• Bu konu 9 yanıt içerir, 7 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
11 yazı görüntüleniyor - 1 ile 11 arası (toplam 11)
  • Yazar
    Yazılar
  • #667122
    ABDULLAH
      alslamib6.gif
      turkce_kuran_ust_03.gif
      Sevgili Cennetyolunun yolcusu kardeşlerim..
      KONU BAŞLIĞINI GÖRÜNCE ŞAŞIRDINIZ.HATTA TEVBE ,TEVBE DEDİNİZ DEĞİL Mİ ?
      OKUYALIM BAKALIM NE DEMEK İSTEMİŞİZ.
      Server-i Kainat peygamberimizin bir sözü çok dikkatimi çeker.
      “Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey küçük şirktir.”
      Mübarek Sultanımız sav1im2.gif ne demişse önemlidir.
      Bizim için neyden endişe etmiş ise dikkate almak zorundayız diye düşünüyorum.
      Büyük şirki biliyoruz. Enkısa tanımıyla Yaratma ve yönetme manasında
      Rabbi yani yaratıp yöneten ve terbiye edeni birden fazla kabull etmek.
      Bu sıfatlarda asıl olan Allaha sahte ilahları ortaklar koşmaktır.
      Zaten dinin tanımıda;Allah’ın varlık ve birliğini, kudret ve kuvvetini kabul edip
      inanmak ve ahlak anlayışını onun rızası doğrultusunda şekillendirmektir.
      Müslümanda bu şekillenmeyi en güzel şekilde yapmaya gayret eden kişidir.
      Peki küçük şirk nedir ?
      konunun cevabı okuyacağımız ayette açıkça beyan edilmiştir.
      turkce_kuran_ust_03.gif
      “Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde
      insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi,
      sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle
      boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve
      maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir.
      Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler.
      Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.”
      Bakara suresi, 264.Ayet-i Kerime
      Farkında mısınız ayet-i kerimede “insanlara gösteriş yapan kafirler gibi” tabiri kullanılıyor
      turkce_kuran_ust_03.gif
      … Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve
      Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.”
      Kehf suresi,110.Ayet-i kerime
      Bu ayeti kerimede de ibadette ortak koşmasın buyuruluyor…
      Demek ki ibadet yaparken bu ibadeti beğenecek olan Allahü Teala zülcelal hazretleridir.
      Farklı bir niyetle ibadet yapmak Rabbe şirk koşmaktır.
      Hepimiz gündelik mükellef olduğumuz vazifelerimizi gerek ferdi gerek içtimai olarak yapıyoruz.
      Acaba ferdi ibadet şeklimiz,iştahımız gayretimiz cemaat halindekinden başka mı ?
      örneğin kıldığımız namazın hızı,verdiğimiz sadakanın miktarı,okuduğumuz Kuran ayetlerinin çokluğu,tesettürümüz,sakalımız
      döktüğümüz gözyaşları ,hatta kılık kıyafetten takındığımız tavırlara kadar….
      Acaba yalnızken kalabalıkta gibi miyiz. Ya da tersi ?
      Bakınız Güllerin efendisine sav1im2.gif sormuşlar..
      “Ya Rasûlallah, küçük şirk nedir?”
      “Riyadır. Yani başkalarına gösteriş için ibadet yapmaktır.”
      Der ve ekler:
      Allahü Teala, kıyamet günü herkesin amelinin karşılığını verirken, insanlara gösteriş için
      ibadet yapanlara şöyle der:
      “Dünyada kendileri için gösteriş yaptığınız kimselere gidin.
      Bakın bakalım onların yanında size verecekleri bir şey bulabiliyor musunuz?”
      Tirmizî, Nüzur, 9; İbn Mace, Fiten,
      Denebilir ki cemaatte rahmet vardır.Teşvik vardır. Destekleme ve heveslendirme vardır.
      Bunlar sebebiyle ibadetin artması yine şirk midir ?
      Tabi ki olayı iki boyutuyla düşünmek gerekir.
      Kişi dış dünyasında görünen bir hal ve tavır sergilerken bir de iç dünyasında da
      hal ve tavır sergiler. Işte önemli olan bu iki dünyanın birbiriyle örtüşmesidir.
      yine güzel Rasülüllah Efendimiz sav1im2.gif
      “Allah sizin kalıbınıza suretinize değil de kalplerinize bakar.”
      Demek ki gönül dünyamız ile dış görünen dünyamızı birbirine örtüştürmek zorundayız.
      Davranışlarımızı içimizdeki niyetleri temiz tutarak ifa etmeliyiz.
      Yarın ahirette eli boş kalmamak istiyorsak lütfen olduğumuzdan farklı gözükmeye çalışmayalm…
      kimse yokken nasılsak herkesin içinde de öyle olalım.
      Söz,davranış farketmez sadece Allahımızın rızasına endeksli bir yol izleyelim.
      Güllerin Efendisinin endişesini haklı çıkarmayalım.
      Unutmayalım ki şeytan müminlere ibadet etme demez,yapılan ibadeti zayi etmeye gayret eder.
      Bizlerde şan,şöhret,övünme,kibir,dünyevi çıkarlar için olduğumuzdan farklı gözükmeyelim.
      son olarak yüce kitabımızda bize vaaz eden Rabbimize allah23rjno7.jpg kulak verelim..
      “Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti.
      İşte bu dosdoğru dindir.”
      Beyyine suresi 5.Ayet-i Kerime
      Hepinizi
      Bizleri seçip Dinini emanet eden,
      Bizi seven ve kendisini sevdiren,
      gönüllerimizi imanla süsleyen
      Güzeller güzeli Muhammed Mustafamıza ümmet eden
      Kırık kalplerin Sahibi Allahımıza Emanet Ediyorum….
      Esselamü Aleyküm Ve Rahmetüllah

