- Bu konu 5 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
26 Şubat 2009: 23:01 #650210
Anonim
Resûlullah Efendimiz “aleyhisselâm”, bir gece, Hazret-i Âişe validemiz ile baş başa otururken bir ara mübarek başını Hazret-i Âişe’nin “radıyAllahü anha” kucağına koyup, “Yıldızları” seyre koyuldu.
Hazret-i Âişe ise “Dolunayı” seyrediyordu.
Fakat Resûlullah Efendimizin nur cemâli, dolunaydan daha nurlu ve parlak göründü hazret-i Âişe’ye. Duygulanıp ağladı. Ve iki damla gözyaşı Efendimizin nur yüzüne damladı.
Efendimiz sordular:
– Sen ağlıyor musun yâ Âişe?
– Evet yâ ResûlAllah.
– Neden?
– Senin cemalini, dolunaydan daha parlak gördüm de ondan.
– Hiç şaşma yâ Âişe. Çünkü “Ay” ve “Güneş”in nûrunu da benim nûrumdan yarattı Hak teâlâ.
Bu defa Hazret-i Âişe sordu:
– Siz neye bakıyordunuz yâ ResûlAllah?
– Yıldızlara bakıyordum.
– Niçin?
– Eshâbımdan biri var ki, onun ibâdetleri yıldızlar adedince gökyüzüne yükseliyor. Bunu düşünüyordum.
Hazret-i Âişe; “Bu, babam olabilir” diye geçirdi içinden. Ve sordu:
– O kimdir yâ ResûlAllah?
Buyurdular ki:
– Ömer’dir. Ama onun sevapları, babanın sevapları yanında, denizde damla bile değildir.18 Ocak 2010: 18:53 #764830Anonim
”Hiç şaşma yâ Âişe. Çünkü “Ay” ve “Güneş”in nûrunu da benim nûrumdan yarattı Hak teâlâ.”
”Eshâbımdan biri var ki, onun ibâdetleri yıldızlar adedince gökyüzüne yükseliyor. Bunu düşünüyordum.”SUBHANALLAH!..ELHAMDÜLİLLAH!..ALLAHU EKBER!..
ALLAH(C.C.) Razı Olsun.RABB’İMİZ(C.C.) bizlere de onların yolundan gitmeyi nasip eylesin inşaALLAH.(Amin)28 Mart 2010: 17:16 #768728Anonim
Resûlullah Efendimiz “aleyhisselâm”, bir gece, Hazret-i Âişe validemiz ile baş başa otururken bir ara mübarek başını Hazret-i Âişe’nin “radıyAllahü anha” kucağına koyup, “Yıldızları” seyre koyuldu.
Hazret-i Âişe ise “Dolunayı” seyrediyordu.
Fakat Resûlullah Efendimizin nur cemâli, dolunaydan daha nurlu ve parlak göründü hazret-i Âişe’ye. Duygulanıp ağladı. Ve iki damla gözyaşı Efendimizin nur yüzüne damladı.
Efendimiz sordular:
– Sen ağlıyor musun yâ Âişe?
– Evet yâ ResûlAllah.
– Neden?
– Senin cemalini, dolunaydan daha parlak gördüm de ondan.
– Hiç şaşma yâ Âişe. Çünkü “Ay” ve “Güneş”in nûrunu da benim nûrumdan yarattı Hak teâlâ.
Bu defa Hazret-i Âişe sordu:
– Siz neye bakıyordunuz yâ ResûlAllah?
– Yıldızlara bakıyordum.
– Niçin?
– Eshâbımdan biri var ki, onun ibâdetleri yıldızlar adedince gökyüzüne yükseliyor. Bunu düşünüyordum.
Hazret-i Âişe; “Bu, babam olabilir” diye geçirdi içinden. Ve sordu:
– O kimdir yâ ResûlAllah?
Buyurdular ki:
– Ömer’dir. Ama onun sevapları, babanın sevapları yanında, denizde damla bile değildir.BU SESLER NEDİR?
Mîrac’ta, Resulullah Efendimizle Cebrâil aleyhisselâm Arş-ı âlâ yanında bulunurken, Resûlullah takunya sesleri işitip;
– Bu sesler nedir? diye sordu.
Cebrâil aleyhisselâm;
– Bilâl’in takunya sesleridir yâ ResulAllah. O şu anda takunya ile evden çıktı. Mescide gidiyor, dedi.
İslâm âlimleri;
– Eshâb-ı kirâmın yüksekliğini işte buradan anlamalıdır, buyuruyorlar.
27 Ekim 2010: 20:48 #776136Anonim
amin insallah.
28 Ekim 2010: 07:38 #780288Anonim
konular birleştirildi..
28 Ekim 2010: 07:50 #780291Anonim
bu muhteşem birşey YA RABBİM SEN NE BÜYÜKSÜN SEN NE LÜTUFKARSIN bizleride yolundan ayırma ALLAH ım
29 Ekim 2010: 21:20 #780395Anonim
inşaallah. Rahman razı olsun kardeşlerim paylaşımlarınız için emeklerinize sağlık…
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.