• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #656406
    Anonim

      Şeytan, yüzler ispat edici delile dayanan bir iman hakikatinin hükmünü, yokluğu ile ilgili basit bir işaret ile kırmak ister.

      “Bir ispat edici, çok nefyedicilere tercih edilir” yerleşmiş bir kaidedir.
      Yüz kapılı bir sarayın, bir iki kapısının kapalı olması, o saraya girilmeyeceği anlamına gelmez. İman hakikatleri birer saray gibidir. Onları ispat eden her bir delil bir anahtardır. Bir iki kapının kapalı olması ile onlardan vazgeçilmez.

      Şeytan, cehalet veya gaflette olan birine kapalı bir kapı gösterir: “Bu saraya girilmez, içinde bir şey yoktur” diyerek onu kandırır.1

      İmânî ve Kur’ânî mevzuların hepsini tam olarak kavramamız mümkün olmayabilir. Anlayamadığımız, mantığımıza sığdıramadığımız bir mevzu ile karşılaşırsak, şeytan hemen devreye girebilir: “Bak bunun izahı yok. Bu hakikat değil. Diğerleri de bunun gibi olabilir” şeklinde bize vesvese verdiği zaman telâş etmemek, bunun şeytanî bir vesvese olduğunu bilmek ve Allah’a sığınmak, “Benim aklım bütün hakikatleri tartamaz. Eğer bu mevzu Kur’ân ve sünnette karşılığı varsa doğrudur” demek gerekir.

      Dinî, şahsî ve sosyal hayatımızın selâmetini, fikir, nazar ve kalbimizin sıhhat ve istikametini istiyorsak, Kur’ân ve sünnetin ölçüleriyle hâl ve hareketlerimizi tartmalıyız. Kur’ân ve sünneti kendimize rehber yapmalıyız.
      “Euzübillahimineştanirracîm / Kovulmuş olan şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım” diyerek Cenabı Hakk’a iltica etmeliyiz.

      Dipnot:
      1. Lem’alar, (yeni tanzim, s. 241)

      İBRAHİM ERSOYLU
      24.08.2009
      Ramazan/Yeniasya
    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.