• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #646762
    Anonim

      Sevgili İnsanlık,
      Senin gerçek halini en son, Sevgili yle (as) beraber kol kola görmüşler.
      Merhamet, şefkat, hoşgörü ve sevgi de yanınızdaymış.
      Zaman zaman bir görünüp bir kaybolsan da o gün bu gündür hiç kimse
      görmemiş gerçek halini.
      Bir yerlerde saklanıyorsun, bunu biliyoruz. Koluna girecek dost yürekler
      arıyorsun belli ki ortaya çıkmak için. Belli ki bir hayli dargınsın bize.

      Sevgili İnsanlık,
      Biliyoruz ki şu yaşlı yeryüzü, senin en berrak hâlini Sevgili nin(sas) ışığıyla
      gördü.
      Daha önceleri de görülmüştün, Yusuf(as), Musa(as), İsa(as) ve birçok sevgi
      dostlarıyla.
      Ama hiç bu kadar güzel tecelli etmemiştin dünyamızda.
      Hep böyle defalarca saklanmışken, defalarca belirmiştin yeryüzünde.
      En son saklandığında yeryüzünde bir mağarada, Sevgili yle (sas) inmiştin dağın
      zirvesinden insanların arasına.
      İnsanlar sana muhtaçtı çünkü, insanlar sana en fazla muhtaçtı.
      Ve O Sevgili yle (sas) beraber, milyonlarca parçaya bölünerek yerleşmiştin
      yüreklere.

      Sevgili İnsanlık,
      Biz biliyoruz ki şimdi, sen Sevgili den (sas) önce diri diri toprağa gömülen
      körpe kız çocuklarının feryatlarıyla terk etmiştin insanları ve de şehirleri.
      Sırtında kırbaçlar şaklayan çaresiz kölelerin iniltileriyle terk etmiştin.
      Alkol kokan, hoyrat şehvet hırıltılarına kulak tıkayarak terk etmiştin.
      Zalimin gürleyişleri, mazlumun inleyişleriyle terk etmiştin bizi.
      Ve daha önceleri sevgili insanlık,
      Yusuf (as)la beraber kuyuya atılmış, Eyyüb la (as) mağaraya sürülmüş,
      Yunus la (as) balıklara yem edilmiştin.
      Ve her gidişinden sonra; gözyaşlarıyla döndün insanların arasına, bir Sevgilinin
      kolunda.

      Sevgili İnsanlık,
      İnsanlar zaten seni, Sevgilinin (sas) gözyaşlarında gördüler önce.
      Ve biz gözyaşlarıyla beslendiğini, gözyaşlarıyla büyüdüğünü biliyoruz
      yüreklerde.
      Ve biz; bir tarafının, bir gözü yaşlıyla sürgünde olduğunu da biliyoruz,
      şimdilerde.

      Sevgili İnsanlık,
      Şimdilerde sana o kadar muhtacız ki… Hangi mağaranın içinde, hangi
      kuyunun dibinde, hangi denizin ortasındadır diğer yarın, bilemiyoruz?
      Hani çocukluğumuzda; elma dersek çıkar, armut dersek çıkmazdın orta yere.

      Sevgili İnsanlık,
      Bugünlerde sana muhtacız. Sana en fazla muhtacız bugünlerde. Ne olur
      ortaya çık da göster bizlere gül cemâlini.
      Ne olur bir gözü yaşlıyla in artık şehirlerimize. Ne olur karakışa dönmüş
      yüreklere bir sıcaklık getir.
      Masum bir çocuk edasıyla çağırıyoruz şimdi seni.

      Sevgili insanlık,
      Elma diyoruz, ne olur ortaya çık!

      Sevgili İnsanlık,
      Nedendir bu yüreğimdeki inleyişler bilir misin? Bugün yine; acıyı vurmak
      isterken sapan taşlı çocuklar, acıyla vuruldular.
      Bugün yine, binlerce çocuğun ekmekleri elinden alındı. Bugün yine, yeni
      doğan binlerce bebeğin beşiğine borç senetleri iliştirildi.
      Ve bugün yine, siyah tenli çocuklar korkuyla baktılar beyaz tenli adamın
      elindeki silaha.
      Ve bugün yine, sen girmeyesin diye Filistin kentlerini tanklarla kuşattılar. Ve
      kuyulara betonlar döküldü ve mağaralar bombalandı ve denizler yakıldı sen
      dönmeyesin diye.

      Sevgili insanlık,
      Bir çocuk masumiyetiyle çağırıyoruz şimdi seni. Elma diyoruz, çık artık!
      Sevgili insanlık,
      Akıllar senden uzaklaşmakta senin yokluğunda.
      Sen biliyorsun ki; sevgi, merhamet, şefkat ve gözyaşının eşlik etmediği bir
      akıl, et yığınından başka bir şey değildir.
      Şimdi, et yığınlarının inşa ettiği çelik paletler arasında ezilmektedir merhamet.
      Ve merhametin öldüğü bu dünya, kanlı bir dünya oldu.
      Ve gözyaşlarından mahrum bu dünya, kurak bir çöle döndü.

      Sevgili insanlık,
      Gözyaşları sendedir bunu biliyoruz artık. Elma diyoruz, ne olur ortaya çık!
      Sevgili İnsanlık,
      Sen gittin; cimrilik, cehalet, kabalık, budalalık, enâniyet, nefsâniyet,
      şehvâniyet boy verdi gönül vadilerinde.
      Ayrık otları gibi sardılar ruhları. Ve sevgi, bir kuş gibi uçup gitti beden
      kafeslerinden.
      Sen gittin; dertsizler dertlileri, sağlıklılar hastaları, zenginler fakirleri, sahipliler
      sahipsizleri unuttu.
      Sen gittin, büyük balıklar küçük balıkları yuttu. Sen gittin; benlikler nefislere
      kaptırıldı ve ruhların içi boşaldı.
      Ve benlikler, içi boşalmış ruhlara put olarak dikildi. Ve şimdi insanlar kendi
      benliklerinin firavunluğunu yaşıyorlar.
      Ve dünün putperestlerinden daha vahim bir durumdalar.

      Sevgili İnsanlık,
      Bizler de sensizlikten düşen payımızı aldık. Elma diyoruz, ne olursun çık artık!
      Sevgili İnsanlık,
      Belki bir yetim yürekte büzülüp kaldın, belki başı okşanası masum bir çocuğun
      yüreğinde.
      Belki sürgün yemiş gönüllerin içine akıttığı gözyaşlarında saklısın, belki bir
      kutlunun hüzünlü yüreğinde.
      Yine insanların yüreğindesin, biliyoruz. Ve seni, kavminin Yunus u (as) araması
      gibi arıyoruz.

      Sevgili insanlık,
      Bir çocuk masumiyetiyle bir kez daha elma diyoruz. Ne olur, dön artık!

      alıntı

      #719036
      Anonim

        Sevgili insanlık,
        Bir çocuk masumiyetiyle bir kez daha elma diyoruz. Ne olur, dön artık!

        elma tabiri pek olmamış gibi

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.