• Bu konu 1 yanıt içerir, 1 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
  • Yazar
    Yazılar
  • #667061
    Anonim

      MARKA SUCUKLARDA BAKIN NELER ÇIKTI?
      “Yüzde yüz dana eti” iddiasıyla piyasada yer alan ürünlere, hâliyle tüketiciler güvenemiyor ve çareyi markalı ürünlere yönelmekte buluyor. Ancak yapılan son araştırmalar, markalı ürünlerde de büyük sıkıntılar olduğunu gözler önüne serdi.
      Fâtih Üniversitesi tarafından et ürünleriyle ilgili tartışmalara son verecek “DNA inceleme” yöntemiyle yeni bilimsel bir araştırma yapıldı. İstanbul’daki 25 ayrı markaya ait 93 farklı işlenmiş et nümûnesinin DNA’sının incelendiği araştırmada çarpıcı sonuçlar elde edildi. İncelenen ürünlerin yüzde 35,1’inde muhteviyatında olmaması gereken kanatlı hayvanların DNA’larına rastlandı. Markalı ve markasız birçok ürünü kapsayan araştırma sonuçlarına göre, salamdan sucuğa, sosisten jambona kadar birçok işlenmiş ve çiğ et ürününde etiket bilgilerinin aksine imâlâtta sahtekârlık yapılıyor. Araştırma sonucunda birçok markanın “yüzde yüz dana eti” diye sunduğu işlenmiş etlerin muhteviyatında aslında büyük oranda tavuk ve hindi gibi kanatlı hayvanları kullandığı ispatlandı.
      Fâtih Üniversitesi Biyoloji bölümünün bir yıl süren araştırmasının sonucunda bilimsel olarak kanıtlanan işlenmiş etlerdeki sahtekârlık, birçok soruyu da beraberinde getirdi. Fâtih Üniversitesi Genetik ve Biyo-mühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Fatih Abasıyanık’ın önderliğinde araştırma görevlisi Ergün Şakalar’ın yaptığı araştırma, geçtiğimiz günlerde neticelendi. Bilim adamları, araştırma öncesinde kıyaslama yapabilmek için sığır, tavuk, domuz ve hindiye ait etlerin DNA’larını çıkardı. Pozitif kontrol olarak kullanılan bu DNA örnekleriyle, piyasadan ticârî şekilde satın alınan 93 ürünün üç farklı yöntemle karşılaştırması yapıldı. Ürünleri, dünyanın en güvenilir analiz yöntemiyle incelediklerini belirten araştırma görevlisi Ergün Şakalar, sonuçları gördüklerinde çok şaşırdıklarını söyledi.
      İnsanlara “yüzde yüz et” diyerek ürün satan şirketlerin, ciddî bir suç işlediklerine dikkat çeken Şakalar, yaptığı araştırmayı şu şekilde anlattı:
      “Birinci yöntemde çoklu polimer zincir çoğaltma reaksiyonunu (M-PCR) uyguladık. Sonuçta çiğ ve işlenmiş kırmızı etlerin yüzde 35,1’inde kanatlı hayvanların etlerinin olduğu ortaya çıktı. Böylece et ürünlerinin üstündeki etikette belirtilmeyen hayvan türlerinin varlığını kanıtlamış olduk.”
      Abasıyanık ve Şakalar’ın yaptığı ilk deneyin sonucunda karşılarına bu oranların kasten mi, yoksa kasıtsız mı gerçekleştiği sorusu çıkmıştı. Yani hem tavuk, hem de et işleyen bir firma, acaba yanlışlıkla bu ürünleri karıştırmış olabilir miydi? Bu ihtimali de hesaba katarak farklı bir DNA analiz yöntemiyle numunelerin DNA’larının tam miktarını ölçtüklerini aktaran Şakalar:
      “Araştırmamızın ikinci ayağında dünyada yeni bir teknik olan QRT-PCR yöntemiyle numûnelerimizdeki DNA miktarını tam olarak ölçtük. Birinci yönteme nazaran daha da hassas veriler ortaya koyan bu araştırmamız, ayrıca Türkiye gıda alanında da bir ilkti.” açıklamasını yapıyor.
      Et üreticilerinin tesislerinde beyaz ve kırmızı et gibi farklı gıda ürünlerini ne kadar ayrı ve hijyenik ortamlarda hazırladıklarını da ikinci yöntemle ortaya çıkardıklarını ifade eden Şakalar, şunları söyledi:
      “İkinci yöntemde, 93 farklı örneğe yapılmış birinci araştırmamızda şüphe edilen 9 işlenmiş et örneğinin içerik oranları ikinci yöntemle araştırıldı. Elde edilen DNA miktarlarına göre sığır ve koyun gibi çift tırnaklı hayvanların et oranlarının yanlış olduğu ortaya çıktı. İncelenen 9 numûnenin içerisinde sığır, koyun gibi hayvanların DNA’larının yerine, önemli ölçüde ana birleşim olarak tavuk, hindi gibi kanatlı hayvanların DNA’larının bulunduğu ortaya çıktı.
      Araştırmamızın üçüncü ve son kısmında ise MRT-PCR yöntemi (çoklu gerçek zamanlı zincir çoğaltma reaksiyonu) geliştirildi. Bu teknikle ilk yönteme göre daha hassas olarak birden çok türe ait DNA’nın aynı reaksiyonda çoğaltılması sağlandı. Böylece örneğin sucuk içerisinde bulunan et karışımının hangi hayvanlara ait olduğunu rahatlıkla görebildik.”

      Kaynak: Gıdacılar.net – Türkiyenin Büyük Gıdacılar Topluluğu – Gıda – Gıdacılar – Gıda Mühendisleri

      Yazıyı matbu bir eserde okudum daha yeni, bu siteyi kaynak göstermiş. Linkin uzantısı da vardı, kontrol ettim; orda da yazıyor.

      Şimdi ben bu işe şaşırıyorum ya. Bunun hiç mi denetimi yapılmıyor?
      Bazı ayrıntıları biliyorm. Mesela bazı etkiketleri koymak için belli bir dereceye kadar izin veriiyormuş. Mesela atıyorum, %100 meyve suyu yazılabilmesi için küçük bir miktara izin veriliyormuş yasaya göre. Ama bu kadar da olur mu?

      Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’ndan bilgi edinme kanunu aracılığıyla öğrenmek istedim şimdi ama BEDK sayfasında problem çıkıyor.

      Ben tuhaf buluyorum bu durumu. Bilimsel olarak isbatlanan bir sahtekarlığa neden ceza verilmez ki.. Hayret vakıa ya..

    1 yazı görüntüleniyor (toplam 1)
    • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.