- Bu konu 7 yanıt içerir, 4 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
14 Nisan 2010: 05:04 #661932
Anonim
sünnet-i seniyeyi esas maksat yapmak ifadesini nasıl anlamalıyız ? bunu hayatımıza nasıl uygulayabiliriz?
14 Nisan 2010: 06:32 #769344Anonim
Peygamberimizin sünnetine uymak kurtuluş vesilesidir.

İlk insandan itibaren şeytanla insanın mücadelesi başlamış ve devam ediyor. Peygamberimizin sünnetine uymakla günümüz insanı mukavemet kazanıyor..
Sünnet-i Seniyye, bu zamanın insanı için, şeytanın amansız saldırılarına, günlük hayatta karşılaşılan her türlü kötülük ve günahlardan korunmaya yarayan bir siper, sığınacagımız bir kale hükmündedir.
Çünkü, şeytanla insanın mücadelesi nasıl ilk insandan itibaren başlamış ve halen devam ediyorsa, bir çok insan maalesef şeytanla olan mücadelesini ya daha işin başında veya fazla mukavemet göstermeden kaybediyorsa, bizlerin de her an bu ezelî düşmanımıza karşı her an yenik düşmemiz mümkündür. Ancak, sağlam silahlarla ona karşı koyarsak, kendimize sağlam ve güvenilir sığınaklar bulursak durum farklı olur. İste, insanlığın bu büyük düşmanna karşı mücadelede en emin sığınağı, siperi ve kalesi sünnetlerdir, hayati sünnetlerle donatmaktır.
İns ve cin seytanlarının müslümanların kalplerinde açtıkları manevi yaraları iyileştirecek en şifali ilaç yine Sünnet-i Seniyyedir. Çünkü, işlenilen her bir günah, imani konularda kafamızda yer eden her bir şüphe, kalp ve ruhumuzda derin yaralar açar. Bizim bu yaralarımız, pek uzun olan ebedî hayatimizi tehdit etmektedir. Günahlardan gelen manevî yaralar ve bu yaralardan doğan bazı şüpheler zamanla -Allah korusun- imanın mahalli ve yeri olan kalbin içine bir kurt gibi işler. Kalbi kap kara siyahlatır; tâ ki iman nurunu tamamen söndürünceye kadar devam eder. Iste, böyle elim hallerin, ağır manevî hastalıkların en etkili ilacı Sünnet-i Seniyyedir.
Sünnet-i Seniyye bir yıldızdır; kalpteki imani zedeleyen her türlü vesvese, vehim ve süphe karanlığı içinde bir çıkıs yolu arayan insanlara bir aydınlık, bir ışık kaynağıdır.
Her bir Sünnet, zifiri karanlik dalâlet ve inançsizlik yollarini aydinlatan bir günestir.Velayet yollari icinde en güzeli, en müstakimi, en parlagi, en zengini, Sünneti Seniyyeye ittibadir. Yani amellerinde ve hareketlerinde Sünneti Seniyyeyi düsünüp ona tßbi olmak ve taklid etmek ve muamelat ve efa´linde akami ser´iyyeyi düsünüp rehber kabul etmektir.
Iste bu ittiba´ vasitasiyla, adi ahvali ve örfi muameleleri ve fitri hareketleri ibadet sekline getirmekle beraber; herbir ameli, sünneti ve ser´i (dini kaideler) ittiba noktasinda düsündürmekle, bir tahatturu hükmü ser´i veriyor, yani ser´i hükümleri mütemadiyen hatirlattiriyor. O tahattur ise, sahibi seriati düsündürüyor. O düsünmek ise, Cenabi Hakki hatira getiriyor. O hatira, bir nevi huzur veriyor. O halde ömür dakikalari devamli huzur icinde ibadet hükmüne getirilebilir. Iste bu caddei kübra, velayeti kübra olan peygamber varisleri olan sahabe ve selefi salihinin caddesidir.
