• Bu konu 0 yanıt içerir, 2 izleyen vardır ve en son Anonim tarafından güncellenmiştir.
2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
  • Yazar
    Yazılar
  • #661513
    Anonim

      .. Surelerin Fazileti-2

      Kutbuddîn İznikî buyurdu ki:
      “Nebe sûresini güneş doğarken okuyan kimse, bütün âfetlerden emin olur.”
      [Nebe sûresi Kur’ân-ı kerîmin 581. sayfasındadır.]
      Mu’avvizeteyn (Felâk, Nâs) sûrelerinin fazîleti
      Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
      “Ey Cübeyr, yolculuğa çıktığında, arkadaşlarının içinde en iyi durumda olmak,
      sıkıntı çekmemek ve rızık bakımından rahat olmak istersen, Kulyâ, İzâcâe,
      kulhüvallahü ehad, kul e’ûzü birabbinnâs oku. Okurken besmele ile başla, besmele
      ile bitir!”
      Ukbe bin Âmir radıyalallahü anh anlatır:
      Bir zaman Peygamber efendimizle yolculuk yaparken şiddetli bir fırtınaya
      tutulduk. Resûlullah, Felâk ve Nâs sûrelerini okuyup, bana buyurdu ki:
      “Ey Ukbe, bu iki sûre ile Allaha sığın; zira Allaha hiç bir kul bunlardan daha
      fazîletli birşey ile sığınamaz!”
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Kulhüvallahü ehad, Felâk ve Nâs sûrelerini sabah akşam üç defa oku!
      Bunlar sana kâfidir.”

      “Cuma namazından sonra, yedi defa İhlâs ve Mu’avvizeteyn okuyanı, Allahü
      teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan ve kötü işlerden korur.”
      “İki sûreyi çokça okuyun! Allahü teâlâ sizi âhırette onlarla fyadalandırıcaktır.
      Mu’avvizeteyn kabri nûrlandırır, şeytanı uzaklaştırır. Sevâbları ve dereceleri arttırır.
      Mîzânda ağır gelir ve sâhibini Cennete götürür.”
      Muhammed Ma’sûm-i Fârûkî buyurdu ki:
      “Dertlerden kurtulmak için Mu’avvizeteyni çok okumak da faydalıdır.”
      Hazret-i Âişe vâlidemiz, Peygamber efendimizin yatacağı zaman, İhlâs, Felâk
      ve Nâs sûrelerini okuyup, ellerine üflediğini, sonra da elleri ile vücudunu
      sıvazladığını bildirmektedir.
      İmâm-ı Rabbânî hazretleri de, “Sıkıntılı zamanlarda dört kul’leri yani kulyâ,
      kulhüvallahü ehad, Felâk ve Nâs sûrelerini çok okumalıdır” buyurmaktadır.
      Felâk sûresini çok okuyan kimseye, Cenab-ı Hak, kolay yollardan rızık nasip
      eder. İnsanların hasedinden, her türlü şer ve kötülüklerden muhafaza eder.
      Nâs sûresini devamlı okumayı alışkanlık haline getiren kimse, daima sıhhat
      ve âfiyette olur. Nazara karşı okunursa, şifâ bulur.
      Son nefesini vermekte olan kimse için bu sûre okunursa, rûhu bedenden
      rahatça ayrılır. Yatağa girerken okuyan kimse, cin ve şeytan şerrinden kurtulur.
      Vesvesesiz, korkusuz rahat bir uyku uyur.
      Seyyid Abdülhakim Arvâsî buyurdu ki:
      “Âyetel-kürsî, İhlâs, Mu’avizeteyn ve Fâtiha sûrelerini sık sık okumak da,
      insanı cinden muhâfaza eder.”
      Fâtiha-i şerîfenin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Fâtiha sûresi, ölümden başka her derde devâdır.”
      “Fâtihayı ve İhlâs sûresini okuyan, Kur’ân-ı kerîmin üçte birini okumuş
      sayılır.”
      “Bir kimse evine gelince, önce Fâtiha sûresini daha sonra İhlâs sûresini
      okursa, Allahü teâlâ o evden fakirliği giderir, yerine huzur ve bereket ihsân eder.”
      “Yatağa girildiğinde, uyumadan önce Fâtiha ve İhlâs sûrelerini okuyan, ölüm
      hariç bütün tehlikelerden emin olur.”
      “Bir kimse, yatağa girdiğinde, Fâtiha sûresini, Âyet-el kürsî’yi, Veinne
      Rabbeküm âyetini.. (Muhsinin’e kadar), Haşr sûresinin sonunu, İhlâs ve
      Muavvizeteyn sûrelerini okur, ondan sonra uyursa, Allahü teâlâ, o kimseyi her türlü
      tehlikelerden korumak için iki melek görevlendirir.
      O iki Melek sabaha kadar onu korur. Şayet sabaha kadar vefât etmiş olursa,
      bütün günâhları bağışlanır.”
      “Bir kimse, Cuma namazından sonra Fâtiha sûresini, İhlâs ve Mu’avvizeteyn
      sûrelerini yedişer defa okursa, Allahü teâlâ o kimsenin hem dünyasını hem
      âhiretini, hem de çoluk çocuğunu gelecek Cumaya kadar himayesine alır ve her
      türlü tehlikeden korur.”
      “Yağmur suyunu toplayıp, üzerine fâtiha-i şerîfe, Âyet-el-kürsî, İhlâs ve Kul-
      e’ûzü sûreleri yetmişer kere okunur, bu sudan aralıksız yedi sabah içenlerin
      hastalıkları, ağrıları zâil olur.”
      “Ey Câbir! Kur’ân’da nâzil olan sûrenin hayırlısını sana haber vereyim mi? Bu
      Fâtiha’dır. Onda her derde şifâ vardır.”

