- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
3 Aralık 2007: 19:36 #646403
Anonim
Şeytan denilen melun hacker, sistemimdeki nefis virüsünü aktif hale getirmeye çalışıyor…Falanca Camii imam Abdullah hoca, resmi islerini yaptirmak için nüfus müdürlügüne gider. Kendisinden TC kimlik numarasi istenince, en yakin internet-cafenin yolunu tutmak zorunda kalir.
Cafenin kapisindan girerken levhada yazii1 isim ‘fesüphânALLAH’lar, estagfirullah’lar çektirir hoca efendiye, hem de ardi arkasinca:
CEN.NET CAFE…
Cafe isleten delikanliya hacetini söyler:
– Evlâdim T.C. kimlik numarasi istediler benden, yardimci olabilir misin?
– Tabi amcacim, siz suraya oturun, su isimi hemen bitirip sizinle ilgilenirim.
Abdullah hoca baslar beklemeye. Böylelikle bulundugu mekâni inceleme firsati da geçer eline.
Demek ki gençlerin girip bir türlü çikmak bilmedikleri, internet-cafe denilen yer burasidir. Gözüne takilan her detaydan rahatsiz olarak, huzursuz bakislarla etrafini süzer durur.
Evin bodrumunda kurdugu fare tuzaklari gelir aklina. Küçücük bir peynire tutsak olan fareler nasil kapandan çikamiyorlarsa, ayri telden oyunlara yakalanan gençlerin de buradan çikamadiklarini düsünür. Bir ‘fesuphanALLAH’ daha çeker ve:
– Âhir zaman fitneleri iste canim, der kendi kendine…
Hoca efendinin huzursuz oldugunu fark eden delikanli hemen bir çay söyleyince, kendisine ikram edilmesinden memnun olur Abdullah amca. En azindan bu da bir hürmet ifadesidir. ‘Aferin’ derken içinden, hayiflanir istemeden:
– Yazik oluyor bu gençlere, hayatlarini heder ediyorlar.
Bosa hayiflanmanin, vah vah demenin, ne kendisine ne de acidiii gençlere bir faydasi olmayacagini bildigi için, delikanliyla hasbihal etmeye karar verir:
– Delikanli sana bir sey soracagim ama bilmem ne düsünürsün?
– Buyurun amcacigim, ne soracaktiniz?
– Sen ALLAH’i bilir misin?
Birbirine girmis, hiçbir sekle benzetemedigi jöleli saçlari, her baktiginda bir ‘fesuphanALLAH’ daha çektigi sakal sekliyle bu delikanlidan aldigi cevap, hoca efendiyi pek sasirtir.
Cafeyi isleten delikanli gülümseyen gözlerle bakarak:
– Kul, kendisini yoktan var edip hayat bahseden, düsünecek akil, görecek göz veren Rabbini nasil bilmez amca?
Hayretle sormaktan alamaz kendisini:
– Biliyor musun? Peki neyle biliyorsun ALLAH’i, bana bir anlatir misin?
Delikanli eliyle cafedeki bilgisayarlari göstererek cevap verir:
– Bu bilgisayar ile biliyorum amcacigim.
– Bunlarla mi? Delikanli pek anlayamadim.
– Bu bilgisayarlarin varligi benim nazarimda ALLAH’in varliginin en açik delillerinden biridir. Bilgisayar kullananlar gayet iyi bilirler amca, böyle bir makine, ancak bir mühendis ve üstün bir teknoloji ile var olabilir.
Ateistin en önde gidenine sorsan, bu zimbirtinin tesadüf eseri olusmayacagini, mutlaka birisi tarafindan yapilmis oldugunu söyler sana. Meselâ Darwin denilen mendebur kalkip dirilse, su laptopu göstersen, desen ki:
‘Bu âlet, su hesap makinesinin tesadüfler zinciriyle evrimlesmis hâlidir.’
Darwin bile (affedersiniz) ‘çüss lan deve’ der.Abdullah Hoca delikanlinin anlattiklarindan hoslanmistir. Keyiflenir:
– Bilgisayarin kendiliginden yapilmadigini kabul etmeyen adam, onu yapan insanin yaratilmis olduguna gelince kiviri veriyor degil mi evlâdim?
– Bak amca, burada 20 tane bilgisayar var, bunlar bir sistemle birbirine baglanmis, hepsi bir program tarafindan idare ediliyor. Bu sistemi ben kurdum, burayi ben çekip çeviriyorum. Buradaki düzen benden sorulur; yani bir mânâda farzi muhal buranin tanrisi benim.