      M. farisa
      #783932
      Anonim

        Ve aleykum selam verahmetulllah
        “ALLAH ” c.c razi olsun ..

        #783941
        Anonim

          Yok yok yarısından sonrasını okuyamıyıcam çok dehşetli. C.H. muhafaza buyursun bizleri. Amin…

          #783943
          Anonim

            Evet ibret verici akılları başa devşirtecek bir yazı ;

            EN ÇOK KORKTUĞUM MES’ELEDİR ŞİRK KONUSU;;

            yazıyı okuyunca aklıma şu hadis geldi ;inşl yanlış hatırlamıyorumdur..yanlışsam lütfen düzeltin arkadaşlar;

            “”””şirk öyle bir şeydir ki geceleyin bir kayanın üstünde yürüyen karıncanın ayak sessiznden daha sessiz ve tehlikelidir;

            Allah muhafaza ;

            Yanlız madem bu konuyu konuştuk bir şey demek veya sormak isterim nacizane;

            Şimdi hani deniyorya ibadetlerde gizli olanı makbuldur ..elbetteki öyledir hadislerlelede sabit bir konu;buna itirazımız yok haşa!!!

            sorum şu;

            Malumunuz ahirzamanda yaşıyoruz ..insanlar her türlü maneviyattan uzaklaşmış..çamur dehlizlerinde yüzmekte;

            bence bir müslüman yaşayarak çevresinede örnek olmalı özellikle namaz gibi zahiri ibadetlerde..belki bir gün baka baka imana gelip etkilenebilirler maneviyattan uzaklaşan kardeşlerimiz;

            çok yakın zamanda böyle bir örnek yaşadık .iş yerinde..o yüzden böyle sormak geldi içimden bilmem sizler ne dersiniz bu konuda…

            Allah ‘u Teala razı olsun abim;güzel ve etkileyici bir konu tesbiti yapmışsınız..

            #783944
            Anonim

              @ahayir 230397 wrote:

              Yanlız madem bu konuyu konuştuk bir şey demek veya sormak isterim nacizane;

              Şimdi hani deniyorya ibadetlerde gizli olanı makbuldur ..elbetteki öyledir hadislerlelede sabit bir konu;buna itirazımız yok haşa!!!

              sorum şu;

              Malumunuz ahirzamanda yaşıyoruz ..insanlar her türlü maneviyattan uzaklaşmış..çamur dehlizlerinde yüzmekte;

              bence bir müslüman yaşayarak çevresinede örnek olmalı özellikle namaz gibi zahiri ibadetlerde..belki bir gün baka baka imana gelip etkilenebilirler maneviyattan uzaklaşan kardeşlerimiz;

              çok yakın zamanda böyle bir örnek yaşadık .iş yerinde..o yüzden böyle sormak geldi içimden bilmem sizler ne dersiniz bu konuda…

              Allah ‘u Teala razı olsun abim;güzel ve etkileyici bir konu tesbiti yapmışsınız..