      Abdülazîz Dehlevî buyurdu ki:
      “Yedi kere Fâtiha okuyup, derd, ağrı olan uzva üflenirse, şifâ hâsıl olur.”
      Mevlânâ Muhammed Osman buyurdu ki:
      “Duâların en kıymetlisi ve fâidelisi Fâtiha sûresidir.”
      Fâtiha şifâdır
      Ebû Hüreyre buyurdu ki:
      “Fâtiha sûresi indirildiğinde İblis hased ve kederinden ağlayıp inledi.”
      İmâm-ı Mücâhid buyurdu ki:
      “Şeytan dört defa inlemiştir.”
      1- La’nete uğradığı zaman,
      2- Cennetten çıkarıldığı zaman,
      3- Allahü teâlâ, peygamber gönderildiğinde,
      4- Fâtiha sûresi nâzil olduğunda.”
      Ebü’l-Hasen Şâzili buyurdu ki:
      “Yedi defa Fâtiha sûresini okuyup dert ve ağrı olan uzva üflenirse, şifâ hasıl
      olur. Âyet-i kerîmenin ve duânın tesir etmesi için okuyanın ve okutanın Ehl-i
      sünnet itikadında olması, haram işlemekten, kul hakkından sakınması, haram
      yimemesi ve karşılık olarak ücret istememesi şarttır.”
      Enfâl sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
      “Sûre-i Enfâl ve Sûre-i Tevbe’yi okuyan kimseye ben şefaatçıyım. Ve o
      kimsenin münâfıklıktan beri olduğuna şahidlik ederim. Arşı yüklenen melekler
      ölünceye kadar onun için istigfâr ederler.”
      En’âm sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Bir kimse, sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra, En’âm sûresinin
      başındaki üç âyet-i okursa, Allahü teâlâ, o kimse için yetmiş bin melek
      vazîfelendirir, bunlar kıyâmete kadar o kimse için istigfâr ederler.”
      “Kim En’âm sûresini, arasına dünya kelâmı sokmadan okursa, Allahü teâlâ o
      kimsenin geçmiş günâhlarını affeder.”
      “Hâlis bir niyetle kılınan iki rek’at namazda, Fâtihadan sonra En’âm sûresini
      okuyan, her türlü tehlikelerden korunur.”
      “Kim En’âm sûresini gece ve gündüz okursa, yetmiş bin melek ona istigfâr
      eder ve onun için af diler.”
      Hazret-i Ömer buyurdu ki:
      “En’âm sûresi Kur’ân-ı kerîmin en fazîletli sûrelerinden biridir.”
      İmâm-ı Şâfiî buyurdu ki:
      “Her kim sabah ve akşam sûre-i En’âm’ın başındaki üç âyetini yedişer defa
      okuyup ellerine üfleyerek vücûdunu mesh ederse, hastalık ve ağrılardan emin
      olur.”
      Âl-i İmrân sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “İki beyaz gül bahçesini okuyunuz. Bu bahçeler Bekara ve Âl-i İmrân
      sûreleridir. Bu iki sûre, kıyâmet gününde birer beyaz bulut, birer beyaz mermer

      kitlesi gibi okuyucularının üzerinde durur, mahşerin şiddetli hararetine karşı gölge
      yaparak serinliğe vesîle olurlar.”
      “Kim Âl-i İmrân sûresini cuma günü okursa, güneş batıncaya kadar ona
      Allahü teâlâ rahmet, melekler de istigfâr ederler.”
      “Allahü teâlânın ism-i a’zamı şu iki âyettir: Birincisi Bekara sûresinin 163’üncü
      âyeti, ikincisi Âl-i İmrân sûresinin başı.”
      “Âl-i İmrân’ı okuyan kimseye kıyâmet günü sırat üstünde, okuduğu her bir
      âyetin karşılığında emniyet verilir.”
      Abdullah bin Mes’ûd buyurdu ki:
      “Âl-i İmrân sûresi; gecenin sonunda kalkıp okuyan yoksul için ne güzel bir
      hazinedir.”
      Abdullah bin Abbâs buyurdu ki:
      “Kim Âl-i İmrân sûresini okursa zengin olur.”
      Kâfirûn (Kulyâ) sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Kim herhangi bir gecede Kâfirûn (Kulyâ) sûresini okursa, çok güzel ve hayırlı
      bir iş yapmış olur.”
      “Kim kulyâ sûresini okursa, ona Kur’ân-ı kerîmin dörtte birini okumuş gibi
      sevâb verilir. Ondan şeytanlar uzaklaşır, şirkten berî olur ve kıyâmetin şiddetinden
      emin olur.”
      “Yatarken Kulyâ sûresini okumak, Allaha şirk koşmaktan alıkoyar.”
      Peygamber efendimiz Kulyâ sûresi okuyan birine rastladığında buyurdu ki:
      “Bu kişi şirkten uzak ve berî oldu.”
      Peygamber efendimiz buyurdu ki:
      “Kulyâ sûresini okuduktan sonra uyu! Zira bu sûreyi okumak şirkten
      kurtuluştur.”
      Kâfirûn sûresini, İhlâs, Felâk ve Nâs sûreleri ile birlikte okuyanın rızkı artar,
      hali düzelir.
      İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:
      “Her türlü şerden korunmak için ve sıkıntılı zamanlarda dört kul’ü çok
      okuyunuz.”
      [Dört kul, Kulyâ, Kulhüvallahü ehad, Felâk ve Nâs sûreleridir.]
      Haşr sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Kim sabahleyin üç defa “E’ûzü billâhissemîil alîmi mineş-şeytânirrâcîm”
      dedikten sonra Haşr sûresinin sonundaki üç âyeti okursa, Allah kendisine yetmiş
      bin melek vazifelendirir. Bunlar akşama kadar o kişiye duâ ve istigfâr ederler. Eğer
      o gün vefât ederse şehid olarak ölür. Bu âyetleri akşamleyin okuyan da aynı
      şeylere kavuşur.”
      “Haşr sûresinin sonunu okuyan kimsenin, geçmiş ve gelecek günâhlarını
      [Farz ve kul borçları hâriç] Allahü teâlâ affeder.”
      Âlimlerimiz buyuruyor ki:
      “Her sabah ve akşam Haşr sûresinin sonunu okuyanlar âhiret şehidi olurlar.”

      Kadr sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Her kim abdest aldıktan sonra, “kadr” sûresini bir kere okursa, Hak teâlâ, o
      kimseyi sıddıklardan yazar. İki kere okursa, şehidlerden yazar. Üç kere okursa,
      Peygamberlerle haşreder.”
      “Beni rüyasında görmek isteyen kimse, Cuma gecesi dört rek’at namaz kılıp,
      her rekatinde Fâtiha-i şerîfe ile Ve’dduhâ, Elem neşrah, İnnâ enzel-nâhü ve İzâ
      zülzilet-il-Ardu sûrelerini okusun! Sonra bana yetmiş defa salevât-ı şerîfe getirsin.
      Yetmiş defa istigfâr da edip uyursa, beni rüyasında görür.”
      Büyüklerden birisi yanındakilere sordu:
      “Size ism-i a’zamı öğreteyim mi?”
      “Öğret” denildiğinde buyurdu ki:
      “Fâtiha, İhlâs, Âyet-el kürsî ve bir de İnnâ enzelnâ sûrelerini okuyun! Sonra
      kıbleye dönerek arzu ettiğiniz şekilde duâ edin! Allah şüphesiz duânızı kabul
      buyurur.”
      Bazı âlimler buyurdu ki:
      “Kim Kadr sûresini Cuma gecesi bin defa okursa, Peygamber efendimizi
      rüyasında görmeden ölmez.”
      Âlimlerimiz buyurdu ki:
      “Meyyit defn edilirken yedi sûreyi okumak müstehabdır. Bu yedi sûre, Kadr,
      Kâfirûn, Nasr, İhlâs, Mu’avvizeteyn ve Fâtiha sûreleridir.”
      Mü’min (Hâ mîm) sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Herşeyin bir özü vardır. Kur’ânın özü ise, “Hâ mîm”lerdir.”
      “Her kim Âyet-el kürsî ve Mü’min sûresini okursa, o gün içerisinde bütün
      fenâlıklardan muhâfaza olunur.”
      “Cennet bahçelerinde yükselmeyi arzu eden kimse, “Hâ mîm”leri okusun.”
      “Her kim Mü’min sûresini (İleyhil masîr)e kadar ve Âyet-el kürsî’yi sabahleyin
      okursa, bu kimse bütün bela ve musibetlerden korunur. Akşam okursa, sabaha
      kadar bütün fenâlıklardan muhâfaza olunur.”
      “Hâ mîm’ler yedidir: Cehennemin kapıları da yedidir. Her Hâ mîm gelip
      Cehennemin bir kapısına durur ve; “Yâ Rab, bana inanan ve beni okuyan kişiyi bu
      kapıdan içeri sokma” diye yalvarır.”
      “Kim Mü’min sûresini okursa, ona duâ etmeyen ve onun için istigfârda
      bulunmayan hiçbir nebî, sıddîk, şehid ve mü’min rûhu kalmaz.”
      “Allahü teâlâ, yedi Hâ mîm’leri bana Tevrât yerine; Elîf lâm râ’lardan Tâ sîn
      mîm’lere kadar olan sûreleri İncil yerine; Tâ sîn mim’ler ile Hâ mîm’ler ve Mufassal
      yani Hucurât’tan sonraki sûreler ile üstün kıldı, benden önce hiç bir peygamber
      onları okumamıştır.”
      Abdullah bin Mes’ûd buyurdu ki:
      “Hâ mîm”ler Kur’ân-ı kerîmin süsüdür.”
      Fetih sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