Dolayisiyla Rasulü Ekrem aleyhisselatuvesselam ferman etmis ki: “Fesadi ümmetim zamaninda kim benim sünnetime temessuk etse (yani sarilirsa) yüz sehidin ecrini, sevabini kazanabilir.”(1)
Evet sünneti seniyyeye ittiba´ mutlaka gayet kiymetdardir. “Hususan bid´alarin istilasi zamaninda sünneti seniyyeye ittiba etmek daha ziyade kiymetdardir. Hususan fesadi ümmet zamaninda sünneti seniyyenin kücük bir adabina müracaat etmek, ehemmiyetli bir takvayi ve kuvvetli bir imani ihsas ediyor.”(2)
Evet dogrudan dogruya Habibullah´in sünnetine tßbi olmak, Hatemül Enbiya olan Rasulü Ekrem hatira getiriyor. O ihtardan o hatira, bir huzuru ilahi hatirasina inkilab eder. Hatta en kücük bir muamelede, hatta yemek, icmek ve yatmak adabinda sünneti seniyyeye uydugu dakikada, o adi muamele ve o fitri amel, sevapli bir ibadet ve ser´i bir hareket oluyor.
Cünkü, o adi hareketiyle Rasulü Ekreme ittibaini düsünüyor ve seriatin bir edebi oldugunu tasavvur eder. Ve Seriat sahibi O oldugu hatirina gelir. Ve böylece Cenabi Hakka kalbi müteveccih olur. Bir nevi huzur ve ibadet kazanir.
Imam Rabbani Ahmedi Faruki (r.a.) der ki: “Ben seyri ruhanide kati meratib ederken, tabakati evliya icinde en parlak, en hasmetli, en letafetli, en emniyetli, sünneti seniyyeye ittibai, esasi tarikat ittihaz edenleri (tarikatin esasi olarak kabul edenleri) gördüm. Hatta o tabakanin ßmi evliyalari, sair tabakatin has velilerinden daha muhtesem görünüyordu.”(3)
Evet müceddidi elfi sani Imami Rabbani hak söylüyor. sünneti seniyyeyi esas tutan, Habibullahin gölgesi altinda makami mahbubiyete mazhardir.
“De ki: Eger Allah´i seviyorsaniz bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarinizi bagislasin.”(4) ayeti azimesi, ittibai sünnetin ne kadar mühim ve lazim oldugunu pek kati surette ilan ediyor. Evet su ayeti kerime kiyasati mantikiyye icinde, kiyasi istisnai kisminin en kuvvetli ve kat´i bir kiyasidir. Söyleki: Nasil mantikca kiyasi istisnai misali olarak deniliyor: “Eger günes ciksa gündüz olacak.”
Müsbet netice icin denilir: “Günes cikti, öyle ise netice veriyor ki: simdi gündüzdür.”
Menfi netice icin deniliyor: “Gündüz yok, öyle ise netice veriyor ki: günes cikmamis.”
Mantikca bu müsbet ve menfi netice kat´idir. Aynen öyle de: “Eger Allah´a muhabbetiniz varsa, Habibullah´a ittiba edilecek. Ittiba edilmezse, netice veriyor ki: Allah´a muhabbetiniz yoktur.”
Elhasil: Muhabbetullah, sünneti seniyyenin ittibaini istilzam edip netice veriyor. Ne mutlu o kimseye ki sünneti seniyyeye ittibaindan hissesi ziyade olsun. Yaziklar olsun o kimseye ki, sünneti seniyyeyi takdir etmeyip, bid´alara giriyor.
Dolayisiyla Rasulü Ekrem ferman etmis: “Her bidá delalettir; ve her delaletin neticesi atestir.” Yani “Dininizi kamil kildik”(5) sirriyla Seriatin hükümleri ve sünneti seniyyenin düsturlari, tamam ve kemalini bulduktan sonra, yeni icatlarla o düsturlari begenmemek veyahut hasa nakis görmek hissini veren bidalari icat etmek delalettir, atestir.
Evet “Mariz bir asrin, hasta bir unsurun, alil bir uzvun recetesi, ittibai Kur´an ve Sünnettir.”(6)
(1) Feyzül Kadir, hadis no: 9171
(2) Lemaat, Saidi Nursi
(3) Lemaat, Imami Rabbani Ahmed Faruki
(4) Ali Imran Suresi, ayet 31
(5) Kudsi kaynaklar, hadis, Enver Nesriyat
(6) Mektubat no 1, Bediuzzaman
alıntı18 Nisan 2010: 07:31 #769510Anonim
Allah razı olsun memluk abi
anlıyorum ki bu konu sandımğımdan da ehemmiyetli
sünnete uymasak kaliteli bir insan olmak, kul olmak nerdeyese mümkün değil
peki sünnet-i seniyyeyi hayatımıza tatbik etmede nasıl bir yol izleyebilirz?
mesela efendimiz a.s.m gibi gibi giyinmek, yemek, içmek uyumak gibi halleri yapan sünnete tam uymuştur, sünneti tam yaşıyordur denebilir mi?18 Nisan 2010: 10:14 #769516Anonim
@yansıma 190171 wrote:
Allah razı olsun memluk abi
anlıyorum ki bu konu sandımğımdan da ehemmiyetli
sünnete uymasak kaliteli bir insan olmak, kul olmak nerdeyese mümkün değil
peki sünnet-i seniyyeyi hayatımıza tatbik etmede nasıl bir yol izleyebilirz?