              ahayir kardeş;

              Gizli olarak yapılması makbul olan ibadetler nafile ibadetlerdir. Farz ibadetler değildir. Dediğiniz gibi zaman ahir zaman ve insanlar bırakın nafile ve sünnetleri, farzların bile yolunu untmuş durumdalar. Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi böyle bir zamanda bunların değil gizlenmek aşikar edilmesinin bile gerekliliğini bizlere söylüyor. İnşaallah bulursam o kısmı paylaşırım. Tabi herkes kendini tartmalı, ölçmeli. Yaptığı nafile ibadette gösteriş, riya gibi durumlar hasıl oluyorsa evinde kılması, gizli olarak yapması daha makbul olanıdır. Yani insanların üzerindeki etkisine bakarken, kendi üzerimizdeki etkisini de gözardı etmemek gerekir.

              #783946
              Anonim

                @HuSeYni 230399 wrote:

                ahayir kardeş;

                Gizli olarak yapılması makbul olan ibadetler nafile ibadetlerdir. Farz ibadetler değildir. Dediğiniz gibi zaman ahir zaman ve insanlar bırakın nafile ve sünnetleri, farzların bile yolunu untmuş durumdalar. Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi böyle bir zamanda bunların değil gizlenmek aşikar edilmesinin bile gerekliliğini bizlere söylüyor. İnşaallah bulursam o kısmı paylaşırım. Tabi herkes kendini tartmalı, ölçmeli. Yaptığı nafile ibadette gösteriş, riya gibi durumlar hasıl oluyorsa evinde kılması, gizli olarak yapması daha makbul olanıdır. Yani insanların üzerindeki etkisine bakarken, kendi üzerimizdeki etkisini de gözardı etmemek gerekir.

                ALLAH (C.C) Razı olsun hüseyni bey kardeşim;

                açıklamanız güzel ve sanırım aynı pencereden bakıyoruz bu meseleye;

                yanlız kehf suresinde şöyle buyruldu (farz ibadetleri için geçerli değil dedinizya o anlamda diyorum)
                Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.”
                Kehf suresi,110.Ayet-i kerime

                şi,mdi bazı ayeti celilelerde farz ibadetlerinide kapsıyor yapılan uyarılar hadislerce ve tefsir ehlince;Bazı ayetlerdede nafile ibadetlere dikkat çekiliyor..yine bir örnek oruç ibadeti farz bir ibadettir ..ama gizlilik önemi ve hassasiyeti vurgulanmıştır hadislerce..

                üstadımızın bahsetti konuyu okumuştum bende bir ara;eğer bulabilirseniz burada tekrar etmiş oluruz güzelde olur.Allah razı olsun..

                Müslüman hiç konuşmadan bile TEBLİĞ görevini yapar sosyal toplumda duruşuyla otuıruşuyla yürümesiyle vs.;

                son sözlerinizdede kesinllikle haklsınız ..kar zarar ilişkisini iyi tartmak lazım..kaş yaparkende göz çıkarmayalımAllah muhafaza;

                Nefsi iyi terbiye etmek lazım vesselam…

                #783947
                Anonim

                  Riyaya dair Üç Nokta yazılacak.

                  Birincisi: Farz ve vaciplerde ve şeâir-i İslâmiyede ve sünnet-i seniyenin ittibâında ve haramların terkinde riya giremez; izharı, riya olamaz—meğer, gayet za’f-ı imanla beraber, fıtraten riyakâr ola. Belki, şeâir-i İslâmiyeye temas eden ibadetlerin izharları, ihfâsından çok derece daha sevaplı olduğunu, Hüccetü’l-İslâm İmam-ı Gazâlî (r.a.) gibi zâtlar beyan ediyorlar. Sâir nevafilin ihfası çok sevaplı olduğu halde, şeaire temas eden, hususan böyle bid’alar zamanında ittibâ-ı sünnetin şerafetini gösteren ve böyle büyük kebâir içinde, haramların terkindeki takvâyı izhar etmek, değil riya, belki ihfâsından pek çok derece daha sevaplı ve hâlistir.