      “Fetih sûresini okuyan kimse, Hudeybiye ağacının altında bana bîât eden
      kimse gibi sevâb alır.”
      “Ramazanın birinci gecesi kim namazda, Fetih sûresini okursa, Allahü teâlâ o
      kimseyi bütün sene korur.”
      “Kim Fetih sûresini okursa, sanki Mekke’nin fethinde Resûlullah ile berâber
      bulunmuş gibidir.”
      “Bu gece bana bir sûre indirildi ki, o bana dünya ve içindekilerden daha
      sevimlidir. Bu sûre “İnnâ fetahnâ”dır.”
      İmâm-ı Sa’lebi buyurdu ki:
      “Sûre-i Feth’i okuyanların, meleklerin tesbîhlerinden ve zikirlerinden nasîbi
      vardır.”
      Duhân (Hâ mîm) sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Bir kimse, Duhân sûresini akşamleyin okursa, sabaha kadar yetmiş melek o
      kimse için Cenâb-ı Haktan mağfiret talebinde bulunur. Cenâb-ı Hak da, o
      meleklerin taleplerini kabûl buyurur.”
      “Bir kimse, Yâsîn ve Duhân sûrelerini herhangi bir Cum’a gecesinde baştan
      sona kadar okur ve bu okuduğu sûrelerin kudsiyyetine gereği gibi inanır ve
      güvenirse, Cenâb-ı Hak, o kimsenin geçmişteki günâhlarını bağışlar.”
      “Kim geceleyin Duhân sûresini okuyup namaz kılar, sonra yatarsa, yetmiş bin
      melek onun için istigfâr getirir.”
      Nasr (İzâ Câe) sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “İzâ câe nasrullahi sûresi, Kur’ânın dörtte birine denktir.”
      “Kim İzâ câe nasrullahi’yi okursa, Mekke-i Mükerreme’nin fethinde hazır
      bulunup da şehîd olmuş gibi sevâb alır.”
      “Ey Cübeyr! Yolculuğa çıktığında, arkadaşlarının içinde en iyi durumda
      olmak, sıkıntı çekmemek ve rızık bakamından rahat olmak istersen, Kâfirûn, Nasr,
      İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerini oku…”
      Fahreddîn-i Râzi buyurdu ki:
      “Nasr sûresi mü’minlerin sûresidir. Her mü’min bu sûreyi okuduğunda, Allahü
      teâlâ işlerini kolaylaştırır, onu düşmanları üzerine gâlip kılar, maîşet sıkıntısı
      çektirmez, tevbesini kabul, günâhlarını affeder.”
      Âlimler buyurdu ki:
      “Fetih sûresini okumaya gücü yetmeyen Nasr sûresini okusun.”
      Asr sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Kim Asr sûresini okursa, Allahü teâlâ onun günâhlarını affeder. Hakkı ve
      sabrı tavsiye edenlerden olur.”
      Ebû Huzeyfe buyurdu ki:
      “Resûlullahın Eshâbından iki kimse karşılaştıklarında, biri diğerine Asr
      sûresini okumadan ayrılmazlardı. Sonra biri diğerine selâm vererek ayrılırlardı.”
      İmâm-ı Şâfiî buyurdu ki:

      “Kur’ân-ı kerîmde başka hiçbir sûre nâzil olmasaydı, şu pek kısa olan Asr
      sûresi bile, insanların dünya ve âhiret saadetlerini te’mine yeterdi. Bu sûre, Kur’ân-
      ı kerîmin bütün ilimlerini içine alır.”
      Kehf sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Kim Kehf sûresini başından on âyet ezberlerse, Deccâl’ın şerrinden
      korunur.”
      “Kim Kehf sûresini okursa, bulunduğu yer ile Mekke arası kendisi için bu
      okuma nedeniyle aydınlanıp nûr olur. Kim Kehf sûresinin sonundan on âyet
      okursa, sonra da Deccâl çıksa, artık ona zararı dokunmaz.”
      “Kim cum’a günü Kehf sûresini okursa, onun için ayağını bastığı yerden göğe
      kadar bir nûr fışkırır. Bu nûr kıyâmet günü onun yolunu aydınlatır ve o kişinin iki
      cum’a arasında işlemiş olduğu küçük günâhlar bağışlanır.”
      “Azamet ve büyüklüğü yer ile gök arasını dolduran sûreyi size haber vereyim
      mi? Bu sûreyi yazana da yine yer ile gök arasının dolusunca ecir vardır. Kim onu
      cum’a günü okursa, iki cum’a arasında işlediği küçük günâhları magfiret olunur. Bu
      sûre Kehf sûresidir.”
      “Kim Kehf sûresinin son beş âyetini okuyup yatarsa, Allahü teâlâ onu istediği
      saatte uyandırır.”
      “Kehf sûresi okunan eve o gece şeytan girmez.”
      “Kim herhangi bir gecede Kehf sûresinin 110’nuncu âyetini okursa, bu okuyuş
      kendisi için Aden-i Ebyen’den (Yemen’de bir ada) Mekke’ye kadar olan mıntıkaları
      aydınlatan içi meleklerle dolu bir nûr olur.”
      Senâullah Dehlevî buyurdu ki:
      “Cum’a gecesi veya gündüzünde Kehf sûresini okumak çok sevâbdır.”
      Abdullah bin Mes’ûd buyurdu ki:
      “İsrâ, Kehf ve Meryem sûreleri ilk inen sûrelerdendir. Bu sûreler benim ilk
      servetimdir.”
      Tekâsür sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Beni Hak Peygamber olarak gönderen Allahü teâlâya yemîn ederim ki,
      muhakkak Elhâkümüttekâsür’ü okumak bin âyet okumaya denktir.”
      Peygamber efendimiz bir gün eshâbına buyurdu ki:
      “Her gün bin âyet okumaya hanginizin gücü yeter?” Eshâb-ı kirâm,
      “Yâ Resûlallah, bin âyet okumaya kimin gücü yeter?” dedi.
      Resûlullah;
      “Elhâkümüttekâsür’ü okumaya gücünüz yetmez mi?” buyurdu.
      Tekâsür sûresinin fazîleti
      “Tekâsür sûresini okuyan kimse, melekût âleminde, şükrü yerine getiren diye
      çağrılır.”
      Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
      “Tekâsür sûresini okuyan kimse, melekût âleminde, şükrü yerine getiren diye
      çağrılır.”

