- Bu konu 4 yanıt içerir, 6 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
27 Haziran 2008: 17:57 #639611
Anonim
Bir zat, bir biçareyi bir minarenin başına çıkarıyor. Minarenin her basamağında ayrı ayrı birer ihsan, birer hediye veriyor. Tam minarenin başında da en büyük bir hediyeyi veriyor.
O mütenevvi (çeşit çeşit) hediyelere karşı ondan teşekkür ve minnettarlık istediği halde, o hırçın adam, bütün o basamaklarda gördüğü hediyeleri unutup veyahut hiçe sayıp, şükretmeyerek, yukarıya bakar.
“Keşke bu minare daha uzun olsaydı, daha yukarıya çıksaydım!Niçin o dağ gibi veyahut öteki minare gibi çok yüksek değil?” deyip şekvâya başlarsa, ne kadar bir küfran-ı nimettir, bir haksızlıktır.
Öyle de, bir insan hiçlikten vücuda gelip, taş olmayarak, ağaç olmayıp, hayvan kalmayarak, insan olup, Müslüman olarak, çok zaman sıhhat ve âfiyet görüp yüksek bir derece-i nimet kazandığı halde, bazı arızalarla, sıhhat ve âfiyet gibi bazı nimetlere lâyık olmadığı veya sû-i ihtiyarıyla (kötü seçimiyle) veya sû-i istimaliyle elinden kaçırdığı veyahut eli yetişmediği için şekvâ etmek, sabırsızlık göstermek,
“Aman, ne yaptım böyle başıma geldi?” diye rububiyet-i İlâhiyeyi tenkit etmek gibi bir hâlet, maddî hastalıktan daha musibetli, mânevî bir hastalıktır. Kırılmış elle döğüşmek gibi, şikâyetiyle hastalığını ziyadeleştirir. Âkıl odur ki,

“O kimseler ki, başlarına bir musibet geldiğinde ‘Biz Allah’ın kullarıyız; dönüşümüz de ancak Onadır’ derler.”
Bakara Sûresi, 2:156.
sırrıyla teslim olup sabretsin, tâ o hastalık vazifesini bitirsin, gitsin27 Haziran 2008: 18:30 #693433Anonim
Öyle de, bir insan hiçlikten vücuda gelip, taş olmayarak, ağaç olmayıp, hayvan kalmayarak, insan olup, Müslüman olarak, çok zaman sıhhat ve âfiyet görüp yüksek bir derece-i nimet kazandığı halde, bazı arızalarla, sıhhat ve âfiyet gibi bazı nimetlere lâyık olmadığı veya sû-i ihtiyarıyla (kötü seçimiyle) veya sû-i istimaliyle elinden kaçırdığı veyahut eli yetişmediği için şekvâ etmek, sabırsızlık göstermek,
ALLAH RAZI OLSUN15 Temmuz 2008: 19:22 #694535Anonim
Enfes bir paylaşım Allah razı olsun…
Hayır ve şer Haktandır, takdire sabır gerek,
Şerler hayra çevrilir, her hale şükür gerek!!!15 Temmuz 2008: 20:30 #694543Anonim
Şükrün Tarifi
Cüneyd-i Bağdadî k.s. Hazretleri henüz yedi yaşındayken, hocası ve aynı zamanda dayısı olan Seriyy es-Sekatî k.s. ile hacca gitmişti. Mescid-i Haram’da, ulemadan büyük zatların bulunduğu bir toplantıya katıldılar. Toplantıda şükür hakkında konuşuluyordu.
Herkes şükür hakkında bir şeyler söyleyip, kâmil bir tarif getirmeye çalıştı. Değişik fikirler ortaya kondu, ama herkesin hemfikir olacağı bir tarif yapılamadı.
Seriyy es-Sekatî k.s., “madem ki buradasın, sen de bir şeyler söyle” diyerek, sözü Cüneyd-i Bağdadî k.s.’ye verdi. O da, “şükür, Allahu Tealâ’nın ihsan ettiği nimet ile O’na isyan etmemektir” diye cevapladı. Orada bulunanlar, yedi yaşındaki bir çocuktan duydukları bu tarif karşısında şaşırdılar ve dediler ki: “Seni tebrik ederiz, en güzel tarifi sen yaptın.”2 Eylül 2008: 22:33 #699000Anonim
Bir katkı da benden inşaallah..
Kibir, haset ve kıskançlığı yüzünden kıyamete kadar tüm yaşamını, insanları saptırmaya adayan şeytandır kardeşlerim. Şeytanın en önemli özelliklerinden biri, insanları şükürden uzaklaştırmaya çalışmasıdır. Şükretmeyen bir kimsenin nasıl büyük bir gaflet içinde olduğu kesin gözle bakabiliriz.Bizler sadece 5 vakit şükretmemeliyiz.. Ne kadar nimet verdi ise(adedince) şükretmeliyiz..Yoksa ahirette hangi yüzle Allah’ın (c.c) huzuruna çıkarız..
3 Eylül 2008: 10:01 #699015Anonim
her bir nimet kendi cinsinden şükür ister..
ALLAH’ın verdiği nimeti ,onun sevdiği yerde harcamak şükür;sevmediği yerde harcamak (kullanmak)ise küfran-ı nimettir.(nimeti inkardır.)
allah(c.c) razı ve hoşnut olsun. -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.