Bazen oyun oynayip, interneti kullanip para ödemeden sivismaya kalkanlar oluyor. Hemen yakaliyorum keratalari. ‘Gel bakalim! Nereye gidiyorsunuz böyle! Buranin nimetlerinden faydalanip basibos birakili vereceginizi mi zannettiniz?’ ‘Paramiz yok abi!’ derlerse; ‘Yok öyle yagma!’ deyip cezalandiriyorum. internet-cafeyi temizletiyorum: paspas yapiyorlar, camlan silip tuvaleti temizlettiriyorum.Bir saat oyunun, internetin bedeli olur, bunun hesabi sorulur da, sayisiz nimetlerle dolu koca bir ömrün hesabini sormazlar mi insandan?
Bir cafenin bile islerini düzenleyen, tertip eden biri varken, koca kâinatin, kusursuz isleyen bu sisteminin bir kurucusu olmaz mi? Olmaz diyenin ahmakligini bütün noterler tasdik etmez mi?
– VALLAHi evlâdim pek takdir ettim seni. Peki ALLAH’i nasl bilirsin, neye benzetirsin?
-Ben ALLAH’i hiçbir seye benzetmeden bilirim amca.
– Bunun böyle olacagini nasil bildin evlâdim? Delikanli eliyle bilgisayarlari isaret etti:
– Yine bunlar sag olsun. Bu bilgisayarlari yapan mühendisler baska, bilgisayarlar baskadir. Birbirlerine benzemezler. Programi yazan insan baskadir, ortaya konulan program ise bambaska. Bilgisayarda yüklenmis bilgiler vardir, fakat benim bilmem yine baskadir. Kamerasi vardir, ses düzeni vardir, ama benim gözlerim ve duyup konusmam farklidir.
Abdullah amca çocugun feraset ve anlayisini çok begenmisti. Sordugu sorulara aldigi cevaplar, gayet mantikliydi ve berrak bir imana isaret ediyordu. Aslinda buradaki isi bitmis, kimlik numarasini çoktan almisti; ama delikanli ile muhabbete devam etmek istedi.
– Peki varligina inandigin Rabbin için ne yapman gerektigine dair ne biliyorsun?
– Ne yapmam gerektigini biliyorum amca, fakat ne kadarini yapabildigim hususunda kendimi yeterli görmüyorum.
– Ne bildigini söylersen, neler yapabilecegine dair yardima olabilirim belki evlâdim.
– Neler yapmam gerektigine dair surdan biliyorum amca: Öncelikle, Rabbim bana bir gönül vermis. Kendisini bilmeyi nasip edip muhabbetini gönlüme yerlestirmis.
Ben de gönlümde sadece O’na ve sevdiklerine yer vermeliyim, onun istemeyecegi seyleri gönlümden uzak tutmaliyim.
ikinci olarak bana verdigi dili razi olmayacagi sözlerden korumaliyim. Her zaman onu söylemeli, onu anlatmaliyim.
Son olarak bana verdigi bu bedeni onun rizasi istikametinde kullanmali, bir gün toprak olacak vücudumu onun yolunda eskitmeliyim. Benim bildigim bundan ibaret…
– Ee evlâdim daha ne yapacaksin, baska bir sey kalmadi ki!
– Efendim yapmaliyim, etmeliyim diyorum ama, bal demekle agiz tatlanmiyor ki! Gidilecek yolu bilmek ayn, usulüyle yolda yürüyebilmek ayri bir sey…
Yine bilgisayar tabirleriyle söylemek gerekirse, seytan denilen melun HACKER, benim sistemimde ki NEFiS virüsünü aktif hale getiriyor. Üstesinden gelebilene ask olsun. Etkili bir virüs programi bulmam lazim belki de..
– Ben biliyorum, dedi Abdullah Hoca ve ekledi: TASAVVUF anti-virüs programlarindan birisim gönül Hard-diskine kuruyorsun ve her gece kalkip güncelleyerek, virüs taramasi yapiyorsun evlâdim.
Delikanli aldigi cevaptan hem sasirmis hem hoslanmisti. Hoca efendiye tebessüm ederek:
– Amca bu programi nereden indirebiliriz acaba? Bildigin bir site var mi? dedi.
Hoca efendi ayni tebessümle cevap verdi:– Bunun korsan sürümlerine çok dikkat etmek lâzim evlat. Ehline müracaat ederek lisansli bir program yüklemelisin bence.
– Sizde var mi öyle bir program?
– Var da, ben yüklemeyi bilmiyorum, ama istersen tanidik bir programlama uzmani tavsiye edebilirim.
– Çok sevinirim, diyen delikanli, Abdullah Hoca ile tekrar bulusacaklan bir gün kararlastirarak, hoca efendiyi dükkanindan ugurladi. Ve ümit dolu tebessümlerle arkasndan bir müddet seyretti. ..
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.