      Abdullah bin Şihhîr diyor ki: “Tekâsür sûresinin nâzil olduğu zaman
      Resûlullaha gittim. Resûlullah efendimiz; “İnsanoğlu; malım malım der durur.
      Senin yiyip bitirdiğin, harcayıp tükettiğinden başka malın mı var?” buyurdu.”
      Kabristana gelen kimsenin, mezârın sağ yanına, ya’ni kıble tarafına ayak
      ucuna yakın durması, selâm vermesi, ayakta veya çömelip veya oturup, Bekara
      sûresinin başını ve sonunu, Yasîn-i şerîf sûresini, Tebâreke, Tekâsür, İhlâs ve
      Fâtiha sûrelerini okuyup meyyite hediye etmesi müstehabdır.
      Tevbe (Berâe) sûresinin fazileti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Kur’ân-ı kerîm bana âyet âyet, harf harf nâzil oldu. Ancak, Tevbe ve İhlâs
      sûreleri hâriç. Bunlar bana 70 bin melekle berâber nâzil oldu.”
      “Enfâl ve Tevbe sûrelerini okuyan kimseye şefâ’atçiyim ve o kimsenin
      münâfıklıktan uzak olduğuna şehâdet ederim.”
      “Her kim Tevbe sûresinin son âyetini, sabah ve akşam yedişer defa okursa,
      Allahü teâlâ bütün işlerinde o kuluna kâfi gelir.”
      Zilzâl sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Zilzâl sûresi Kur’ân-ı kerîmin yarısına denktir.”
      “Bir kimse Cum’a gecesi iki rek’at namaz kılar ve onda Fâtiha ve onbeş kere
      Zilzâl sûresini okursa, Allahü teâlâ onu kabir azâbından ve kıyâmet sıkıntılarından
      emîn kılar.”
      Adamın biri Resûlullah efendimize gelerek, “Yâ Resûlallah! Bana öz ve
      herşeyi içine alan bir sûre öğret” dedi. Resûlullah efendimiz; “Zilzâl sûresini oku!”
      buyurdu. Adam; “Seni hak din ile gönderen Allaha yemîn ederim ki, bunun dışında
      bir şey yapmam” dedi ve kalkıp gitti. Resûlullah efendimiz; “Adamcağız kurtuldu”
      buyurdu.
      “Kim herhangi bir gecede Zilzâl sûresini okursa, Kur’ân-ı kerîmin yarısını
      okumuş gibi sevâb kazanır.”
      Secde sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
      “Kim Secde ve Mülk sûrelerini yatsı namazından sonra okursa, sanki Kadir
      gecesini ihyâ etmiş gibi sevâb kazanır.”
      Câbir bin Abdullah buyurdu ki:
      “Resûlullah efendimiz Secde ve Mülk sûrelerini okumadan uyamazlardı.”
      Muhammed bin Alkamî buyurdu ki:
      “Her gece Tebâreke ve Secde sûresini okuyanlara kabir suâli olmaz.”
      Yahya bin Ebî Kesîr dedi ki:
      “Peygamber efendimiz Eshâbına Secde ve Tebâreke sûrelerini okumayı
      emretmiştir. Zira bu iki sûrenin her âyeti diğer sûrelerin yetmiş âyetine bedeldir.
      Kim bu iki sûreyi yatsıdan sonra okursa, bu ikisini Kadir gecesinde okumuş gibi
      sevâb alır.”
      Hâlid bin Ma’dân buyurdu ki:
      “Kurtuluşa götüren Secde sûresini okuyunuz. Zira bana ulaşan habere göre,
      adamın biri sırf bu sûreyi okur, başkasını okumazmış. Çok da kusûrları varmış. Bu

      sûre o kişiye Allah katında kanat germiş ve şöyle yalvarmış: Yâ rab, bu kulunu
      bağışla! O beni çok okurdu. Allahü teâlâ da sûrenin şefâ’atini kabûl etmiş ve şöyle
      buyurmuştur: Onun her günâhına karşılık bir sevâb yazınız ve kendisini bir derece
      yükseltiniz.”
      İbni Abbâs buyurdu ki:
      “Peygamber efendimiz, Cum’a günleri sabah namazlarında Secde ve Hel Etâ
      sûrelerini okurdu.”
      Hûd sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Hûd sûresi beni ihtiyârlattı.”
      “Cum’a günleri Hûd sûresini okuyunuz.”
      “Ümmetim gemiye bindikleri vakit, Hûd sûresi 41. âyetini okumaları, onalrın
      emniyetleridir.”
      Yezîd bin Ebân diyor ki:
      “Bir gece Resûl-i Ekrem’i rü’yâda gördüm ve ona Hûd sûresini okudum.
      Bitirince bana, “Bu sûreyi okudun, ancak bunun ağlaması nerede” buyurdu.
      Duhâ sûresinin fazîleti
      “Rivâyete göre, Eshâb-ı kirâm ve Tâbi’înden bir grup, bir şey kaybettikleri
      zaman, Duhâ sûresini okur ve kaybettiklerini bulurlardı.”
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Allahü teâlâ, sûre-i Duhâ’yı okuyan kimseye mahşer günü, ev halkına,
      akrabâlarına, komşularına, dostlarına şefâ’at izni verir.”
      “Duâ sûresini okuyan kimseye Arafat’ta benimle beraber olana verilen ecir
      kadar ecir verilir.”
      İmâm-ı Gazâlî buyurdu ki:
      “Rivâyete göre, Eshâb-ı kirâm ve Tâbi’înden bir grup, bir şey kaybettikleri
      zaman, Duhâ sûresini okur ve kaybettiklerini bulurlardı.”
      Kıyâme sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Kıyâme sûresini devamlı okuyan kimse, Kıyâmet gününde açık alınla
      haşrolunur.”
      “Kim kıyâme sûresini okursa, ben ve Cebrâil (aleyhisselâm) kıâmet günü,
      kıyâmete inandığına dâir ona şâhidlik yaparız.”
      Câsiye sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Kim Câsiye sûresini baştan sona kadar okursa, Allahü teâlâ, o kimseyi
      dünya ve âhıretin her türlü fenâlıklarına karşı perdeler.”
      “Kim Câsiye sûresini okursa, hesap günü, Allahü teâlâ onun utanılacak
      şeylerini örter ve korkusunu giderir.”
      Şebe’ sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

