• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #644614
    Anonim

      Saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlare su
      Kim bu denli tutuşan odlare kılmaz çare su

      Âb-gûndur günbed-i devvar rengi bilmezem
      Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvare su

      Zevk-i tiğinden aceb yok olsa gönlüm çak çak
      Kim mürur ilen bırakır rahneler divare su

      Suya versin bağ-ban gül-zarı zahmet çekmesin
      Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gül-zare su

      Ohşadabilmez gubarını muhharir hattına
      Hame tek bakmaktan inse gözlerine kare su

      Arızın yadiyhle nem-nak olsa müjganım nola
      Zayi olmaz gül temennasiyle vermek hare su

      Hayret ilen parmağın dişler kim etse istima
      Parmağından verdiği şiddet günü Ensar’e su

      Eylemiş her katreden bin bahr-i rahmet mevc-hiz
      El sunup urgaç vuzu için gül-i ruhsare su

      Hâk-i payine yetem der ömrlerdir muttasil
      Başini taştan taşa urup gezer avare su

      Zerre zerre hâk-i der-gâhina ister sala nûr
      Dönmez ol der-gâhtan ger olsa pâre pâre su

      Zikr-i na’tin virdini derman bilir ehl-i hatâ
      Eyle kim def’-i humar için içer mey-hâre su

      Yâ Habibu’llah yâ hayru’l-beşer müştâkinim
      Eyle kim leb-teşneler yanip diler hemvâre su

      Sensin ol bahr-i keramet kim şeb-i Mirâc’da
      Şeb-nem-i feyzin yetirmiş sâbit ü seyyâre su

      Bîm-i dûzah nâr-ı gam salmış dil-i sûzânıma
      Var ümîdim ebr-i ihsânın sepe ol nâre su

      Yümn-i na’tinden güher olmuş Fuzûli sözleri
      Ebr-i nîsandan dönen tek lü’lü-i şeh-vâre su

      Hâb-i gafletten olan bîdâr olanda rûz-ı haşr
      Hâb-ı hasretten dökende dîde-i bîdâre su

      Umduğum oldur ki Rûz-i Haşr mahrûm olmayam
      Çeşme-i vaslın vere ben teşne-i dîdâre su

      Gam günü etme dil-i bîmârdan tiğin diriğ
      Hayrdır vermek karanu gecede bîmâre su

      İste peykânın gönül hecrinde şevkim sâkin et
      Susuzum bir kez bu sahrâda benim’çün ara su

      Ben lebin müştâkiyim zühhâd kevser tâlibi
      Nitekim meste mey içmek hoş gelir huş-yâre su

      Ravza-i kûyuna her dem durmayıp eyler güzâr
      Aşık olmuş gâliba ol serv-i hoş-reftare su

      Su yolun ol kûydan toprağ olup tutsam gerek
      Çün rakîbimdir dahi ol kûya koyman vâre su

      Dest-busı arzusiyle ger ölsem dostlar
      Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su

      İçmek ister bölübülün kanın meger bir reng ile
      Gül budağının mizâcına gire kurtare su

      Tînet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
      İktida kılmış tarîk-i Ahmed-i Muhtâr’e su

      Seyyid-i nev’-i beşer deryâ-yi dürr-i istifâ
      Kim sepiptir mu’cizâtı âteş-i eşrâre su

      Kılmak için tâze gül-zâr-i nübüvvet revnâkın
      Mu’cizinden eylemiş izhâr seng-i hâre su

      Mu’cizi bir bahr-i bî-pâyân imiş âlemde kim
      Yetmiş andan bin bin âteş-hâne-i küffâre su

      Fuzuli

      #733013
      Anonim

        Saçma ey göz eşkden gönlümdeki odlara su

        Kim bu denlü dutuşan odlara kılmaz çâre su

        Ey göz! Gönlümdeki (içimdeki) ateşlere gözyaşımdan su saçma ki, bu kadar (çok) tutuşan ateşlere su fayda vermez.

        Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
        Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su

        Şu dönen gök kubbenin rengi su rengi midir; yoksa gözümden akan sular, göz yaşları mı şu dönen gök kubbeyi kaplamıştır, bilemem..

        Zevk-ı tîğundan aceb yoh olsa gönlüm çâk çâk
        Kim mürûr ilen bırağur rahneler dîvâra su

        Senin kılıca benzeyen keskin bakışlarının zevkinden benim gönlüm parça parça olsa buna şaşılmaz. Nitekim akarsu da zamanla duvarda, yarlarda yarıklar meydana getirir.

        Vehm ilen söyler dil-i mecrûh peykânun sözin
        İhtiyât ilen içer her kimde olsa yara su

        (Yarası olanın suyu ihtiyatla içmesi gibi, benim yaralı gönlüm de senin ok temrenine, ok ucuna benzeyen kirpiklerinin sözünü korka korka söyler.

        Suya virsün bâğ-bân gül-zârı zahmet çekmesün
        Bir gül açılmaz yüzün tek virse min gül-zâra su

        (Bahçıvan gül bahçesini sele versin (su ile mahvetsin), boşuna yorulmasın; çünkü bin gül bahçesine su verse de senin yüzün gibi bir gül açılmaz.)

        Ohşadabilmez gubârını muharrir hattuna
        Hâme tek bahmahdan inse gözlerine kara su

        Hattatın beyaz kâğıda bakmaktan, kalem gibi, gözlerine kara su inse (kör olsa, kör oluncaya kadar uğraşsa yine de) gubârî (yazı)sını, senin yüzündeki tüylere benzetemez.


