah’ın En Güzel İsimleri)
      el-Kâbız: İmtihan için sıkan, rızkı belli bir ölçüde tutan ve o ölçüyle veren, ölüm anında kullarının can emanetini geri alan demektir.
      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD=”align: center”]

      [/TD]
      [/TR]
      [TR]
      [TD]Kısa Günün Kârı
      Cenâb-ı Hak cümlemizin kalbini şefkat ve merhametle doldursun.
      [/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]
      [/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]
      [/TD]
      [/TR]
      [/TABLE]

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.