      “Kim Sebe’ sûresini baştan sona kadar devamlı olarak okumasını âdet hâline
      getirirse, Allahü teâlâ o kimseyi kıyâmet gününde Peygamberlerle müsâfeha
      ettirir.”
      “Kim Sebe’ sûresini okursa, hiçbir resûl ve nebî kalmaz ki, kıyâmet günü ona
      arkadaş olmasın ve müsâfehâ etmesin.”
      Fâtır sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
      “Fâtır sûresini okumayı âdet haline getiren kimse, Cennete dilediği
      kapısından girmeye hak kazanır.”
      Beyyine sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
      “Kim Beyyine sûresini okursa, kıyâmet günü, hayrın, iyiliğin kaynağı ile
      berâber olur.”
      “Allahü teâlâ, Beyyine sûresini okuyan kişinin kırâatini dinler ve şöyle
      buyurur: Müjde olsun kulum! İzzetime yemîn olsun ki, gerek dünya ve gerek âhiret
      hâllerinden hiç birinde seni unutmayacağım ve seni Cennete yerleştireceğim tâ ki
      hoşnut oluncaya kadar.”
      “Beyyine sûresini münâfıklar okumaz ve kalbinde Allahü teâlânın varlığında
      şüphesi olan da okuyamaz. Allahü teâlâya yemîn ederim ki, yer ve gök
      yaratıldğından beri melekler bu sûreyi okuyarlar. Kim bu sûreyi okursa, Alalhü
      teâlâ onun dînini ve dünyasını muhâfaza eder ve onun için istigfâr edecek
      melekler gönderir.”
      Enes bin Mâlik şöyle anlatır: “Peygamber efendimiz, Übey bin Ka’b’a buyurdu
      ki: “Allahü teâlâ, Beyyine Sûresini sana okumamı emretti.” Übey; “Ey Allahın
      resûlü!.. Allahü teâlâ benim adımı da andı mı?” dedi. Peygamber efendimiz; “Evet”
      buyurdu. Bunun üzerine Übey bin Ka’b ağlamaya başladı.
      [Kur’ân-ı kerîmde 600. sayfadadır.]
      Kureyş sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
      “Kim, Kureyş Sûresini okursa, Allahü teâlâ ona, Ka’be’yi tavâf edenlerin ve
      orada i’tikâfta bulunanların adedinin on katı hasene verir.”
      İmâm-ı Rabbânî buyurdu ki:
      “Korkulu yerlerde ve düşman karşısında emîn ve rahat olmak için Kureyş
      Sûresini okumalıdır. Tecrübe edilmiştir. Her gün ve her gece hiç olmazsa onbirer
      defa okumalıdır.”
      Müddessir sûresinin fazîleti
      Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
      “Müddessir Sûresini her zaman okumayı alışkanlık hâline getiren kimseye,
      Allahü teâlâ Mekke’de yaşıyan müminlerin sevâbı kadar sevâb ihsân eder.”
      Kur’ân-ı kerîmdeki sûreleri okuyanlara verileceği bildirilen sevâblar, harâm
      işlemeyip, helâl lokma yiyenler, farz ve vâcib olan ibâdetleri yapıp kul borcu
      olmayanlar içindir. Ehl-i sünnet i’tikâdında olmak ve belirtilen fayda ve sevâbları bu
      sûrelerden değil, Allahü teâlâdan bilmek lâzımdır.

      Hamd ALLAH (C.C)`ya Selam Ve Salavat Peygamberimiz S.A.V ve Ashabina..DUALARINIZI BEKLIYORUM..

      #768186
      Anonim

        İhlâs sûresinin fazîleti
        Ebû Saîd-i Hudrî buyurdu ki: Eshâb-ı kirâmdan biri, sabaha kadar ihlâs
        sûresini tekrar eden birini işitir. Sabah olunca Resûlullah efendimize giderek, bütün
        gece İhlâs okumasını az görerek durumu arz eder. Resûlullah efendimiz de
        buyurdu ki:
        “Nefsim yed-i kudretinde olan Allaha yemîn ederim ki, bu sûreyi okumak,
        bütün Kur’ân-ı kerîmin üçte birine denktir.”
        Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
        “Kim İhlâs sûresini gösterişten uzak bir şekilde okursa, Allah onun bedenini
        Cehenneme harâm kılar.”
        “Kim sabah namazından sonra, İhlâs sûresini on bir defa okursa, o gün
        kendisine bir günâh gelip bulaşmaz. Şeytan gayret etse de korunmuş olur.”
        “Bir yolculuğa çıkmak isteyen kimse, evinin kapısını çekip ayrılınca on bir
        defa ihlâs sûresini okursa, o dönünceye kadar Allah onu muhafaza eder.”!
        “Kim akşam namazından sonra (konuşmadan) iki rek’at namaz kılıp, birinci
        rek’atinde Fâtiha ve Kâfîrun, ikinci rek’atinde Fâtiha ve İhlâs sûrelerini okursa,
        yılan, derisinden sıyrılıp çıktığı gibi o da günâhlarından öylece sıyrılıp çıkar.”

        “Ölüm hastalığı içinde iken ihlâs sûresini okuyan kimse, kabirde fitneye
        uğramaz. Melekler onu kanatları üzerine alıp, Sırat’ı geçinceye ve Cennete
        girinceye kadar götürürler.”
        “Yemeğe başlarken besmele çekmeyi unutan kimse, yemeği bitirince ihlâs
        sûresini okusun.”
        “Kabristandan geçerken, onbir ihlâs okuyup, imânla vefat etmiş mevtâların
        rûhlarına hediye eden kimseye, oradaki ölülerin sayısı kadar sevâb verilir.”
        “Yatağa girdiğinde, Fâtiha’yı ve İhlâs sûresini okuyan, ölüm müstesna
        herşeyden emin olur.”
        “Kim hergün, iki yüz defa ihlâs sûresini okursa, borçları hariç, elli yıllık günâhı
        affedilir.”
        “Kim ölüm hastalığında, ihlâs sûresini okursa, kabir azabı görmez. Kabrin
        sıkmasından emin olur. Melekler onu kanatlarıyla taşırlar ve Sırattan sür’atli bir
        şekilde geçirirler.”
        “Kim bin defa İhlâs sûresini okursa, Cennetteki makâmını görmeden vefât
        etmez.”
        “Kim yatağında uyumak ister, sağ yanına yatar ve yüz defa İhlâs sûresini
        okursa, kıyâmet günü Allahü teâlâ ona; “Ey kulum! Sağ yanın üzere Cennete gir”
        buyuracaktır.”
        “Eve girerken İhlâs-ı şerîfi okuyan fakirlik görmez.”
        Eshâb-ı kirâmdan Hazret-i Süheyl, bu hadîs-i şerîfe uyarak zengin olmuştur.
        Hazret-i Âişe buyurdu ki. Resûlullah efendimiz bir kişiyi, bir birliğin başkanı
        olarak gazaya gönderdi. O zat emrindekilere namaz kıldırırken, okuyuşunu daima
        İhlâs sûresi ile bitirdi. İşlerini görüp döndükleri zaman, onun bu hali Peygamber
        efendimize anlatıldı. Peygamber efendimiz; “Bunu niçin yaptığını ona sorun
        bakalım” buyurdu. Sordular. O, “Çünkü bu sûre Rahman’ın sıfatını bildirmektedir.
        Ben de bu sebeple onu okumayı seviyorum” dedi. Bunun üzerine Peygamber
        efendimiz; “Ona haber verin; muhakkak Allahü teâlâ da onu seviyor” buyurdu.
        “Cuma namazından sonra, yedi defa İhlâs ve Mu’avvizeteyn yani Felak ve
        Nâs sûrelerini okuyanı, Allahü teâlâ, bir hafta kazadan, beladan ve kötü işlerden
        korur.”
        “Üç şey kendisinde bulunan kimse, Cennete dilediği kapıdan girecektir. Kul
        hakkını ödeyen, her namazdan sonra onbir defa İhlâs sûresini okuyan, kâtilini
        affederek ölen.”
        “Kim İhlâs sûresini namazda veya namaz dışında yüz kere okursa, Allah ona,
        Cehennemden kurtuluş beratı yazar.”
        “Arefe günü bin İhlâs okuyanın bütün günahları affolur ve her duâsı kabul
        olur. Hepsini Besmele ile okumalıdır.”
        Eshab-ı kiramdan birisi; “Yâ Resûlullah! Kur’ân-ı kerîmin en faziletli sûresi
        hangisidir?” diye sordu. Resûlullah efendimiz; “İhlâs sûresidir” buyurdu.
        Enes bin Mâlik diyor ki: Resûlullah efendimiz birine; “Ey falan, evlendin mi?”
        diye sordu. O kişi; “Hayır, yâ Resûlullah! Hem benim evlenecek bir şeyim de yok”
        dedi. Peygamber efendimiz; “İhlâs sûresini bilmiyor musun?” buyurdu. O zât;
        “Evet, biliyorum” dedi. Peygamber efendimiz; “O sûre Kur’ân-ı kerîmin üçte birine
        denktir” buyurdu.
        “Her kim Kevser sûresini okumaya devam ederse, kalbi yumuşar, Rabbine
        huşû içinde ibâdet eder. Devamlı ibâdet üzere olur.”

