BLACK OR WHITE
Michael Jackson’ı düşünüyorum…

Dünyanın her ülkesinde tanınan en büyük popstar,
Dünyanın en çok kazanan sanatçısı,
Dünyanın en çok tartışılan sanatçısı…
Yarım asırlık bir hayat,
50 yıllık bir kaçış.
Ama ne kaçış…
İnsanlardan, hayattan en önemlisi de kendinden…
Siyahi derisini beyazlatmak adına.
Adeta doğumundan ölümüne bir evrimleşme süreci; çene, burun, yanak, kulak vs vs…
Beğenilmeyen ve sürekli değiştirilen bir vücut ve haliyle bu değişimin sonuçlarına dayanamayan bir beyin.
Deforme olmuş bir vücut, yıpranmış bir psikoloji;
Eşyanın tabiatına aykırı bir yaşam biçimi…
Son olarak da sürekli ilaç kullanan ve yemek yemeyen, sonu başından belli bitmiş insan hikayesi…
Doktoru en fazla 6 ay ömür biçerken
6 ay 1 gün sonra kaçınılmaz son…
Ölüm…
90’lı yıllarda ortalığı kasıp kavuran parçası:
BLACK OR WHITE
Siyah ya da beyaz seçiminde siyahtan utanmak, beyaza sığınmak ve puslu bir gride, kısacık ömre sadece hüzün, korku ve dehşet SIĞDIRMAK!
Kendini beğenmek kötüdür ama
Kendini beğenmemek daha kötüdür.
Michael Jackson olmak zordur ama
Michael Jackson olamamak daha zordur…
Konserlerinde yalnız bırakmayan, kasetlerini alan, seni ayakta tutan insanlardan daha doğrusu sevenlerinden “deli” gibi kaçmak, herkesin ve her şeyin onu yok edeceği vehmi ile yaşamak…
Hayatı sevmek kendini sevmekle başlar.
Olmayanlara üzülmektense olanlarla mutlu olmakla…
Ya da Allah’ın gülü dikenli olarak yarattığına şikayet edeceğine, dikenler arasında bir gül yarattığına şükretmekle…
Hayat zaten baştan sona
BLACK OR WHITE.
Şimdi sen hayatın neresindesin onu söyle,
BLACK MI? WHITE MI?
Bedirhan Gökçe