• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #681461
    Anonim

      Seyahatımda beni tanımayanlar kıyafetime bakıp, beni tacir zannettiklerinden derlerdi ki:
      S- Tacir misin?
      C- Evet hem tacirim, hem de kimyagerim.
      S- Nasıl?
      C- İki madde var, mezcettiriyorum: Birinden tiryak-ı şâfî, birinden elektrik-i muzi tevellüd eder.
      S- Bunlar nerede bulunur?
      C- Medeniyet ve fazilet çarşısında; cebhesinde insan yazılı, iki ayak üstünde gezen sandık içindeki, üstünde kalb yazılan ya siyah veya pırlanta gibi parlak olan bir kutudadır.
      S- İsimleri nedir?
      C- İman, muhabbet, sadakat, hamiyet.

      Ceride-i Seyyare, Ebu lâşey, İbnüzzaman, Ehu-l acaib, İbn-ü ammi-l garaib
      Said Nursî
      Tarihçe-i Hayat

      Tacir: Ticaret yapan.
      Kimyager: Kimyacı.
      Mezc: Karıştırma, katma, birbirine karıştırma.
      Tiryak-ı şâfî: Şifa verici tiryak, harika iyileştirme özelliğinde çok etkili ilaç.
      Elektrik-i muzi: Parlak ışıl veren, parlayan lamba.
      Tevellüd: Doğma, meydana gelme, doğum.
      Fazilet: Yüksek değer, üstün ahlak derecesi, dinde üstün vasıf ve özellikler.
      Cebhe: Yüz, ön taraf, alın.
      Muhabbet: Sevgi, sevme.
      Sadakat: Bağlılık, gönülden bağlılık.
      Hamiyet: Himaye gayreti, koruma çabası.
      Ceride-i Seyyare: Gezici gazete.
      İbnüzzaman: Zamanın oğlu.
      Ehu-l acaib: Acayip şeylerin kardeşi.
      Garaib: Hayret verici şeyler, şaşkınlık uyandıran şeyler.
      İbn-ü ammi-l garaib: Garaibin amca oğlu.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.