        Birisi fakirlikten ve geçim sıkıntısından Peygamberimize şikayette bulundu.
        Peygamber efendimiz ona; “Evine girdiğin vakit, kimse varsa selâm ver, kimse
        yoksa kendine selâm ver ve bir defa İhlâs sûresini oku!” buyurdu. O kimse
        Peygamber efendimizin bu emirlerini yaptı. Allahü teâlâ ona öyle bol rızık verdi ki,
        komşularına dağıtmaya başladı.
        Yine hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
        “Her kim İhlâs sûresini 12 defa okursa, Allahü teâlâ onun için Cennette 12
        köşk bina eder. Hafaza melekleri birbirlerine derler ki: “Haydin yürüyün gidelim de
        kardeşimizin köşklerine bakalım””
        Muhammed bin Alkamî buyurdu ki:
        “Ölüm hastalığında İhlâs sûresini okuyanlara kabir suâli olmaz.”
        Ahmed bin Hanbel buyurdu ki: “Kabristana girince, Fâtiha, Felak, Nâs ve
        İhlâs sûrelerini okuyunuz. Sevâbını meyyitlere gönderiniz! Sevâbı hepsine ulaşır.”
        İmâm-ı Birgivî buyurdu ki:
        “Ölüm hastası İhlâs sûresini çok okumalıdır.”
        Süleyman bin Cezâ buyurdu ki:
        “İhlâs sûresini Besmele ile bin kere okuyan diş ağrısı görmez.) Yine buyurdu
        ki:
        (İhlas, Felak, Nas ve Fâtiha sûrelerini her gün üçer kere okuyan, malını,
        canını çoluk çocuğunu bütün belalardan muhafaza eder.”
        Kevser Sûresinin Fazîleti
        Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
        “Kim innâ a’taynâ sûresini okursa, Cenab-ı Hak ona Cennet nehirlerinden su
        içirir.”
        “Cenab-ı Hak buyurur ki: İzzetime yemin ederim ki, seni (Kevser sûresini) kim
        inanarak ve sevâbını umarak okursa onu affederim.”
        Kutbüddin İznikî buyurdu ki:
        “Bir kimse yatacağı vakit, Kevser sûresini okursa ve; “Yâ Rabbî! Beni sabah
        namazına uyandır” derse, Allahü teâlânın izniyle o kimse sabah namazına uyanır.”
        Âlimlerimiz buyurmuştur ki:
        “Her kim bu sûresi Cuma gecesi bin defa okur ve bin defa da salevât-ı şerîfe
        getirir de yatarsa, o gece Resûlullah efendimizi rüyâda görür.”
        Temîmî diyor ki:
        “Her kim Kevser sûresini okumaya devam ederse, kalbi yumuşar, Rabbine
        huşû içinde ibâdet eder. Devamlı ibâdet üzere olur.”
        Mülk sûresinin fazîleti
        Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
        “Mülk sûresi kötülüklerden engelleyici ve kurtarıcıdır. Kabir azabından
        kurtarır.”
        “Mülk sûresini her gece okuyan kimseden Cenab-ı Hak kabir azabını kaldırır.”
        “Mülk sûresini okumadan yatma! Zira ölürsen kabirde sana yoldaş olur. Her
        gece Mülk sûresini okuyan kimse, Kadr gecesini ihyâ etmiş gibi sevâba nail olur.”
        “Ben Mülk sûresinin, ümmetinmden her insanın kalbinde olmasını severim.”
        “Kur’ân-ı kerîmden otuz âyetlik bir sûre, bir adama şefaat etti ve neticede
        mağfiret oldu. O, Mülk sûresidir.”

        Eshab-ı kiramdan bir kaçı, bir yere çadır kurbuşlardı. Burada bir kabir
        bulunduğunu bilmiyorlardı. Çadırda mülk sûresinin okunduğu işitildi.
        Resûlullah efendimize bunu haber verdiklerinde:
        “Bu sûre, insanı kabir azabından korur” buyurdu.
        Abdullah ibni Abbâs buyurdu ki:
        “Mülk sûresini oku! Onu ezberle! Çoluk çocuğuna ve komşularına da öğret.
        Zira bu sûre azabdan kurtarıcıdır.
        Okuyan kişiye Hak teâlâ indinde şefaatçidir. Eğer kişi onu ezberlemişse,
        Allahtan onu Cehennemden kurtmasını ister. Allah, o sayede kişiyi kabir
        azabından kurtarır.”
        Muhammed bin Alkamî buyurdu ki:
        “Her gece Tebarake (Mülk) sûresini okuyanlara kabir suâli sorulmaz.”
        Abdullah ibni Mes’ûd buyurdu ki:
        “Birisi vefat edip kabre konduğunda, azab melekleri ölünün başına gelir. Baş
        onlara der ki:
        “Ona dokunmayız. Zira o bana, Mülk sûresini okurdu.”
        Sonra karın tarafına varıp otururlar. O da der ki:
        “Ona dokunmayınız. Zira o bende Mülk sûresini ezberleyip hıfzetmiştir.”
        Bu sebeple bu sûreye, “kabir azabını engelleyici” anlamında “Mânia”
        denilmiştir.”
        Abdullah ibni Mes’ûd buyurdu ki:
        “Kim her gece Mülk sûresini okursa, Allahü teâlâ bu sayede o kişiyi kabir
        azabından kurtarır.”
        (Mülk sûresi, Kur’ân-ı kerîmde 561 – 563 sayfalar arasındadır.)
        Bekara sûresinin fazîleti
        Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
        “Kur’ân-ı kerîmi okumaya devam ediniz. Çünkü Kur’ân-ı kerîm, kıyamet günü
        okuyucularına şefaatçı olarak gelecektir. Ay gibi parlak ve nûrlu Bekara ve Âl-i
        İmrân sûrelerini okumaya devam ediniz. Çünkü bu iki sûre, kıyâmet gününde iki
        bulut kümesi veya iki gölgeleyici veya gökyüzünde kanatlarını açmış saf saf iki
        alay kuş gibi gelecekler ve kendilerini okuyan kişileri harâretten, ateşten
        koruyacaklar, şefaat edeceklerdir.”
        “Bekara sûresini okumaya devam ediniz. Çünkü onu belleyip öğrenmek
        büyük bir berekettir, onu terketmek yani öğrenmemek ise büyük bir ziyandır.
        “Her şeyin bir zirvesi vardır; Kur’ân-ı kerîmin zirvesi de Bekara sûresidir. Bu
        sûrenin her âyeti ile seksen melek inmiştir.”
        “Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Muhakkak ki, içinde Bekara sûresi okunan
        evden şeytan kaçar.”
        “Kim herhangi bir gecede Bekara sûresini okursa, o sayede kendisine
        Cennette tâc giydirilir.”
        (Allahü teâlânın İsm-i a’zamı şu iki âyettir. Bekara sûresi 163. âyeti ile Âl-i
        İmrân sûresinin başıdır.)
        “Her kim Bekara ve Âl-i İmrân sûrelerini gündüzleri okursa akşama kadar
        münâfıklıktan berî olur. Her kim bu sûrelerin her ikisini geceleri okursa, sabaha
        kadar münâfıklıktan beri olur.”
        Hazret-i Ömer buyurdu ki:

