• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #648558
    Anonim


      Elhâsıl, ehl-i dalâlet, muvakkat hayata karşı mücâdele ediyorlar. Bizler, ölüme karşı nûr-u Kur’ân ile cidâlde onların en büyük meselesi (muvakkat olduğu için) bizim meselemizin en küçüğüne (bekâya baktığı için) mukâbil gelmiyor. Mâdem onlar dîvânelikleriyle bizim muazzam meselelerimize tenezzül edip karışmıyorlar; biz, neden, kudsî vazifemizin zararına, onların küçük meselelerini merakla takip ediyoruz?

      Bu âyet b472.gif *
      Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar veremez. (Mâide Sûresi: 105.)
      ve usûl-ü İslâmiyetin ehemmiyetli bir düsturu olan b473.gif yani “Başkasının dalâleti sizin hidâyetinize zarar etmez. Sizler, lüzumsuz onların dalâletleriyle meşgul olmayasınız…” düsturun mânâsı, “Zarara kendi râzı olanın lehinde bakılmaz. Ona şefkat edip acınmaz.”

      Mâdem bu âyet ve bu düstur, bizi zarara bilerek râzı olanlara acımaktan menediyor, biz de bütün kuvvetimiz ve merakımızla, vaktimizi kudsî vazifeye hasretmeliyiz. Onun haricindekileri mâlâyânî bilip, vaktimizi zâyi etmemeliyiz.

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.