- Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
3 Mayıs 2012: 12:06 #677030
Anonim
Millî Eğitim Bakanı Dinçer, ortaöğretim kurumları yönetmeliği ön taslağı hazırlanırken kendisinin haberi olmadan, fikir almak üzere ilgili paydaşlara gönderildiğini belirterek, ‘’Eğer biz paydaşlarımıza güvenemeyeceksek ve onlara henüz hazırlık aşamasında fikirlerini alma konusunda tereddütler yaşayacaksak bu çok doğru olmaz kanaatindeyim” dedi.
Şimdi de taslak krizi
MİLLî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, ortaöğretim kurumları yönetmeliği ön taslağı hazırlanırken kendisinin haberi olmadan, fikir almak üzere ilgili paydaşlara gönderildiğini belirterek, ‘’Eğer biz paydaşlarımıza güvenemeyeceksek ve onlara henüz hazırlık aşamasında fikirlerini alma konusunda tereddütler yaşayacaksak bu çok doğru olmaz kanaatindeyim” dedi.
Dinçer, okul sütü projesi töreninin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin basında yer alan ortaöğretim kurumları yönetmeliği ön taslağına ilişkin sorusu üzerine, bakanlık olarak uzun zamandır deregülasyon çalışması yaptıklarını belirterek, bakanlığın genelgelerinin, yönetmeliklerinin gözden geçirildiğini, bununla ilgili bir sadeleştirme yapıldığını anlattı.
Bundan 1 ay kadar önce özel öğretim kurumları yönetmeliğini yenilediklerini hatırlatan Dinçer, yaklaşık 9 yönetmeliğin tek yönetmeliğe indirildiğini söyledi. Bunun hizmetleri daha etkin sunabilmek için yapıldığını vurgulayan Dinçer, şöyle konuştu: ‘’Bugün tartışılmakta olan ortaöğretim kurumları yönetmeliğinin, yine çok sayıda yönetmeliğin gözden geçirilerek, sadeleştirilmesi ve tek bir yönetmeliğe indirilmesiyle alâkalı bir çalışma.
Ama bu çalışmada benim gördüğüm kadarıyla üç büyük yanlışlık var. Bunlardan bir tanesi maalesef bu sadeleştirme yapılırken benim haberim olmadan ön taslak metin fikir ve görüş alınmak üzere ilgili paydaşlara gönderildi. Açıklıkla söylüyorum, bu taslağın bu şekle dönüştürülüp paydaşlara görüş almak üzere gönderildiğinden benim haberim yok.
İkincisi maalesef kendilerine güvenip görüş almak üzere gönderdiğimiz ve henüz hazırlık aşamasında olan bu çalışmanın görüş bildirmek yerine, kanaatlerini bizimle paylaşmak yerine doğrudan doğruya medyaya aktarılmasıyla paydaşlarımız tarafından büyük bir hata yapıldı.
Eğer biz paydaşlarımıza güvenemeyeceksek ve onlara henüz hazırlık aşamasında fikirlerini alma konusunda tereddütler yaşayacaksak bu çok doğru olmaz kanaatindeyim. Şimdi yapılanın çok ciddî bir eksiklik ve yanlışlık olduğunu düşünüyorum. Paydaşlarımız keşke kendilerine olan bu güvenimizi kamuoyuna, medyaya bilgileri vermek yerine görüşlerini bize bildirseydiler ve böylesine bir tartışma içerisine girmemiş olsaydılar.’’
“HUKUKUN GEREĞİ NEYSE ONU YAPACAĞIZ”
Bakan Dinçer, ‘’19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı bu yıl nasıl kutlanacak?’’ sorusu üzerine de şunları kaydetti: ‘’Millî Eğitim Bakanlığı kendi kararını uygulayacak. Biz hukuka saygılıyız. Hukukun gereği neyse onu yapacağız. Yürütmesi durdurulan genelge, ‘yönetmeliğe uyun’ diye çıkarılmış bir genelgeydi.
Danıştay’ın verdiği kararda da genelgenin bir üst hukuk normu olan yönetmeliğe atıf yapılmaktadır. Zaten hukuk garabeti dediğim şey de bu oldu. Normal şartlarda yönetmeliğe uymaya dair biz bir genelge çıkarmışken bizim genelgemizin yürütmesini durdurmak yine yönetmeliği uygulamaktan başka bir sonuç doğurmuyor. Bu açıdan bakıldığında biz yönetmeliği uygulayacağız.
Zaten mevcut yönetmelik statlarda her yıl gösteri yapmayı, 19 Mayıs kutlamalarını, resmî geçit törenleri düzenlemeyi de öngörmüyor mu? Ama daha da önemlisi biz 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim ile ilgili bütün kutlama şekillerini gözden geçiren ve yeniden düzenleyen bir yönetmelik taslağını hazırladık. Çok yakında yayınlayacağız. O yönetmeliğin gereğiniuygulayacağız.’’
Yeni Asya
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.