        “Bekara ve Âl-i İmrân sûrelerini geceleri okuyan kimseye, bütün gece ibâdetle
        meşgul olmuş gibi sevab verilir.”
        Abdullah ibni Mes’ûd, buyurdu ki:
        “Evde, Bekara sûresinin başından beş âyet okunduğu gece, şeytan o eve
        giremez.”
        Seyyid Alizâde buyurdu ki:
        “Hatim indirirken, Felak, Nâs sûrelerini okuduktan sonra, hemen Fâtiha ve
        Bekara sûresinin başından beş âyet okumak çok sevâbdır.”
        Âmenerresûlü’nün fazîleti
        Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
        “Bekara sûresinin sonundaki iki âyeti (Âmenerresûlüyü) geceleyin okuyana,
        bunlar ona kâfidir.”
        “Bekara sûresinin başından dört âyeti, Âyet-el kürsîyi ve bunu takip eden iki
        âyeti ve sûrenin sonunda bulunan üç ayeti kim okursa ona ve ehline o gün şeytan
        yaklaşamaz, kötü olan hiçbir şeyle karşılaşmaz. Bu âyetler deliye okunursa Allahü
        teâlânın izniyle iyileşir.”
        “Allahü teâlâ, gökleri ve yeri yaratmadan iki bin yıl önce bir kitab yazdı ve o
        kitabdan iki âyet indirerek Bekara sûresini bu iki âyetle kapadı. Bu iki âyet, bir evde
        üç gece okunmazsa, Şeytân o eve yaklaşır.”
        “Âmenerresûlü’yü öğrenin!.. Kadınlarınıza, çocuklarınıza da öğretin. Çünkü
        bunlar hem Kur’ân-ı kerîm, hem de duâdır.”
        “Dört şey Arş-ı a’zam altındaki hazineden indirildi. Fâtiha, âyet-el-kürsî,
        Âmenerresûlü, Kevser sûresi.”
        Hazret-i Ömer buyurdu ki:
        “Akıllı kişi Bekara sûresinin sonunda bulunan âyetleri (Âmenerresûlü)
        okumadan uyamaz.”
        Hazret-i Ali buyurdu ki: “Bekara sûresinin sonundan üç âyet-i kerîmeyi
        okumadan uyuyan bir kimseye ben akıllı diyemem.”
        İmâm-ı Nevevî buyurdu ki: Bu âyet-i kerîmelere okumak geceyi ihyâ etmeye
        kâfidir. Bazıları da, kötülüklerden korunmasına kâfi gelir demişlerdir.
        İbni Âbidîn buyuruyor ki:
        “Defin bittikten sonra, birkaç dakika etrafında oturup veya çömelip, sessizce
        Bekara sûresinin başını ve sonunu okumak meyyit için duâ ve istigfâr etmek
        müstehabdır.”
        Abdullah ibni Mes’ûd buyurdu ki:
        “Resûlullah efendimize Mi’racda üç hususi şey verildi. Birincisi beş vakit
        namaz. İkincisi, Âmenerresûlü, Üçüncüsü Ümmetinden Allaha hiç bir şeyi ortak
        koşmadan ölenlerin günâhlarına şefaat etme.”
        Allâme Bedreddin Aynî buyurdu ki:
        “Âmenerresûlüyü okuyanlar için, bu âyetler, gece ibâdet, vird ve zikr yerine
        geçer. Sevâb ve fazîlet olarak yeter. O gece, olması muhtemel âfetlerden,
        şeytanın, insanların ve cinlerin şerrinden korur.”
        [Âmenerresûlü Kur’ân-ı kerîmin 50. sayfasındadır.]
        Âyet-el kürsî’nin fazîleti
        Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

        “Farz namazlarından sonra Âyet-el kürsî okuyan kimse ile Cennet arasında,
        ölümden başka mani yoktur.”
        “Kim, Âyet-el kürsî’yi okursa, Allahü teâlâ, onun o saatten itibaren sabaha
        kadar, iyiliklerini yazacak, kötülüklerini silecek bir melek gönderir.”
        “Bu âyet herhangi bir evde okunduğunda, şeytanlar mutlaka o evden otuz
        gün uzaklaşır. Yâ Ali! Bunu oğluna ve ev halkına öğret, komşularına hatırlat!”
        “Sıkıntı anlarında Âyet-el kürsî’yi okuyan kimseyi Allahü teâlâ sıkıntıdan
        kurtarır.”
        “Hastalığında Âyet-el kürsî’yi okuyan kimsenin ölümünü Allahü teâlâ
        kolaylaştırır.”
        “Yatarken Âyet-el kürsî’yi okuyanın yanında sabaha kadar Allah tarafından
        gönderilmiş bir muhafız bulunur. Bu müddet içinde ona şeytan yaklaşamaz.”
        “Bir kimse, evinden çıkarken Âyet-el kürsî’yi okursa, Hak teâlâ, yetmiş
        meleğe emreder, o kimse evine gelinceye kadar, ona duâ ile istigfâr eder.”
        “Âyet-el kürsî Kur’ân-ı kerîmin dörtte birine denktir.”
        “Kur’ân-ı kerîm sûrelerinin efdali Bekara sûresi, onun âyetlerinin en büyüğü
        de Âyet-el kürsî’dir. Şeytan, Bekara sûresi okunduğunu duyduğu evden çıkar
        gider.”
        “Allahın kitabında nazar için sekiz âyet vardır. Bir evde bir kul onu okursa, o
        gün ona insan ve cin nazarı değmez. Sekiz âyet Fâtiha ve Âyet-el kürsî’dir.”
        “Bir mümin, Âyet-el kürsî’yi okursa, Cenab-ı Hak kabirdeki müminlerin
        kabirlerini nûrlandırır, genişletir. Okuyana da çok sevâb verilir. Her hargi için bir
        melek halk olunur. Bu melekler, okuyan kimse için kıyâmete kadar istigfâr ederler.”
        Abdullah bin Mes’ûd buyurdu ki:
        “Âyet-el kürsî, Allahın kelâmıdır ve Allah kelâmı Allahü teâlânın yarattığı
        gökten de, yerden de daha büyüktür.”
        Ayet-el kürsî anlayışı artırır
        Hz. Ali buyurdu ki:
        “Âyet-el kürsî’yi okumadan uyuyan kimseye, akıllı demem.”
        Kutbuddîn İznikî buyurdu ki:
        “Beş vakit namazdan sonra, hemen bir âyet-el kürsî ve 33 sübhanallah, 33
        Elhamdülillah, 33 Allahü ekber ve bir kerre de Lâ ilâhe illallâhü vahdehü… okumak
        müstehabdır.”
        Yine buyurdu ki:
        “Âyet-el kürsî’yi ihlâs ile okuyanın, insan ve hayvan haklarından ve farz
        borçlarından başka günahları affolur. Yani tevbeleri kabul olur.”
        İmâm-ı Nevevî buyurdu ki:
        “Âyet-el kürsî’nin her yerde ve bilhassa yatağa yatılacağı zaman okunması
        müstehabdır.”
        İmâm-ı Bûnî diyor ki:
        “Âyet-el kürsî’yi suya 50 defa okuyup içen kimsenin, Allahü teâlâ aklını ve
        anlayışını artırır.” [Âyet-el kürsî Bekara sûresinin 255. âyetidir.]
        Vâkıa sûresinin fazîleti
        Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
        “Her kim, Vâkıa sûresini her gece bir defa okumayı âdet haline getirirse,
        ömründe fakirlik görmez.”