                  Kastamonu Lahikası

                  #783948
                  Anonim

                    hak muhafaza

                    #783949
                    Anonim

                      Aziz kardeşlerim,

                      Bu gece evrad ile meşgul olurken nöbetçiler ve başkalar işitiyorlardı. Kalbime geldi ki: “Acaba bu izhar, sevabını noksan etmiyor mu?” diye telâş ettim. Hüccetü’l-İslâm İmam-ı Gazâli’nin meşhur bir sözü hatıra geldi. O demiş: “Bazan izhar, çok defa ihfâdan daha ziyade efdal olur.” Yani âşikâre yapmakta başkalar, ya istifade veya taklit etmek veya gafletten uyanmak veya dalâlette ve sefahette muannid ise, karşısında şeâir-i İslâmiye nev’inde izhar etmek, izzet-i diniyeyi göstermek gibi çok cihetle, hususan bu zamanda ve ihlâs dersini tam alanlarda değil riya, belki gizliden tasannu karışmamak şartıyla çok ziyade sevaplı olabilir diye bir teselli buldum.

                      On Üçüncü Şuâ

                      #783950
                      Anonim

                        @HuSeYni 230405 wrote:

                        Riyaya dair Üç Nokta yazılacak.

                        Birincisi: Farz ve vaciplerde ve şeâir-i İslâmiyede ve sünnet-i seniyenin ittibâında ve haramların terkinde riya giremez; izharı, riya olamaz—meğer, gayet za’f-ı imanla beraber, fıtraten riyakâr ola. Belki, şeâir-i İslâmiyeye temas eden ibadetlerin izharları, ihfâsından çok derece daha sevaplı olduğunu, Hüccetü’l-İslâm İmam-ı Gazâlî (r.a.) gibi zâtlar beyan ediyorlar. Sâir nevafilin ihfası çok sevaplı olduğu halde, şeaire temas eden, hususan böyle bid’alar zamanında ittibâ-ı sünnetin şerafetini gösteren ve böyle büyük kebâir içinde, haramların terkindeki takvâyı izhar etmek, değil riya, belki ihfâsından pek çok derece daha sevaplı ve hâlistir.

                        Kastamonu Lahikası

                        Allah razı olsun Hüseyni kardeşim;

                        Demekki her şeyin başı NİYET;EVVELA NİYETLER HALİS OLACAK Kİ İMANLAR ZEDELENMESİN;

                        “Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur. Kimin hicreti, Allah ve Resûlü (rızası ve hoşnutlukları) için ise, onun hicreti Allah ve Resûlü’ne müteveccih sayılır..

                        Cenab_ı Hakk yar ve yardımcımız olsun ..işimiz çok zor vesselam…

                        #783963
                        Anonim

                          Güzel acıklamalarınız icin Allah razi olsun kardesler gizli şirk sadece namazla veya ibadetlerimizle sınırlı degil daha kapsamli bir konu..Rabbim yardımcımız olsun işimiz zor..
                          Gizli şirkte, insan Allah’a iman ettiğini, tek ilah ve yaratıcı olarak Allah’ı kabul ettiğini ve sadece O’na uyduğunu söyleyebilir.
                          Ancak, bu insan eğer Allah’tan başka varlıklardan korkuyorsa, insanların takdirini, desteğini önemsiyorsa, dünya hayatında malına veya canına gelebilecek tehlikelerden endişe duyuyorsa, ticaretini, ailesini, soyunu Allah’tan ve Allah yolunda çaba göstermekten daha üstün tutuyor, onlara öncelik veriyorsa şirk içindedir.

                          Allah’ın gösterdiği gerçek imanda, Allah’ın hoşnutluğu herşeyin üstündedir. Allah dışındaki tüm varlıklar, tüm ilgi, sevgi ve yakınlıklar, ancak Allah’ın hoşnutluğunu kazanmada bir vesile aracı olabilirler.

                          Veya kendisine verilen bir nimet için insanlara karşı minnettarlık duyan, onları kendisinin koruyucusu olarak görenler de Allah’a şirk koşmuş olurlar.

                          Çünkü her insanın rızkını veren, onu doyuran, koruyan, barındıran, ona şifa veren Allah’tır. Allah elbette ki bunları bir insanın eliyle gerçekleştirebilir.
                          Örneğin Allah bir insana şifa vermeyi dilediğinde bunu bir doktorun eliyle yapar. Ancak insan doktordan medet umamaz. Çünkü Allah dilemedikçe hiçbir doktor insana şifa veremez.

                          inşallah ömrümüzün her anında Rabbimin rızasına uygun amel işleyen gizli şirke dikkat edenlerden oluruz..

                        11 yazı görüntüleniyor - 1 ile 11 arası (toplam 11)
                        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.