Öncelikle onu çok iyi tanımakla başlamalıyız inşallah
Rahmet peygamberi olan Resulullah’ın hayatını konu alan kitapları okuyup onu tanımak lazım. Resulullah’ın anlatıldığı sohbetlerde bulunmak, ona duyulan sevgisiyi arttırır.
Onun aşkını ihtiva eden şiirleri, naatları, kasideleri, ilahileri ve hikmet ehlinin sözlerini okuyup dinlemek aşkı arttırır.
Efendimizi tanıdıkça sevdikçe ona tabi olmak arzusu içimizde oluşur seven sevdiğini üzmez kırmaktan küstürmekten korkar ve onun sevgisini üzerine celbetmek için onun gibi yaşamaya gayret gösterir.
Sehl b. Abdullah şöyle der; “Allah’ı (c.c.) sevmenin alameti, Kur’an-ı Kerim’i sevmektir. Kur’an’ı sevmenin alameti de Nebiyi Zişan Efendimizi sevmektir. Rasullah’ı sevmenin alameti sünneti sevmektir. Sünnet-i Rasulü sevmenin alameti, ahreti sevmektir. Ahireti sevmenin alameti dünyayı sevmemektir. Dünyayı sevmemenin alameti ise dünyadan ancak yaşayabileceği ve ahirete ulaştıracağı kadar almasıdır.”İbn-i Mesud (R.A.) der ki; “Bir kimse kendisinin iyi ve kötülüğünü sormak istediği vakit, ancak Kur’an’a müracaat eder. Eğer Kur’an’ı seviyorsa, o kimse Allah’ı ve Allah’ın Rasulünü seviyor. (Sevmiyorsa Allah’ı ve Rasulünü sevmiyor.)
O’nun sünnetini işlemek, söz ve fiillerine tabi olmak, emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmak, güçlük içinde olsun, kolaylık halinde olsun, kızmış halinde olsun kızmamış halinde olsun, zengin halinde olsun fakir halinde olsun edep sultanının edepleriyle edeplenmektir.
Evet sünnet-i seniyeye ittibâ‘ etmek, mutlaka gayet kıymetdardır. Hususan bid‘aların istîlâsı zamanında sünnet-i seniyeye ittibâ‘ etmek, daha ziyâde kıymetdardır. Bilhassa fesâd-ı ümmet zamanında sünnet-i seniyenin küçük bir âdâbına mürâât etmek, ehemmiyetli bir takvâyı ve kuvvetli bir îmânı ihsâs ediyor. Doğrudan doğruya sünnet-i seniyeye ittibâ‘ etmek, Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı hâtıra getiriyor. O ihtârdan, o hâtıra, bir huzûr-u İlâhî hâtırasına inkılâb eder.
Hatta en küçük bir muâmelede; hatta yemek, içmek ve yatmak âdâbında sünnet-i seniyeye mürâât ettiği dakikada, o âdî muâmele ve o fıtrî amel, sevablı bir ibâdet ve şer‘î bir hareket oluyor. Çünki o âdî hareketiyle Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a ittibâı düşünür ve şerîatın bir edebi olduğunu tasavvur eder ve şerîatın sâhibi, o olduğu hâtırına gelir. Ve ondan Şâri‘-i Hakîkî olan Cenâb-ı Hakk’a kalbi müteveccih olur, bir nevi‘ huzûr ve ibâdet kazanır.
İşte bu sırra binâen, sünnet-i seniyeye ittibâı kendine âdet eden, âdâtını ibâdete çevirir, bütün ömrünü semeredâr ve sevabdâr yapabilir.
