- Bu konu 9 yanıt içerir, 8 izleyen vardır ve en son
Anonim tarafından güncellenmiştir.
-
YazarYazılar
-
27 Mayıs 2009: 14:00 #653856
Anonim
O fidanlık mesnevî, turuk-u hafiye gibi enfüsî ve dahili cihetinde çalışmış, kalb ve ruh içinde yol açmağa muvaffak olmuş. Bahçesi olan Risale-i Nur; hem enfüsî hem ekser cihetinde turuk-u cehriye gibi afakî ve hariç daireye bakıp, mârifetullaha geniş ve her yerde yol açmış. Adeta, Musa Aleyhisselâmın Asası gibi nereye vurmuş, su çıkarmış.
TARİHÇE-İ HAYAT
27 Mayıs 2009: 14:05 #744328Anonim
- İnsan, nur-u iman ile âlâ-yı illiyyîne çıkar, cennete lâyık bir kıymet alır. Ve zulmet-i küfür ile esfel-i sâfilîne düşer, cehenneme ehil olacak bir vaziyete girer. Çünkü, iman, insanı sâni-i zülcelâline nisbet ediyor. İman bir intisaptır. Öyleyse, insan, iman ile insanda tezahür eden san’at-ı ilâhiye ve nukuş-u esmâ-i rabbâniye itibarıyla bir kıymet alır. Küfür o nisbeti kat eder. O kat’dan, san’at-ı rabbâniye gizlenir. Kıymeti dahi yalnız madde itibarıyla olur. Madde ise, hem fâniye, hem zâile, hem muvakkat bir hayat-ı hayvanî olduğundan, kıymeti hiç hükmündedir.
Sözlerden27 Mayıs 2009: 18:48 #744400Anonim
Demek,iman bir manevi Tuba-yı Cennet çekirdeğini taşıyor… Küfür ise manevi bir Zakkum-i Cehennem tohumunu saklıyor…(ikinci söz)
15 Temmuz 2010: 10:39 #772935Anonim
Senin vücudun taştan, demirden değildir.
Belki daima ayrılmaya müsaid muhtelif maddelerden terkip edilmiştir.
Gururu bırak ,aczini anla, malikini tanı ,vazifeni bil,
Dünyaya ne için geldiğini öğren !!!
(Hastalar Risalesi)15 Temmuz 2010: 11:04 #772938Anonim
Risale-i nur şakirdlerini bu zamanda en büyük vazifeleri, tahribata karşı takvayı esas tutup davranmak gerektir…(Kastamonu Lahikası)15 Temmuz 2010: 15:54 #772947Anonim
Eğer onunla mutmain olamadın; arzı, küreviyet kabına sığıştıramadın. İbrahim Hakkı’nın arkasına düş, Hüccetü’l-İslâm olan İmam-ı Gazâlî’nin yanına git, fetva iste. De ki: “Küreviyette müşâhhat var mıdır?” Elbette diyecek: “Kabul etmezsen müşâhhat vardır.” Zira, tâ zamanından beri şöyle bir fetva göndermiş: “Kim küreviyet-i arz gibi burhan-ı kat’iyle sabit olan bir emri, dine himayet bahanesiyle inkâr ve reddetse, dine cinayet-i azîm etmiş olur. Zira bu sadakat değil, hıyanettir.”
Muhakemat
15 Kasım 2010: 11:09 #781105Anonim
“Mimsiz medeniyet, taife-i nisâyı yuvalardan uçurmuş, hürmetleri de kırmış, mebzul metâı yapmış. Şer’-i İslâm onları
rahmeten davet eder eski yuvalarına. Hürmetleri orada, rahatları evlerde, hayatı âilede. Temizlik ziynetleri.”Sözler, Lemaat
15 Kasım 2010: 11:30 #781107Anonim
İdama mahkûm birisi, zindanın süslenmesinden zevk alabilir mi? Ebedi bir aşk isteyen bir kalbi fâni sevgiler tatmin eder mi? Dünya kadar bir cennetle ancak tatmin olan bir ruh, suyu-elektriği bile kesilebilen uyduruk villalarla kandırılabilir mi?
15 Kasım 2010: 11:33 #781108Anonim
Bırak bîçare feryâdı, belâdan kıl tevekkül. Zira feryâd; belâ-ender hatâ-ender belâdır bil.
Belâ vereni buldunsa eğer; safâ-ender, vefâ-ender, atâ-ender belâdır bil.
Mâdem öyle, bırak şekvayı şükret, çün belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.
Ger bulmazsan, bütün dünya cefâ-ender, fenâ-ender, hebâ-ender belâdır bil.
Cihan dolu belâ başında varken, ne bağırırsın küçücük bir belâdan gel tevekkül kıl.
Tevekkül ile belâ yüzünde gül, tâ o da gülsün; o güldükçe küçülür, eder tebeddül.
15 Kasım 2010: 11:34 #781109Anonim
Onu tanıyan ve itaat eden zindanda dahi olsa bahtiyardır. Onu unutan saraylarda da olsa zindandadır, bedbahttır.
16 Kasım 2010: 20:48 #781167Anonim
dördüncü şua | 76bu kainatta görünen bütün güzellikler öyle bir güzelden geliyorki,bu mütemadiyen değişen ve tazelenen kainat,bütün mevcudatiyle ayinedarlık dilleriyle ,o güzelin cemalini tavsif ve tarif eder
-
YazarYazılar
- Bu konuyu yanıtlamak için giriş yapmış olmalısınız.