• Bu konu 1 yanıt içerir, 3 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
  • Yazar
    Yazılar
  • #656120
    Anonim
      Yine bir sefer vaktiydi.
      Peygamber Efendimiz (s.a.v) ile, hanımı Hz Ayşe gelmişti.
      İslam ordusu çölün kızgın kumlarında yol alırken Peygamber Efendimiz (s.a.v)
      hanımına yavaşlamasını söyledi. Orduya da devam edin işareti yaptı. Nihayet
      ordu uzaklaşmış, Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve eşi geride kalmışlardı.
      Kâinatın yüzüsuyu hürmetine yaratıldığı ALLAH elçisi hanımına sordu?
      -Yarışalım mı ya Ayşe?
      Ordu savaşa gidiyordu. Savaştan daha önemli bir mesele yoktu ve bu bir ölüm kalım meselesi idi. Bu durumda bile ALLAHın Resulü (s.a.v) hanımını ihmal etmiyor ve hatta bugün için bile bize çok ayıp gelecek, hatta koca koca
      adamların hayatta yapamayacakları bir şeyi istiyordu hanımından.
      -Yarışalım mı ya Ayşe?
      Ordu silahlarını kuşanmış, düşman üzerine süzülüyordu.
      Dünyevi anlamda bundan daha büyük bir konu olamazdı. Savaş, ölüm ve kan belki de
      biraz sonra yollara dökülecekti. O ise hanımına soruyordu:
      -Yarışalım mı ya Ayşe?
      Geçenlerde bir arkadaşımız eşi ile çok şiddetli kavga etmişlerdi. Sebep evin
      beyi hanımına vakit ayırmıyordu. Zaten bütün gün para peşinde koşuyorum,
      akşam bir de seninle mi uğraşayım diyordu adam.
      Yıllar sonra bir öğrencimle karşılaştım dün yolda. Altındaki
      güzel arabasıyla bizi eve bıraktı. Evlenmiş, çocukları olmuş. Neler
      yapıyorsun diye sordum. Hafta içi her gün sabahın yedisinde okula gidiyormuş.
      Öğlenden sonraları bir dershanede çalışıyormuş. Hafta sonları ise özel
      ders veriyormuş. Ailece sabah kahvaltısı yapmayalı üç ay oldu diyordu.
      Genç yaşında ev ve araba sahibi olmuştu. Gördüğümüzde yeni bir
      şeyler almayı planlıyordu. Ama onbir aylık çocuğunun nasıl büyüdüğünü fark
      edememişti.
      Bir başka arkadaşımızın ailesi farklı şehirde, kendisinin işi
      farklı yerdeydi. İki haftada bir, iki üç günlüğüne eve gidiyordu. Niye
      böyle yaptığını sorduğumda, hanımı orada iyi bir işte
      çalışıyordu, çocuklarından biri de orada iyi bir dershaneye gidiyordu. Peki hanımının ve
      çocuklarının sana on beş günde birkaç günlüğüne mi ihtiyaçları var diye
      sordum. Ne yapalım çocukların istikbali için katlanıyoruz dedi. Nasıl bir istikbalse?
      Sonunda Hz Ayşe de yarışa razı oldu. Bir çizgi çizip yarışa başladılar. Hz
      Ayşe ve âlemlere Rahmet olarak gönderilen yarışıyorlardı. Birden
      hanımımla hiç de yarışmadığım aklıma düştü. Acaba şu yan taraftaki
      boş arsada yarışacak olsak komşularımız ne derlerdi? Ya dostlarımız?
      Niye bu kadar resmi olduk acaba? Meşru dairedeki pek çok şeyi kendi
      kendimize haram kıldık.
      Ve yarışı Hz Ayşe kazandı.
      Öylece orduya vâsıl oldular. Peygamber Efendimiz (s.a.v) iş olsun diye değil,
      bugün idrak dahi edemeyeceğimiz bir tarzda savaşa giderken dahi hanımına vakit
      ayırmıştı. Onun gönlünü hoş eylemişti. Ve bu hadiseyi savaşa
      giden mücahitlerden hiç birinin kınadığına, aleyhine konuştuğuna dair
      bir kayıt yok.
      Sonra bir başka seferde orduyu yine ileriye gönderdi Peygamber Efendimiz (s.a.v)
      Hanımına yine sordu:
      -Yarışalım mı ya Ayşe.
      Ve hanımı yine tamam dedi. Yarıştılar kızgın kumların üstünde
      yürüyen orduya doğru. Bu defa Peygamber Efendimiz (s.a.v) azanmıştı.
      -Bu dedi, âlemlere Rahmet olarak gönderilen. Geçen seferkinin
      rövanşı idi ve tebessümle baktı hanımına.
      Sahi siz hiç hanımınızla yarıştınız mı?
      Yoksa böyle şeyler bizi bozar mı?
      #752601
      Anonim

        allah razı olsun …çok güzel bir paylaşım.hassas olduğum bu günlerde duygulanarak okudum 🙁

        #752606
        Anonim

          hak razı olsun bardak kardeşim çok güzeldi inş bizde hayırda yarışanlardan oluruz
          dua ile

        3 yazı görüntüleniyor - 1 ile 3 arası (toplam 3)
        • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.