Evet, yukarıda yazdığımız gibi hayatımızın her alanında her noktasında burada sunnet nasıldır diye sorsak bilmiyorsak öğrensek ve hayatımıza uygulasak, elbette o anların herbirinde efendimiz hatırımızda ve kalbimizde olacak. Yemek yerken hatırımızda efendimiz, su içerken hatırımızda efendimiz.. Bir su içmekde kaç tane sunnet var bilir misiniz?
biri oturarak içmek
biri başı kapalı içmek
biri sağ elle içmek
bir 3 yudumda içmek
biri sutu emer gibi suyu içmek
biri besmele çekerek içmek
biri tefekkur ederek içmek
biri elhamdulillah demek
Risale-i Nur’un en birinci vazifesi olan hattı Kur’an’ı yazarken, unutulmuş bir sunneti ihya etmenin memnuniyeti ile yazmak ve efendimizin bundan çok hoşnud olduğunu bilmek ve bilerek yazmak zira bu sunnet unutturulmuş.
Evet, hassaten unutturulmuş sunnetlerin ihyası çok daha mukafatlıdır. Demek fiillerimizi yaparken sunnette var mı bakmak, sonra sunnetiki gibi yapmak; Peygamber Efendimizi herdaim hatırmızda tutacaktır. Onu hatırlamak Allah’ı hatırlamaya ınkılab ecektir. Bu demektir ki biz sünneti yaşadığımız nisbette Allah ile beraberiz.
Eğer hayatımızda yaşantımızde sunnet az ve ya yok ise, Allah ile beraberliğimizde o nisbette az veya yok demektir.(bazı kısımları alıntı olarak cevabladım hakkınızı helal edin)
18 Nisan 2010: 10:32 #769517Anonim
@yansıma 190171 wrote:
mesela efendimiz a.s.m gibi gibi giyinmek, yemek, içmek uyumak gibi halleri yapan sünnete tam uymuştur, sünneti tam yaşıyordur denebilir mi?
ben bu soruya acizane fikrimi yazmak istiyorum haddımı aşmak yada terbiyesizlik yapmak istemem
Bazı şeyler zamanla değişime uğrar örneğin efendimiz dönemindeki hayat tarzı o zamanın şartlarınca olması gerekenin en güzeli olarak yaşandı
kıyafeti ulaşımı ev halı değişti bunu yapmakla insan Efendimizi sevmiyormu denir haşa!
Sünneti Seniyye her haliyle edebtir bu tartışılmaz ,
sizinde ifade ettiğiniz gibi onun gibi giymekle yada diğer yaptıklarını yapmakla sünneti eda etmişmi oluruz bence hayır .
Ameller niyetlere göre değer kazanır, bu fiilleri yaparken eğerki niyetimiz efendimizi taklıt etmek onun sünnetini yaşatmaksa ozaman sünneti tam yaşıyoruz demektir
Selam ve dua ile…:gül:18 Nisan 2010: 10:47 #769518Anonim
bu güzel izahlarınız için çok teşekkür ederim Allah razı olsun abi
“tanımak, sonra sevmek ve sonra sevginin getirdiği benzemeye, O nun gibi olmaya çalışmak”
çok güzel maşaAllah ..
O nun a.s.m gibi olmaya çalışma niyeti içinde yaşayıp, O nu a.s.m öğrenmeye tanımaya çalışarak hayatımızı geçirsek, hep bu şuurda olabilsek, sanki böylece bütün hayatımızı sünnet-i seniyye dairesinde geçirmiş hükmünde gibi oluyoruz anladığım kadarıyla
Allah O nun a.s.m sünnetinden ayırmasın22 Nisan 2010: 06:58 #769724Anonim
En asagida alintiladigim yaziya bakaraktan su kanaata varabilirmiyiz
sünnet-i seniyyenin kücük bir adabina müracat etmek demek yani :su icmek misvak kullanmak gibi adablar desek.Dogrudan dogruya sünnet-i seniyyeye uymak ise kilik kiyafet mesela sarik sakal kiyafet ev esyasi mesela yer masasi (simdilik aklima gelen bunlar )diyebilirmiyiz.Kisaca KÜCÜK ADABLA DOGRUDAN SÜNNETE UYMAYI NASIL AYIRD EDICEZ ki resül i ekremi tam olarak hatirlayalim hatirlatalim.