        “Vâkıa sûresi zenginlik sûresidir. Onu okuyunuz ve kadınlarınıza ve
        çocuklarınıza öğretiniz.”
        Birgün Hz. Ebû Bekr, Resûlullah efendimize; “Yâ Resûlallah, saçlarında
        beyazlıklar belirdi” demişti. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz buyurdu ki:
        “Saç ve sakalımı Hûd Vâkıa, Mürselât sûreleri ağarttı.”
        Resûlullah efendimizin böyle buyurması, bu sûrelerde, kıyâmet hallerini, eski
        kavimlerin uğradığı âkıbetleri düşünmesi ve ümmeti için üzülmesi sebebiyledir.
        Abdullah bin Mes’ûd gözlerini açtı ve buyurdu ki:
        “Onlara Vâkıa sûresini bırakıyorum. Bu sûreyi okuyan aslâ fakirlik yüzü
        görmez.”
        [Vâkıa sûresi, Kur’ân-ı kerîmde 533 -536 sayfalar arasındadır.]
        Yasîn-i şerîfin fazîleti
        Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
        “Her gece Yasîn sûresine devam edip, bu hâl üzere iken vefât eden kimse
        şehid olur.)
        (Kur’ân-ı kerîmdeki bir sûre, okuyana şefaat eder, dinliyenin affına sebep
        olur, âhırette korktuğundan emin olur. Bu Yâsin sûresidir.”
        “Ölüm hastası yanında Yâsin-i şerîf okununca, her harfi için bir melek gelip
        rûhun kolay çıkmasına duâ eder. Yıkanırken yanında bulunurlar. Cenazesi ile
        birlikte giderler. Namazında, defninde bulununlar ve hep duâ ederler.”
        “Şeytanlar, Yasîn sûresinden ve bir de Haşr sûresinin son kısmı ile
        Mu’avvizeteyn sûrelerinden kaçarlar.”
        “Kabristana giren kimse, Yasîn sûresini okusa, o gün meyyitlerin azâbları
        hafifler. Meyyitlerin sayısı kadar, ona da sevâb verilir.”
        “Yanında Yasîn-i şerîf okunan hasta, suya kanmış olarak vefât eder ve
        doymuş olarak kabre girer.”
        “Müslüman bir hasta yanında Yasîn-i şerîf okunursa, Rıdvân ismindeki melek
        Cennet şerbeti getirir. Suya kanmış olarak rûh teslim eder. Doymuş olarak kabre
        girer. Suya ihtiyacı olmaz.”
        “Yasîn okuyunuz. Onda on bereket vardır. Aç okursa, doyar. Çıplak okursa,
        giyinir. Bekâr okursa, evlenir. Korkan okursa, emin olur. Mahzun okursa ferahlar.
        Misafir okursa, seferde yardım görür. Kayıp bulunur. Hasta okursa şifâ bulur. Ölü
        üzerine okunursa azabı hafifler. Susayan okursa, suya kavuşur.”
        “Bir kimse ana-babasının veya birinin kabrini her Cuma ziyaret eder ve orada
        Yasîn okursa Allahü teâlâ ona, Yasîn’in her harfi miktarınca mağfiret eder.”
        “Kur’ân-ı kerîmin kalbi Yasîn’dir. Muhakkak ki o dertlere şifâdır. Allahı ve
        âhıret yurdunu dileyerek bir kimse Yasîn’i okursa, Allah kendisini mutlaka
        bağışlar.”
        “Her gece Yasîn sûresini okuyan kimse, muhakkak sûrette şehid olarak ölür.”
        “Cuma geceleri Yasîn sûresini okuyan kimse, Allahü teâlânın magfiretine
        kavuşmuş halde sabahlar.”
        Yasîn sûresinin faydaları
        Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:

        “Kur’ân-ı kerîmde bir sûre vardır ki, ona Allah katında “Azîme” denir. O sûreyi
        okuyan kimse, kıyâmet günü çok kimseye şefaat edecektir. O sûre Yasîn
        sûresidir.”
        Yasîn sûre-i şerîfesini okumanın faidelerinden bir kaçı:
        1- Eceli gelmiyen hasta şifâ bulur.
        2- Eceli gelen hasta ölüm acısı duymaz.
        3- Ölürken Cennet meleklerini görür.
        4- İnsan korktuğundan emin olur.
        5- Garipler yardımcı bulur.
        6- Aç olan, tok olur. Yani ummadığı yerden rızık gelir.
        7- Susuz olan, kanıncaya dek su bulur.
        8- Bekarların evlenmesi kolay olur.
        9- Elbisesi olmayan elbise bulur.
        10- Gayb olan şey bulunur.
        Fakat bunlara niyyet ederek ve inanarak okumak lazımdır.
        İmâm-ı Şa’rânî buyuruyor ki:
        “Hastam iyi olursa veya şu işim hasıl olursa, sevâbı Seyyidet Nefîse
        hazretlerine olmak üzere, Allah için, üç Yasîn okumak veya bir koyun kesmek
        nezrim olsun derse, bu dileğinin kabul olduğu çok tecrübe edilmiştir.”
        Nebe sûresinin fazîleti
        Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
        “Amme sûresini okuyan bir kimseye Allahü teâlâ, kıyâmet günü soğuk
        Cennet şerbeti ikram eder”
        “İkindi namazından sonra Nebe sûresini okuyan kimseye Cenab-ı Hak
        kıyâmet azabını hafifletir.”
        “Her kim Amme sûresini devamlı olarak ikindi namazından sonra okursa,
        Allahü teâlâ o kimsenin rızkını artırır, dünyadan âhıretteki yerini görmedikçe
        çıkmaz.”

      2 yazı görüntüleniyor - 1 ile 2 arası (toplam 2)
      • Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.