        Ârızun yâdıyla nem-nâk olsa müjgânum n’ola

        Zayi olmaz gül temennâsıyla virmek hâra su

        Senin yanağının anılması sebebiyle kirpiklerim ıslansa ne olur, buna şaşılır mı? Zira gül elde etmek dileği ile dikene verilen su boşa gitmez.

        Gam güni itme dil-i bîmârdan tîgun dirîğ
        Hayrdur virmek karanu gicede bîmâra su

        Gamlı günümde hasta gönlümden kılıç gibi keskin olan bakışını esirgeme; zira karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.

        İste peykânın gönül hecrinde şevkum sâkin it
        Susuzam bir kez bu sahrâda menüm-çün ara su

        Gönül! Onun ok temrenine benzeyen kirpiklerini iste ve onun ayrılığında duyduğum hararetimi yatıştır, söndür. Susuzum bu defa da benim için su ara.

        Men lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi
        Nitekim meste mey içmek hoş gelür hûş-yâra su

        Nasıl sarhoşa şarap içmek, aklı başında olana da su içmek hoş geliyorsa, ben senin dudağını özlüyorum, sofular da kevser istiyorlar.

        Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
        Âşık olmış galibâ ol serv-i hoş-reftâra su

        Su, her zaman senin Cennet misâli mahallenin bahçesine doğru akar. Galiba o hoş yürüyüşlü, hoş salınışlı; serviyi andıran sevgiliye aşık olmuş.

        Su yolın ol kûydan toprağ olup dutsam gerek
        Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su

        Topraktan bir set olup su yolunu o mahalleden kesmeliyim, çünkü su benim rakibimdir, onu o yere bırakamam.



        Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar

        Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su

        Dostlarım! Şayet onun elini öpme arzusuyla ölürsem, öldükten sonra toprağımı testi yapın ve onunla sevgiliye su sunun.

        Serv ser-keşlük kılur kumrî niyâzından meger
        Dâmenin duta ayağına düşe yalvara su

        Servi kumrunun yalvarmasından dolayı dikbaşlılık ediyor. Onu ancak suyun eteğini tutup ayağına düşmesi (yalvarıp aracı olması bu dikbaşlılığından) kurtarabilir.

        İçmek ister bülbülün kanın meger bir reng ile
        Gül budağınun mizâcına gire kurtara su

        Gülfidanı bir hile ile (meşhur gül ve bülbül efsanesindeki gibi yine) bülbülün kanını içmek istiyor; bunu engelleyebilmek için suyun gül dallarının damarlarına girerek gül ağacının mizacını değiştirmesi gerekir.

        Tıynet-i pâkini rûşen kılmış ehl-i âleme
        İktidâ kılmış târîk-i Ahmed-i Muhtâr’a su

        Su Hz. Muhammed’in (s.a.v) yoluna uymuş (ve bu hâli ile) dünya halkına temiz yaratılışını açıkça göstermiştir.

        Seyyid-i nev-i beşer deryâ-ı dürr-i ıstıfâ
        Kim sepüpdür mucizâtı âteş-i eşrâra su

        İnsanların efendisi, seçme inci denizi (olan Hz. Muhammed’in s.a.v) mucizeleri kötülerin ateşine su serpmiştir.

        Kılmağ içün tâze gül-zârı nübüvvet revnakın
        Mu’cizinden eylemiş izhâr seng-i hâra su

        Katı taş, Peygamberlik gül bahçesinin parlaklığını tazelemek için (ve onun) mucizesinden dolayı su meydana çıkarmıştır.



        Mu’cizi bir bahr-ı bî-pâyân imiş âlemde kim
        Yetmiş andan min min âteş-hâne-i küffara su

        Hz. Peygamberimiz’in mûcizeleri dünyada uçsuz bucaksız bir deniz gibi imiş ki, ondan (o mucizelerden), ateşe tapan kâfirlerin binlerce mâbedine su ulaşmış ve onları söndürmüştür.

        Hayret ilen barmağın dişler kim itse istimâ
        Barmağından virdügin şiddet günü Ensâr’a su

        (Mihnet günü Ensâr’a parmağından su verdiğini (bir mucize olarak parmağından su akıttığını) kim işitse hayret ile (şaşa kalarak) parmağını ısırır.)

        Dostı ger zehr-i mâr içse olur âb-ı hayât
        Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâra su

        Dostu yılan zehri içse (bu zehir onun dostu için) âb-ı hayat olur. Aksine düşmanı da su içse (o su, düşmanına) elbette yılan zehrine döner.

        Eylemiş her katreden min bahr-ı rahmet mevc-hîz
        El sunup urgaç vuzû içün gül-i ruhsâra su

        (Abdest (almak) için el uzatıp gül (gibi olan) yanaklarına su vurunca (sıçrayan) her bir su damlasından binlerce rahmet denizi dalgalanmıştır.)

        Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdür muttasıl
        Başını daşdan daşa urup gezer âvâre su

        (Su ayağının toprağına ulaşayım diye başını taştan taşa vurarak ömürler boyu, durmaksızın başıboş gezer.)

        Zerre zerre hâk-i dergâhına ister sala nûr
        Dönmez ol dergâhdan ger olsa pâre pâre su

        Su, onun eşiğinin toprağına zerrecikler halinde ışık salmak (orayı aydınlatmak) ister. Eğer parça parça da olsa o eşikten dönmez.
      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.