Evet sünnet-i seniyeye ittibâ‘ etmek, mutlaka gayet kıymetdardır. Hususan bid‘aların istîlâsı zamanında sünnet-i seniyeye ittibâ‘ etmek, daha ziyâde kıymetdardır. Bilhassa fesâd-ı ümmet zamanında sünnet-i seniyenin küçük bir âdâbına mürâât etmek, ehemmiyetli bir takvâyı ve kuvvetli bir îmânı ihsâs ediyor. Doğrudan doğruya sünnet-i seniyeye ittibâ‘ etmek, Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı hâtıra getiriyor. O ihtârdan, o hâtıra, bir huzûr-u İlâhî hâtırasına inkılâb eder.Hatta en küçük bir muâmelede; hatta yemek, içmek ve yatmak âdâbında sünnet-i seniyeye mürâât ettiği dakikada, o âdî muâmele ve o fıtrî amel, sevablı bir ibâdet ve şer‘î bir hareket oluyor. Çünki o âdî hareketiyle Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a ittibâı düşünür ve şerîatın bir edebi olduğunu tasavvur eder ve şerîatın sâhibi, o olduğu hâtırına gelir. Ve ondan Şâri‘-i Hakîkî olan Cenâb-ı Hakk’a kalbi müteveccih olur, bir nevi‘ huzûr ve ibâdet kazanır.
22 Nisan 2010: 07:13 #769726Anonim
@memluk 190190 wrote:
ben bu soruya acizane fikrimi yazmak istiyorum haddımı aşmak yada terbiyesizlik yapmak istemem
Bazı şeyler zamanla değişime uğrar örneğin efendimiz dönemindeki hayat tarzı o zamanın şartlarınca olması gerekenin en güzeli olarak yaşandı
kıyafeti ulaşımı ev halı değişti bunu yapmakla insan Efendimizi sevmiyormu denir haşa!
Sünneti Seniyye her haliyle edebtir bu tartışılmaz ,
sizinde ifade ettiğiniz gibi onun gibi giymekle yada diğer yaptıklarını yapmakla sünneti eda etmişmi oluruz bence hayır .
Ameller niyetlere göre değer kazanır, bu fiilleri yaparken eğerki niyetimiz efendimizi taklıt etmek onun sünnetini yaşatmaksa ozaman sünneti tam yaşıyoruz demektir
Selam ve dua ile…:gül:Memluk kardes bu konuda size katilamiyorum zaten amac peygamber efendimizin sünnet-i seniyyesini bu zamanda yasamak degilmi,eger esas bu ise nasil sünnet eda edilmemis olur.Mesela bir eve giriyorsun cok lüx bir eve daha giriyorsun esya acisindan daha fakirhane diyelim ,peygamber efendimizin ev hali aklimiza geliyor oda fakir bir haneye sahipti.Yada kiyafet sakali sarigi olan bir erkek kiyafetide uygun olursa direk olarak peygamber efendimizi hatirlatmiyormu ama kiyafeti modern olan sakali olmiyan nasil hatirlaticak.Benimde kafama takilan sorular bunlar.
22 Nisan 2010: 08:01 #769730Anonim
@Hakikat 190856 wrote:
Memluk kardes bu konuda size katilamiyorum zaten amac peygamber efendimizin sünnet-i seniyyesini bu zamanda yasamak degilmi,eger esas bu ise nasil sünnet eda edilmemis olur.Mesela bir eve giriyorsun cok lüx bir eve daha giriyorsun esya acisindan daha fakirhane diyelim ,peygamber efendimizin ev hali aklimiza geliyor oda fakir bir haneye sahipti.Yada kiyafet sakali sarigi olan bir erkek kiyafetide uygun olursa direk olarak peygamber efendimizi hatirlatmiyormu ama kiyafeti modern olan sakali olmiyan nasil hatirlaticak.Benimde kafama takilan sorular bunlar.
Allah razı olsun kardeşim:037:
elbette farklı fikirler olması gerek bu dinimizin güzelliğindendir saygı duyuyorum .
Efendimizin kılık kıyafeti yaşam tarzını hayatına uygulayan kişileri takdir ediyorum.
Bir yandanda günümüz şartlarında sakal ve kıyafetini bu şartlara göre ayarlayan kardeşlerimizin hayatındada sünnet yok diyemeyiz
Efendimiz döneminde fakir olan sahabisi ve zengin olan sahabiside vardı o zamanın şartlarına göre .
Allah kulunu fakirlikle ve zenginlikle imtihan eder
Fakir sabreder şükreder.
Zenginde fakırlerin hakkını koruyarak zekatını verir.
Allah kuluna verdiği nimeti kulun üzerinde görmek ister.
.
SELAM VE DUA İLE :037: -
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.